Super Bowl Reklamlarında Bu Yılın En İyileri

Super Bowl

Amerika Birleşik Devletleri’nin sporda ne kadar başarılı bir ülke olduğunu Olimpiyatlar’dan zaten gayet iyi biliyoruz. Hem sporcu eğitimine hem de rekortmen atletler çıkarmaya oldukça önem verne ülkede spor kültürü gelişmiş geniş bir izleyici kitlesi de bulunuyor. Özellikle de ülkeye özgü sayabileceğimiz ama diğer ülkelerde o kadar popüler olmayan beyzbol ve Amerikan futbolu gibi ilginç takım oyunlarında bu durum daha da açık bir şekilde önümüze geliyor. İşte tam da bu nedenle, ülkedeki en popüler spor olan Amerikan futbolu dalında, sezonun şampiyonunu belirleyecek Super Bowl finali, her yıl dünyanın en çok reklam harcaması yapılan etkinliği oluyor. Gelin, bu yıl Super Bowl finalinden göze çarpan markalara birlikte bakalım.

Toyota:

Bu yılki Super Bowl reklamlarından bir liste yapsak en çok dikkat çekenlerden biri kuşkusuz ki Toyota’nın engel tanımadığını, inancın ve çabanın karşısında hiçbir zorluğun duramayacağını gösteren bu reklamı olur. Good Odds adlı reklam, Paralimpik Kış Oyunları’nda tam sekiz kez altın madalya kazanan doğuştan engelli kayakçı Lauren Woolensttencroft’un başarı öyküsünü anlatıyor. Bir dakika süren video Saatchi & Saatchi ile Dentsu imzalarını taşıyor.

Kia:

Super Bowl döneminde kendini gösteren otomobil markalarından bir diğeri de Kia oldu. Efsane rock grubu Aerosmith’in solisti ve ünlü oyuncu Liv Tyler’ın babası olarak bilinen Steve Tyler’ın yer aldığı çalışmada, Kia Stinger modelinin gençlik aşısı etkisi yansıtılmak istenmiş. Her ne kadar içindeki rock n roll ateşi ilk günkü gibi canlı olsa da yıllar içinde hayli yaşlanmış olan Tyler, Stinger’a binip pisti turladıktan sonra, grubun şöhreti yakaladığı dönemlerden çıkageldikleri görünüşlerinden belli olan ve ona doğru coşkuyla koşan hayran grubuna, 70’li yıllardaki yüzüyle bakıyor. “Tekrar hisset” mottosuyla kapanışa bağlanan reklam, Stinger’ı tarif eden “Fueled by Youth” ifadesiyle veda ediyor.

Pepsi:

Duran saat bile günde iki kez doğruyu gösterir. Galiba Pepsi’nin bu anlarından birine Super Bowl’da denk geldik. Sadece 30 saniyelik reklamda bizi bir zaman yolculuğuna çıkaran nostalji temalı ve This Is The Pepsi başlıklı video, Cindy Crawford, Arnold Schwarzenegger (Tam da “İlk kez tek seferde doğru yazdım sanırım.” diyordum ki meğer iki tane olan z değil g harfiymiş. Neyse bu kadarı da başarı sayılmalı.) , Britney Spears ve ay yürüyüşü Moonwalk’un mucidi pop yıldızı Michael Jackson’ı izlediğimiz çalışma, eski Pepsi logosuyla bir bütün hâline geliyor.

Doritos Blaze ve Mountain Dew Ice:

Hayret ki ne hayret! Anlaşılan o ki Pepsico bu sefer dersine iyi çalışmış, yani Pepsiciğim şimdi dikkat çekici reklamlar yapman için ille de Super Bowl dönemi mi olması gerekiyor yahu? Bak isteyince diğer markaların için de gayet ilginç çalışmalara imza atabiliyormuşsun. Demek ki çalışmıyor efendim, zeki ama çalışmıyor, çalışsa yapar.

