Pazarlama Stratejilerinin 52 Hali

Pazarlama stratejileri yaratıcılıkla eştir ve kullanım alanı sizin kendinizi, markanızı nasıl konumlandırdığınıza göre şekillenir. Aşağıdaki slideshare ise dijital pazarlamadan tutun da pazarlamanın atası sayılabilecek WOMM yani ağızdan ağıza pazarlama gibi stratejileri toplu halde beğenimize ve bilgimize sunuyor. Markanıza uyabilecek olanı seçip stratejinizi farklılaştırabilirsiniz…

Daha detaylı anlatım için: Cultbranding

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

ODTÜ İşletme Bölümü mezunu olan Cemil Hayri Durgun, 2012 yılından bu yana Pazarlamasyon'da yazar hayatını sürdürmekte. Bunun yanı sıra 2013 yazından beri PTV direktörlüğü ve yönetim kurulu üyeliği sorumluluklarını yerine getirmektedir. Profesyonel yaşamına PepsiCo bünyesinde pazarlama ve yeni ürün süreçlerini yönetme gibi kritik bir görevde başlayan Cemil, şimdi ise kıdemli marka müdür yardımcısı olarak İçim kahvaltılık kategorisi ekibinde görev almaktadır.

Bir Cevap Yazın

Gelecek Hizmet Olarak Pazarlamada mı?

İhtiyacımız kadarını kullanmamızı sağlayan; Hizmet Olarak Yazılım (Software as a Service-SaaS) hayatlarımıza yerleşmeye başlarken, şimdilerde işletmelerin de ihtiyaçlarına göre pazarlama faaliyetlerinden yararlanmalarını sağlayan; Hizmet Olarak Pazarlama (Marketing as a Service-MaaS) gündemde.

Bundan 15-20 yıl önce, dünyanın herhangi bir yerinde yabancı insanların evlerinde konaklama konusunda fikirleri sorulsaydı, büyük bir ihtimal ile oldukça garip karşılanırdı. 2007 yılında San Francisco’da gerçekleşecek olan tasarım konferansı için tüm otellerin aylar öncesinden tutulması sonucunda; Rhode Island Tasarım Okulu’ndan arkadaş olan Joe Gabbia ve Brian Chesky, kendi evlerini ve çevrelerindeki komşularını biraz daha fazla para kazanma konusunda ikna etmek için AirBed & Breakfast adlı iş fikrini geliştirdiler. Bin dolarlık kâr ile başlayan bu macerayı, küresel çapta insanların seyahat ve konaklama alışkanlıklarında devrim yaratacak kadar büyük, daha sonra adı Airbnb olarak değişecek olan bir start-up haline getirmenin ilk adımını attılar.

Günümüzde satın almaya gerek olmaksızın son moda tasarımcılara ait aksesuarları takabilir, ihtiyacınız olan otomatik aletleri istediğiniz zaman kullanabilir, çiftçilik yapmadan taze meyve-sebze tüketebilir ya da hayalinizdeki arabaya ihtiyacınız olduğu zaman binebilirsiniz. Dahası satın almaya gerek olmadan en sevdiğiniz sanatçının albümünü Spotify üzerinden dinleyebilir ya da keyifle takip ettiğiniz dizinin yeni sezonunu, Netflix üzerinden aylık aboneliklerle izleyebilirsiniz.

Ekonomide gelişen sahip olma yerine ihtiyaç halinde kullanma mantığı yalnızca tüketicilerde değil, işletmelerin de iş yapma biçimlerinde yıkıcı etkiler yarattı. Tüketiciler olarak; Hizmet olarak yazılım (Software as a Service-SaaS) sayesinde talep ettiğimiz kadar hizmeti satın almaya aşina hale geldik. Şüphesiz ki, son on yılda yaşanan bu değişimlerden en çok etkilenen departman pazarlama oldu. Peki, tüketicilerin ön koltukta oturmaya başlamasıyla gitgide işleri zorlaşan markaların daha büyük deneyimler yaratarak aradan sıyrılabilmesi için, pazarlama faaliyetlerini hizmet olarak mı kullanmaları gerekiyor?

Daha öncesinde havayolu hizmeti satın alan bir müşteri ile işletme arasındaki ilişki, yolcunun uçaktan inmesiyle son buluyordu. Oysa günümüzde, havaalanından ayrılmak için ayarlanan Uber’e geç kalmamak için hatırlatıcı yollanmasından, terminale varır varmaz sunulan yemek hizmetine kadar müşteriye hizmet öncesi ve sonrasında tam bir deneyim yaşatmaları gerekiyor. Üstelik hiçbir müşteri, bu hizmet sağlayıcılarının işletmeye ait olup olmamasını önemsemiyor. İşte tam olarak bu nedenle Delta, Lyft ile işbirliği gerçekleştirildi.

