Reklamveren Karar Versin: Suya Yazı Yazmak mı? Yoksa… 0

66 yaşına geldiğimizde çoğumuz yaklaşık 2 milyon dolayında televizyon reklamı izlemiş olacağız. Zaman hesabıyla bu, altı yıl boyunca haftanın yedi günü, günde sekiz saat reklam izlemeye eşdeğer. Yani içimiz dışımız reklam olmuş. Bunun getirdiği sonuçlar hepimizin malumu.

İnsanlar reklamları her geçen gün daha az ilgiyle izliyor. 30 yıl önce, ne yayınlansa ilgiyle izlenen televizyon yok artık. Bu yeni bir şey değil, uzun zamandır yok. 2002 yılının Media Cat dergisini karıştırırken şöyle bir cümleye rastlamıştım; “Türk halkı televizyon reklamına doymak üzere.” Yıl olmuş 2013. Doymuş mu, kusmuş mu siz karar verin artık.

1965 yılında sıradan bir tüketici izlediği reklamların yüzde 34’ünü hatırlayabiliyordu. 1990’da bu oran yüzde 8’e indi. 2007’de AC Nielsen, 1000 tüketici arasında telefonla yaptığı bir araştırmada, ortalama bir kişinin o ana kadar izlediği bütün reklamların yalnızca yüzde 2.21’ini anımsayabildiğini saptadı. Korkunç rakamlar bunlar. Tercümesi şu, reklamcılar olarak suya yazı yazıyoruz. Tüketici reklam izlemiyor demek belki çok keskin bir kanaat olur, fakat şunu söylemek çok mümkün; izleyenler hatırlamıyor. Bu çok daha hayati bir mesele.

Youth Republic kurucu başkanı Serhat Gürcü’den dinlemiştim, öğrenci evlerine kamera yerleştirip onların hareketlerini gözlemlediklerini anlatırken, öğrencilerin TV’de reklam varken, başka işlerle uğraştıklarını (tweet atmak, şınav çekmek vb.) söylemişti. Bu sırada yetişkinler de yüksek ihtimal çay koyup, çamaşır asıyor olabilirler.

4t

Sorun tüketicilerde mi peki? Yoksa insanları yerine mıh gibi oturtacak reklamlar yapamayan reklam sektöründe mi? Yoksa riske girmek istemeyip, güvenli sularda yüzmeyi kendisine ilke edinmiş reklamverende mi? Cevap soruların içinde saklı.

Televizyon, reklam pastasındaki yerini uzun yıllardır düzenli bir şekilde kaybediyor. Ancak hala birinci. Orta vadeye kadar da öyle kalacak gibi görünüyor. Uzun vadede dijital tarafından geçilmemesi doğanın kanununa aykırı. Peki reklamveren bu sürede ne yapacak? Tek spotuna 30 Bin TL verdikleri reklamlarla suya yazı yazmaya devam mı edecekler, yoksa ellerine dolma kalemi alıp bu emektar parşömenin kıymetini mi bilecekler. Tercih onların!

Markam Danışmanlık'ta Marka Stratejisti. Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık bölümü mezunu. Fikir sever, strateji yazar...

Bir Cevap Yazın

Promote Mode, Küçük İşletmeleri Twitter’a Çekecek 0

Twitter Promote Mode

Kimi politik veya toplumsal olaylar sonrası, ülkemizde zaman zaman yaşanan Twitter yasakları nedeniyle, bu dev sosyal ağın bir süredir pazarlama ekiplerinin ilgisini eskisi kadar çekmediği bir gerçek. Yapılacak reklam yatırımının, pek de öngörülemeyen bir gündeme sahip Türkiye’de bu çekingenliğin olması şaşırtıcı değil. Fakat Twitter reklamları, dünyanın geri kalanında yoluna devam ediyor ve hatta yeni reklam abonelikleri de ortaya çıkıyor. Twitter son olarak, tweet’leri otomatik olarak sponsorlu paylaşıp reklamverenleri daha geniş bir kitleye ulaştırmak için yeni bir abonelik sistemi başlattı. Promote Mode adındaki yeni hizmet, özellikle küçük çaplı şirketlerindeki pazarlama ekiplerinin bu sistemden yararlanması bekleniyor.

Reklam modeli, abonelerin günde 10 tweeti sponsorlu olarak öne çıkarmalarına izin veriyor. Bu hizmet en çok da karmaşık reklam kampanyalarını yönetmekle uğraşmak istemeyen küçük işletmeler ve markaların işine yarayacak gibi görünüyor.

