Rüya mıydı, reklam mıydı?: Bilinçaltı(Subliminal) Reklamlar

Reklam dünyasına yakından ilgisi olan herkesin var mı yok mu diye merak ettiği, merak etmese bile mutlaka karşılaştığı, hala karşılaşmadıysa büyük ihtimalle bir gün karşılacağı bir rivayet vardır: Bilinçaltı(Subliminal) Reklamlar. 1957 yılında James Vicary bu yöntemin kullanılmasıyla kola ve mısır satışlarının arttırıldığını iddia etmiştir.

Amerikalı pazar araştırmacısı olan J.Vicary uzun yıllar boyunca bilinçaltı mesajların insanların satın alma kararlarına etkisi olup olmadığını araştırmıştır. Ona göre 1955 yapımı olan ‘Picnic’ adlı filmde 1/3000 sn.de bir ‘’eat popcorn’’ ‘’drink coke’’ tarzı mesajlar yer alıyordu. İnsan gözü bu mesajları görüyor ama algılayamıyordu. Daha doğrusu ‘’bilinçsiz’’ bir algılama yaşıyordu. Yani göz mesajı yakalıyor ama bunu beyine bir görüntü olarak değil de, bilinçaltımıza bir mesaj olarak yolluyordu.

Bu yöntemi daha bilimsel bir şekilde açıklamak gerekirse: İnsan gözünün görebileceği anlık bir görüntü 24 kareden oluşur. Bu 24 kare çok hızlı bir biçimde sinema bandında akarken araya bir 25.kare konup sonra yeni bir anlık görüntüye yani, yeni 24 kareye geçildiğinde göz aradaki 25.kareyi de tarar ama açıkça kavrayamaz. Böylece insan zihnine bir mesaj yerleştirilmiş olur. Buna 25.kare tekniği adı verilir.

‘Her şey tamam da neden böyle gizli gizli?’ Yine aynı rivayetlere göre bunun nedenini şu şekilde açıklayabiliriz: İnsan zihni bir şeyi açıkça algılayabildiği zaman onu reddeder ya da kabul eder. Bir reklam ya da mesaj, birinin zihnine ona seçme şansı tanımadan yerleştirilmek isteniyorsa ona bunu açıkça söylemek yerine kendisinin bile isteyerek ulaşamayacağı bir yere yani bilinçaltına yollamak sizce de daha mantıklı değil mi?

Bu tekniğin kullanıldığı örneklere baktığımız zaman genellikle cinsellik üzerine gidiliyor. Yandaki resimde gördüğümüz Camel devesindeki gibi ‘’güç, otorite, erillik vs.’’ üzerine gittiği zamanlar da yok değil. Aslında kullanılması reklamcılar için akılda kalıcılıkla ilgili güzel sonuçlar doğuracak bu tekniğin etik olarak kurallara aykırı olduğunu belirtmekte fayda var. Bu yüzden de yasaklanmış. Yine aynı rivayetlere göre bu tip reklamlarla ilgili kurulmuş kurullar bile var. Eğer tespit edilirse çok ciddi cezalar uygulanabiliyor. Çünkü bu reklamlar insanlara seçme şansı tanımıyor.

Belirtmek istediğim ufak bir nokta daha  var: J.Vicary’nin iddiası daha sonra yalanlandı. Başka bir bilim adamı ona aynı deneyi yeniden yapmayı teklif etti fakat hiçbir zaman aynı sonuçlara ulaşamadılar. Buna göre tüm bunlar komplo teorisi gibi gelse de birkaç çarpıcı örnek bu rivayetlerin doğruluğunu destekler nitelikte. Siz ne dersiniz?

Paylaş
Anadolu Üniversitesi, Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü mezunu. Bölümünün adı ne kadar uzun olsa da işin özünde o bir ‘iletişimci’. En büyük hayali, bir gün dünyayı yeniden keşfetmek.

CEVAPLA