Yalan Dünya, O Ses Türkiye ve Yetenek Sizsiniz Örneğinde Türkiye’de Reklamlarda Ünlü Kullanımı

Bu sıralar yayınlanan reklamların büyük çoğunluğunda reklam yüzü olarak ünlü isimler tercih ediliyor. Ünlü kullanılan reklamları saymak, kullanılmayan reklamları saymaktan daha zor.

yalan-dunya-dizisi

En dikkat çeken nokta ise bazı dizilerde rol alan oyuncuların ve programlarda görev alan ünlülerin reklamlarda yoğun olarak kullanılması. Yalan Dünya, O Ses Türkiye ve Yetenek Sizsiniz Türkiye adlı programlardan bahsediyorum. Bu programlarda görev alan hemen hemen herkes bir reklam kampanyasının yüzü olarak tekrar konuk oluyor evlerimize.

Yalan Dünya ile başlayalım. Dizinin senaristi ve dizide Deniz adlı karakteri canlandıran Gülse Birsel Bonus Kart reklamlarında rol alıyor. Emir karakterini canlandıran Sarp Apak ve Bora karakterini canlandıran Öner Erkan’ı Neskafe 3’ü 1 Arada reklamlarında dizideki karakterlerine yakın bir rolde görüyoruz. Selahattin Çakaler rolünü üstlenen Olgun Şimşek TEB bankasının reklamlarında boy gösteriyor. Sizleri sıkmamak için sıralıyorum direk.

  • Şehmuz Kocabaş- Altan Erkekli:  A101
  •  Çağatay-Hakan Meriçliler: 11880
  • Zerrin- Derya Karadaş: 18880
  • Nurhayat-Gupse Özay: Dacia
  • Tülay-İrem Sak: HSBC
  • Orçun-Bartu Küçükçağlayan: Eti Popkek Goa
  • Reis-Ömür Arpacı: Bien Kruvasan
  • Afife-Gönül Ülkü: Doğan Yayın Holding İnternetten TV İzleme Platformu NetD
  • Rıza-Beyazıt  Öztürk: Denizbank

httpv://www.youtube.com/watch?v=jQ9sjTJrBTU

Dizide rol alan oyuncuların neredeyse % 80’i  bir reklam kampanyasında yer alıyor ve Beyazıt Öztürk dışındaki bütün oyuncular bu dizi ile birlikte bir markanın reklam yüzü olmaya başladılar. Burada takdir edilmesi gerekilen, imrenilecek bir başarı söz konusu. Bir dizinin bu ölçüde katma değer üretmesi çok büyük bir başarı. Kişisel olarak Yalan Dünya’yı izlerken Avrupa Yakası’ndaki kadar eğlenmiyorum ancak buna rağmen Gülse Birsel yeni dizisiyle daha başarılı olmuştur diyebilirim. Dizide rol alan neredeyse herkes reklamlar sayesinde ek gelir ve itibar elde etti. Bu durum oyuncuların kendisine büyük yarar sağlarken aynı zamanda dizideki karakterler reklamlarda kullanıldığı için dizi tekrar gündeme gelmiş oluyor. Yani Kazan&Kazan durumu söz konusu. Dizinin etinden sütünden her türlü yararlanılıyor anlayacağınız.

httpv://www.youtube.com/watch?v=8gKOWIjCkCA

Reklamcılar açısından baktığımızda da ortada geniş kitleler tarafından beğeni toplamış, üzerinde oynanmaya müsait eğlenceli karakterler var. Bir komedi dizisi olması karakterleri daha kullanışlı hale getiriyor. Gülse Birsel’in karakter yaratmadaki başarısı reklamcılar için büyük bir şans. Bir reklam kampanyası için sıfırdan karakter yaratmanın zorluğunu bilen reklamcılar için hazır haldeki dizi karakterleri birer biçilmiş kaftan. Avea’nın “Fasülye” başarısı dışında hatırlayamadım sıfırdan yaratılan reklam karakterleri örneği olarak kimseyi. Yalan Dünya reklam yüzü aranırken tartışmasız en çok tercih edilen dizi.

