Timberland’ten Emeklilik Planlarını Sorgulatan Kara Mizahlı Reklam

Günümüzde özellikle yaşam standartlarının yüksek olmadığı ülkelerde, yaşını almış insanların büyük bir kısmı emeklilik yaşları geldiği halde, maddi yükümlülükler nedeniyle emekli olamıyorlar. Öyle ki, bu durum günümüzün gençlerini bile emeklilik konusunda karamsarlığa düşürebiliyor. İşte Timberland, botları için Hong Kong‘da yaptığı reklamda bu konuya değindi.

Timberland’in Hong Kong’daki bir alışveriş merkezinde yer alan reklam afişinde “Asla emekli olamayacaksın. Botların niçin emekli olmak zorunda?” şeklinde bir ifade yer alıyor. Bu ifadeden anlayabileceğiniz üzere, burada botların dayanıklılığına dikkat çekiliyor. Peki, bu reklamda dikkat çekilen durum ne kadar doğru?

Çin’e bağlı özerk bir bölge olan Hong Kong’daki insanların emeklilik konusundaki beklentilerini bilemeyiz, ama rakamlar dünyanın süper gücü olarak adlandırılan ABD’de bile bu konudaki beklentilerin pek iç acıcı olmadığını gösteriyor. Business Insider’ın yaptığı habere göre özellikle 2008 Küresel Ekonomik Krizi ile birlikte, öğrenim kredisi ödemeleri ve düşük maaş artışları arasında sıkıp kalan Y kuşağı gençliği, emeklilik hesaplarına pek bir katkıda bulunamadılar. Bununla birlikte, ABD’nin büyük şehirlerinde kiralar hızlı bir şekilde artıyor ve çocuğu olanlar için çocuk bakımı masrafları, önemli bir gider kalemini oluşturuyor.

Washington Post gazetesinde bu konuyla ilgili yer alan bir makalede, önümüzdeki 10 yıllık süreçte borsanın hareketsiz olacağı tahmini baz alınarak “Y kuşağı, emeklilik için kenara ayırdıkları parayı iki katına çıkarmak zorunda kalabilir.” şeklinde bir cümleye verilmiş. Bununla birlikte danışmanlık şirketi McKinsey’den Tim Koller, Washington Post’a yaptığı açıklamada “Gerçekçi olursak, bu makaleyi okuyan çoğu insan, belki de kendi ebeveynlerinin çalıştıklarından birazcık daha uzun bir süre çalışmayı düşünmeliler.” dedi.

Sonuç olarak Timberland’in yaptığı bu reklama geri dönecek olursak; Timberland, bu reklamda Hong Kong’taki yoğun çalışma kültürüne dikkat çekerken istemeden de olsa dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşayan birçok insanın gelecekle ilgili belki de en önemlisi kaygısını açığa çıkarmış oldu.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon İçerik Editörü

Bir Cevap Yazın

Cif’ten Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Vurgu Yapan Proje

  • Bu zamana kadar genelimize dayatılmış ve öğretilmiş olan ”ev işlerini kadın yapar” mottosuna karşı son zamanlarda markaların toplumsal cinsiyet eşitliğine daha fazla değindiği görüyoruz.
  • Cif’te hepimizin elinde projesiyle aslında bu mottoyu yıkmak isteyen markalardan biri.
  • İlgili Yazı: Hornbach’tan Cinsiyetçi Klişileri Yıkan Reklam Filmi

Hepimizin elinde projesi  17 Ekim Çarşamba günü Unilever Ev Bakım Kategorisi Pazarlama Direktörü Duygu Ersoy ve proje elçisi  Arzum Onan’ın katıldığı basın toplantısı ile tanıtılmıştı. Proje ev işlerinin yalnızca kadına ait olmadığı ve aile bireyleri arasında dağılımın yapılması gerektiği vurguluyor. Kadınların iş ve sosyal hayatta daha fazla yer almasını ve bu projeyle bir farkındalık yaratmak Cif markasının ana amaçlarından biri olarak gözüküyor.

