Volkswagen Golf: Onu Ancak İnsanları İyi Tanıyanlar Yaratabilir! 0

Yıllardır en az otomobilleri kadar başarılı reklamlarla karşımıza çıkan Volkswagen, bu kez de bizleri şaşırtmadı. On yıllardır tüm dünyada fenomen hale gelen Volkswagen Golf yeni reklamında kendi felsefesini ilk dinlediğinizden itibaren söylemekten kendinizi alıkoyamadığınız bir şarkı aracılığıyla etkili bir şekilde anlatıyor. Golf’un pek çok yaşam tarzına uyum sağlamasını, farklı tarzda insanlara  aynı şarkıyı söyleterek gözler önüne seriyor. Ben de bu şarkının sözlerini reklamın temasına uygun olarak kendimce yeniden yorumladım: People Love People Prefer What Should It Be!

İlk olarak 1974 yılında piyasaya sürülen Volkswagen Golf bu yıl 7. nesliyle karşımızda. 2012 Kasım ayında satışa sunulan otomobil birçok yeni teknolojiyi ve motor seçeneklerini barındırıyor. İşte bu fenomen otomobilin 7. nesli için hazırlanan reklam kampanyasını birlikte inceleyeceğiz.

Alman  Grabarz & Partner’ın hazırladığı reklam filmi ülkemizde de birkaç aydır gösterimde. Otomobilin felsefesi “pek çok yaşam tarzına uyum sağlayan, bir otomobilden farklı beklentileri olan bir çok insanın beklentilerini karşılayan bir otomobil” şeklinde özetleniyor.

Volkswagen’den Cornelia Kabelitz  aracı “ Golf, herkes için bir anlam ifade ediyor. Pek çok insan tarafından kullanılan bu otomobil çok geniş bir hedef kitleye sahip. Herkes kişisel beklentilerinin karşılığını Golf’de buluyor.”  diye anlatıyor.

Kampanyanın direktörü Timm Weber ise hazırladıkları kampanyanın stratejisini söyle özetliyor. “Kampanyanın tamamı ‘Onu ancak insanları iyi tanıyanlar yaratabilir.’ sloganına dayanıyor. İlanlarımızda insanlara dair gözlemlerimizden bahsediyoruz. İnsanları iyi tanıdığımızı göstermek için gerçekten şaşırtıcı içgörüler kullanmaya çalıştık.”

Bu otomobilin mottosu ise gerçekten etkileyici “Onu ancak insanları iyi tanıyanlar yaratabilir.” Yani diğer bir deyişle “Sizleri iyi tanıyoruz. Bir otomobilden neler beklediğinizi biliyoruz. İhtiyaçlarınızın farkındayız ve bu ihtiyaçlar çerçevesinde sizin için bu otomobili yarattık.”

Kampanyanın ilk işi bu reklam filmiydi. Böylesine bir felsefeyi tüketiciye aktarmanın en basit ve eğlenceli yolu bir şarkı ile anlatmak diye düşünülmüş ve İngiliz Depech Mode grubunun “People are People” adlı şarkısı seçilmiş. Bu şarkıyı farklı yaşam tarzlarını benimsemiş, farklı müzik zevklerine sahip insanlar kendilerini yansıtan tarzlarda seslendirmiş. Hatta grubun vokalisti Dave Gahan da rol almış reklam filminde.

Şarkının sözleri şöyle:

People are people so why should it be

You and I should get along so awfully

İşte bu sözler anında insanın diline yapışıyor. Farklı muhtemel hedef kitle profilleri tarafından farklı tarzlarda söyleniyor. 25 yaşlarında sakin bir kadın, 40 yaşlarında bir kovboy, parti kızları, çocuklu bir aile, bohem/emo rockçılar gibi kişiler Golf’un içinde bu şarkıyı kendi hayat tarzlarına paralel bir müzik şekliyle seslendiriyor.

