Reklamda Ünlü Kullanımı Nereye – LC Waikiki

Geçen haftaki yazımızda reklamda ünlü kullanımına bir giriş yapmış ve Seda Sayan üzerinden Şok ve Goldmaster reklamlarını incelemiştik.Bu hafta son günlerin ses getiren LC Waikiki reklamında oynayan Gülse Birsel, Mehmet Günsür ikilisini inceleyeceğiz.

 Mehmet Günsür – First

1996 yılında sakız pazarına giren ilk şekersiz tatlandırıcılı sakız markası olan First kurulduğu günden bu yana her zaman yenilikçi bir marka imajı çizdi. Farklı tatları ve ambalajlarıyla her zaman tüketicisinin dikkatini çekmeyi başaran First, yenilikçi ve dinamik yapısıyla özellikle genç kitleyi hedefliyor. First yeni sakızı First Sensations City’nin yeni reklamında da markasının dinamik ve genç yapısına uygun olarak İstanbul’un hareketli gece hayatını konu edinmiş ve reklamda Mehmet Günsür’ün oynaması da First için iyi bir tercih olmuş. Tarzı ve oyunculuğuyla genç kitle tarafından beğenilen ve hala genç olan Mehmet Günsür markayla iyi bir uyum sağlamış.

httpv://www.youtube.com/watch?v=VHq5X1th-LY

Gülse Birsel-Garanti bonus

Gülse Birsel reklam dünyasının çok yakından tanıdığı bir isim. Öyle ki dizilerinde yarattığı neredeyse bütün karakterler bir reklamda yer alıyor. Garanti – Bonus’ta büyük bir kitle tarafından sevilen Gülse Birsel’in popüleritesinden yararlanmak istemiş olacak ki onunla uzun dönemli bir kampanyaya imza attı ve Gülse Birsel’i marka yüzü yaptı. Senaryosunu kendisinin yazdığı reklamda Bonuskafa Kasiyer Cansu rolüyle kameraların karşısına geçen Birsel, Uğur Bilgin’in canlandırdığı genç ve yakışıklı müşterisi Mehmet Bey’e platonik bir aşk beslerken, müşterisini kendine aşık edebilmek için Bonus’un fırsatlarını kullanıyor. Reklam azımsanmayacak bir kitle tarafından sevilmese de uzun dönemli bir kampanyanın Birsel gibi popüler ve tanınmış bir ünlü ile yürütülmesini ben başarılı buldum.

httpv://www.youtube.com/watch?v=69QjgmkK_6s

Mehmet Günsür –Gülse Birsel LC Waikiki

LCW: Nişantaşı çocuklarıyla marka algısını değiştirmek yazımızda LCW’nin son reklamını ve stratejisini ayrıntılı olarak incelemiştik. Bugün o yazıya atıflarında olduğu bir yazıyla markaya biraz yakından bakalım. LC Waikiki, Türkiye’nin en büyük perakende giyim markası. Marka reklamında da söylediği gibi kolay ulaşılır olması nedeniyle düşük ve orta gelirli tüketici için çok önemli bir görev üstleniyor. İyi giyinmek herkesin hakkı sloganı bugüne kadar orta ve orta altı kitle için bir anlam ifade etsede, LCW yeni reklam kampanyasında bunu değiştirmeyi hedefliyor. Gülse Birsel’in ön yargıları degiştirmekle başlayan reklamında söylediği “herkese aynı anda hitap etmek zor gibi görünse de ,değil aslında” sözüyle LCW ona karşı bir önyargıya sahip olan elit kitleye sesleniyor. LCW bu kitleye tarzımıza ve markamıza güveniyoruz bize karşı olan önyargılarını yık ve sana sunduğumuz ‘iyi giyinme’ fırsatını değerlendir mesajı veriyor. Kısacası dün daha düşük gelirli kitleye iyi giyinmek senin de hakkın derken bugün her gelir grubuna iyi giyinmek hepinizin hakkı mesajını vermek istiyor.

