Super Bowl Reklamlarında Bu Yılın En İyileri

Super Bowl

Amerika Birleşik Devletleri’nin sporda ne kadar başarılı bir ülke olduğunu Olimpiyatlar’dan zaten gayet iyi biliyoruz. Hem sporcu eğitimine hem de rekortmen atletler çıkarmaya oldukça önem verne ülkede spor kültürü gelişmiş geniş bir izleyici kitlesi de bulunuyor. Özellikle de ülkeye özgü sayabileceğimiz ama diğer ülkelerde o kadar popüler olmayan beyzbol ve Amerikan futbolu gibi ilginç takım oyunlarında bu durum daha da açık bir şekilde önümüze geliyor. İşte tam da bu nedenle, ülkedeki en popüler spor olan Amerikan futbolu dalında, sezonun şampiyonunu belirleyecek Super Bowl finali, her yıl dünyanın en çok reklam harcaması yapılan etkinliği oluyor. Gelin, bu yıl Super Bowl finalinden göze çarpan markalara birlikte bakalım.

Toyota:

Bu yılki Super Bowl reklamlarından bir liste yapsak en çok dikkat çekenlerden biri kuşkusuz ki Toyota’nın engel tanımadığını, inancın ve çabanın karşısında hiçbir zorluğun duramayacağını gösteren bu reklamı olur. Good Odds adlı reklam, Paralimpik Kış Oyunları’nda tam sekiz kez altın madalya kazanan doğuştan engelli kayakçı Lauren Woolensttencroft’un başarı öyküsünü anlatıyor. Bir dakika süren video Saatchi & Saatchi ile Dentsu imzalarını taşıyor.

Kia:

Super Bowl döneminde kendini gösteren otomobil markalarından bir diğeri de Kia oldu. Efsane rock grubu Aerosmith’in solisti ve ünlü oyuncu Liv Tyler’ın babası olarak bilinen Steve Tyler’ın yer aldığı çalışmada, Kia Stinger modelinin gençlik aşısı etkisi yansıtılmak istenmiş. Her ne kadar içindeki rock n roll ateşi ilk günkü gibi canlı olsa da yıllar içinde hayli yaşlanmış olan Tyler, Stinger’a binip pisti turladıktan sonra, grubun şöhreti yakaladığı dönemlerden çıkageldikleri görünüşlerinden belli olan ve ona doğru coşkuyla koşan hayran grubuna, 70’li yıllardaki yüzüyle bakıyor. “Tekrar hisset” mottosuyla kapanışa bağlanan reklam, Stinger’ı tarif eden “Fueled by Youth” ifadesiyle veda ediyor.

Pepsi:

Duran saat bile günde iki kez doğruyu gösterir. Galiba Pepsi’nin bu anlarından birine Super Bowl’da denk geldik. Sadece 30 saniyelik reklamda bizi bir zaman yolculuğuna çıkaran nostalji temalı ve This Is The Pepsi başlıklı video, Cindy Crawford, Arnold Schwarzenegger (Tam da “İlk kez tek seferde doğru yazdım sanırım.” diyordum ki meğer iki tane olan z değil g harfiymiş. Neyse bu kadarı da başarı sayılmalı.) , Britney Spears ve ay yürüyüşü Moonwalk’un mucidi pop yıldızı Michael Jackson’ı izlediğimiz çalışma, eski Pepsi logosuyla bir bütün hâline geliyor.

Doritos Blaze ve Mountain Dew Ice:

Hayret ki ne hayret! Anlaşılan o ki Pepsico bu sefer dersine iyi çalışmış, yani Pepsiciğim şimdi dikkat çekici reklamlar yapman için ille de Super Bowl dönemi mi olması gerekiyor yahu? Bak isteyince diğer markaların için de gayet ilginç çalışmalara imza atabiliyormuşsun. Demek ki çalışmıyor efendim, zeki ama çalışmıyor, çalışsa yapar.