Reklam, Pepsico markaları olan Doritos ve Mountain Dew’in yeni çeşitleri olan, acılı tortilla çeşnili Doritos Blaze ve lime cinsi limon ile sodanın buluşmasından ortaya çıkan Mountain Dew Ice için hazırlanmış. Goodby Silverstein & Partners tarafından hazırlanan çalışmada, Doritos Blaze’in tadanın içini alev alev yakan acısını Taht Oyunları dizisinde kurnazlığıyla ayakta kalan yerelması Tyrion Lannister’ı oynayan Peter Dinklage temsil ediyor. Mountain Dew Ice ürünündeyse, ürünün doğasına uygun şekilde soğukkanlı duruşuyla tanınan, rolü ne olursa olsun hep ciddi görünen oyuncu Morgan Freeman başrolde karşımıza çıkıyor. İşin eğlenceli yanı şu ki Dinklage Busta Ryhmes, Freeman ise Missy Elliot adlı rap şarkıcılarıyla düet yaparak bunu gerçekleştiriyor. Ürünlerden birinin alev, diğerinin buzla temsil edişinin Game of Thrones (Taht Oyunları) romanının ilk kitabını oluşturduğu George R. R. Martin serisi A Song of Ice And Fire çağrışımı yaptığı da bir gerçek ki bu da gayet iyi düşünülmüş bir alt metin zaten. Ama Freeman yerine sanki Westeros’un buzlar ülkesi Winterfell’den bir kahraman olsa tema daha b,r bütünleşir miydi diye de düşünmeden edemiyor insan. Hani ne bileyim, bir Jon Snow ya da Arya Stark’ı görsek fena mı olurdu?

Lexus:

Marvel‘in fantastik evreninden kopup gelen süper kahramanlar ile Lexus’un LS 500 F Sport modeli bir araya gelirse, buradan bir aksiyon patlaması çıkacağını tahmin etmek zor değil. Lüks sedan sınıfının yeni temsilcilerinden olan LS 500, yakında beyaz perdede olacak Black Panther ile doğrusu iyi bir ikili oluşturuyor.

Wendy’s:

Eller yukarı Ronald! Marka atışmalarının yaşanmadığı bir Super Bowl biraz eksik kalırdı. Sağ olsun Wendy’s hemen imdada yetişti ve rakibi McDonald’s‘ın egemenliğine sağlam bir kroşeyle meydan okudu. Etin aromasını korumak için dondurduğunu söyleyen McDonald’s’a “Titanik’i batıran buz dağı da donmuştu.” Sözüyle cevap veren Wendy’s, dondurulmuş hamburger köftesinin lezzetli olamayacağını öne sürüyor ve asla dondurulmuş et kullanmadığını iddia ederek rakibinden bu konuda önde olduğunu göstermek için bizi Wendy’s hamburgerlerini tatmaya davet ediyor. Üzgünüm Wendy’s, Türkiye’de yoksun. Ben de McDonald’s’tan haz etmem ama senin yokluğunda Arby’s ile seviyeli bir ilişkimiz var.

Türk Hava Yolları:

Türk Hava Yolları belki yaratıcı tarafı olmayan bir çalışma yaptı ama ABD pazarını ne kadar iyi tanıyan yabancı bir marka olduğunu göstermesi açısından, bu reklam önem taşıyor. Bizde çok tartışılan (ki ben de bu gruptanım) ama ABD’de oldukça ünlü bir doktor olan Dr. Mehmet Öz’ün yer aldığı sadece 10 saniye süren reklamda THY, izleyicilere beş duyu üzerinden dünyayı keşfetme hissini yansıtmak istemiş. Bunu yaparken de neredeyse bütün ABD’nin tanıdığı, onların televizyon ekranlarına konuk olan bir Türk’ü kullanması, garantici ama aynı zamanda mantıklı bir tercih olarak öne çıkmış.