httpv://www.youtube.com/watch?v=ij0oYeoYmWU

Bütün bunları göz önünde bulundurursak Mehmet Günsür ve Gülse Birsel tercihi markanın hedefleriyle uyuşuyor. Belirli bir tarz sahibi, büyük bir kitle tarafından sevilen popüler iki ünlü LCW’nin vermek istediği mesajla uyuşuyor. Ayrıca iki ünlünün son reklamda seslenilen elit kitleye dahil olması süreci kolaylaştırıyor. Mehmet Günsür’ün 2012 yılında Elle Stil Ödülleri’nde yılın erkek oyuncusu seçilmesi, LCW için bulunmaz fırsat. Buraya kadar her şey markayla uyumlu ve güzel gidiyor fakat meseleye bir de şu açıda bakın.

Garanti –Bonus, Birsel’le uzun dönemli bir kampanyaya başladı. Garanti –Bonus reklamlarının yayınlanma frekanslarıda oldukça yüksek. Yani gazetenizi çevirirken de Televizyon izlerken de Garanti –Bonus reklamı görmeniz çok büyük olasılık. Yine First’te bütün İstanbul’u Mehmet Günsür reklamlarıyla donattı. Reklamın yayınlanma sıklığı da azımsanmayacak derecede yüksek. Bu yüzden LCW Mehmet Günsür ve Gülse Birsel’i  kendi markasından çok diğer markalarda gören tüketiciye ulaşmada ciddi anlamda zorluk çekecektir. Ayrıca Türkiye’nin en büyük perakende giyim markası isen ünlü kullanımında da bir tarzın olmalı.

Ülkemizde reklamda ünlü kullanımı her geçen gün sıkıntılı bir aşamaya doğru ilerliyor.Markalar ünlü kullanımının doğru kullanıldığında markaya büyük katkı yapacağının yanında yanlış kullanıldığında da markaya zarar vereceğini farkına varmalıdırlar. Eskiden markayla uyuşmayan ünlü kullanımına alışmışken şu an aynı ünlünün farklı markalarla aynı anda çalışmasıyla karşı karşıyayız. Sekiz – on ünlünün sürekli aynı markalar tarafından kullanılıyor olması Türk reklamcılığının üretkenliğine ciddi anlamda zarar veriyor. Türk reklamcılığının ünlü kullanımını bir kenara bırakıp yaratıcılığını göstermesinin vakti gelmedi mi sizce de?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Halkla ilişkiler ve reklamcılık 3.sınıf ögrencisi.Merak eden ,sorgulayan ,eleştiren bir markaperver.Siyasal iletişim ve markalaşma konularıyla ilgileniyor.

Bir Cevap Yazın

EasyJet Neden Dünyada En Fazla Veriye Sahip Olan Havayolu Şirketi Olmak İstiyor?

  • Verinin ve müşteri deneyiminin hakim olduğu yeni nesil pazarlama dünyasında easyJet dünyada en fazla veriye sahip olan havayolu şirketi olmak istediğini duyurdu.
  • “Müşteri deneyimi sadece bir kişinin işi değildir, herkesin işidir.” Ünlü veri bilimci Michael Wu.
  • Müşteri kaybının nedeni kötü kalitedeki müşteri hizmetleri kaynaklı olmasına rağmen kuruluşların yalnızca % 31’inde, müşteri deneyimini iyileştirmek için şirket genelindeki çalışanlar takdir ediliyor ve ödüllendiriliyor.
  • İlgili yazı; Şirketlerin Müşteri Deneyimini Geliştirmek İçin Kullandığı 5 Yöntem

“Büyük veri”, “müşteri deneyimi” gibi kavramların şirketlerin ve markaların kaderini belirlediği artık su götürmez bir gerçek. Starbucks, Netflix, Spotify gibi başarılı yeni nesil markaların müşterilerine sunduğu farklı deneyimler toplumdaki beklentiyi de bu yöne çekti. Günümüzde pek çok marka bu farkındalıkla yoluna devam etmeye hazırlanıyor ve easyJet de bunlardan birisi.