Kadının Görevi

Verilere göre insanların yüzde 86’sı ev işlerini, yüzde 77’si temizliği, yüzde 79’u çamaşır yıkamayı, yüzde 69’u bulaşık yıkamayı, yüzde 72’si ise yemek yapmayı ‘kadın görevi’ olarak tanımlıyor.

Kadın, reklamda gerçek dışı bir varlık olarak tanımlanıyor. Ayrıca reklamda bugüne kadar sıkça duyulan ”kadın dediğin parfüm değil, çamaşır suyu kokacak arkadaş”, ” yemek yapmayı,bulaşık yıkamayı bilmeyen kendine kadın demesin” gibi söylemlere ironik bir eleştiri yapılırken, kadın görevi diye adlandırılan, kadınlardan beklenen temizlik işlerinin verileri sıralanıyor. Reklamda gördüğümüz heykel ise,  farkındalık artırmayı hedefleyen bu proje için Arzum Onan tarafından yapılan gerçek üstü kadın heykeli olarak adlandırılan heykel. Altı kolu ve dört bacağı bulunan kadın heykeli, ev işleri konusunda kendisinden beklenen tüm sorumlulukları en iyi şekilde yerine getirmeye çalışan gerçek üstü güçteki bir  kadını temsil ediyor.

 

 

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Hz. İsa’lı Organ Bağışı Reklamı, Tartışma Yarattı


Organ bağışı, dünya çapında çok sayıda kar amacı gütmeyen kuruluşun üzerinde durduğu son derece hassas bir konu. Bu kuruluşlar, sürekli olarak yaptıkları kampanyalarla, insanları organ bağışı konusunda bilinçlendirmeye çalışıyorlar. Avustralya’da bu tarz bir organizasyonun yayımladığı dini temalı bir organ bağışı reklamı büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi.

Design Taxi’nin haberine göre, “Hz. İsa Ne Yapardı?” başlıklı reklam, aslında “Yaşamak İçin Ölmek” isimli belgeselin tanıtımını yapmak için hazırlanmıştı. Reklamda iki silahlı muhafız, Hz. İsa’ya çarmıha gerildikten sonra organlarını bağışlamaya razı olup olmayacağını soruyor. Muhafızlardan biri, “Anladık. Kimse ölüm hakkında konuşmak istemiyor. Ama organların altı kişinin hayatını kurtarabilir.” diyor ve Hz. İsa, “Bunu yapacağım apaçık. Ben İsa’yım.” şeklinde karşılık veriyor. Bunun üzerine muhafızlar, Hz. İsa’ya organ bağışçısı kaydını imzalamak için internete girmesi gerektiğini söylüyorlar. Daha sonra muhafızlardan biri, bir akıllı telefonu mızrağına tutturuyor ve böylece Hz. İsa kaydını girebiliyor. Ve reklam, “İsa’nın yapacağını yap.” ifadesiyle sona eriyor.

The Daily Telegraph’ın yaptığı habere göre, organ bağışının önemine dikkat çekmeyi amaçlayan bu reklam çeşitli kesimlerden farklı tepkiler aldı. Avustralya’nın İslami Dostluk Derneği’nin kurucusu olan Keysar Trad, reklamın “saygı gösterilen bir şahısa karşı saygısızlık gösterdiğini” ve Müslümanlarla Hristiyanlar arasında bir dargınlığa neden olabileceğini ifade etti. Ancak, Anglikan Piskoposu Michael Stead aynı fikirde değildi. Stead, reklamın itici gelme potansiyeline sahip olabileceğini söyledi, ama halkın bunun yerine reklamın altında yatan mesaja odaklanması gerektiği konusunda ısrar etti.

Film yapımcısı Richard Todd ve yaratıcı ajans Revolver iş birliğiyle hazırlanan bu reklam, Avustralyalılar’ın %70’inin organlarını bağışlama eğiliminde olduğunu, ancak sadece %36’sının kayıtlı organ bağışçısı olduğunu ortaya koyan bir araştırmanın sonucunda ortaya çıktı. Todd, Avustralyalılar için dyingtolive.com.au adresinden online kayıt yaptırarak dönor olmak için uygun olup olmadıklarını bilmelerinin önemli olduğunu açıkladı.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?