Bu gelişme, Twitter’ın son dönemlerde reklam gelirlerinde yaşadığı düşüşe bir çözüm arayışı olarak yorumlanıyor. Üçüncü çeyrekte 503 milyon dolarlık reklam geliri açıklayan sosyal ağın bu istatistiği, bir yıl önceki performansıyla karşılaştırıldığında yüzde 8’lik bir azalmaya işaret ediyor. Twitter Promote Mode sayesinde, büyük markalar kadar reklam bütçesi olmayan işletmeleri cezbederek reklam gelirlerini artırmayı planlıyor.

Bir reklam tweet’inin 30 dolara mal olduğu Twitter’da, aylık 99 dolar karşılığında sunulan Promote Mode modelinin, günde 10 tweet’i sponsorlu olarak paylaşmasının küçük işletmelerin iştahını kabartacağı bir gerçek.

Hizmeti kullanmaya başlayan Elite Luck Gamer Limited şirketinin yöneticisi Darius Mohammadi, diğer şirketlere reklam sunma ve sosyal ağlardaki erişimlerinin artmasını istedikleri için bu yeni sistemden yararlanmak istediklerini söyledi.

Fakat bu girişim işletmeler için her ne kadar kayda değer bir yenilik olsa da, fiyat-performans oranının küçük pazarlama ekipleri için ne ölçüde faydalı olacağı hâlâ tartışmalı. Zira Promote Mode’un en büyük defosu, hangi tweet’in öne çıkarılacağının Twitter tarafından otomatik olarak belirlenmesi. Yine de hizmetin sunduğu özelleşmiş hedefleme, küçük işletmelerin paylaşacağı tweet’lerin erişimini genişletiyor ve tweet’leri daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşmasını sağlayıp Twitter hesaplarının görünürlüğünü artırıyor.

Matt Navarra’nın Promote Mode performansına dair paylaştığı ekran görüntüsü

Prome Mode’un deneme sürümünü kullanıp yorumlarını paylaşan, The Next Web Sosyal Medya Direktörü Matt Navarra, ikinci gün itibarıyla sadece 2 takipçi kazandığını ve izleyici kitlede yalnızca yüzde 3’lük bir artış gördüğünü belirtti. Navarra bu performansı, Promote Mode’un ücretini hak etmesi için daha fazlasını yapmak zorunda olduğunu söyleyerek değerlendirdi.

Twitter ise yeni abonelik sisteminin 2000 kişinin altında bir takipçi kitlesi olan hesaplar için tasarlandığının altını çiziyor. Bu durumda, 23 bin takipçisi olan Matt Navarra’nın memnun olmadığı sonuçlar çok da sıra dışı görünmüyor.

Navarra’nın konuyla ilgili paylaştığı tweet

Bütün bunların yanı sıra sistemin, önümüzdeki dönemlerde daha fazla takipçisi olan Twitter hesapları için de hizmete gireceği açıklandı.

Bakalım Promete Mode, küçük işletmeler için yeni ve sık kullanılacak bir reklam modeli mi olacak, yoksa abonelik ücretine değmeyecek bir fiyasko olarak mı kalacak? Bunu bize zaman gösterecek.

Ünlü Markaların İlk Reklamları 0

Bütünleşik pazarlama iletişimi çabaları içinde yer alan reklam, bugün tüm tutundurma karması elemanları gibi, işletmelerin pazarlama amaçlarının başarılması ve karşılaşılan pazarlama sorunlarının çözümlenmesinde en önemli rollerden birini üstlenir durumda.

Peki günümüz markalarının reklam stratejileri hakkında ne düşünüyorsunuz? Klasik reklamcılığa karşı hızla yükselişe geçen modern reklamcılık, sektörde anlayışı kısa sürede ikiye bölmeyi başardı.

Hal böyle iken reklamların eski yüzleri ile yeni yüzleri arasındaki anlamsal ve biçimsel farklar kaçınılmaz bir boyutta arttı.

Bu eski-yeni karması içinde,  Türkiye’deki bilinen markaların yeni reklamları bir kenara bırakıp, unutulmuş ilk reklamlarını incelemeye ne dersiniz?

Efes Pilsen (1976) 
1
Coca-Cola (1964) 

2

Akbank (1951) 

3

Aygaz (1963) 

5

Koleston (1960)  

6

Sana (1953)

Adsız

Selpak (1971) 

8 (473 x 640)

Blendax (1970) 

4

Ülker (1970) 

Turkcell (90’lar) 

559528_383984084957995_2143945414_n

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link