Riskli Oyun: Logoların İsimsizleştirilmesi (Debranding)

Debranding aslında uzun zamandan bu yana hayatımızda, markaların hayatında olan bir kavram. İsimsizleştirme, yani markayı marka yapan şeylerden bilinirlik sağlayan en önemli unsurlardan biri olan ismi, markanın üstünden bir kenara atmak sadece bilinen diğer özelliklerini ön plana çıkarmak işlemi diyebiliriz. Yeni aşina olduğumuz bir kavram olmamasına rağmen, özellikle büyük çaplı yeni çalışmalarla tüketicinin dikkatini yeni çekmeye başlayan bir kavram olduğunu söyleyebiliriz.

Tarihte Debranding

Logo-Nike

Tarihte kronolojik olarak bakacak olursak, ilk başlarda günümüze kadar uzanan bu çalışmayı başarılı bir şekilde uygulayan Nike ve Starbucks’ı örnek verebiliriz. Önce Nike örneğini başlayalım. Nike’ın logosunu 1971 yılında üzerinde Nike yazarken görebiliyorken, özellike son zamanlarda Nike yazmasına hiç gerek kalmadan sadece ikonu ile birlikte onu tanıyabilir hale geldik. Bu tüketici algı yönetiminin zirve noktalarından biri olarak da değerlendirilebilir aslında. Çünkü ismini görmeden, sadece logosu ile tanınır hale gelen Nike, debranding kavramının en güzel ve başarılı örneklerinden birini gerçekleştirmiş oldu.

Starbucks-Logosunun-Geçmişi-ve-Geleceği-600

Bunun yanı sıra Starbucks da son zamanlarda pazarlama derslerinde vaka çalışmalarına, makalelere konu olan en değerli ve hızlı yükseliş gösteren markalardan biri. Debranding açısından yıllar boyunca adım adım markasının logosunu hem modernize ederek, hem de isimsizleştirerek bilinirliğini de bir açıdan geliştiren Starbucks, şu anda dünyada en çok ses getiren çalışmalara imza atıyor.

Son Dönemde Debranding

İsimsizleştirmenin günümüzde ise en yakın örneği Coca Cola ve Nutella tarafından gerçekleştirilen kişiye özel ürünler oldu. Kişiselleştirme trendinin tüm dünyayı sarmasının bir etkisi de bu iki global markada gözlemlendi.

İlk önce Coca Cola yeni çalışmasıyla ürünlerinin üzerine isimler ekleyerek hem kişiselleştirme trendini hem de debranding kavramının bir adımını bir arada uygulamış oldu. Tüm dünyada uyguladığı çalışmanın Türkiye ayağında da lokal olacak bir reklam ve sponsorluk çalışmaları ile marka bilinirliğinin de yararı ile büyük bir etki yarattı tüketici üzerinde. Birçok kişi tüketim noktalarında kendi isimlerini, sevdikleri kişilerin isimlerini ararken bulamayanlar hayal kırıklığı ile karşılaşsa da marka tarafında bu çalışma hala başarılı bir şekilde kendini devam ettiriyor.

http://www.youtube.com/watch?v=fFvgY1M3CNQ

Coca Cola’nın bu çalışmasının paralelinde en yeni çalışma ise Nutella’dan geldi. Tüketicilerin genelinden ziyade bu sefer reklam stratejisini fırıncılar üzerinden kuran Nutella, Coca Cola’dan farklı bir yolla debranding çalışmasını başlatmış oldu.

http://www.youtube.com/watch?v=zGgn2xTydck

Aslında tüm markaların çalışmalarına baktığımızda, derslerde öğretilen kurgular üzerinden ilerlediklerini söylemek mümkün. Markaların bilinirlik yarattıktan sonraki adımlarının ufak hatırlatıcı şeylerle akıllara kazınmaları debrandingin uzun tanımlarından biri de denebilir. İşte bu markalaşma süreçlerinin bir adımı olan debrandingin günümüzde daha dikkat çekici hale gelmesinin en önemli unsuru da tüketici gözündeki markaların bu çalışmaya ağırlık vererek bunu yaygın bir şekilde yapmaya başlamaları diyebiliriz.

Paylaş
ODTÜ İşletme Bölümü mezunu olan Cemil Hayri Durgun, 2012 yılından bu yana Pazarlamasyon'da yazar hayatını sürdürmekte. Bunun yanı sıra 2013 yazından beri PTV direktörlüğü ve yönetim kurulu üyeliği sorumluluklarını yerine getirmektedir. Profesyonel yaşamına PepsiCo bünyesinde pazarlama ve yeni ürün süreçlerini yönetme gibi kritik bir görevde başlayan Cemil, şimdi ise kıdemli marka müdür yardımcısı olarak İçim kahvaltılık kategorisi ekibinde görev almaktadır.

CEVAPLA