Yapay Zekâ Online Reklamcılıkta Başarıyı Yüzde 35 Artırıyor 0

Artık bir CIO kadar teknoloji harcaması yapan CMO’lar, online reklamlarını sezgileri yerine yapay zekâ ile kendi kendine öğrenen algoritmalara bırakıyor. Böylece aralarında Türkiye’nin de olduğu pazarlarda yüzde 35 daha iyi dönüşüm oranı sağlanıyor

Yeniden hedefleme teknolojilerinin dünya çapında sağlayıcısı olan RTB House, yakın zamanda yapay zekâ tabanlı bir yaklaşımın, pazarlamacının doğal sezgilerine nazaran yüzde 35 daha iyi dönüşüm oranı sağladığını gösteren çok sayıda veri grubu analizi gerçekleştirdi.

CMO’lar için sezgiler, reklam faaliyetlerini planlarken, en iyi performans gösteren reklamları bulmak doğal bir başlangıç noktası gibi görünebilir ama acaba yapay zekâ bunu daha iyi yapabilir mi?

Dijital reklam teknolojilerindeki yeni yatırımlar, pazarlamacıların tüketici ihtiyaçlarını ve davranışlarını daha iyi anlamalarını sağlamak için kökten bir değişim yaratıyor. Gartner tarafından yapılan 2016-2017 CMO Harcama Araştırması’na göre CMO’lar, en az CIO’lar kadar teknoloji harcaması yapıyorlar. Dahası, 2017 yılında CMO pazarlama giderleri, CIO teknoloji giderlerini geçme yolunda ilerliyor.

RTB House, teknolojinin insandan daha iyi nasıl performans gösterebileceğini görmek için yapay zekâ ile hazırlanmış banner’lar ile insanlar tarafından hazırlanmış banner’lar arasında bir kıyaslama çalışması yaptı. Daha önce en iyi performansı sergileyen banner grubundan bir pazarlamacının seçtiği banner ile kendi kendine öğrenen bir algoritmanın (derin öğrenme) seçtiği iki banner grubu arasındaki kullanıcı tepkileri üzerine bir araştırma yapıldı. İlk sonuçlar, yapay zekanın insan pazarlamacıdan daha iyi şekilde bireysel satın alma davranışlarını öngörebildiğini, modelleri tanıyabildiğini ve öğrenebildiğini gösterdi.

Adım 1 – Oyun Sahasını Eşitleme

RTB House, Türkiye, Rusya ve Hollanda’da müşterilerine yönelik yapmış olduğu daha önceki kampanyalarda en etkili tıklama oranları (CTR’ler; tıklama sayıları ile reklam görüntüleme arasındaki ilişki) elde etmiş olan bir banner alt grubu seçti.

Adım 2 – Kampanyaları Uygulama

RTB House daha sonra özgün reklam metinleriyle eşzamanlı kampanyalar yürüttü. Bu metinler, doğrudan derin öğrenen algoritmalar tarafından (şu anda yapay zekâ yönelimli araştırmanın en umut veren alt alanı) ve pazarlamacılar tarafından optimal şekilde seçildiler.

Adım 3 – Sonuç

Bir hafta boyunca sürdürülen testlerden sonra, kullanıcıların kendi kendine öğrenen algoritmalara dayalı afişleri gördükten sonra daha fazla tıklama yaptıkları ve satın alma işlemlerini tamamladıkları ortaya çıktı.

 

Yüzde 35 daha fazla tıklama oranı yakaladı

Derin öğrenen algoritmalar tarafından seçilen afişleri içeren kampanyalar, “daha önce en etkili” reklam metinlerinin kullanıldığı yerlerde daha iyi performans gösterdiler.

  • %35’e kadar daha iyi tıklama oranı
  • Ortalama %7 daha iyi link tıklama oranı
  • %28 daha fazla trafik

RTB House Türkiye Ülke Müdürü Okay Tuğ, müşterileri hakkında bilmek istedikleri hemen her şeyi bu verilerin kendilerine sunduğunu ifade etti. Tuğ sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“İnsanların sezgileri, çevrimiçi banner sunma konusunda anlık kararlar verme söz konusu olduğunda yeni yapay zekâ çözümleri ile rekabet edemez. Yapay zekâ milisaniyeler içinde müşterileri segmentler halinde gruplar, her potansiyel alıcıya yönelik reklamı tam olarak hedefler ve bir müşterinin değişen davranışını gerçek zamanlı olarak algılar. Bunun yanı sıra, egoya bağlı kararlardan doğan ya da eski bilgilere dayanan bazı insan hatalarını ortadan kaldırır. Pazarlamacıların, bu hızlı hareket eden ve oldukça önemli reklam etkinliklerinden en iyi şekilde faydalanabilmek için yapay zekâya güvenmesi gerekiyor. Sonuçların görülebilmesi için sadece birkaç kampanya yeterli oluyor.”

İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Sanatları Bölümü Mezunu. Reklam Yazarlığı kariyerinden sonra, Pazarlamasyon'da içerik editörlüğü.

Bir Cevap Yazın

Cinemaximum Seyircileri Sınırsız Patlamış Mısırla Tavladı 0

Son birkaç yıldır Türkiye’deki sinema sektörünün önce konsolide olması, sonrasında ise tekelleşmesi mâlumunuz. Mars Entertainment Group’a bağlı Cinemaximum salonları, artık neredeyse her alışveriş merkezinde karşımıza çıkıyor. Bunun en büyük yansıması da sinema deneyiminin alışveriş merkeziyle eş anlamlı hâle gelmesi oldu. Her yerde Cinemaximum ve onun beraberinde getirdiği konsept olunca, birbirinin kopyası, özgün bir ortamı olmayan salonlar türemeye başladı. Üstüne bir de bu sinemaların yiyecek-içecek bölümlerindeki yüksek fiyatlar eklenince durum, bazı seyirciler tarafından çekilmez bir hâl almaya başladı.

Ülkemizin en büyük sinema zinciri muhtemelen bu gidişatı fark etmiş olacak ki yeni açılan alışveriş merkezlerinden olan Emaar Square Mall’daki salonunun cazibesini artırmak için kolları sıvadı. 20 Eylül 2017 tarihini “Kendi Kabıyla Gelene Sınırsız Popcorn” günü ilan etti ve saat 18:00’e kadar, izleyicilerin getirdiği kap ne kadar büyük olursa olsun, 5 TL karşılığında sınırsız patlamış mısır verileceğini söyledi.

Sınırsız Popcorn Günü, aslında ülkemizdeki kampanyacı ruhun bir yansıması.

İşin renkli tarafı, sınırsız patlamış mısır vaadini duyan izleyicilerin, sıra dışı paketler ve kaplarla gelmesi oldu. Giyim mağazasından alınan büyük karton torbalardan tutun da hasır sepetlere, yoğurt kutularına, ev yapımı kocaman paketlere kadar çeşit çeşit kaplarla Emaar Square Mall Cinemaximum’a gelen izleyiciler, toplumumuzdaki kampanyacı ruhun ne kadar üst düzeyde olduğunu kanıtladı.

Seyirciler, akla hayale gelmeyecek paketlerle salona geldiler.
Sınırsız patlamış mısır, her yaştan izleyiciyi çekmek için işe yarar bir fikre benziyor.

Bazı izleyiciler, Cinemaximum’un bu konuda yaptığı paylaşımların altına, 5 TL karşılığında patlamış mısırın satılabildiği bir yerde neden normal zamanda kendilerinden 20-25 TL arasında ücret alındığını sorgulasa da markaya günden kalan, izleyicilerin kaplarıyla oluşturduğu gülümseten kareler oldu.

Sınırsız patlamış mısırı duyanlar, getirdikleri “kap”larda da sınır tanımadı.

Sinema salonları çok kurumsal ortamlar sayılmaz. O yüzden kendi açımdan bu görüntülerin markanın imajına zarar verdiğini düşünmüyorum. Hatta belki de Apple’ın sinema salonlarındaki filmleri yayınlama isteğiyle daha zor şartlar altında faaliyet gösterecek sinema salonları seyircileri, gelecekte bu tür promosyonlarla salonlara çekmeye çalışacak. Çünkü keskin rekabet doğal olarak bunu gerektirecek.

Getirilen kaplar arasında ev yapımı olanlar da vardı.

Peki, Cinemaximum’un bu çalışması hakkında sizin görüşünüz nedir? Yoğurt kabıyla gelip patlamış mısır alan bir müşteri, bir sinema salonuna renk katar mı, yoksa tersine bir etki mi yaratır?

Walt Disney’in Minik Fareyle Başlayan Başarı Öyküsü 0

Çocukluk yıllarımızın vazgeçilmez çizgi film karakteri Mickey Mouse’un yaratıcısı Walt Disney’in minik bir fareyle tamamen değişen hayatı ve sizi mucizelere inandıracak kadar sefil bir hayattan karikatür filmlerinin öncüsü olmaya kadar yükselen başarı hikayesini anlatacağız.

İrlanda göçmeni bir ailenin oğlu olan Walt Disney, hasta olan babası çalışamadığından ve ekonomik durumlarının kötü olması nedeniyle sürekli çalışmak, para kazanmak zorundaydı. Ayrıca ailesi sürekli taşındığı için düzenli bir hayata da sahip değildi.

