Reklamda Ünlü Kullanımı Beklediğiniz Etkiyi Gerçekten Yaratıyor mu?

Hayat bir duruştur.

Duruşları yakaladığımız, bizi etkisine almasına izin verdiğimiz düşünceler, fikirler ve bu fikirlerin taşıyıcı bedeni olan ikonlarımız olur.

Hayat öyle bir düzen içerir ki, bazen hiç takipçi olmak istemezsiniz ancak izin almadan da yapabilecekleri var bu duruşların.

Maruz kalmak dediğimiz şey de tam burada giriyor devreye. Gün boyunca, milyonlarca şeye maruz kalıyor insan. Renklere, şekillere, müziklere, kelimelere ve dahasına. Bu yüzden insanın beyni bir sirk gibi çalışmaya başladı. Muhtemelen rüyalarımız bile eski zaman insanlarından daha yorucudur artık.

İşte bu kalabalığın arasında reklamcılığın ve pazarlama insanlarının yaptığı keşif de tam bu karmaşadan sıyrılmanız için. Aynı zamanda içgüdülerimizde var olan ‘duruş’ kavramına da destek oluyor. Size nasıl düşündüğünüzü, çok çaba harcamadan, hem de büyük bir prodüksiyonla sunma şansı bırakıyor.

Ünlü kullanımı için yüzlerce araştırma yapılmıştır. Yurt dışında da bolca üzerinde durulan, önemsenen, tercih edilen bu durum, markaların para döktüğü bir uygulama olduğundan, sonuçlarının ne olabileceğini daha iyi bilmek isteyen bir sürü şirket var. ‘Ben bu parayı veriyorum ama sonuç nedir arkadaşım?’

Sonuçlar gösteriyor ki, ünlü kullanımı hayatınızı değiştirmiyor ancak sonradan birikimlerin etkileyeceği bir ilgi yakalıyor. Yani bu reklamın frekansına göre sizin etkilenme durumunuza bağlı olarak, satın alma, marka düşünceniz, sadakatiniz üzerinde tamamen olmasa da büyük ölçüde değişim yaratıyor. Elbettte uygulamaların şekli de önemli. Hemen her ünlünün etki alanının geniş olduğunu söylemek mümkün değil. Başta dedim ya bir duruş, bir karakter olmalı ki ‘bu benim’ demek için insanlar o saati alsın ya da artık kokusunu o şişe olarak tercih etsin.

Ama ne son dokunuş ne olursa olsun, kesin bildiğimiz bir etki var ki; bu kadar kalabalığın içinde sizin gözünüzün o ünlüyü yakaladığı. Bunu istemsiz yapıyor olabilir, ya da fark etmemiş olabilirsiniz ama bu sizsiniz. İnsan beyni tanıdıklarını hemen algılama üzerine kurulu bir sistem. Eğer daha önceden çekmecelerine kodladığı bir şey varsa, onu önce çıkarmaya bayılır. Göz de onun kölesidir. Bunu kontrol etmek neredeyse imkansızdır.

Bunun en yakın örneklerinden birini Fiat’ın Erdal Beşikçioğlu’nu konuk ettiği Egea sedan reklamı. Normalde sorsak belki de markaya dair algılar farklı, hatta hiç oluşmamış kısa zamanlı bir hafıza görürdük. Ancak reklam bize söylüyor ki bu durum gerçekten de ‘kanalı değiştirmeyi’ imkansız kıldı. Bunun en önemli başarısı ise normalde ‘duruşunu’ bilip, kabul ettiğimiz bir ünlünün, tıpkı bu duruşa uyan bir havayla reklama uyarlanmış olması. İlgi çekici, bazıları için itici, bazıları için çok etkileyici ancak kesinlikle algıda seçicilik uyandırıcı.

Temel amaç da her zaman bu olmuştur. Türk Telekom, Cem Yılmaz’ı kullanırken de, Vodafone Beyazıt Öztürk’ü reklamlarına konuk ederken de, Erikli su Göksel eşliğinde şarkı söylerken de amaç her zaman buydu.

Işte hayattaki duruş da tam bu niyetle oluşur.

Çünkü insanın en baş edilmez arzusu budur: fark edilmek.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Eskişehir Anadolu Üniversitesi Reklamcılık ve Halkla İlişkiler Bölümü mezunu olan Zümrüt Tanrıöven; Pazarlamasyon’da pazarlama ve reklam üzerine yazılar yazmaktadır. Futbol Extra’da yazar olmasının yanında, bunun bir devamı olarak spor pazarlama konusunda oldukça derin eğitimler almış, bu konuda bir çok araştırmada ve projede bulunmuştur. İstanbul Bilgi Üniversitesinde bitirdiği yüksek lisansıyla beraber kültür ve sosyolojik yönetimlere de odaklanmaya çalışmış, bu alanları birbiri içinde kullanmaya yönelmiştir. Alamet-i Farika, Show Tv gibi yerlerin ardından son 5 yılında TTNET, Tivibu’da İçerik Pazarlama’cı olarak çalıştı. Şimdi Türk Telekom Pazarlama İletişiminde yolunda devam etmekte.