Bunun bir başka örneği de Alexa, Echo ve HomePod ve Siri gibi modern araçlar. Cihazlarımız, bizim için şeyler yapabilen ve satın alabilen pazarlama servislerine dönüşüyor. Örneğin; evinizde kağıt havlu biterse, Alexa’ya Amazon’dan kağıt havlu almasını söyleyebilirsiniz veya Siri’den sizin için bir Uber çağırmasını isteyebilirsiniz. Airbnb örneğine dönecek olursak, İstanbul’da konaklama rezervasyonu yaptırırken, Tarihi Yarımada turu satın almanızı sağlayan bir hizmeti de anında deneyiminize ekleyebilirsiniz.

Tüm deneyimlerin isteğe ve anlık ihtiyaçlara bağlı olduğu günümüzde, hizmet olarak pazarlama kavramı; işletmelerin yeni pazarlama trendlerini hızlı ve etkili bir şekilde işletmelerine adapte etmelerine yardımcı oluyor. Pazarlamanın hizmet olarak satın alınması, özellikle küçük işletmelerin oyuna dahil olmasında oldukça etkili bir çözüm yaratabilir. CB Insights tarafından araştırmaya göre; startupların %90’ı başarısızlığa uğruyor ve bu başarısızlıkların en önemli 10 nedeninden 6 tanesi pazarlama stratejilerine dayanıyor.

 Hizmet Olarak Pazarlama Faaliyetlerinin Avantajları

İşletmenin kendi pazarlama ekibi, markanın tüm özelliklerini bilebilir ancak niş alanlarda yaratılan alternatif pazarlama hizmetleri için dışarıdaki ekipten yararlanmak, faaliyetleri daha etkili hale getirecektir.

Uzmanlık: Pazarlama desteği hizmet olarak sağlandığı zaman, işletmenin kendi ekibi de bu uzmanlıktan yaralanacaktır. Hizmet olarak pazarlamayı sunan işletme, gerçek bir niş pazarlama deneyimi yaratabilir.

Perspektif: Hizmet olarak pazarlama faaliyetleri sayesinde, ölçümler ve analitikler kolayca ele alınabildiği için daha etkin ve maliyet avantajlı bir süreç oluşturulabilir.

Esneklik: Daha öncesinde bilgi teknolojilerinde, insan kaynaklarında ve muhasebede kullanılan bulut bilişim, pazarlama faaliyetlerinde de kullanılabilir. Böylelikle gerçek zamanlı pazarlama faaliyetlerinden çok daha kolay şekilde yararlanılabilir.

Verimlilik ve zaman yönetimi: Yalnızca kendi temel görevlerine odaklanan iç pazarlama ekibi sayesinde çok daha verimli ve çevik sonuçlar yaratılabilir.

Sonuç olarak markalar, rakipleri üzerinde avantaj elde etmeye çalışırken, tüketicilerin ilgisini çekmenin gitgide zorlaştığının farkındalar. Bu anlamda onları asıl işlerine yoğunlaştıracak ve farklı deneyimler sunacak kadar donanımlı hale getirecek alternatif pazarlama hizmetlerine ihtiyaçları var. Çünkü; artık sadece tüketicilerin ihtiyaç duyduğu anı tespit etmek yeterli değil, aynı zamanda tüketicilerin ihtiyaç anını da onlar için kullanmak gerekiyor.

Tüm bunları yaparken de markaların hatırlaması gereken en önemli şey; tüketicilerin kaybedecek tek bir dakikası bile yok!

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Televizyon Reklamı Harcamalarındaki Düşüş Sürüyor

Televizyon reklami

Televizyon reklamı için ayrılan bütçeler düşse de, Pivotal Research’ün yayınladığı rapora göre, bunun tek nedeni dijital pazarlamanın yükselişi ve fayda-maliyet oranı açısından başarısı değil.

Zira rapor, televizyon reklam piyasasının dev oyuncularının on yıldan fazla bir süredir bu platforma ayırdıkları bütçenin giderek azaldığına işaret ediyor. Televizyon reklam pazarı, parayı sokağa atmış gibi görünmek istemeyen pazarlamacılar arasında oluşan karamsarlıktan ötürü can çekişiyor.

