Reklamda Bütçe: Pardon, Bu Kovboy Ne Kadar Acaba?

 

Neredeyse her gün, her yerde karşımıza çıkan reklamlar hakkında hükümler verip, onları acımasızca eleştirmek ya da beğenimizi belirtmek kolaydır. Peki, bu reklamlar oluşturulurken bütçeler hangi faktörlere göre belirleniyor bunu hiç merak ettiniz mi?

Bir reklam kampanyası tasarlamak için öncelikle bir hedef belirlenmesi gerekir. Bu hedef doğrultusunda firma reklam bütçesini belirler, genelde bu bütçe yıllık olarak belirlenir. Katlanabilir miktar yöntemi, keyfi saptama yöntemi, satışların yüzdesi yöntemi, satış ünitesi yönetimi, reklam göstergesi yöntemi, hedef-faaliyet yöntemi gibi yollarla hesaplanan bütçeye genelde beş ana unsur etki eder.

Pazar payı yüksek olan markalar çok fazla reklama gerek duymaz . Onlar zaten var olan potansiyeli müşteri sadakatine çevirmek için reklam yaparlar. Bu yüzden de tüketicilerin zihninden çok kalplerinde yer edinmeye çalışırlar. Tüm bunların aksine, ortada pazar payı düşük ve kendine yer edinmeye çalışan bir marka varsa rakiplerin pastasından pay almaya çalışmak daha yüksek maliyet gerektirir. Çünkü tüketicinin zihninde sağlam bir yer edinebilmeniz için daha fazla çaba sarf etmeniz gerekir.

Ürün yaşam eğrisi bütçeyi etkileyen faktörlerden biridir. Yeni bir ürününüz varsa bunu herkese tanıtmanız kaçınılmazdır. Ürününüzün onlara ne sağlayacağını anlatmanız, nasıl kullanılacağından bahsetmeniz, ürününüzü almaya teşvik etmeniz gerekir. Bu yüzden sık sık reklam vermelisiniz. Hâlihazırda pazarda iyi bir yer edinmiş bir ürününüz varsa bu size daha ucuza mal olacaktır.

Aynı şekilde pazarda çok fazla rakip varsa bunlar arasından sıyrılıp dikkat çekmeniz gerekir. Bu yüzden müşterinin dikkatini çekmeniz ve bu işe büyük yatırımlar yapmanız gerekir. Bu yüzden rekabet de bütçeyi etkileyen önemli bir faktördür.

Ürünün ikame edilebilirliği de bütçeyi etkileyen faktörler arasında yer alır. Eğer kolayda bir ürününüz varsa  farklı bir konumlandırma için biraz fazla para harcamanız gerekebilir. Marlboro örneğinde olduğu gibi bir kovboy yaratmanız ve tüm dünyanın onu tanımasını sağlamanız tahmin edeceğiniz gibi biraz masraflı bir iş olabilir.

Kaçınılmaz olarak medya planlaması da bütçeyi doğrudan etkileyecektir. Reklamın sıklığı, hangi mecralarda yayınlanacağı gibi birçok kombinasyon reklam maliyetine etki edecektir. Eğer reklam filminizin televizyonun en fazla izlendiği zaman diliminde yani dizilerin, eğlence programlarının, reality şovların, yarışmaların ve maçların yer aldığı prime timeda yayınlamak istiyorsanız pamuk elinizi cebinize atmak zorundasınız.

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Anadolu Üniversitesi, Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü mezunu. Bölümünün adı ne kadar uzun olsa da işin özünde o bir ‘iletişimci’. En büyük hayali, bir gün dünyayı yeniden keşfetmek.

Bir Cevap Yazın

Beşiktaş’tan Ne Olursan Ol “Come To Beşiktaş” Reklamı

Beşiktaş tüm dünyaya Beşiktaş’ı tanıtmak ve herkesi Beşiktaş’a çağırmak için yayınlanacak global bir kampanyaya imza attı. Mevlana’nın “Ne olursan ol gel” felsefesinden esinlenerek yarattıklarını söyledikleri kampanya sosyal medyada ülke çapında çok beğeni topladı. İşte Beşiktaş’ın “Come To Beşiktaş” isimli reklam filmi:

CNN Türk’ün haberine göre, dünya televizyonlarında ve sosyal medyada yayınlanması için bu projeyi finanse edeceklerini söyleyen Fikret Orman, bu amaçla bir reklam kampanyası başlattıklarını söyledi.