Alexa by Amazon:

Aslında bu noktada “Ben bunu yazmıştım, kitaplarımda var.” diyen Yaşar Nuri Öztürk rolüne girmeliyim ama haydi neyse! Amazon’un Alexa ürünü için hazırlanan, şirketin kurucusu ve CEO’su Jeff Bezos’un da yer aldığı bu reklamın öyküsüne şu yazımızda değinmiştik. O yüzden tekrarlamayalım. Fakat yeniden belirtelim ki Bezos’un bir Hollywood’a uğraması lâzım. Bu sahici performansla belki bir gün onu da sinemada görebiliriz, ne dersiniz?

Bütün bunlardan sonra anlayacağınız o ki Super Bowl, ABD’deki Amerikan Futbolu Ulusal Ligi (National Football LeagueNFL) şampiyonunu belirleyecek bir maç olmaktan çok daha öteye geçmiş bir karşılaşma ve spor pazarlamasının dünyadaki zirvelerinden bir tanesi. Peki, sizin favoriniz bunlar arasında mı? Eğer farklı bir adayınız varsa yorum yazarak paylaşabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

2009 yılında Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden, 2015'te ise Anadolu Üniversitesi Marka İletişimi Bölümü'nden mezun olan yazar, 2013 yılından beri pazarlama ve reklamcılık üzerine çalışıyor. Geleneksel ve dijital reklam ajanslarındaki çizgi altı ve üstü çalışmalarda metin yazarlığı yapan, ulusal ve küresel ölçekte birçok markayla birlikte çalışan yazar, bir yandan da Anadolu Üniversitesi'ndeki Türk Dili ve Edebiyatı öğrenimine de devam ediyor. En büyük tutkusunun edebiyat olduğu biliniyor, şehirdeki festivalleri yakından takip ediyor. Bir gün Patagonya'ya gitmenin hayalini kuruyor.

Bir Cevap Yazın

Kola Savaşları: Coca-Cola vs Pepsi

  • Kola denilince akla gelen ilk iki marka olan Coca-Cola ve Pepsi arasında yıllardır süren bir rekabet var.
  • Global pazar payı anlamında Coca-Cola rakibinden üstün olsa da, tadım testlerinde genel olarak Pepsi galip geliyor.
  • Coca-Cola’nın rakibine karşı üstünlüğünde başarılı pazarlama ve reklam kampanyalarının etkisi büyük.
  • İlgili Yazı: Fast Food Savaşları: Burger King vs McDonald’s

     

İçecek sektörünü göz önüne aldığımızda, buradaki en köklü rekabetin Coca-Cola ve Pepsi arasında olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Tabii bu iki dev marka çok çeşitli içecekler piyasaya sürseler de, aralarındaki rekabet genel olarak kola üzerinden ilerliyor. Elimizde güncel pazar payı verileri olmasa da, hem Türkiye hem de global pazarda tüketicilerin Coca-Cola’yı Pepsi’den daha fazla tercih ettiği bildiğimiz bir gerçek.

Ancak çoğu insanın Coca-Cola tercihine rağmen, genel olarak tadım testlerinde Pepsi’nin galip gelmesi de kafaları karıştıran bir durum. Gazeteci ve yazar Malcolm Gladwell, 2005 yılında çıkardığı Blink isimli kitabında iki kola markası arasında ciddi bir tat farkının olduğuna dikkat çekerek Coca-Cola’nın keskin bir kuru üzüm – vanilya tadına, Pepsi’nin ise daha çok turunçgil tadına sahip olduğunu ifade ediyor. Gladwell, Pepsi’nin genel olarak tadım testlerinde galip gelmesinin nedeninin de işte sahip olduğu bu tatlı ve turunçgil ağırlıklı tat olduğunu söylüyor.

İki kolanın içeriklerine baktığımızda da Gladwell’in bu tespitinin gayet yerinde olduğunu görüyoruz. Zira Pepsi, Coca-Cola’ya göre daha fazla şeker, kafein ve kalori içerirken Coca-Cola ise Pepsi’ye göre biraz daha fazla sodyum içeriyor. İşte Pepsi’nin Coca-Cola’ya göre daha tatlı, Coca-Cola’nın ise Pepsi’ye göre daha asitli olmasının nedeni içeriklerindeki bu fark.