Nitekim, televizyon reklam harcamaları bu yılın üçüncü çeyreğinde de gözle görülür şekilde düştü. Kablosuz teknoloji ve televizyon programlarını kaydetme yöntemlerinin gelişmesinin yanında, insanların çoğu zaman kafalarını akıllı telefonlardan kaldıramadıklarını da göz önüne aldığımızda, bu düşüş şaşırtıcı olmasa gerek.

tv reklam
Rapor, yaygın görüşün aksine, televizyon reklamlarındaki bütçe azalışının dijital pazarlamadan kaynaklanmadığını öne sürüyor.

Pivotal Research’te görevli Kıdemli Analist Brian Wieser tarafından yayınlanan yeni rapora göre, medya tüketim alışkanlıklarının değişmesinin ve televizyon reklam bütçelerinin düşmesinin nedeni, teknoloji veya pazarlama ekiplerinin reklam bütçesini daha çok internete ayırması değil.

Rapor, bunda asıl sebebin, televizyon reklamcılığına on yıllardır para akıtan dev firmaların, uzun bir süredir daha az kaynak ayırmasından kaynaklandığını savunuyor. Amazon’un etkisiyle alt üst olan dev perakendeciler ile ev yapımı biralar karşısında büyük sıkıntılar yaşayan dev bira markaları ile sağlıklı beslenmenin öne çıkmasıyla eski çekiciliğini kaybeden meşrubat ve atıştırmalık markaları, bunun en açık örnekleri olarak karşımıza çıkıyor.

Rapor, televizyon reklamlarındaki düşüşü, açıkladığı istatistiklerle daha net bir şekilde ortaya koyuyor. İçinde bulunduğumuz dönemde ulusal televizyon reklamı harcamalarındaki yüzde 2’lik düşüş, yerel televizyon kanalları bazında yüzde 6 olarak gerçekleşmiş. Genele baktığımızda ise televizyonun toplam reklam harcamaları içindeki payı yüzde 31’den yüzde 29’a düşmüş ki bu da her yıl yüzde 4 civarında düşüşe yola açıyor.

tv commercial
Her ne kadar dijital pazarlama yöntemleri ve dijital reklamcılık bugün revaçta olsa da bazı riskleri de beraberinde getirdiğinden televizyon reklamları ayakta kalmayı başardı.

Yani kısacası, televizyon reklamı harcamalarındaki düşüşün temeli, bu piyasayı baskın olarak kontrol eden dev markaların zayıf pozisyonda olmasına dayanıyor. Bu zayıflık da reklam bütçelerini ya tek haneli artışlara ya da düşürmeye zorluyor. Wieser bununla birlikte, dijital medyanın televizyon reklamı pazarından parayı çektiğini ve dijital pazarlamanın tek hanenin üzerinde artışlarla büyüdüğünü de kabul ediyor.

Öte yandan dijital alandaki reklamlar istikrarlı bir şekilde büyüse de pazarlama uzmanlarını korkutan belli başlı riskleri hâlâ gidermiş değil. Zincirleme küçük aksilikler birikip büyük risklere dönüşebiliyor. YouTube’da verdikleri reklamların izlenme sayısı yüksek pedofili videoların yanında gözükmesi riski gibi büyük tehlikeler, dev markaların pazarlama ekiplerini bugün de tir tir titretiyor.

Wieser bunların yanında, dijital pazarlamanın hâlen e-ticaret şirketleri ile küçük ve orta ölçekli pazarlamacıların yer aldığı bir alan olup olmadığının tartışmalı olduğunu belirtiyor, televizyon reklamlarına ayrılan bütçelerdeki düşüşün buna bağlı olmadığını düşünüyor.

Araştırma raporu, televizyon izlenme oranlarının düşmesinin, reklamverenler tarafında ciddi bir karamsarlığa yol açtığını ve bunun yakın zamanda sona eremeyeceğini ortaya koyuyor. Esasen reklamverenlerin de televizyon reklamları için fazla harcama yapmak istememesinin altında bu yatıyor.

Şüphesiz ki Netflix başta olmak üzere birçok çevrimiçi yayın platformunun kaliteli içerikler sunması, televizyon kanallarını bugüne değin yaşamadıkları farklı ve keskin bir rekabet içine soktu. Rapordan yansıyan veriler ve yapılan çıkarımları da bunun doğal bir sonucu olarak yorumlayabiliriz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018



Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
19 Nisan'da Uniq Istanbul'da Sophia'nın da katılımı ile Marketing Meetup'ta buluşuyoruz.
close-link