news-1d1c98b68c36fbbe46db

Bu konuda Yalan Dünya kadar başarılı olan diğer programlar ise Acun Ilıcalı’nın sunduğu O Ses Türkiye ve Yetenek Sizsiniz programları. O ses Türkiye’de ve Yetenek Sizsiniz programında jüri üyesi olan Hülya Avşar yakın zamanda Odeabank’ın lansman kampanyasının yüzü oldu. Marka, konumlandırmasını ve vaadini kitlere aktarmaya çalışırken Hülya Avşar son derece kilit bir rol üstlendi. Benzer şekilde O Ses Türkiye jüri üyesi Murat Boz ise Halkbank’ın ParafKart reklamlarında boy gösterdi. Bu kampanyada da Murat Boz tıpkı Hülya Avşar gibi bir lansman kampanyasında bize ParafKart’ın ayrıcalıklarını anlattı. Diğer jüri üyesi Hadise ise Nestle Çikolata reklamlarında karşımıza çıktı. Yetenek Sizsiniz jürisindeki Sergen Yalçın ise Finansbank enpara.com reklamlarında rol aldı. Sadece Mustafa Sandal herhangi bir reklamda karşımıza çıkmadı. Programların sunucusu ve yapımcısı Acun Ilıcalı ise önce Vakıfbank reklamlarında boy gösterdikten sonra ürkütücü aslan maskotlu ING Bank’ı kurtarma görevini üstlendi.

o_ses_turkiye

hulyaa1

Dikkat çeken ilk nokta Hadise dışındakilerin hep banka reklamlarında yer alması. Tesadüf müdür yoksa banka yöneticileri bizlerin göremediği bir özellik mi gördüler bu ünlülerde karar veremedim. İkinci dikkat çeken nokta bu ünlülerin yer aldığı kampanyaların yüksek bütçeli kampanyalar olması. Yani getirisi de kampanyalar kadar büyük. Aynı zamanda gerek Yalan Dünya gerekse bu iki program reyting sıralamasında üst sıralarda yer alıyor. Bu durum da reklam yüzlerinin neden bu iki programdan seçildiğinin bir göstergesi.

Toparlamak gerekirse sözünü ettiğim programlarda yer alan ünlülerin çoğu başarılı ve doğru bir şekilde kullanıldı bence.  Karakterin ürünle uyumu açısından en beğendiğim reklamlar:

  • Bartu Küçükçağlayan: Eti Popkek Goa
  • Gupse Özay: Dacia
  • Ömür Arpacı: Bien Kruvasan
  • Murat Boz: Halkbank ParafKart
  • Hülya Avşar: Odeabank reklamları oldu.

nurhayat-dacia

Reklamlarda ünlü kullanımı uzun zamandır kullanılan ve Pepsi ile özdeşleşmiş bir strateji. Dünyada da bizim ülkemizde de sık sık kullanılmakta. Geniş kitleler tarafından tanınan kişilere duyulan ilgiyi markaya transfer etmek amaçlı kullanılması durumudur aslında. Farkındalığı arttırma ve ilgi çekme açısından çok yararlı bir stratejidir. Son yıllarda ülkemizdeki dizi sektörünün gerek yurt içinde gerekse yurt dışında almış olduğu başarılar elimizde bu açıdan verimli bir toprağın bulunduğunu gösteriyor. Her sene çok sayıda dizi yayınlanıyor ve yeni yüzler karşımıza çıkıyor. Yayınlanan programlar arasında en başarılar arasında yer olan bu programlar diğerlerinin gösteremediği bir başarıyı göstererek kendilerini bir kez daha kanıtlamıştır. Karakterlerin reklamlarda oynaması bir başarı göstergesi midir? diye sorarsanız bence öyle. Bu durum programın belli bir hedef kitleyi yakalayabildiğini gösterir.

