Reklamcının Derneği Olmuş, Tutmuş Bağını Koparmış…

yazarumurozanBu atasözünün orijinalini ve ne gibi durumlarda kullanıldığını hepinizin bildiğini varsayıyor ve lafı fazla uzatmadan konuya giriyorum.

Reklam Yaratıcıları Derneği 1989 yılında bir grup reklam yazarı tarafından sektörde çalışan yaratıcıların birbirleri ile bilgi alışverişinde bulunabilmesi, dayanışmanın tahsis edilmesi, sektörel gelişimin artırılması ve yaratıcılığın teşvik edilmesi amacıyla kurulmuş bir dernek. Dernek ilk kurulduğunda Reklam Yazarları Derneği olarak yola çıksa da zaman geçtikçe derneğin ismi ve tüzüğü ile üyelerin title’ları birbirini tutmamaya başlamış ve adı Reklam Yaratıcıları Derneği olarak değiştirilmiş.

RYD Büyük LogoBurada bir noktanın altını çizmek istiyorum. Genellikle Reklam Yaratıcıları Derneği, Reklamcılar Derneği ve Reklamcılar Vakfı ile karıştırılıyor. Bu yanlış anlaşılmanın nedeni ise bir isim benzerliğinden çok daha ince bir algıdan kaynaklanıyor. Reklamcılar Derneği üye olarak reklam ajanslarını kabul ederken Reklam Yaratıcıları Derneği’nin tüzüğünde tüzel kişiliklere (henüz) yer yok. Ajans üyeliği almak şu anlama geliyor; daha ticari bir yapılanma, yaratıcılıktan ziyade ticari bir oluşum ve ticari oluşum neticesinde daha çok para… Daha çok para da bildiğiniz gibi daha çok bilinirliği beraberinde getiriyor. Sonrası zaten çorap söküğü…

Yıllar önce, sektöre ilk girdiğim zamanlarda internet sitesini açıp baktığım, sosyal medya hesaplarına girdiğim, sonra da “e bunlar ölmüüüş…” diyerek kendi adıma kapattığım Reklam Yaratıcıları Derneği sayfası, yıllar sonra mesai arkadaşım aracılığıyla tekrar açıldı ve sayesinde Reklam Yaratıcıları Derneği üyesi oldum. Şansa bakın ki ben üye olduktan iki –  üç gün sonra bir genel kurul toplantısı düzenlenecekti ve ben de her üye gibi mail yoluyla bilgilendirildim.

 

 

Genel kurul toplantısına gidecektim ama tam olarak nereye gittiğimden pek haberim yoktu. Bu yüzden mevzuyu etraflıca anlayabilmek ve derneğin hangi amaçla var olduğunu, yakın dönemde neler yaptığını kavrayabilmek için başladım araştırmaya… Ne isimler çıktı karşıma… Hulusi Derici’ler, Haluk Mesci’ler ve daha neler neler… Sektörün duayen isimlerinden kimler geçmemiş ki dernekten… Sadece isimlerden ibaret değil elbette RYD… Süreli yayınlar, basılan kitaplar, Türk Dili için yapılan kampanyalar, Copybreak’lar, Brainstorm’lar, hala devam eden Cumartesi 3-5 Sohbetleri ve yarışmalar… Vay be dedim kendime… Adamlar neler yapıyormuş da benim haberim yokmuş…

Sizin haberiniz var mıydı?

Vardı ise etkinliklere niye gitmediniz?

Vardı ise, ne oldu da dernekle ilişkinizi kestiniz?

Vardı ise neden gençlere haber vermediniz?

Neyse, bu yazıyı yapılmış ve yapılmamış şeylerin nedeni-nasılı üzerine tespitlerde bulunmak için değil, kendini geliştirmek, sektörde bir şeyler yapabilmek, hiç değilse kendi gibi insanlarla daha fazla vakit geçirmeye ihtiyaç duyan kimseleri bilgilendirmek için yazıyorum.

Dinle Küçük Reklamcı

Hayatını “Evden ajansa, ajanstan eve” monotonluğunda geçirmeye devam edersen reklam sektörünün en büyük problemlerinden biri olan “35+ çalışan yoksulluğu” denen vahim durumdan kendini kurtaramazsın.

Senin gibi düşünen, seninle aynı dertleri paylaşan, aynı ödüllere başvuran, aynı ajansta çalışan insanlarla bağlantı içinde olmazsan varlığını kimseye ispatlayamazsın.

“Aman, onların egolarıyla mı uğraşacağım!” veya “Ne alaka? Bence çok saçma.”  deyip poponu yerinden kaldırmazsan, egolu olduğunu düşündüğün insanların saçma bulduğun eylemleriyle ilerledikleri yolu arkadan takip eden bir “Bokatçı” olup çıkarsın.

İşin mantığı gereği sendikası olamayacak kadar kapitalist bir sektörde çalışan bir işçi olarak en azından bir derneğin var. Ya sahip çıkarsın, ya da yarın “reklam piyasası şöyle, ajanslar böyle, mesailer çok uzun, ücretler çok az, sorunlarımıza değinecek hiçbir kurum yok.” diye ağlayamazsın.