Orman, “Beşiktaş markasını herkese açtığımızı anlatmaya çalışan bir reklam hazırladık. Mevlana’nın sözlerinin buna ışık tutabileceğini düşünerek ‘Ne olursan ol yine gel’ temasını kullandık” diye konuştu.

Daha sonra reklam filminin gösterimi yapıldı. Filmde Beşiktaşlı oyuncuların da rol alması dikkat çekti.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Marlboro’yu Batmaktan Kurtaran “Efsane” Strateji

Kesin olarak doğruluğundan emin olamasak da Marlboro’nun batmaktan kurtulabilmek için çok uzun yıllar önce  yaptığı viral bir kampanya hikayesi var. O yıllarda böyle bir kampanya yapılmışsa eğer amacından mütevellit duyurulmaması çok makul. Ancak bahsedilen kişinin Philip Morris olması işleri biraz karıştırıyor. Biz efsaneyi size anlatalım doğrulamak veya yalanlamak size kalmış. 

Gerilla Pazarlama Dehası

Hikayeye göre Marlboro firması ilk kurulduğunda işleri hiç de yolunda gitmiyormuş. Şirketin iflasın eşiğinde olduğu günlerden adamın biri, bir teklifle çıkagelmiş: “Satışları bir ayda üç katına çıkartırım. Bunun karşılığında da şirkete %50 ortak olurum. Bu vaadimi gerçekleştiremediğim takdirdeyse ömrümün sonuna dek fabrikanızda bedavaya tütün sararım.” 

Zaten çıkmaz sokakta olan Marlboro sahipleri, “Bir haftaya kadar iflas bayrağını çekeceğiz, kaybedecek bir şeyimiz yok” deyip, bu teklifi kabul etmişler. Adam hemen kolları sıvamış; şirketin deposuna inmiş, binlerce boş Marlboro kutusu ayağıyla tek tek ezmiş. Bir gece herkes evinde uyurken, kendisine tahsis edilen uçaktan tüm Kuzey Amerika şehirlerinin üzerine bu kutuları bırakmış. Sabah uyananlar, sokaklarda boş Marlboro paketlerini görünce “bu kadar çok tüketildiğine göre iyidir” diye düşünerek Marlboro satın almaya yönelmişler.

Bu cin fikirli adam böylece, kârını üç değil beşe katlayan şirketin ortağı oluvermiş. Peki bu gerilla pazarlama dahisi kimmiş dersiniz? Evet, bu adam Philip Morris imiş.

Hakiki Philip Morris 

Philip Morris (1835–1873)

Bu hikaye ortaya atılırken gerçeklikten ne kadar sapıldığını görmek için küçük bir araştırma yapmak yeterli oluyor. Zira Almanya’da İngiltere’ye göçen bir ailenin oğlu olarak 1835’te Londra’da doğan Philip Morris, yaşamı boyunca hiç ABD’de bulunmuyor. Morris, 1854’te Londra’da kendi ürettiği sigaraların satışına başlıyor. 1873’teki ölümü üzerine şirketin idaresini eşi Margaret ve kardeşi Leopold devralıyorlar. 

Şirket hisselerinin Amerikalı ortaklarca satın alınması, logosunun değiştirilmesi ve üretimin Londra’dan, Amerika’nın Virginia eyaletine taşınmasıysa 1919 yılını buluyor. Yani Philip Morris’in ölümünün üzerinden yaklaşık yarım yüzyıl geçtikten sonra. Marlboro markasıysa 1924 yılında ortaya çıkıyor ve zamanla şirketin en önemli markası haline geliyor.

İnternette; Forbes’a göre, günümüzdeki net değeri 176 milyar dolar olan şirketin doğuşuna dair türetilen bu efsanenin daha uç versiyonlarını bulabilmek de mümkün. Aşağıda, şirketi batmaktan kurtaran Philip Morris’in aslında 19. yüzyılda Osmanlı topraklarında doğmuş, Manisalı hayırsever iş adamı Moris Şinasi olduğunu iddia eden videoya ulaşabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link