Super Bowl Reklamları Gerçekten 5 Milyon Dolara Değer Mi?

Dün gece 50.yıl dönümünü kutlayan Super Bowl, bugün de gündemi reklamları ile doldurmuş durumda. Aslında bu duruma çokta şaşırmamak lazım çünkü bildiğiniz gibi insanlar nerede pazarlamacılar orada. Asıl konuya gelecek olursak bu sene 30 saniyelik bir reklam spotunun 5 milyon dolara çıkması biz reklam sevenleri bile düşündürdü. Aslına bakarsanız ben bazı markaların bu harcamasını doğru buluyor; doğru kesime, doğru yerde ulaştıklarını düşünüyorum. Fakat şu da bir gerçek ki; insanların dikkatini çekmenin çok zor olduğu Super Bowl ortamında 30 saniyede ön plana çıkmak, istenilen mesajı vermek ve en önemlisi Super Bowl sonrası akıllarda kalmak her markaya nasip olmuyor.

Hedef kitlesi genç ve orta yaş erkekler olan markalar bir adım önde;

Bildiğiniz gibi pazarlamacıların ulaşmakta en zorlandığı kesimlerden biri genç ve orta yaş erkekler. Özellikle bu kesimin televizyon izleme oranının düşüklüğüne bakılırsa, hedef kitlesi erkekler olan markaların ABD’de 120 milyon, dünya çapında 160 milyon kişi tarafından izlenen Super Bowl’a 5 milyon dolar yatırması mantıklı geliyor. Bu yılın en beğenilen Super Bowl reklamlarından birini yapan Audi’nin R8 için hazırladığı reklam 5 milyona değmiş gibi gözüküyor. Doğru hedef kitlesine ulaşmanın yanı sıra, “Starman” şarkısının seçilmesi, uzaya yolculuk mesajı ile markanın en önemli konumlanma stratejilerinden biri olan hız ile uyumluluk göstermesi ve doğru ünlü seçimi ile oldukça başarılı görünüyor.

Amerika pazarında bilinirliği ve tercih edilirliği yüksek olan markalar avantajlı;

Super Bowl’un dünya çapında ses getirmesi gün geçtikçe artıyor olsa bile oldukça geleneksel bir etkinlik olduğunu da unutmamak lazım. Bu nedenle Amerika’da kullanımı yaygın ve sevilen bir markanın 5 milyon dolara reklam vermesi diğer markaların reklam vermesinden daha akıllıca diyebiliriz. Prius Amerika’da oldukça tercih edilen bir marka ve Toyata’nın Super Bowl için bu markasına yatırım yapması bence doğru bir adım olmuş. Bununla birlikte reklamın oldukça eğlenceli ve heyecanlı olması Super Bowl ortamı ile uyum sağlayarak, ürün özelliği gösterme konusunda da 30 saniyede iyi bir iş çıkarmışa benziyor.

Super Bowl esnasında tüketimi gerçekleştirilebilen hızlı tüketim markaları;

Heinz, Snickers, Doritos ve Budweiser Super Bowl’da her sene yaratıcı çalışmalarını izlediğimiz markalardan. Hızlı tüketim markalarının reklam için hatırı sayılır bütçeler ayırdığını biliyoruz fakat bu 5 milyon dolar kadar mı o konu çoğumuz için tartışma konusu olabilir. Fakat insanların heyecanlı ve mutlu oldukları zamanlarda ürün alma eğiliminin yüksek olduğunu düşünürsek, Super Bowl reklam vermek için kaçınılmaz bir ortam oluyor. Bu sene Snickers’ın Super Bowl’un 50. Yıldönümünü, “Marilyn Monroe’nun meşhur Happy Birthday Mr. President” kurgusu ile kutlaması, Snickers’ın genel marka mesajı olan “açken sen sen değilsin” ile birleştirmesi 5 milyona değen işler arasında.

Peki hangi markaların Super Bowl’a reklam vermesi 5 milyona değmez derseniz bu konunun oldukça tartışmaya açık olduğunu söyleyebilirim. Markaların pazarlama bütçesi için ayırdığı miktar bu anlamda önemli. Kısıtlı bir bütçe ile 5 milyonluk Super Bowl yatırımı yapmak pek mantıklı olmayacaktır. Super Bowl reklamlarının prestij açısından kaçınılmaz bir fırsat olduğunu söylesek de her zaman sürekliliğin tüketici ile iletişimde prestijden daha önemli olduğunu söylebiliriz. Bir başka neden ise markanın global pazarda hatta Amerika pazarında bilinirliği. Eğer marka Amerika pazarında yeterli bir müşteri kesimine sahip değilse Super Bowl reklamının prestiji ters yönde etkileyeceğini düşünenlerdenim.

