Türkiye İş Bankası’nın İkonik Kumbarası Yaratıcı İlanlara İlham Kaynağı Oldu

Türkiye’de tasarruf dendiğinde akla gelen ilk öge herkesin çocukluğundan itibaren kumbaralar olmuştur. Birçoğumuz bu kumbaralarda biriktirdiğimiz paralarla kendimize ya da sevdiklerimize hediyeler almış onları sevindirmişizdir.

Türkiye İş Bankası da Türkiye’de eski model kumbaraları bir dönem promosyon olarak dağıtarak bu kumbaraları markanın ögelerinden biri haline getirmeyi başarmıştı. Markanın sahiplendiği kumbara ögesi şimdi de ince ince işlenmiş basın ilanlarında karşımıza çıkıyor. Tribal Worldwide’ın hazırladığı ilanlarda ikonik kumbara biriktirilen paralarla alınabilecek şeylerin hayali tasarlanmış.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Sanatları Bölümü Mezunu. Reklam Yazarlığı kariyerinden sonra, Pazarlamasyon'da içerik editörlüğü.

Bir Cevap Yazın

Her 100 Tasarımcının 84’ü Freelance İş de Yapıyor

Online matbaa sektörünün lideri bidolubaski.com, Grafik Tasarımcılar Meslek Kuruluşu ile birlikte detaylı bir ankete imza attı. Anketi cevaplayan yaklaşık bin grafik tasarımcının yardımıyla ilginç sonuçlara ulaşan bidolubaski.com, bu yolla sektöre ilişkin problemlere de ışık tuttu. Tasarımcılara göre maaşlar oldukça yetersiz olduğundan, freelance işler bu ekosistemde önemli bir dinamik olarak öne çıkıyor.

Grafik tasarım uzmanlığı, içinde bulunduğumuz çağın birçok alanında gerekliliğini ispatlayan bir meslek olarak öne çıkıyor. Ancak ne yazık ki, reklam ve tasarım ajanslarından basım ve yayıncılık sektörüne kadar uzanan çok geniş bir yelpazede görev alan grafik tasarımcıların dâhil olduğu dünya, üzerinde fazla araştırma yapılmayan bir sahadan oluşuyor. Hem bu gerçeği gözlemleyen, hem de tasarım ve baskı sektörünün birbirine doğrudan etkileri bulunduğunu yakından bilen bidolubaski.com, Grafik Tasarımcılar Meslek Kuruluşu (GMK) ile birlikte bir anket çalışmasına imza attı.

Bu yaratıcı dünyanın içinde yer alan tüm paydaşlar tarafından doğru okunduğu takdirde grafik tasarımcılara önemli katkılar sağlayacak ankete, yaklaşık bin sektör profesyoneli katıldı. Anketi yanıtlayan tasarımcıların düşüncelerini anlamaya ve anlamlandırılabilecek sonuçlar çıkarmaya çaba gösteren bidolubaski.com’un analizleri, eğitimden çalışılan sektöre, alınanücretlerden baskı süreçlerinde yaşanılan sorunlara kadar birçok soruya da ışık tutuyor.

Sektör gençlerin himayesinde

Katılım gösterenlerin yüzde 76’sını erkeklerin oluşturduğu ankette, grafik tasarımcıların büyük kısmının 35 yaş altında olduğu görülüyor. 18- 25 yaş aralığında bulunanların yüzde 44, 26-35 yaş aralığında bulunanların ise yüzde 42 orana sahip olduğu düşünüldüğünde, bu mesleğin güç kaybetmeden popülerliğini sürdürmeye devam ettiğini ve gücünü gelecekte de sürdüreceğini söylemek mümkün.

Üniversite eğitimleri yetersiz

Teknik bilgi gerektiren grafik tasarımcılığı, meslek olarak seçen katılımcıların büyük bir kısmını lisans ve lisansüstü eğitim alanlar oluşturuyor. Tasarımcıların yüzde 56’sının üniversite mezunu, yaklaşık 5’te 1’inin ise lise düzeyinde eğitim aldığı görülüyor. Ancak anketi yanıtlayanların yüzde 91’i üniversitede verilen eğitimlerin kesinlikle yetersiz olduğu görüşünü taşıyor. Ayrıca katılım gösterenlerin sadece yüzde 40’ının grafik tasarım alanında üniversite eğitimi aldığı düşünülürse, tasarımcı olmak için akademik eğitimin şart olmadığı da ortaya çıkıyor.

Her 100 tasarımcının 84’ü freelance iş de yapıyor

Anket sonuçlarına bakıldığında, grafik tasarımcıların yüzde 28’inin ajanslarda görev aldığı görülüyor. Bu, şaşırtıcı bir sonuç olmamakla birlikte, katılımcıların yüzde 21’inin kurumsal şirketlerde çalışıyor olması markaların tasarıma verdikleri önemin artmasının etkisi olarak yorumlanabilir.Yaklaşık yüzde 20’lik bir orana sahip olan “diğer” seçeneğinde ise çoğunluğu sadece freelance işler yapan tasarımcılar oluşturuyor.

Freelancer’ların oranı çok fazla olmasa da tam zamanlı bir işte çalışan ve ek olarak bağımsız iş yapan grafik tasarımcıların oranına gelince işin şekli biraz değişiyor. Ankete katılanların yüzde 84’ü tam zamanlı işlerine ek olarak freelance işler de yaptığını belirtiyor. Bu oranlara göre freelance çalışmanın grafik tasarım alanında çok önemli bir dinamik haline geldiğini söylemek mümkün.