Reklam, Pepsico markaları olan Doritos ve Mountain Dew’in yeni çeşitleri olan, acılı tortilla çeşnili Doritos Blaze ve lime cinsi limon ile sodanın buluşmasından ortaya çıkan Mountain Dew Ice için hazırlanmış. Goodby Silverstein & Partners tarafından hazırlanan çalışmada, Doritos Blaze’in tadanın içini alev alev yakan acısını Taht Oyunları dizisinde kurnazlığıyla ayakta kalan yerelması Tyrion Lannister’ı oynayan Peter Dinklage temsil ediyor. Mountain Dew Ice ürünündeyse, ürünün doğasına uygun şekilde soğukkanlı duruşuyla tanınan, rolü ne olursa olsun hep ciddi görünen oyuncu Morgan Freeman başrolde karşımıza çıkıyor. İşin eğlenceli yanı şu ki Dinklage Busta Ryhmes, Freeman ise Missy Elliot adlı rap şarkıcılarıyla düet yaparak bunu gerçekleştiriyor. Ürünlerden birinin alev, diğerinin buzla temsil edişinin Game of Thrones (Taht Oyunları) romanının ilk kitabını oluşturduğu George R. R. Martin serisi A Song of Ice And Fire çağrışımı yaptığı da bir gerçek ki bu da gayet iyi düşünülmüş bir alt metin zaten. Ama Freeman yerine sanki Westeros’un buzlar ülkesi Winterfell’den bir kahraman olsa tema daha b,r bütünleşir miydi diye de düşünmeden edemiyor insan. Hani ne bileyim, bir Jon Snow ya da Arya Stark’ı görsek fena mı olurdu?

Lexus:

Marvel‘in fantastik evreninden kopup gelen süper kahramanlar ile Lexus’un LS 500 F Sport modeli bir araya gelirse, buradan bir aksiyon patlaması çıkacağını tahmin etmek zor değil. Lüks sedan sınıfının yeni temsilcilerinden olan LS 500, yakında beyaz perdede olacak Black Panther ile doğrusu iyi bir ikili oluşturuyor.

Wendy’s:

Eller yukarı Ronald! Marka atışmalarının yaşanmadığı bir Super Bowl biraz eksik kalırdı. Sağ olsun Wendy’s hemen imdada yetişti ve rakibi McDonald’s‘ın egemenliğine sağlam bir kroşeyle meydan okudu. Etin aromasını korumak için dondurduğunu söyleyen McDonald’s’a “Titanik’i batıran buz dağı da donmuştu.” Sözüyle cevap veren Wendy’s, dondurulmuş hamburger köftesinin lezzetli olamayacağını öne sürüyor ve asla dondurulmuş et kullanmadığını iddia ederek rakibinden bu konuda önde olduğunu göstermek için bizi Wendy’s hamburgerlerini tatmaya davet ediyor. Üzgünüm Wendy’s, Türkiye’de yoksun. Ben de McDonald’s’tan haz etmem ama senin yokluğunda Arby’s ile seviyeli bir ilişkimiz var.

Türk Hava Yolları:

Türk Hava Yolları belki yaratıcı tarafı olmayan bir çalışma yaptı ama ABD pazarını ne kadar iyi tanıyan yabancı bir marka olduğunu göstermesi açısından, bu reklam önem taşıyor. Bizde çok tartışılan (ki ben de bu gruptanım) ama ABD’de oldukça ünlü bir doktor olan Dr. Mehmet Öz’ün yer aldığı sadece 10 saniye süren reklamda THY, izleyicilere beş duyu üzerinden dünyayı keşfetme hissini yansıtmak istemiş. Bunu yaparken de neredeyse bütün ABD’nin tanıdığı, onların televizyon ekranlarına konuk olan bir Türk’ü kullanması, garantici ama aynı zamanda mantıklı bir tercih olarak öne çıkmış.