Siz de benim gibi reklam sevenlerdenseniz 2016 Super Bowl reklamlarına bir göz atın derim.

Bir Cevap Yazın

Geçmişten Feyz Alarak Gelecekteki Müşteri Deneyimini Tasarlamak

“İleriye bakarak noktaları birleştiremezsiniz; bunu sadece geriye bakarak yapabilirsiniz. Bu yüzden noktaların gelecekte bir şekilde birleşeceğine güvenmelisiniz. İster kader deyin, ister karma – Bir şeye güvenmelisiniz. Bu yaklaşım beni hiçbir zaman yarı yolda bırakmadı. Hayatımın değişmesi buna bağlıydı.” Steve Jobs

Steve Jobs’un da dediği gibi, doğru ve kalıcı bir müşteri deneyimi yaratmak istiyorsanız çoğu zaman geçmişe bakmak zorundasınız. İnsanoğlu varolmaya başladığı günden beri, kendini en konforlu, faydalı, korunaklı ve iyi hissettirecek alanlar yaratmak ve keşifler yapmak zorunda kaldı. Aksi durumda evrenin bu uçsuz bucaksız devasa keşmekeşi içinde, insan kadar zayıf (bedenen) bir canlının hayatta kalabilmesi mümkün olabilir miydi? Yaşamı keşfederken bertaraf etmeye çalıştığımız sorunlarımız bir yana, aslında aldığımız farklı hazlar bizi hep bir sonraki keşfe zorladı. Bugün geldiğimiz noktada ise tüketiciler eğer bir şeylere erişmek ve onu elde etmek istiyorsa, mesafelerin, paranın, bazen de tüm koşullarının ne kadar zor olduğunun pek de önemi kalmıyor. Çünkü insandaki o bitmek bilmeyen merak duygusu, o deneyimi mutlaka bir gün en azından bir defa yaşaması gerektiğini tetikliyor.

Şimdi biraz geçmişe dönelim ve tüketici deneyimlerinin nereden nereye geldiğine bakalım. Çevirmeli kocaman telefonların evlerimize ilk girdiği ve evin en nadide köşesinde beyaz dantelalı örtüsü ile yer aldığı yılları hatırlayanlar, evde anne-baba yokken gereksiz telefon kullanımının önüne geçmek için çevirmeli tuşlara takılan metalden kilitleri de hatırlarlar. Kesin çözüm olduğuna inanılan o yıllardaki bu keşif, bugün mobil telefonlarda “tuş kilidi” olarak kullanılmaya başlandı. Araç telefonları ile başlayan erişilebilirlik  merakı had safhaya gelince kocaman Motorola telefonlar cep telefonu diye satışa sunuldu. Ancak bu çok büyük ve ağır telefonların tüketici açısından kullanımı oldukça rahatsız ve konforsunuz olduğundan kısa zaman içinde kibrit kutusundan neredeyse biraz büyük telefonlar tasarlandı. Müzik o zaman da, şimdi de ruhun gıdası. Kaset-çalarla başlayan akım Walkman ile devam etti. O yıllarda özellikle gençler tarafından tercih edilen, keyifli ve lüx bir akım olan walkman, tüketicinin konforu düşünüldüğünde ağır ve kaba idi. CD teknolojisi başlayınca CD çalarlar (Discman) walkman’lerin yerine geçti ve kısa zamanda da ipod’larla dünyanın müziği ceplerimize girdi. Video kaset çalar devri kocaman kaset betamax’larla başladı. Küçük VHS lerle devam etti. Hatta öyle ki sadece bu kasetleri almak yetmiyordu, yanında da kaseti saran aletler vardı herkesin evinde. CD teknolojisi bu dünyaya da el attı ve DVD – VCD player’lar hala bazılarımızın evlerinde varolmaya devam ediyor.

Tüketici, televizyonlardaki tek kanal devrini bitireli yıllar oldu. Artık evlerimizde yüzlerce kanal var ve aslına bakarsanız sadece 10 veya 20 tanesi yoğun kullanılıyor. Ama olsun, evimizde bulunsun belki bir gün lazım olur diyoruz.

Tüplü televizyonlar yerini plazmalara ve daha sonra LED ve Smart televizyonlara bıraktı. Hatta o zamanın tüplü televizyonları ani elektrik akımından zarar görmesin diye regülatörler vardı. Çatı antenleri yerini çanak antenlere ve hatta internet altyapılı vericilere bıraktı. Artık televizyonlar sadece kendilerinden beklenen hizmeti vermiyor, aynı zamanda bir bilgisayarda ne yapıyorsanız onu da yapmanızı sağlıyor. Cep telefonlarımıza sadece telefon demek sanırım haksızlık olur.