easyJet’ten kısaca bahsetmek gerekirse; şirket İngiltere’nin en büyük ve Avrupanın ikinci en büyük tarifeli havayolu şirketi. 1995 yılında Sahibi olan Stelios Haji-Ioannou adlı İngiliz bir iş adamı tarafından İngiltere merkezli olarak kuruldu.

easyJet‘in şu anki CEO’su Johan Lundgren dün yaptığı konuşmada göre şirketin veri kullanımını üst düzeye çıkararak, tatilleri, iş müşterilerini ve sadakat programını kapsayan bir model ile büyüme sağlayabileceğine inandıklarını belirtti. Johan Lundgren, düşük maliyet ile geliri ve müşteri sadakatini artırıp dünyanın en fazla veriye sahip hava yolu şirketleri olacaklarına dair söz verdi.

Şirket son çeyrekte %8,8 artışla 36,8 milyon yolcuya sahip olmasına rağmen, Lundgren şirketin müşteri deneyimi ve müşteri korumasının geliştirilmesi ile ilgili “daha ​​iyisi yapılabilir” dedi. Çünkü yaşadığımız çağda daha iyisini yapmanın yolu olabildiğince çok veriye sahip olup bu verileri doğru kullanmaktan geçiyor. Markanıza sadık müşteriler kazandırmak istiyorsanız onlara kaliteli deneyimler yaşatmanız gerekiyor.

Lundgren konuşmasına “Sadık düzenli müşteriler bir marka için en yüksek değeri yaratıyor ve şu anda müşterilerimizin %46’sı bizimle yılda bir kez uçuyor, bu da büyük bir fırsat yaratıyor.” şeklinde devam etti. Bağlılık ve sadakat büyümeyi etkileyen en önemli faktör olduğu için Lundgren kendilerine üç kilit noktası belirlediklerini söyledi. Bunlar; tatil, iş ve sadakat.

Veri kullanımının “mükemmel” olmasını sağlamak için easyJet, havayolu şirketinin yönetim kuruluna katılacak olan Luca Zuccoli’deki ilk ana veri memurunu işe aldı. Lundgren, müşteri deneyimini geliştirmek için uçuş sürelerini de optimize etmeyi planladıklarını açıkladı. Ayrıca Lundgren müşterilerinin tatil deneyimini artırmak için konaklama hizmetlerini de kapsayan tatil paketlerini artıracaklarını söyledi. 

easyJet’in bu açıklamaları ve attığı adımlar büyümek ve yeni nesle ayak uydurmak isteyen diğer şirketler için güzel bir örnek teşkil edebilir. Zira markanız bu zamana kadar Starbucks, Netflix olamadı diye bundan sonra olamayacağı anlamına gelmiyor. Tek yapmanız gereken rakiplerinizden farklılaşmak ve Johan Lundgren’ın da dediği gibi olabildiğince çok veriye sahip olmak.

Nisan 2018’de gerçekleştirdiğimiz Marketing Meetup’a dünyaca ünlü veri bilimci Dr. Michael Wu’yu davet etmiştik. Konuşmasında müşteriye sunulan hizmet ile müşteri beklentisinin arasında fark olduğunu belirten Dr. Michael Wu, günümüzde müşteri beklentisinin artmasından ötürü hayal kırıklığının da arttığını ifade etmişti.  Buradan rahatlıkla şu sonucu çıkarabiliriz diye düşünüyorum: Müşterilerinizin beklentilerine uygun hizmet verebilmeniz için müşterilerin ne beklediğini anlayacak kadar veri toplamalısınız. Elde ettiğiniz verileri doğru kullandığınız takdirde büyümenizin önünde fazla engel kalmayacaktır.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Tarihin En Başarılı 8 Marka Sloganı

Markanın kendilerini ifade ederken kullandıkları  en önemli araçların başında gelen sloganlar, zaman zaman da sadece  markaya ait olmaktan çıkıp insanların  kullandığı söz öbekleri haline dönüşüyor. Bazen sloganın yaratıcılığı bazen akılda kalıcı olması bazen de içerisinde komik unsurlar bulunması nedeniyle günlük hayatta birçok kez markaların sloganlarını duyabiliyoruz.