Tadım testlerinde genel olarak Pepsi’nin galip gelmesine rağmen Coca-Cola’nın satışlarının daha iyi olması, bu tadım testlerinin geçerliliğini sorgulatabilir. Ancak bu noktada Coca-Cola’nın başarılı pazarlama ve reklam kampanyalarının yarattığı etkiyi de unutmamak gerek. Bu alanda Coca-Cola’nın Pepsi’den daha fazla öne çıktığını ve bu sayede bir “lovemark” olma konusunda Pepsi’den daha başarılı olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Kola Harici İçecek Rekabeti

Kola rekabetinde uzun bir süredir Coca-Cola yarışı önde götürüyor. Ancak iki markanın kola haricinde birçok içecek markası bulunuyor ve o tarafta da ciddi bir rekabet var. Peki, bu rekabette durum ne?

Pepsi, geçtiğimiz ayın sonunda son satış verilerini paylaştı. Paylaşılan verilere göre, Kuzey Amerika bölgesinde Lipton, Pure Leaf, LifeWTR ve KeVita markalarının satışlarında ciddi bir artış var. Bununla birlikte şirket; Çin, Hindistan, Brezilya ve diğer uluslararası pazarlarda içecek satışlarından ciddi kazançlar elde etmiş. Pepsi’nin açıkladığı satış ve kar miktarları, Wall Street tahminlerini bile aştı ve bunun sonucunda şirketin hisse değerleri yaklaşık olarak %1 oranında arttı.

 

Pepsi tarafından gelen bu yüksek rakamlara karşılık olarak Coca-Cola da beklenen daha iyi satış ve kar rakamları açıkladı. Üstelik şirketin Diet Coke ürününün Kuzey Amerika bölgesindeki satış hacminde, yedi yıldan uzun bir süredir ilk defa artış yaşandı. Bunun yanı sıra şirket, geçtiğimiz aylarda doğru Y kuşağının hedefleyen dört yeni Diet Coke çeşidini piyasaya sürmüştü. Bu artışla beraber, Coca-Cola’nın, Y kuşağının ilgisini diyet kolaya çekme girişiminin ilk etapta başarılı olduğunu söyleyebiliriz.

2017 Yılında Gazlı Soft İçecek Pazarında Coca-Cola Galip

Global alkolsüz içecek endüstrisi hakkında paylaşımlar yapan Beverage Digest isimli yayın kuruluşunun paylaştığı verilere göre, 2017 yılında Amerikanlar alkolsüz içeceklere bir önceki yıla kıyasla 2,1 milyar dolar daha fazla para harcadılar. Coca-Cola Kuzey Amerika da bu harcamadan önemli bir pay alırken şirketin önemli içecek markalarının satışları da ciddi oranda arttı. Paylaşılan verilere göre Coca-Cola markasının satışları %1, Sprite markasının satışları %6,8, Dasani markasının satışları %2,5 ve şirketin enerji içeceği ortağı Monster’ın satışları ise yaklaşık olarak %11 oranında arttı.

Beverage Digest’in paylaştığı bilgiye göre, 2017 yılında Coca-Cola’nın gazlı soft içecek markaları, Pepsi’nin gazlı soft içecek markalarına genel olarak galip geldi. Buna karşılık Pepsi, bu farkı kapatmak için medya ve reklam bütçesini artıracağını açıkladı ve öyle oldu. Geçtiğimiz ay PepsiCo CFO’su Hugh Johnston, CNNMoney’e yaptığı açıklamada, şirketin yılın ilk çeyreğin reklam bütçesini artırdığını ifade etti. Bu kapsamda Pepsi, bu yılki Super Bowl‘da Doritos Blaze ve MTN DEW ICE markaları için Morgan Freeman ve Peter Dinklage‘in rol aldığı iddialı bir reklam yayımladı.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Şeffaf Ürünlerin Çıkmasına Neden Olan Pazarlama Akımı: Clear Craze