Buradaki fikir gerçekten harika. Bir şarkı üzerinden otomobili bu şekilde anlatmak çok doğru bir strateji. Şarkı ve otomobil aynı, değişen tek şey kişiler ve şarkıyı söyleyiş tarzları. Felsefelerini direk söylemek yerine çevresel (duygusal) bir reklamcılık anlayışıyla bir şarkı yardımıyla dolaylı olarak anlatıyorlar. Bu anlatım tarzının daha etkili olduğu aşikar. Şarkının yarattığı etkiye birçok defa şahit oldum. Twitter’dan yaptığım küçük kamuoyu araştırmasına göre genel olarak çok beğenilmiş bu reklam. Özellikle grubun takipçileri bu şarkıyı reklamda duydukları için çok mutlu olduklarını dile getirmişler.

fhf

jk

jklk

Bu reklam filmi aslında kampanyanın başlangıcıydı. Şu sıralar stratejilerini daha net anlatmaya başladılar.  “Onu ancak insanları iyi tanıyanlar yaratabilir.” sloganını benimsetmek için otomobilin yeni teknolojilerinden bahsediyorlar. Bunu da Timm Weber’in de dediği gibi insanlara özgü dikkat çekici içgörülerle anlatıyorlar. Otomobil kullanırken hayatımızı kolaylaştıracak teknolojileri insanlara özgü ilginç bilgilerden yola çıkarak bize sunuyorlar.

Reklam filminde yer alan karakterler aracılığıyla bu ilginç bilgiler ve otomobilin bu bilgiyle alakalı özelliği birlikte sunuluyor. Yeni Golf’de bulunan şerit takip asistanı ve dinamik uzun far asistanının anlatıldığı iki reklamı yayınlanıyor şu anda.

http://www.youtube.com/watch?v=tRxIUfmE1vY

http://www.youtube.com/watch?v=RrBNV5tCQ5k

Bu arada Yeni Golf Avrupa’dan sonra dünyada da yılın otomobili seçildi. Bu başarıyı reklam kampanyasındaki başarılar da izledi. Ortaya imrenerek baktığım keşke ben yapsaydım dediğim bir kampanya çıkmış. Böylesine fenomen bir otomobile de böyle bir kampanya yakışırdı.

040320132024543603321_2

Volkswagen markası her zaman reklam kampanyalarında belli bir standardın üzerinde olan işlerle karşımıza çıkıyor. Bettle Lemon kampanyasından başlayarak bugüne gelinceye kadar takip ettiğim kadarıyla çok başarılı işler yapıyorlar. Tüketici de bunu karşılığını veriyor. Bettle’dan Golf’e Polo’dan Passat’a bir çok modeli fenomen olmuş durumda. Çok başarılı bir marka. Umarım bir gün yollarımız kesişir.

Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık bölümünden 2013 yılında mezun oldum. Marka İletişimi ve Stratejik Planlama üzerine çalışmalar yapıyorum. Bu topraklarda dünya markası çıkarma gönüllüsüyüm. Ayrıca siyasete, bilime ve tarihe özel bir ilgim var.

Bir Cevap Yazın

IKEA’dan 450 Milyon Dolara Satılan Leonardo da Vinci Tablosuna Gönderme 0

Geçtiğimiz hafta ünlü ressam Leonarda da Vinci’nin Salvator Mundi isimli tablosu bir açık artırmada 450 milyon dolara satılmış ve bu rakam, tablonun bugüne kadar satılan en pahalı sanat eseri unvanını almasını sağlamıştı. Tablonun ünlü ressama ait olması ve bu denli yüksek bir rakama satılması nedeniyle de bu olay, geçtiğimiz haftanın önemli haberleri arasında kendine yer bulmuştu. Sürekli olarak pahalı şeylerle ilgili göndermelerde bulunan İsveçli mobilya üreticisi IKEA, tabii ki bu fırsatı da boş geçmedi ve bu olayı bir reklam malzemesi olarak kullandı.

