Samsung’tan Azimli Bir Devekuşunun Hikayesini Anlatan Gear VR Reklamı

Samsung, mobil sanal gerçeklik cihazı Gear VR için ilginç bir reklamla karşımıza çıktı. Yaklaşık iki dakikalık reklamda uçmaya çalışan bir devekuşunun hikayesi gözler önüne seriliyor.

Devekuşları, düz göğüs kemikleri ve ağır vücutlarını kaldıramayacak kadar küçük olan kanatları nedeniyle uçamazlar. Reklam filminde ise bir devekuşu, yanlışlıkla Samsung Gear VR sanal gerçeklik cihazını takıyor ve tesadüfe bakın ki o sırada da sanal gerçeklik cihazında uçuş simülatörü videosu oynatılıyor. Görüntüleri gören ve kısa süreli bir şaşkınlık yaşayan devekuşu uçtuğunu zannediyor. Birçok başarısız uçma girişiminden sonra, devekuşu Samsung Gear VR’dan kurtuluyor. Daha sonrasında ise uçma hayalinden vazgeçmeyen devekuşu bu amacına ulaşıyor.

Reklamın arka planında hikayeye çok uygun olarak Elton John’un Rocket Man şarkısı çalıyor. Reklamın sonunda ise çok güzel bir mesaj veriliyor: “Biz, yapılamayanı yaparız. Böylece siz yapılamayan şeyleri yapabilirsiniz.”

Samsung’un özgün ve oldukça iyi hazırlanmış olan bu reklam filmini aşağıdan izleyebilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon İçerik Editörü

Bir Cevap Yazın

iPhone X Ne Kadar Başarılı Oldu?

Apple’ın sükseli bir marka olduğunu tartışmaya gerek yok. Hikayesi ve ürünleri ile birçok yazıya, akademik çalışmaya konu olmuş çok önemli bir marka… Markanın kurucusu Steve Jobs için de aynı şeyleri söyleyebiliriz. Birçok insana ilham vermiş, konuşmaları viral olarak paylaşılmış, kendisini konu alan kitapları binlerce kişi tarafından okunmuş bir işadamıydı.

Steve Jobs vefat ettikten sonra Apple firmasının geleceğinin ne olacağı çok tartışıldı. Olumlu ve olumsuz birçok tahminde bulunuldu. Belki de halen değerlendirme yapmak için erken. Bilgisayar ve tablet ürünleri bir yana bırakırsak telefon pazarındaki geleceği daha çok merak ediliyor olabilir. Akıllı telefon pazarında Samsung ile rekabet devam ederken aynı zamanda markanın “kaptanının” vefatından sonra iPhone serisinin nasıl bir yol alacağı merak ediliyordu.

Tüketici, her yıl sonbaharda lanse edilen yeni model iPhone’a heyecanını yavaş yavaş yitirirken 10. yıla özel olarak üretilecek iPhone için özel bir beklentiye girmişti. 10. yılın markanın gövde gösterisine dönüşecek bir telefonla tekrar heyecanı ve merakı üstüne çekmesi bekleniyordu. Lansmanda bir yerine iki farklı iPhone tanıtıldı ve iPhone 8, 8 plus ve iPhone X görücüye çıktı. iPhone 9 ise, 10. yıl sebebiyle pas geçilmişti(!).  iPhone X, yeni jenerasyon olarak lanse edilirken, Apple’ın Steve Jobs sonrası satış ve popülerlik ivmesini sürdürmesi anlamında marka için bir test gibiydi.

iPhone X, face ID (yüz tanıma) sistemi ile ilgileri üzerine toplamıştı. Telefon ekranı büyürken, kasası plus modellere göre daha küçüktü. Ekranda OLED teknolojisi kullanıldı. Aynı zamanda “home” butonuna bu telefonda yer verilmiyordu. Apple, kendi alametifarikasına yeni jenerasyonda yer vermemişti. Öte yandan ürün satış fiyatının 999 Dolar, 999 Sterlin, 1179 Euro ve ülkemizde 6099 Türk Lirasından başlayan(!) fiyatlarla satışa sunulması tüketicide olumsuz etki yaratmıştı. Ürün, belki de ilk defa büyük bir kitle tarafından pahalı bulunmuştu. Ürün lansmanında face ID özelliğinin düzgün çalışmadığını da hatırlatmak lazım. Sonraki güncellemelerle bu problem giderildi.