  • 1980’li yılların sonu ve 1990’lı yılların başında birçok ürünün şeffaf versiyonlarının çıkmasına neden olan ve “clear craze” adı verilen bir pazarlama akımı vardı.
  • Clear craze ile birlikte yayılan bu şeffaf ürün anlayışı, içecek sektöründe mümkün olduğunca katkı maddesi içermeyen ürünlerle kendini gösterdi ve birçok içecek üreticisi, ürünlerinin bir de şeffaf ya da başka bir ifadeyle sağlıklı versiyonlarını piyasaya sürdü.
  • Pepsi, Coca-Cola, P&G, Gillette ve Nintendo gibi birçok marka, bu pazarlama akımı doğrultusunda yeni şeffaf ürünlerini satışa çıkardı.
  • İlgili Yazı: 2018’de Gerçekleşmesi Beklenen Dijital Pazarlama Trendleri

Şeffaf modası” olarak Türkçe’ye çevirebileceğimiz clear craze, 1980’li yılların sonu ve 1990’lı yıllarda etkisini gösteren ve birçok ürünün şeffaf ya da başka bir deyişle renksiz versiyonlarının çıkmasına neden olan bir pazarlama akımıydı. Bu pazarlama akımı doğrultusunda birçok içeceğin, kişisel bakım ürününün, hatta elektronik cihazın şeffaf versiyonları piyasaya sürüldü. Asitli içecekler, biralar, ağız çalkalama suları, deodorantlar, tıraş kremleri, hesap makineleri, kol saatleri, televizyon setleri, video kaset kayıt cihazları ve daha fazlası… Üreticiler tarafından hepsinin şeffaf versiyonları çıkarıldı.

Clear craze ile birlikte yayılan bu şeffaf ürün anlayışı, içecek sektöründe mümkün olduğunca katkı maddesi içermeyen ürünlerle kendini gösterdi ve birçok içecek üreticisi, ürünlerinin bir de şeffaf ya da başka bir ifadeyle sağlıklı versiyonlarını piyasaya sürdü. Katherine Reinhard’ın 15 Şubat 1993 tarihinde The Morning Call isimli gazetede yayımlanan yazısına göre ise o zamanlar bu akımı takip eden kişiler, clear craze’in açık bir şekilde bir pazarlama taktiği olduğunu iddia ettiler. Yani onlara göre, piyasaya sürülen şeffaf ürünler, eski versiyonlarına göre daha saf ya da daha güvenli değildi.

Reinhard’ın yazısında belirttiğine göre, New York’ta yer alan Trends Research Institute‘nün (Trendleri Araştırma Enstitüsü) müdürü olan ve Fortune 500 şirketleri için trendleri takip eden Gerald Celente, bu konuyla ilgili olarak şu şekilde bir açıklamada bulundu:

Bu, pazarlamacıların mevcut ürün gruplarından daha fazla satış elde etme girişimi. Yaptıkları şey, şeffafın saflık anlamına geldiği inancı altında ürünlerin yeniden formüle edilmesidir. Bu çok sığ bir görüş.”

Bununla birlikte Gerald Celente, halkın renksiz ürünler talep ettiğini düşünmediğini ifade etti. Ancak buna rağmen Celente, insanların şeffaf ürünlerden uzak duracağını da düşünmüyordu. Celente bu görüşüyle ilgili olarak “Bu başarılı olacak. Onların ürünlerini destekleyecek.” dedi.

Gerald Celente’nin söylediği gibi ürünlerdeki bu şeffaflık anlayışının ne kadar başarılı olduğu tartışmaya açık bir konu, ancak pek çok marka bu trendi takip ederek ürünlerinin şeffaf versiyonlarını piyasaya sürdü ve bu trend uzun bir süre devam etti.