Alexa by Amazon:

Aslında bu noktada “Ben bunu yazmıştım, kitaplarımda var.” diyen Yaşar Nuri Öztürk rolüne girmeliyim ama haydi neyse! Amazon’un Alexa ürünü için hazırlanan, şirketin kurucusu ve CEO’su Jeff Bezos’un da yer aldığı bu reklamın öyküsüne şu yazımızda değinmiştik. O yüzden tekrarlamayalım. Fakat yeniden belirtelim ki Bezos’un bir Hollywood’a uğraması lâzım. Bu sahici performansla belki bir gün onu da sinemada görebiliriz, ne dersiniz?

Bütün bunlardan sonra anlayacağınız o ki Super Bowl, ABD’deki Amerikan Futbolu Ulusal Ligi (National Football LeagueNFL) şampiyonunu belirleyecek bir maç olmaktan çok daha öteye geçmiş bir karşılaşma ve spor pazarlamasının dünyadaki zirvelerinden bir tanesi. Peki, sizin favoriniz bunlar arasında mı? Eğer farklı bir adayınız varsa yorum yazarak paylaşabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

2009 yılında Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden, 2015'te ise Anadolu Üniversitesi Marka İletişimi Bölümü'nden mezun olan yazar, 2013 yılından beri pazarlama ve reklamcılık üzerine çalışıyor. Geleneksel ve dijital reklam ajanslarındaki çizgi altı ve üstü çalışmalarda metin yazarlığı yapan, ulusal ve küresel ölçekte birçok markayla birlikte çalışan yazar, bir yandan da Anadolu Üniversitesi'ndeki Türk Dili ve Edebiyatı öğrenimine de devam ediyor. En büyük tutkusunun edebiyat olduğu biliniyor, şehirdeki festivalleri yakından takip ediyor. Bir gün Patagonya'ya gitmenin hayalini kuruyor.

Bir Cevap Yazın

Lucky Strike Satışlarını Arttırmak İçin Kadınlara Yapılan Yeşil Propagandası

Günümüzün standart haline gelmiş modern pazarlama yaklaşımı, hedeflenen kitlenin bilinçdışı arzularına hitap etmek; kitleleri sunulan ürün ya da hizmeti istediğine ve hatta buna ihtiyaç duyduğuna inandırmak üzerine kuruludur. Ancak 1920’lere dek, tüketici için gerçekten var olmayan bir isteği veya ihtiyacı yaratmak diye bir konsept söz konusu değildi. İşte pazarlama alanına, seri üretim mallarını tüketicinin bilinçdışı arzularıyla ilişkilendiren bu manipülatif yaklaşımı sokan kişi; “Halkla İlişkilerin Babası”, Edward Bernays’tır. Bernays’ın psikanalizin kurucusu Sigmund Freud’un özbeöz yeğeni olması da tesadüf olmasa gerek.

Edward Bernays (1891-1995)

1922’de New York’ta ilk halkla ilişkiler dersini veren, 1923 yılında Cyristallizing Public Opinion adlı kitabıyla da ilk halkla ilişkiler kitabını yazan Bernays’ın en bilindik çalışmalarından biri kadınları sigara içmeye ikna etmesidir. Kadınların sigara içmesinin uygunsuz görüldüğü bir dönemde, bir grup kadının ellerine sigara vererek yaptırdığı yürüyüş halkla ilişkiler dünyasında efsane olmuş bir eylemdir. Bu eylemle birlikte sigara ateşi “özgürlük meşalesi” olarak anılmaya başlamış, kadınlara sigara satışı artmıştır.

Sayısız başarılı halkla ilişkiler kampanyasının arkasındaki isim olan Bernays’ın en ünlü işlerinden bir diğeri de Lucky Strike için yürüttüğü yeşil kampanyasıdır. American Tobacco’nun en önemli markası olan Lucky Strike’ın satışları iyi gitmemektedir. Şirketin sahibi George W. Hill, yaptırdığı bir anketin sonucunda kadınların Lucky Strike’ı tercih etmediklerini, bunun sebebininse sigara paketlerinin rengi olan yeşilin kadınların kıyafetleriyle uygun olmaması olduğunu fark eder. Evet, Lucky Strike şirketi, elinde milyonlarca paket sigarayı bir renk yüzünden satamamaktadır.