2018’in ilk çeyreğinde iPhone 8 satışlarının iPhone X satışlarını geride bıraktığı görüldü (iPhone 8 %23, 8 plus %21, iPhone X %16). Görünen o ki tüketiciler iPhone’un yeni jenerasyonunu benimseme konusunda şirketle farklı fikirlere sahip oldular. Fiyat, kullanım alışkanlıkları, yüz tanıma teknolojisinin etik bulunmaması ve depolanmasına yönelik kaygılar satışların beklenenin altında olmasının sebepleri olarak görülebilir. Apple’ın iPhone X üretimini durduracağı da sürekli yazılıyor. Yine de yüksek fiyatı nedeniyle iPhone X, Apple için karlı bir ürün olmayı sürdürüyor. Apple, iPhone X satışlarında beklenenin altında kaldı. Bu açığı yıl içinde lanse edecekleri yeni modellerle kapatmaya çalışacaklar. iPhone X özelliklerinin bir kısmını “SE” modellerinde görebiliriz. Kesin olan, iPhone gibi bir ürüne rağmen tüketicinin fiyata karşı duyarlılığını net olarak ortaya koyduğudur. Apple’ın satışları artırmaya yönelik stratejilerini ilerleyen periyotlarla tekrar görebileceğiz.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

Kaynaklar:

https://www.forbes.com/sites/ewanspence/2018/03/19/apple-iphone-iphonex-iphonexse-sales-disaster-problem/#481a8770528e

http://fortune.com/2018/04/21/apple-iphone-x-sales-disappointment/

https://www.cnet.com/news/survey-more-people-buying-iphone-8-than-iphone-x/

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Lipton’un “Konuşalım Artık” Araştırması Yayınlandı

  • Lipton’un TV’de yayınlanan ve uzunluğuyla adından söz ettiren reklam kampanyası “Konuşalım Artık” için yapılan araştırma  sonuçları yayınlandı.
  • Araştırmaya katılanların yüzde 92’si yüz yüze iletişimi “daha gerçek, kaliteli ve tatmin edici” olarak tanımlarken, insanların artık yeterince sohbet etmediğini de söylüyorlar.
  • Katılımcılar fiziksel yakınlığın güven ve mutluluk hissi verdiğini söylerken 10 kişiden 9’u iletişimin azalmasının yalnızlık hissini artıracağını, samimi sohbetlerin ise hayatı zenginleştirdiğini ifade ediyor.
  • Reklama ilgili yazıdan ulaşabilirsiniz; Lipton Türkiye’den Türk Televizyon Tarihinin En Uzun Reklamı

Lipton’un Türkiye’nin 12 ilinden 800 kişinin katılımıyla gerçekleştirdiği “Konuşalım Artık Araştırması” sonuçlarına göre dijital ortamlarda iletişimin artmasına rağmen hala yüz yüze iletişim daha değerli bulunuyor. Araştırmaya katılanların yüzde 92’si yüz yüze iletişimi “daha gerçek, kaliteli ve tatmin edici” olarak tanımlarken, insanların artık yeterince sohbet etmediğini de söylüyorlar. “Paylaşmak” kelimesi ise insanlar arası paylaşımlardan çok “sosyal medyada içerik paylaşımı” olarak algılanıyor.

Tüm dünyada çay tutkunlarının vazgeçilmezi olan Lipton, “hayatı fark et” platformu altında hazırladığı ve yakın çevremizdeki insanlarla kurduğumuz iletişimin hayatımıza kattığı değere vurgu yaptığı “Konuşalım Artık” kampanyasıyla dikkatleri üzerine çekmişti. Lipton bu kampanya kapsamında gerçekleştirdiği araştırma ile de Türkiye’nin iletişim alışkanlıklarına daha yakından bakıyor. Türkiye’de 12 ilden 800 kişinin katıldığı araştırma sonuçları, internette daha çok paylaşımda bulunsak da hala yüz yüze iletişimi daha değerli bulduğumuzu ortaya koyuyor. Araştırmaya katılanların yüzde 92’si yüz yüze iletişimi daha “gerçek”, “kaliteli” ve “tatmin edici” olarak tanımlarken 10 kişiden 9’u ise yüz yüze iletişimin azaldığını ifade ediyor. Araştırmanın katılımcıları yüz yüze iletişimi azaltan unsurlar arasında artan sorumluluklar, hayatın hızlı temposu ve şehirleşmeyi gösteriyor.  Bu nedenlerin arkasında ise zamansızlığın ve sosyal medyanın hayatımızdaki insanlarla temasta kalmayı kolaylaştırmasının yer aldığını belirtiyor. 10 kişiden 8’i aile fertleriyle iletişim kurmak için kaliteli zaman ayıramadığını, aynı ortamda çalışan insanların ise paylaşımlarının sınırlı olduğunu ifade ediyor.