Daha önce moda markası Balenciaga’nın 2145 dolardan satışa sunduğu ve IKEA’nın 99 cent’lik çantasına benzeyen çantaya göndermede bulunan IKEA, Acne isimli reklam ajansını hazırladığı yeni reklam kampanyasında, muhtemelen söz konusu bir sanat eseri olduğu -ve de tarihin gördüğü en iyi ressamlardan birine ait olduğu- için ürünün fiyatına odaklanmadı. Bunun yerine tablonun çerçevesine odaklandı.

Bu reklam kampanyası için hazırlanan görselde, IKEA‘nın Virserum isimli altın sarısı rengindeki ve 9,99 dolar fiyat etiketine sahip çerçevesine yerleştirilmiş Salvator Mundi tablosu ön plana çıkartılırken tablonun altında “Bir tablo için 450 milyon dolar harcadığınızda, ama çerçeveyi beğenmediğinizde…” ifadesi yer alıyor.

Bu noktada milyon dolarlık tablolar satın alan hangi sanat düşkününün bu tabloları 9,99 dolarlık çerçevelere yerleştirmek isteyeceği sorusu akıllara gelebilir. Ancak tabii ki, burada vurgulanmak istenen şey bu değil. IKEA sadece her zaman olduğu gibi bu olaya farklı ve mizahi bir açıdan yaklaşmış. Başka bir deyişle, IKEA’nın olayın popülerliğinden yararlanarak güzel bir gerçek zamanlı pazarlama örneği sergilediğini söyleyebiliriz.

Geçmişten Feyz Alarak Gelecekteki Müşteri Deneyimini Tasarlamak 0

“İleriye bakarak noktaları birleştiremezsiniz; bunu sadece geriye bakarak yapabilirsiniz. Bu yüzden noktaların gelecekte bir şekilde birleşeceğine güvenmelisiniz. İster kader deyin, ister karma – Bir şeye güvenmelisiniz. Bu yaklaşım beni hiçbir zaman yarı yolda bırakmadı. Hayatımın değişmesi buna bağlıydı.” Steve Jobs

Steve Jobs’un da dediği gibi, doğru ve kalıcı bir müşteri deneyimi yaratmak istiyorsanız çoğu zaman geçmişe bakmak zorundasınız. İnsanoğlu varolmaya başladığı günden beri, kendini en konforlu, faydalı, korunaklı ve iyi hissettirecek alanlar yaratmak ve keşifler yapmak zorunda kaldı. Aksi durumda evrenin bu uçsuz bucaksız devasa keşmekeşi içinde, insan kadar zayıf (bedenen) bir canlının hayatta kalabilmesi mümkün olabilir miydi? Yaşamı keşfederken bertaraf etmeye çalıştığımız sorunlarımız bir yana, aslında aldığımız farklı hazlar bizi hep bir sonraki keşfe zorladı. Bugün geldiğimiz noktada ise tüketiciler eğer bir şeylere erişmek ve onu elde etmek istiyorsa, mesafelerin, paranın, bazen de tüm koşullarının ne kadar zor olduğunun pek de önemi kalmıyor. Çünkü insandaki o bitmek bilmeyen merak duygusu, o deneyimi mutlaka bir gün en azından bir defa yaşaması gerektiğini tetikliyor.