Son olarak bu başarılarından dolayı başta Gülse Birsel ve Acun Ilıcalı olmak üzere reklamlarda yer alan bütün oyuncuları tebrik eder reklam piyasasına yaptıkları katkı için teşekkür ederim.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık bölümünden 2013 yılında mezun oldum. Marka İletişimi ve Stratejik Planlama üzerine çalışmalar yapıyorum. Bu topraklarda dünya markası çıkarma gönüllüsüyüm. Ayrıca siyasete, bilime ve tarihe özel bir ilgim var.

Bir Cevap Yazın

Cinsiyetçi Reklamlardaki Rollerin Cinsiyetleri Değiştirilseydi Nasıl Olurdu?

2018 yılında olsak da, günümüzde hala hayatın birçok alanında cinsiyet ayrımcılığının yapıldığına şahit oluyoruz. Haliyle bu durum reklamlara da yansıyor. Geçtiğimiz yıl da bunun birçok örneğiyle karşılaştık. Örneğin, İsveçli mobilya perakendecisi IKEA’nın Çin’de yayımladığı cinsiyetçi reklam ve Artemis Halı’nın kadınları “dırdırcı” olarak tanımlayan cinsiyetçi reklam bunlardan sadece ikisiydi.

Tabii cinsiyetçi reklamların geçmişi çok eskiye dayanıyor. Plastik Studios ve Plastik Magazine’in kurucusu, yaratıcı yönetmeni ve aynı zamanda bir güzel sanatlar fotoğrafçısı olan Eli Rezkallah, 1940 ve sonraki 30 yıllık süreçte yayımlanan cinsiyetçi reklamlardaki rollerin cinsiyetleri tersine çevrilseydi nasıl olurdu? düşüncesinden yola çıkarak bu reklamları yeniden oluşturdu.

Eli Rezkallah, böyle bir çalışma yapmanın nereden aklına geldiği konusunda ise şunları söyledi:

“Geçen Şükran Günü’nde, amcalarımın, kadınların yemek pişirme, mutfak ile ilgilenme ve kadınlık görevlerini yerine getirme konusunda nasıl daha iyi oldukları üzerine yaptıkları konuşmalara kulak misafiri oldum. Her ne kadar tüm erkeklerin amcamlar gibi düşünmediğini bilsem de, bazılarının böyle düşündüğüm öğrendiğim için şaşırdım. Bu yüzden rollerin tersine döndüğü ve erkeklere, kendi cinsiyetçi zehirlerinin tadına baktırıldığı bir paralel evren hayal ettim.”

Paralel Bir Evrende” isimli bu çalışma, Eli Rezkallah’ın geçmiş yıllarda gerçekten yayımlanan reklamları kullanarak oluşturduğu kurgusal reklamlardan oluşuyor ve farklı bir yaklaşımla günümüzde hala devam eden cinsiyetçiliği sorguluyor.

Eli Rezkallah’ın bir hayalden yola çıkarak meydana getirdiği ilginç ve kurgusal reklam çalışmalarının tamamına aşağıdan göz atabilirsiniz.

Marka: Alcoa Aluminium

Marka: Chase & Sandborn

Marka: Lux

Marka: Hardee’s

Marka: Schlitz

Marka: Mr Leggs

Marka: Van Heusen

Marka: Hoover

Marka: Chemstrand Nylon

Marka: Mr Leggs

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İKSV, Konuyu Değiştirecek Gençler Arıyor

Her gün aynı şeyleri konuşmaktan, sırf sohbet etmiş olmak için söylenen içi boş sözler söylemekten, incir çekirdeğini doldurmayacak konuları ele almaktan sıkılmadık mı? Özellikle genç kuşak için belki şimdi daha önemli konulardan, hatta mümkünse kültür ve sanattan bahsetmenin zamanı gelmiştir. Türkiye’nin en önde gelen kültür ve sanat vakfı olan İKSV (İstanbul Kültür Sanat Vakfı), geçen yıl öğrenciler için başlattığı Kültür Sanat Kart uygulamasını bu yıl da sürdürüyor.