Peki şu ana kadar yapılmış ve dünya çapında ses getirmiş sloganlar hangileri? Pazarlamasyon olarak en başarılı 8 sloganı araştırdık;


Just Do It! – Nike – 1988

Nike’ın reklam ajansı Wieden and Kennedy ve bir grup Nike çalışanı tarafından 1988 yılında geliştirilen slogan ve slogan etrafında şekillenen promosyonlar sayesinde, Nike’ın %18 olan spor ayakkabısındaki pazar payı %43’e ulaştı. Zamanın Reebok & Nike rekabetinde Nike’ın dominasyonunu sağlayan bu slogan artık Nike ile özleşleşti ve hala Nike’ın en önemli kozlarından biri.


Because I’m worth it – L’oreal – 1973

70’lerdeki sosyal evrim ve feminizm sonucunda L’oreal tarafından oluşturulan ‘Çünkü ben buna değerim‘ sloganı aradan 40 yıl geçmesine rağmen hala kullanılıyor.

O dönemin koşullarını anlamak için küçük bir not; L’oreal’ın rekabet ettiği markalar, reklamlarında dahi erkek sesi kullanıyordu. Düşünün, erkek sesiyle kadınlara yönelik ürünler satıyorsunuz! L’oreal, reklamında kadın sesi kullanan ilk marka özelliğini taşıyor.


 Connecting People – Nokia- 1992

Finli cep telefonu üreticisinin ilk olarak 1992 yılında düzenlemiş olduğu reklam kampanyasında duymuş olduğumuz Connecting People sloganı, yıllarca Nokia’yı cep telefonu sektöründe lider koltuğunda oturttu. O zamandan bu güne tam 21 yıl geçse de cep telefonu dendiğinde birçoğumuzun aklına  Nokia’nın sloganı ve ses tonu geliyor.


Refreshes the parts other beers cannot reach – Heineken – 1973

Carlsberg’in 1973’teki ‘Probably the best beer in the world‘ sloganı ile aynı dönemde yaratılan ve 2005 yılına kadar kullanılan slogan dünya çapında bir başarı yakaladı ve Heineken’in rekabet gücünü arttırdı.


Open happiness – Coca Cola – 2009

Coca-Cola-open-happiness1

Coca Cola’nın yıllardır gerçekleştirmek için çaba sarfettiği ‘insanları mutlu etme’ temasının ilk filizlerinden olan Mutluluğa Kapak Aç, 2009 yılında McCann Erickson tarafından yaratıldı. O günden bu güne geçen süre zarfında bu sloganın bilinçaltına yerleşmesi için binlerce pazarlama faaliyetinde bulunan Coca Cola, “mutluluk” kelimesi ile kendini özdeşleştirmeyi başardı.


Think Different! – Apple – 1997

Bu listede Apple’ın ‘Think Different’ sloganına yer vermemek büyük bir hata olurdu. Sloganın yarattığı başarıyı anlatmaya gerek yok sanırım. Sloganın kullanıldığı reklam filmi hala akıllarda taze bir yer kaplıyor.


Think Small – Volkswagen – 1959

1959 yılında  Helmut Krone tarafından yaratılan ‘Think Small’ kampanyası, Volkswagen’ın Beetle (Vosvos) modeli için tanımlanabilecek en iyi slogandı. Marka bu slogan-ürün uyumu sayesinde milyonlarca kişiyi Vosvos sevdalısı yaptı. Bu model günümüzde bile birçok insan için ‘bir otomobilden fazlası’nı anlatıyor.


Beanz Meanz Heinz – Heinz- 1967

1967’de üretilen ve 30 yıl kullanılan bu slogan, birçok otoriteye göre Dünya’da en çok tekrarlanan ve akılda kalan slogan olma özelliği taşıyor. Slogan,  özellikle Birleşik Krallık’ta bir efsane olarak nitelendiriliyor. 60’larda iletişim, tek kanallı olduğundan insanların bilinçaltına adeta kazınmış bir slogandı.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link