Maaşlar tatmin etmiyor

Freelance çalışmaya gösterilen yönelim, bir bakıma piyasadaki maaşlar hakkında fikir sahibi olunmasını da sağlıyor. Öyle ki, katılımcıların yüzde 92’si aldıkları maaşın tatmin edici olmadığı görüşünü taşıyor. Bu da tasarımcılar için sunulan çalışma şartlarının gözden geçirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

En büyük problem kalite

Katılım gösterenlerin yüzde 41’i baskı ve matbaa ile ilgili işlerde çalıştığını ifade ederken, zamanlarının büyük bir bölümünü baskı için tasarımlar hazırlamakla geçirdiklerini de belirtiyorlar. Baskı süreçlerinde en sık yaşadıkları sorunun yüzde 44 oranla kalite kaynaklı olduğunu ileten tasarımcıların, yaşadıkları sıkıntıların çoğunun geleneksel matbaalardan kaynaklanıyor. Bidolubaski.com gibi online matbaa platformları ile bu problemlerde azalmaların yaşanması da oldukça mümkün.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Markaların Ressamı ‘Leo Burnett’

Leo Burnett’i ilk olarak Philip Morris ile çalıştığı o meşhur Marlboro reklamlarından tanıyoruz. Burnett, reklam kariyerinin temel taşlarını 1935 yılında 50 bin dolar borç alarak kurduğu reklam şirketiyle atmıştı. Reklam yazarlığı, reklam görselliği ve daha birçok alanda önemli işler yapmış, aynı zamanda müşteri davranışlarını da anlamaya çalışan ilk isimlerden biriydi. Reklam ve pazarlamayı başarılı bir şekilde harmanlayıp bize ışık tutan Leo Burnett’i kısaca tanıyalım; 

Leo Burnett, Michigan ‘da doğmuş ve Michigan Üniversitesi’nde Gazetecilik eğitimi almıştır. Çalışma hayatına okul gazetesinde editörlük ve muhabirlik yaparak başlayan Burnett, Cadillac Motor şirketinin reklamlarını yaρmaya başlaması ile birlikte önemli bir başarı yakalamıştır. Bu başarının ardından Lfayette Motor ve Homer McKee acenteleri ile çalışarak reklam kariyerinde hızlı şekilde yükselmiştir. Burnett, o yıllarda arkadaşının da yardımı ile birçok firmayla anlaşarak o yıl içinde 900 bin$ kar elde etmiş ve kısa zamanda en çok iş yapan şirketlerden birini kurmayı başarmıştır.


Daha sonra Burnett bu başarının ardından, Chicago’da bir reklam okulu kurdu ve farklı tarzlarda eğitimler vermeye başladı. Okulda sadece yetenekli kişiler eğitilerek reklam sektörüne hazırlandı. Burada özellikle reklam metni yazarlığı ve yaratıcılıkla ilgili dersler verildi. Burnett, bugün çoğu reklam ve reklam yazarlığı derslerinde öğretilen ‘yaratıcılık, bildiğiniz iki şeyi bilmediğiniz bir şekilde birbirine bağlamaktır’ tezini savunan akımın kurucusu oldu. Aslınsa kendi reklamlarının başarısına bakılacak olursa, bu başarının yalınlıktan geldiğini anlamak zor değildir. Önemli olan, her şeyden önce hedef kitleyi ve müşteriyi anlamaktır der Burnett. Onları anlarsanız, yazarken hangi kelimeleri seçmeniz gerektiğine daha doğru karar verirsiniz.

Burnett, Reklamın bilinmeyen, birden bire ortaya çıkan absürd kelimelerden ya da görsellerden oluştuğunu savunan kesime karşı durur. O, bilinen şeylerin ne kadar farklı yollarla söylenebileceği üzerinde durulması gerektiğini savunmaktadır. Çünkü hedefiniz halktır. Onlara anlamadıkları, daha önce bilmedikleri bir şey verirseniz eğer, hayatta kalmanız mümkün olamaz. Ne satmak istediğinizi anlatmanız zorlaşır.

Leo Burnett’in bir diğer tezi ise, duygu sömürüsünden uzak bir şekilde insanlarla sıcak kalabilmektir. Bu anlamda sadelikten ve gösterişten uzak olmakla bilinir. Yani asıl duruşu, ünlüler ve kusursuz kadınlarla kafayı bozmuş dünya düzeninedir. Bu yüzden reklamlarında normal ve sıradan insanları tercih eder. Onun bu yapısı reklamı ünlünün satmadığına dikkati çekerek, gerçek reklamcının, zihin yorgunluğunun karşılığını alacağı üzerinedir.

Siz onu ismen bilmeseniz de çektiği reklam filmlerine aslında aşinasınızdır. Marlboro, Tony the Tiger, Hallmark, McDonald’s, Samsung, Procter and Gamble, Heinz gibi markaların marka olmasını sağlayan, reklam dünyasının dahisidir kendisi. ‘Kötüden örnek olmaz, satan reklamın analizi aynı zamanda imaj algısıyla da ölçülmelidir’ diyen Leo Burnett 1935’den bu yana aynı çizgide yürümeye devam etmiştir.

Markaların ressamı Leo Burnett’in reklamcılığa dair verdiği eğitici dersler:

Basit yapın. Hatırda kalır olsun. Kendisine bakmaya teşvik edici olsun. Okuması eğlenceli olsun.

Kendinizi müşterinin yerine koyamıyorsanız, büyük ihtimalle siz reklamcılık işinde olmamalısınız.

Yaratıcı fikirler en iyi eğlenceli bir ruha sahip dükkanlarda gelişir. Kimse eğlenmek için işte değildir ancak bu işte eğlence olmayacağı anlamına gelmez.

Hayat ve tüm durumlar hakkındaki merak, bence, muhteşem yaratıcı insanların gizidir.

İyi reklam sadece bilginin sirkülasyonunu sağlamaz. Bu akla tutku ve inanç katar.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link