George Hill, bu sorunu çözebilmesi için Bernays’la görüşür ve  paketlerin renginin değiştirmelerinin mümkün olmadığını en başından belirtir. Bernays şu cevabı verir : “Paketin rengini değiştiremiyorsak, biz de moda olan rengi değiştiririz.”

Böylece “yeşil kampanyası” ortaya çıkar. Kampanyanın esas amacı kadınların yeşil giymesini sağlamaktır. Bernays öncelikle yeşil rengi üzerine bir araştırma yapar ve Language of Color isimli kitapta yeşilin; umut, zafer ve bolluk anlamına gelen pozitif bir renk olduğunu görür. Sıradaki adımı, New York sosyetesinden fikir öncüsü olabilecek kadınlara yeşil rengini giydirmektir. Onlar yeşil giyinirlerse, diğer kadınlar da yeşil giyinecektir. Moda editörleri ikinci hedefidir, yeşil rengiyle ilgili teşvik edici hikayeler yazacaklardır. Bernays, 1934’te Waldorf Astoria’da yüksek sosyetenin katılacağı çok özel bir balonun düzenlenmesine önayak olur. Balonun tema rengi yeşil olacaktır; katılımcıların yeşil elbise giyme zorunluluğu vardır. Vogue, Harper’s Bazaar gibi önde gelen dergilerin bu etkinliğe gösterdiği ilgi sonucu, Barney’s hedefine ulaşır ve o yıl yeşil, gerçekten de moda renk haline gelir. Ve sonuç olarak bu durum kadınların sigara satın alırkenki tercihlerini etkiler ve yeşil renkli Lucky Strike paketlerinin satışında beklenen artış yakalanır.

İstediği sonuçları başarıyla elde edebilen, ilk kez Bernays tarafından kullanılan bu propaganda teknikleri günümüz reklam kampanyalarında hala kullanılıyor. Acaba hangilerine kanıyoruz, hangilerinin farkındayız?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

BluTv, TV’ye Karşı Gelmeye Gazete İlanlarıyla Devam Ediyor

BluTv istediğiniz zaman, istediğiniz yerden, birbirinden farklı dizi, film ve canlı yayını reklamsız izlemenizi sağlayan, Doğan Holding çatısı altında kurulmuş bir dijital televizyondur. Son dönemde art arda yayınladıkları dizilerle adından oldukça söz ettiren BluTv geleneksel televizyon kanallarına meydan okumuştu. Şimdi de verdiği gazete ilanlarıyla televizyona karşı gelmeye devam ediyor.

BluTv’nin geçtiğimiz aylarda başlattığı kampanya kapsamında yayınladığı videoları izleyelim öncelikle. Bu videolar aracılığıyla “BluTv’de yayınlanan programlar eğer televizyonda yayınlansaydı ne olurdu?” diyerek televizyon kanallarının olumsuzluklarına değinmişler…

Gördüğünüz gibi BluTv televizyonda 2 saat boyunca izleyiciyi kitleyen dizilere ve dizilerin en heyecanlı yerinde gelen reklamlara bu videolarla tepki gösteriyor. Şimdi aynı kampanyanın devamı olarak yaratıcı ajansı McCann gazete ilanları vermiş. Bu ilanlar ile gereksiz tüm detayları veren, uzun uzun bakışmalarla vakit geçiren televizyon dizilerinden farkını ortaya koyuyor…

 

Ayrıca herhangi bir söz vermeniz gerekmeden sadece ayda 14,90 TL ödeyerek taahhüte gerek olmadan kaliteli içeriğe ulaşacağınızın vaadini de veriyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Haftanın En Çok Okunan 10 İçeriği

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link