Şimdi biraz geçmişe dönelim ve tüketici deneyimlerinin nereden nereye geldiğine bakalım. Çevirmeli kocaman telefonların evlerimize ilk girdiği ve evin en nadide köşesinde beyaz dantelalı örtüsü ile yer aldığı yılları hatırlayanlar, evde anne-baba yokken gereksiz telefon kullanımının önüne geçmek için çevirmeli tuşlara takılan metalden kilitleri de hatırlarlar. Kesin çözüm olduğuna inanılan o yıllardaki bu keşif, bugün mobil telefonlarda “tuş kilidi” olarak kullanılmaya başlandı. Araç telefonları ile başlayan erişilebilirlik  merakı had safhaya gelince kocaman Motorola telefonlar cep telefonu diye satışa sunuldu. Ancak bu çok büyük ve ağır telefonların tüketici açısından kullanımı oldukça rahatsız ve konforsunuz olduğundan kısa zaman içinde kibrit kutusundan neredeyse biraz büyük telefonlar tasarlandı. Müzik o zaman da, şimdi de ruhun gıdası. Kaset-çalarla başlayan akım Walkman ile devam etti. O yıllarda özellikle gençler tarafından tercih edilen, keyifli ve lüx bir akım olan walkman, tüketicinin konforu düşünüldüğünde ağır ve kaba idi. CD teknolojisi başlayınca CD çalarlar (Discman) walkman’lerin yerine geçti ve kısa zamanda da ipod’larla dünyanın müziği ceplerimize girdi. Video kaset çalar devri kocaman kaset betamax’larla başladı. Küçük VHS lerle devam etti. Hatta öyle ki sadece bu kasetleri almak yetmiyordu, yanında da kaseti saran aletler vardı herkesin evinde. CD teknolojisi bu dünyaya da el attı ve DVD – VCD player’lar hala bazılarımızın evlerinde varolmaya devam ediyor.

Tüketici, televizyonlardaki tek kanal devrini bitireli yıllar oldu. Artık evlerimizde yüzlerce kanal var ve aslına bakarsanız sadece 10 veya 20 tanesi yoğun kullanılıyor. Ama olsun, evimizde bulunsun belki bir gün lazım olur diyoruz.

Tüplü televizyonlar yerini plazmalara ve daha sonra LED ve Smart televizyonlara bıraktı. Hatta o zamanın tüplü televizyonları ani elektrik akımından zarar görmesin diye regülatörler vardı. Çatı antenleri yerini çanak antenlere ve hatta internet altyapılı vericilere bıraktı. Artık televizyonlar sadece kendilerinden beklenen hizmeti vermiyor, aynı zamanda bir bilgisayarda ne yapıyorsanız onu da yapmanızı sağlıyor. Cep telefonlarımıza sadece telefon demek sanırım haksızlık olur.

Tüm bu saydıklarım cok değil 15-20 yılda oldu. Her şeyi ne kadar hızlı tüketiyoruz. Aslında ürün değildi istediğimiz, farklı deneyimlerdi. Sadece ürün olsaydı walkman müzik dinleme işini yapıyordu. Ipod’a ne gerek vardı. Veya tüplü tv’de de toplamda 10 – 15 kanal zaten izlerdik. Ama insanın özündeki o konformist yapı merakı tetikliyor, o da farklı deneyimlere kapı açıyor. Neden aynı uçağın business koltuğunda oturmak için can atıyoruz? En azından bir kere bile olsa denemek istiyoruz. Oysa diğer koltuklara göre çoğu zaman 2 veya 3 katı pahalı. Ama burada o deneyimi yaşamak paranın değerinden daha önemli. Walkman’den CD çalardan kat kat pahalı olan Ipod piyasaya sürülürken Steve Jobs asla fiyata takılmadı. Satılsın diye ucuz bir değer biçmedi. Çünkü o, ürünün (Ipod) değil, deneyimin satılacağına inanıyordu. İnsanlara bir ürün veya hizmet satmak istiyorsanız fayda ve deneyimi ön plana çıkarmak zorundasınız. Müşterileriniz bu deneyimi yaşamak için can atmalılar. Teknolojinin bu kadar hızla hayatımıza girdiği bu yüzyılda şu an belki de hayal bile edemediğimiz deneyimler tasarlanıyordur bizim için. Şu anda bu yazıyı okurken de hayal ettiğiniz bir deneyim mutlaka bir gün gerçek olacaktır.

Çünkü unutmayın Pablo Picasso’nun da dediği gibi “Hayal Edebildiğin Her Şey Gerçektir”

Sevgiyle kalın.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link