Eczacıbaşı Topluluğu’nun öncü sponsorluğunu ve yönetiminin önemli bir bölümünü üstlendiği vakıf için bu yıl 1000 üniversite öğrencisine ücretsiz olarak dağıtacağı ve tüm İKSV etkinliklerinde geçerli olan 250 TL değerindeki Kültür Sanat Kart’ın tanıtımı için üç reklamdan oluşan, yaratıcı bir tanıtım kampanyası başlatıldı. Rafineri reklam ajansının imzasını taşıyan seride, birçok gencin her gün yaptığı sıradan sohbetler konu ediliyor. Genç neslin kendi aralarında sıkça konuştuğu konuların ne kadar sıradan ve “konuşulmasa da olur” türden olduğunu bize gösteren çalışmalar, sondaki dış sesin kullandığı ifadelerle gençleri kültür ve sanat üzerine görüş alışverişi yapmaya çağırıyor.

Eczacıbaşı

Çalışmalardan ilki, tam da bu hedef kitlenin her gün etkileşim içinde olduğu sosyal medya kavramından yola çıkıyor. Reklam, teknede seyahat eden iki gencin diyaloğuyla başlıyor ve devam ediyor. Erkek oyuncu akıllı telefonuna bakar bakmaz bir anda heyecanlanıyor ve yanındaki arkadaşına hoşlandığı kızın Instagram hikâyesine baktığını söylüyor. Arkadaşı ise kızın izleyenler listesinde kaçıncı sırada olduğunu soruyor ve en altta olduğunu öğrendikten sonra bu kadar heyecanın anlamsız olduğunu, çünkü listede en altta gözüküyorsa içeriğe tesadüfen rastladığını, özel olarak bakmadığını belirtiyor. Diyalog sonrasında konu, en çok beğenenin nerede göründüğüne, en fazla yorum yapanın görünmede avantajlı olup olmadığına ve hatta sosyal medyadaki arkadaşlık süresine kadar varıyor.

İstanbul’da yaşıyorsanız ve özellikle de ev ile iş arasında her gün yaka değiştiriyorsanız, metrobüsün bu koca kentin en büyük sosyal fenomenlerinden biri olduğunu bilirsiniz. Kalabalıklığıyla meşhur bu ilginç taşıt öyle kalabalıktır ki bırakın oturacak yeri, ayakta durabilecek bir yer aramak için sayısız geometrik duruş şekli denersiniz ve peronda kalanlardan olmamak için kendini metrobüse atma taktikleri geliştirmiş insanlara rastlarsınız. İKSV’nin Kültür Sanat Kart reklamlarının bir diğeri de buradan yola çıkmış. Bir parkta egzersiz yapan iki arkadaşın sohbetine şahit olduğumuz çalışmada, metrobüste hangi taraftan binmeye çalışılırsa veya içinde nerede durulursa yer kapılabileceği üzerine “kafa yoruluyor”. Konu, izlenecek yöntemin metrobüsün kaç kapılı olduğuna göre değişebileceğine ve kaç seferde bir kapı sayısı farklı araç geldiği hakkında akademik tartışmaları aratmayacak derecede “derin” (!) bir ikili iletişime kadar uzanıyor.

Serinin üçüncü parçası olan “Siren” adlı reklam ise üç gencin polis, itfaiye ve ambulans araçlarının sirenleri üzerine, arabada başlattığı üçlü konuşma üzerinden ilerliyor. Gençlerden biri itfaiye ile ambulans sirenlerinin neden farklı olduğunu anlamadığını söyleyerek ortaya bir “tartışma konusu” atıyor. İkisinin aynı olduğunu söyleyen diğerlerine durumun öyle olmadığını kanıtlamak için ağzıyla siren sesi çıkaran genç, sürücü koltuğundaki arkadaşından aynı şekilde yanıt alıyor. Üzerinde bir türlü hemfikir olamadıkları bu konuda, en sonunda hepsi birden farklı siren sesleri çıkarıyor. Ortaya çıkan sahne o denli trajikomik ki toplu ve nedensiz bir inada, hatta deliliğe dönen bu manzaraya karşı gülmekten kendinizi alamıyorsunuz.