Yüz yüze iletişim eksikliği sosyal bağları zayıflatıyor

Katılımcılar fiziksel yakınlığın güven ve mutluluk hissi verdiğini söylerken 10 kişiden 9’u iletişimin azalmasının yalnızlık hissini artıracağını, samimi sohbetlerin ise hayatı zenginleştirdiğini ifade ediyor. Katılımcılara göre “paylaşmak” kelimesi daha çok “sosyal medya üzerinden bir şeyler paylaşmak” olarak anlaşılıyor.

“Sosyal bağların kalitesi” ve “yalnızlık” dünyanın gündeminde

Sosyal bir varlık olan insanların günümüzde kurdukları sosyal ilişkilerin ve bağların kalitesi ve doyuruculuğunun yanı sıra bu alandaki eksikliklerin yarattığı yalnızlık duygusu dünyanın gündeminde yer alıyor. Bu sebeple de insanların çevre ile kurduğu bağlara ve iletişimin hayatları üzerindeki etkisine odaklanan pek çok araştırma gerçekleştiriliyor. Anlamlı ve yüz yüze iletişim eksikliği insanlarda yaygın bir şekilde “yalnızlık” duygusu uyandırıyor. Yalnızlığın hayatımızdaki insan sayısının azlığıyla ilgili olmadığının, kalabalık hayatlar yaşarken de sosyal bağların zayıflığı nedeniyle yalnız hissedebileceğimizin altını çizen uzmanlar, bu durumun fiziksel sağlığı da etkileyebileceğini söylüyor.

Prof. Dr. Üstün Dökmen: “Sosyal medya çok etkili bir iletişim aracıdır; ancak telefonla görüşmek veya yüz yüze görüşmek de en az bu kadar etkili bir yoldur.  Çünkü yüz yüze iletişimde daha zengin duygu alışverişinde bulunabiliriz.”

Üstün Dökmen: Mutluluğun temelinde insan ilişkileri yatıyor

İletişim kurmanın insanlığın yaşam kalitesini artıracağını ifade eden psikolog, yazar ve eğitimci Prof. Dr. Üstün Dökmen, “İletişim karşılıklı bir etkileşim sürecidir. Etkili iletişim bireyin kendisini tanımasına, tutumlarının farkında olmasına olanak sağlar. İnsanlar sorunlarını ancak iletişim ortamlarında fark edebilir ve çözerler. Yani iletişim kişinin bireysel anlamda gelişmesinin anahtarlarından biridir” dedi. Yeni teknolojilerin hızla geliştiğine ve farklı iletişim platformları sunduğuna da dikkat çeken Dökmen, sözlerine şöyle devam etti: “Teknolojinin gelişmesiyle birlikte insan insana iletişim gelişiyor ancak bir yandan da yüz yüze iletişim geriliyor. Sürekli çevrim içi olsak da derinliği olan paylaşımlarımız azalıyor. Oysa ki mutlu olmamızın temelinde yatan en önemli faktörlerden biri ise çevremizdeki insanlarla aramızdaki tatmin edici ilişkiler. İnsanlarla bir arada oldukça konuşuyor, kafa kafaya verip fikir alışverişinde bulunuyor ve bilgiler ediniyoruz; yani gerçek anlamda zenginleşiyoruz. Kurduğumuz sosyal ilişkilerin ve insanlarla aramızdaki bağların hem zihinsel hem de fiziksel sağlığımızı etkilediğini unutmamamız gerekiyor”.

“Günlük telaşlar arasında çok az iletişim kuruyoruz”

Lipton’un DNA’sında “sosyalleşmek” olduğunu vurgulayan Lipton Pazarlama Direktörü Gamze Öztoygar Masia, Konuşalım Artık Araştırması’nı da bu sebeple gerçekleştirdiklerini ifade etti: “Günlük telaşlar arasında farkında olmadan çok az iletişim kuruyor, çok az gerçek paylaşımda bulunuyoruz. Oysa ki hayatımıza değer katan anlar sevdiklerimizle bir araya geldiğimizde kurduğumuz bağlarda ve paylaştıklarımızda saklı. Yaptığımız araştırma ile bu iç görümüzün toplumsal olarak da karşılığı olduğunu bir kez daha gördük. İletişim yaptığımız işin bir parçası çünkü çay insanları birleştiren, sohbetlere ortam sağlayan bir aracı. Biz bu sebeple insanlara hayatlarına anlam katan anların ve tecrübelerin daha fazla farkına varmaları için ilham vermeyi amaçlıyoruz. Bu yıl iletişim platformu olarak belirlediğimiz ‘hayatı fark et’ çatısı altında gerçekleştirdiğimiz #KonuşalımArtık kampanyasıyla herkesi bu değerli anlara daha fazla odaklanmaya, daha fazla paylaşımda bulunmaya çağırıyoruz.”

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link