Tüm bu saydıklarım cok değil 15-20 yılda oldu. Her şeyi ne kadar hızlı tüketiyoruz. Aslında ürün değildi istediğimiz, farklı deneyimlerdi. Sadece ürün olsaydı walkman müzik dinleme işini yapıyordu. Ipod’a ne gerek vardı. Veya tüplü tv’de de toplamda 10 – 15 kanal zaten izlerdik. Ama insanın özündeki o konformist yapı merakı tetikliyor, o da farklı deneyimlere kapı açıyor. Neden aynı uçağın business koltuğunda oturmak için can atıyoruz? En azından bir kere bile olsa denemek istiyoruz. Oysa diğer koltuklara göre çoğu zaman 2 veya 3 katı pahalı. Ama burada o deneyimi yaşamak paranın değerinden daha önemli. Walkman’den CD çalardan kat kat pahalı olan Ipod piyasaya sürülürken Steve Jobs asla fiyata takılmadı. Satılsın diye ucuz bir değer biçmedi. Çünkü o, ürünün (Ipod) değil, deneyimin satılacağına inanıyordu. İnsanlara bir ürün veya hizmet satmak istiyorsanız fayda ve deneyimi ön plana çıkarmak zorundasınız. Müşterileriniz bu deneyimi yaşamak için can atmalılar. Teknolojinin bu kadar hızla hayatımıza girdiği bu yüzyılda şu an belki de hayal bile edemediğimiz deneyimler tasarlanıyordur bizim için. Şu anda bu yazıyı okurken de hayal ettiğiniz bir deneyim mutlaka bir gün gerçek olacaktır.

Çünkü unutmayın Pablo Picasso’nun da dediği gibi “Hayal Edebildiğin Her Şey Gerçektir”

Sevgiyle kalın.

Krispy Kreme, Dünya Diyabet Günü’nde Bedava Donut Dağıttı

Donut diyince akla gelen ilk markalardan biri olan ve ülkemizde de faaliyet gösteren Krispy Kreme, son reklam kampanyası kapsamında, 14 Kasım’da, Londra’da tamı tamına 36.000 adet bedava donut dağıttı. Ancak birçok insan, bu olay nedeniyle Krispy Kreme’e tepki gösterdi. Bu tepkinin sebebi ise 14 Kasım’ın Dünya Diyabet Günü olmasıydı.

Ulusal Obezite Forumu, bu kampanyanın zamanlamasıyla ilgili olarak Krispy Kreme‘e önemli sorular yöneltti. Ulusal Obezite Forumu’nun Yönetim Kurulu Başkanı Tam Fry ise konuyla ilgili olarak “Ne diyeceğimi bilemiyorum. O şekerli şeyin reklamını yapmak için Dünya Diyabet Günü’nü seçmek, ne düşüncesizce ve aptalca bir fikir!” dedi.

Bu yaşananlardan sonra Krispy Kreme’den yetkili bir kişi, “Bugün Krispy Kreme, UberEats ile birlikte bir promosyon başlattı. Ama artık bunun kötü bir şekilde zamanlanmış olduğunu biliyoruz. Umuyoruz ki, hayranlarımız sağlık bir yaşam tarzının bir parçası ve arada sırada olan bir ziyafet olarak donut’larımızın tadını çıkarmaya devam edeceklerdir.” şeklinde bir açıklama yaptı.

Sosyal medyada birçok kişi, Krispy Kreme’e bu duyarsızlığından ötürü tepki gösterdi. Hatta bu konu Twitter’da o kadar çok tartışıldı ki, #KrispyKreme ve #WorldDiabetesDay etiketleri Twitter’ın en çok konuşulan konuları arasına girdi.

Krispy Kreme Birleşik Krallık’ın resmi Twitter hesabı, Dünya Diyabet Günü‘nde donut dağıtmalarını eleştiren bir Twitter kullanıcısının attığı tweet’e “Donut’larımız ara sıra olan bir ziyafet ve biz bugün başkente biraz neşe yaymak istedik. Kötü zamanlama, artık biliyoruz.” şeklinde yanıt verdi.

Bununla birlikte bedava donut almak isteyen birçok Londralı ise internet sitesinde yaşanan teknik bir sorun nedeniyle donut alamadı. Krispy Kreme’in bu sorunla ilgili yaptığı açıklamaya göre UberEats sadece birkaç dakika içerisinde on binlerce sipariş almış ve bu da uygulamanın çökmesine neden olmuş.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Black Friday Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link

BLACK FRIDAY

Marketing Meetup'ta Bugün Tüm Biletler 42,90 €
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
Kalan Kontenjan: 22
close-link
€42,90 Bugün Marketing Meetup'ta Tüm Biletler İndirimli
Black Friday