Disney, maddi yetersizlikten okula devam edemediği için herhangi bir mesleğe de sahip değildi. Bu nedenle girdiği işlerin hepsi geçici olduğu için ayrılmak zorunda kalıyordu. Babasının ölümü ile derin bir sarsıntı yaşayan Walt, babasını tedavi ettiremediği için kendini suçladı ve bir süre bunun etkisinden kurtulamadı.

Walt tam bir kitap kurduydu ve kazandıklarının bir miktarını kitaplara ayırıyordu. Bir gün kitapçıdan aldığı kitabın arasında bir reklam kağıdı gördü. Kağıtta “Kansas City Sanat Enstitüsü sizi ücretsiz kurslara çağırıyor yazıyordu. Yazıyı okuyan Walt hiç düşünmeden kursa yazılmaya ve çizim konusunda kendisini geliştirerek bir meslek edinmeye karar verdi. Üstelik kurs için herhangi bir ücret ödemek zorunda değildi.

Walt çizim dersleri öğreniyor hatta bazı ajanslara karikatür çizerek az da olsa para kazanıyordu. Kansas Sanat Enstitüsü’ndeki eğitimini tamamladıktan sonra ailesinin yanına dönen Walt, çizimlerini gazete ve dergilere yolluyor ancak hala bir sonuç alamıyordu. Bu kadar maddi imkansızlıkların ardından çalıştığı işinden de yeterince yaratıcı olmadığı için kovulan Walt tekrar karamsarlığa geri döndü.

Tüm olumsuzluklara rağmen vazgeçmeyen Walt çizim yapmaya devam etti ve bir gün çizim yaptığı sırada odasında küçük bir fare gördü. İlgisini çeken bu fareyi bir süre izlemeye ve beslemeye başladı. Ardından bu ikili arasında bir arkadaşlık oluştu ve bir gün onu çizmeye karar verdi. İşte bu çizim Walt Disney için bir dönüm noktasıydı.

Elindeki fare çizimleriyle Hollywood’a doğru yola çıktı ve Kansas Sanat Enstitüsü’den arkadaşı Iwerks’i bularak ona fare çizimlerinden söz etti. Walt bu fareye ilk olarak ‘Mortimer’ adı verilmiş ancak ilerleyen zamanlarda Walt Disney’in eşi Lilly’nin önerisiyle ‘Mickey Mouse’ olarak değiştirilmiş. Mickey Mouse adını verdikleri fare ilk olarak 1928 yılında ‘Steamboat Willie’’de yer aldı.

Walt Disney ve Iwerks ellerinde bulunan son paralarına kadar harcadıkları bu filmde büyük bir başarı elde ettiler ve film izlenme rekorları kırdı. İlk filmden sonra Walt Disney ve kardeşi Roy, Walt Disney Productions’ı kurdu. Ardından birçok çizgi film çekerek başarılarına başarı kattılar. Bir anda dünyanın en ünlü animasyonu haline gelen Mickey Mouse 100’den fazla çizgi filmde baş karakter olarak yer aldı. Bunu takip eden dönemlerde; Donald Duck (1934), Pinokyo (1940), Aslan Kral, Kayıp Balık Nemo, Külkedisi, Winnie The Pooh, Sindrella (1950), Uyuyan Güzel (1958), 101 Dalmaçyalı (1961) ve daha birçok başarılı çizgi filmde Walt Disney imzası yer aldı. 1938 yılında gösterime giren ve 1.5 milyon dolar harcanarak yapılan “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” 8 milyon dolarlık bir hasılata ulaştı.

1955 yılında Los Angeles’ta çalışanların çocuklarıyla birlikte eğlenebileceği büyük bir eğlence parkı olan Disneyland projesini hayat geçirdi. Walt Disney bu projenin yapımında çalışan mühendislere “Disneyland’ın dünyadaki en inanılmaz yer olmasını ve içinde parkı boydan boya gezen bir tren olmasını istiyorum dedi.

Walt Disney Productions bugün 30 milyar dolarlık yıllık gelire sahip. Walt Disney Company, American Broadcasting Company (ABC) ve Entertainment and Sports Programming Network (ESPN) gibi kuruluşları da bünyesine katıp Kaliforniya merkezli çalışan devasa bir medya şirketi haline geldi.

Hayatın getirdiği zorluklar karşısında yılmadan, yorulmadan mücadele eden, hayal ettiklerinden her ne pahasına olursa olsun vazgeçmeyen Walt Disney zoru başardı. Çizgi film dünyasına adını altın harflerle yazdırdı. 65 yaşında akciğer kanseri sebebiyle hayatını kaybettikten sonra ardında medya devi bir şirket bıraktı.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Bugün, 'Blind Date' İndiriminde Son Gün!
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link