Crystal Pepsi

Pepsi, clear craze döneminde yaptığı pazar araştırması sayesinde tüketicilerin daha hafif ve daha az tatlı olan, koruyucu madde içermeyen ve de kafeinsiz olan hafif içecekler aradığını keşfetti. Bunun üzerine Pepsi, 1992 yılının ortalarında Crystal Pepsi adında şeffaf bir içecek piyasaya sürdü.

O zamanki Pepsi Halkla İlişkiler Müdürü Gary Hemphill, piyasaya sürülen Crystal Pepsi’nin kafein ya da koruyucu madde içermediğini açıkladı. Buna rağmen Gary Hemphill, normal Pepsi’nin de koruyucu madde içermediğini ve kafeinsiz Pepsi’nin zaten piyasada bulunduğunu kabul etmek zorunda kaldı. Ayrıca Pepsi Halkla İlişkiler Müdürü, bu tatta karar kılana kadar 3000 farklı formülü denediklerini de sözlerine ekledi.

Sonuç olarak Crystal Pepsi beklenen satış rakamlarına ulaşamadı ve Pepsi’nin fiyasko ürünlerinden biri olarak tarihe geçti. Crystal Pepsi’nin neden başarısız bir ürün olduğuyla ilgili olarak geçtiğimiz aylarda paylaştığımız yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Tab Clear

Pepsi’nin şeffaf içeceği Crystal Pepsi, satışa sunulduğu ilk zamanlarda oldukça iyi bir ivme yakaladı. Öyle ki, içecek piyasaya sürüldüğü ilk yıl içerisinde ABD’deki soft içecek pazarının %1’ini eline geçirdi. Coca-Cola da en büyük rakibinin bu başarılı ürününe karşılık olarak fazla gecikmeden Tab Clear isimli benzer bir içecek piyasaya sürdü. 14 Aralık 1992 tarihinde ABD’de, Ocak 1993’te Birleşik Krallık’ta ve Mart 1993’te Japonya’da piyasaya sürülen Tab Clear, diğer soft ve şeffaf içeceklerin aksine kafein içeriyordu ve şirketin belirttiğine göre, normal kola tadına sahipti.

Başlangıçta tüketicilerden olumlu tepkiler alan Tab Clear ile ilgili olarak Mart 1993’te paylaşılan bir yazıda, soft içeceğin sadece teneke kutularda satılacağı belirtiliyordu. Ki bu karar oldukça garipti, çünkü o dönemde piyasaya sürülen renksiz içeceklerin hepsi şeffaf şişelerle satışa sunuluyordu. Zira bundaki amaç, ürünün şeffaflığını ön plana çıkartmaktı. İlk piyasaya sürüldüğü zaman olumlu eleştiriler almasına rağmen, Tab Clear kısa süre içerisinde dibe çakıldı. 1994 yılında içeceğin üretimine son verildi ve o da rakibi Crystal Pepsi gibi başarısız bir ürün olarak tarih sayfalarındaki yerini aldı.

Ivory Clear

Clear craze döneminde, bu akıma uygun olarak bir ürün piyasaya süren markalardan biri de geniş yelpazede tüketim ürünleri üreten Procter & Gamble ya da kısa ismiyle P&G idi. Şirket, 1993 yılında Ivory Liquid isimli bulaşık deterjanının şeffaf versiyonu olan Ivory Clear’ı piyasaya sürdü. P&G, yeni bulaşık deterjanının eski versiyona göre daha saf olduğuna yönelik açıklamalar yapmaktan kaçındı.

P&G şirketi adına açıklama yapan Lynn Hailey, Ivory bulaşık deterjanının artık şeffaf bir şişede şeffaf bir ürün olarak satıldığını ve bu sayede müşterilerin, ürünün yeniden formüle edildiğini anlayabildiklerini ifade etti. Hailey, ilk olarak 1957 yılında piyasaya sürülen Ivory Liquid ürününün formülünün önceki yıla (1992 yılı) kadar kadar hiç değiştirilmediğini, bir önceki yıl ise ürünün yağ sökme gücünün artırıldığını ifade etti. Hailey, ürünün formülünde yapılan bu değişimle ilgili olarak “Bu değişikliği vurgulamamız gerekiyordu. Bunu yapmamızın yollarından biri, şeffaf bir ürüne ve şeffaf bir şişeye sahip olmaktı.” dedi.