Bir Cevap Yazın

Sinan Canan’la Nöropazarlama Üzerine Konuştuk

Bildiğiniz gibi Marketing Meetup “Intelligence” yani “Zeka” konseptiyle 30 Kasım’da 600 pazarlama profesyonelinin katılımıyla İTÜ SDKM’de gerçekleşti. Klişeleşmiş konular yerine iş zekâsına, analitiğe ve entelektüelliğe odaklanan bu buluşmada konuşmacı olarak yer alan Sinan Canan ile nöro pazarlama üzerine keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Bu röportajımıza yukarıdan ulaşabilirsiniz.

Ülkemizde nöro pazarlama alanında laboratuvar çalışmaları yapan en önde gelen akademisyenlerden biri olan  Açık Beyin Eğitim ve Danışmanlık kurucusu Prof. Dr. ve yazar Sinan CananBeynin esas işi: Örüntü zekâsı başlıklı konuşmasını gerçekleştirdi. İnsan beyninin ve zihinsel donanımının geleceğin dünyasında yapay zekâ ile yarıştığı dönemde insanın rolünü ele alan Canan; yaptığımız makinelerin bizi mutsuz ettiğine dikkat çekti.

Sinan Canan, Jostein Gaarder’ın “Beynimiz onu anlayabileceğimiz kadar basit olsaydı, bizler yine onu anlayamayacak kadar basit olacaktık.” sözünü izleyici ile paylaşarak insan beyninin 3.5 milyar yıllık bir Ar-Ge sürecinin ürünü olduğunu dile getirdi.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Audi Ay’a Çıkmaya Hazırlanıyor

NASA 7 Aralık 1972 tarihinde, Apollo programı kapsamında Ay’a iniş yapan son uzay mekiğini fırlattı. Aradan geçen tam 45 yılın ardından, Audi bu tarihi olayın yıldönümünü “Apollo 45” adlı özel bir reklam ile kutluyor. 65 saniyelik reklam 1990’ların ünlü Eskimo temalı quattro reklamına gönderme yaparak, Audi lunar quattro’nun gerçekleştireceği “Ay Görevleri”nin bir ön izlemesini sunuyor. Audi tarafından geliştirilen ay keşif aracının 2019’da göreve başlaması planlanıyor.

Audi, 7 Aralık 1972 tarihinde Apollo programı kapsamında Ay’a yapılan son insanlı uzay yolculuğu anısına “Apollo45” adıya özel bir reklam filmi çekti. Reklam filmi 45 yıl önce yapılan yolculuğa saygı duruşu niteliği taşırken, aynı zamanda Audi’nin lunar quattro keşif aracı ile 2019 yılında gerçekleştirmeyi planladığı görevi tanıtmayı amaçlıyor. 

2030 yılında geçen reklamda, Ay’ın yüzeyini araştıran iki astronot, yüzeyde bir dizi iz ile karşılaşıyor. Bunlar, Neil Armstrong’un 1969’da bıraktığı ayak izi, Apollo 17 görevinde 1972 tarihinde Ay’ın yüzeyine inen keşif aracının lastik izleri ve Audi lunar quattro’nun 2019 tarihinde bıraktığı lastik izleri.Yeni reklam, bir Eskimo yerlisinin oğluna farklı hayvanların kar üzerinde bıraktıkları izleri öğrettiği ve Audi quattro izleriyle karşılaşmalarıyla sonlanan 1990 tarihli quattro reklamından unsurlar barındırıyor.

Audi Lunar Quattro Ay Üzerinde Keşif Yapacak

Audi, lunar quattro ile Ay üzerinde gerçek bir keşif görevine hazırlanıyor. Bu amaçla Audi, keşif aracını geliştirmek için 2015 yılından bu yana PTScientists kurucusu ve CEO’su Robert Boehme’nın liderliğindeki bir ekip ile işbirliği yapıyor. Berlin merkezli start-up’a dört tekerlekten çekiş (quattro teknolojisi), hafif gövde, elektrikli ve hibrit motorlar (e-tron) ve tasarım optimizasyonu alanlarında Audi uzmanları destek veriyor. Audi tarafından geliştirilen ay keşif aracının 2019’da göreve başlaması planlanıyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link