Her üç çalışmanın sonunda izleyici olarak “Konuyu değiştir.” İfadesiyle karşılaşıyoruz ve dış ses “Bu sene biraz da filmlerden, konserlerden, sanattan konuş. Eczacıbaşı tam 1000 öğrenciye, tüm İKSV etkinliklerinde geçerli 250 TL değerinde Kültür Sanat Kartı hediye ediyor. Hemen tıkla, konu değişsin.” diyerek bu oldukça dikkat çekici ve yaratıcı kampanyanın ana fikrini bize iletiyor.

Serinin üç parçasının da verilmek istenen mesaj açısından oldukça güzel hazırlanmış olduğunu söylemeliyim. Instagram hikâyesinde kullanılan “like, story, algoritma” gibi sözcükler, sosyal ağların gençlerin kullandığı günlük dili nasıl değiştirdiğini gösterirken; diğer yandan da bu konuya bu kadar hâkim olmalarının aslında ne büyük bir zaman kaybı olduğunu, kendilerini kültür ve sanatla geliştirmelerinin daha iyi olabileceğini anlatıyor. Hayattaki en değerli şey olan zamanın nasıl “öldürülebileceği”ne dair çarpıcı bir örnek sunuyor.

iksv

Metrobüs reklamında da benzer bir tabloyla karşı karşıya kalıyoruz. Zaten her gün ulaşım için kullanılan, bir rutin hâline gelen metrobüsün sosyal yansımaları elbette göz ardı edilemez. Fakat, bunun üzerine sık sık konuşan insanların olduğu da bir gerçek ki mutlaka yakın çevremizde de bu kişilerden az ya da çok var. Oyuncuların, sanki metrobüs değil de fırlatılan bir uzay mekiği üzerine konuşuyormuş havası vermesi ise inandırıcılık noktasındaki performanslarını son derece olumlu yönde etkilemiş.

Siren başlıklı reklama sanırım ayrı bir parantez açmamız gerekiyor. Zira hakikaten de üzerine beyin jimnastiği yapılıp sorgulanacak en son konulardan birinin, böyle bir toplu çılgınlığa sebep olması komik bir görüntü oluşturuyor. Gençlerin yaptığı siren taklitleri ise seyirciyi sarkastik bir boyuta ulaştırıp âdeta saçmalamanın sınırı olmadığını kanıtlıyor.

Özellikle Instagram temalı çalışmayı düşündüğümüzde, serinin Lipton’un kısa bir süre önce yayınladığı Konuşalım Artık reklamının üstüne gelmesi rastlantı mıdır bilinmez ama tema-içerik-hedef kitle üçgeninde yakalanan uyum sayesinde, harika bir reklam serisinin ortaya çıktığı ve doğru yöntemle sürece yaklaşıldığı açıkça görülüyor. Zira her iki kampanyada da insanların sözlü iletişimi unuttukları vurgulanırken, Eczacıbaşı bunu daha özel bir konuya odaklanarak yapıyor.

Filmekimi, İstanbul Uluslararası Film Festivali, İstanbul Tiyatro Festivali, İstanbul Caz Festivali, İstanbul Müzik Festivali, İstanbul Tasarım Bienali ve Salon İKSV’deki etkinliklerle yıl boyunca sanatseverlerin yanında olan İKSV’ye bu reklamların çok yakıştığını ve hedefini tam isabetle tutturduğunu düşünüyorum. Özetle, Eczacıbaşı Topluluğu, desteklediği vakıf için tam da gençlerin ilgisini çekecek bir yol izlemiş. Elbette yaratıcı süreci yöneten Rafineri’nin de ortadaki bu başarıda büyük payı olduğunu unutmayıp onların da hakkını teslim edelim.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link