Gillette Series

Erkeklere yönelik kişisel bakım ürünleri çıkartan Gillette de clear craze’e kayıtsız kalmayan markalardan biriydi. Gillette, o dönem Gilette Series adı altında deodorant, anti-perspirant (roll-on), tıraş köpüğü, tıraş sonrası kremi gibi şeffaf renkli erkek bakım ürünlerini piyasaya sürdü. Ancak o dönem piyasaya sürülen diğer şeffaf ürünlerin birçoğunun aksine, Gillette’in bu şeffaf ürünleri günümüzde hala satılıyor.

Gillette o dönem, bu şeffaf ürünlerin, renkli versiyonlarına göre belirgin avantajları olduğunu düşünüyordu. Hatta dönemin Gillette İletişim Müdürü Michelle Szynal, bu konuyla ilgili olarak “Birçok erkek deodorantların ve anti-perspirantların bıraktıkları beyaz pul pul kalıntılardan gerçekten nefret ediyor. Bu yeni şeffaf jel ürünlerle pul pul kalıntı derdi kalmıyor.” şeklinde bir açıklama da yaptı. Buna rağmen Szynal, yeni şeffaf ürünlerin, Gillette’in bir diğer ürünü olan Right Guard‘dan daha saf ve daha etkili olmadığını da ifade etti ve “Saf bir ürün iddiasında bulunmuyoruz.” dedi.

Zima

Coors Brewing Company isimli bira üreticisi tarafından üretilen ve ilk olarak 1993 yılında piyasaya sürülen Zima, şeffaf ve hafif gazlı bir alkollü içecekti. Bu malt içeceği, o zamanlar biraya bir alternatif olarak pazarlandı. Coors Brewing Company, Zima’nın piyasaya sürüldüğü ilk yıl içerisinde pazarlama kampanyaları için toplamda 50 milyon dolar harcadı ve bunun sonucunda ABD’de alkollü içecek tüketen insanların yaklaşık olarak yarısını Zima’yı denemeleri için ikna etti. Brandweek isimli dergi, Zima’nın zirve yaptığı 1994 yılında, içeceğin piyasaya sürüldüğü tarihten o zamana kadar toplamda 1,2 milyon varil sattığını bildirdi.

2000’li yılların sonlarına doğru Zima’nın turunçgil, mandalina, ananas – turunçgil, böğürtlen ve yeşil elma olmak üzere beş farklı çeşidi piyasaya sürüldü. 20 Ekim 2008 tarihinde ise MillerCoors, alkollü içeceğin ABD’deki üretiminin sonlandırıldığını duyurdu. Buna rağmen Zima, Japonya’da satılmaya devam etti. Geçtiğimiz yıl ise MillerCoors, Zima’yı sınırlı bir süre için ABD’de tekrar satışa sundu. Hatta Zima’nın geri dönüşüne özel olarak bir reklam filmi bile yayımlandı.

Nintendo Game Boy “Play It Loud” Series Clear Edition

Japon oyun konsolu ve video oyunu üreticisi Nintendo, ilk olarak 21 Nisan 1989 tarihinde Japonya’da piyasaya sürdüğü ve dünyanın gelmiş geçmiş en çok satan oyun konsollarından biri olan Nintendo Game Boy’un “Play It Loud! Series” ismindeki renkli kasalara sahip yeni modellerini 20 Mart 1995 tarihinde piyasaya sürdü. Orijinal Nintendo Game Boy ile aynı teknik özelliklere sahip olan bu yeni Nintendo Game Boy Play It Loud! modellerinden biri de şeffaf kasaya sahip olandı. Bu model, Birleşik Krallık’ta zaman zaman X-Ray olarak da isimlendiriliyordu.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link