Reklam Yaratıcıları Derneği, geçtiğimiz Pazar günü Beykent Üniversitesi Taksim Yerleşkesinde düzenlenen genel kurul toplantısı ile yeni dönem yönetim kurulunu seçti. Geçmiş ve yeni dönem Yönetim Kurulu Başkanı Murat Şam’ın başkanlığında yoluna devam edecek olan Reklam Yaratıcıları Derneği’ne üye olarak avantajlardan yararlanmak, kendini geliştirmek, sektörün içinde ileride söz sahibi olmak istiyorsanız google’lamanız yeterli.

Sağlıcakla Kalın.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir gün, virüsler, nükleer savaşlar, asit bulutları veya radyoaktif sızıntılardan ötürü dünyada yaşam ihtimali kalmadığında bizim de işimiz bitecek. Ama o zamana kadar tüketicileri bol virüslü hayvansal gıdaları tüketmeleri konusunda teşvik etmeye devam edebiliriz. Nükleer savaşlar hepimize fazladan bir el, kol ekleyene kadar moda kıyafetleri giyebilir, herkesi %50’ye varan indirimlerle zincir giyim mağazalarına yönlendirebiliriz. Asit bulutları, uygarlığımızın diktiği gökdelenleri eriyik leş denizlerine çevirmeden, annesinden aldığı 5 liralık harçlığın yarısını o gökdelenlerin tepesindeki holding sahiplerinin cebine aktarabilmek için çocukların rüyalarına alt bant eklemekten vazgeçmeyeceğiz. Radyoaktif sızıntılar havayı, toprağı ve suyu yok etmediği sürece, güneşli günler, kazandıran seçimler, enerjik bünyeler ve okyanusta bir su damlası olan insancıkları dünyayı değiştirebileceklerine inandıracak fırsatlarla dolu bir kariyer vaat edebiliriz. Yazdığım her metinle fakirlerden çalıp zenginlere aktardığımı, Ürettiğim her kampanya fikriyle kötü tarafın ateşini harladığımı, Bulduğum her sloganla, zavallı insancıkların algılarıyla oynadığımı biliyorum. İyi ile kötünün savaşında, kötü olan taraftayım. Bu yüzden ben “Kötü” bir reklam yazarıyım. "İyi" bir sanatçıyım.

Bir Cevap Yazın

İlk Bakışta Hoşlanmadığımız Onca Ürünü Neden IKEA’dan Alıyoruz?

  • Hepimizin kendisinden bir şeyler bulabileceği kocaman mağazaları ile IKEA hepimize mutlaka küçük bile olsa birkaç parça satmayı başarmıştır.
  • Peki, ilk bakışta gözümüze güzel gelmese de mutlaka IKEA’dan bir şeyler almayı nasıl başarıyoruz?
  • Benzeri yazılar içinYaratıcılıkta Çığır Açan 8 IKEA Reklamı

Mutlaka kendisiyle duygusal bir bağ kurduğumuz, bu nedenle atmaya kıyamadığımız birkaç parça vardır değil mi evimizde? Bu sorunun cevabı da tam olarak bu duygusal bağda gizli aslında. IKEA’nın hepimizle kendi dilinde bu duygusal bağı ince ince işliyor olmasında.

Binlerce ürünün arasında hem evimize renk katacağını, hem sade bir stil yaratacağımızı düşündüğümüz hem de aslında o kadar özgün olmayan ve her yerden de alabileceğimiz eşyalar bulunuyor.

IKEA’nın ödüllü ajansı Åkestam Holst ise görece IKEA’nın popüler ürünlerine göre daha az satış yakalamış ürünleri için bu alanda çalışmalar yapıyor; müşterilere bu ürünlerle bağ kurması sağlayacak projeler yaratmak.

Bu örneklerden birisi de kadınların sıklıkla okuduğu bir dergiye kendilerine has bir hamilelik testi yerleştirmek oldu. Bunu deneyen ve sonucun pozitif olduğunu gören kadınlara IKEA aile indirimi ile bebek ürünlerinde daha uygun fiyatlar sunmaları oldu.

Bu konu hakkında Åkestam Holst kreatif direktörü Magnus Jakobsson stratejisini şöyle paylaşıyor;

IKEA ayakkabı değil, parfüm değil, bu eşyalar sizi bir günlüğüne bile olsa kral ya da kraliçe gibi hissettirmeyecek- aşağı yukarı bir çatal, 20 dolara bir sandalye ya da bir ampul olabilir. Ama IKEA ürünlerine olan sevgi yukarı doğru çıkmalı, bu nedenle bizim kreatif stratejimizde tüm bu ürünlere duygusal bir değer eklemek, insanların sevebileceği bir şeyler eklemek, bu beğenilmeyenleri alıp insanların beğendiği bir hale getirmek.”

Aynı zamanda Jakobsson bahsettiği bu ürünleri allayıp pullamadıklarını ya da fiyatları ile oynamadıklarını, sadece bu ürünleri nasıl bizlerin sevebileceği bir hale getirmeye kafa patlattıklarını da ekliyor.

Aslında sokağa çıksak köşe başındaki markette de bulabileceğimiz sıradan ürünleri bizim sevip, onları IKEA’dan almamızı sağlamak için uğraşmak oldukça zor olmalı ama yine de IKEA gibi uluslararası bir dev markaya böylesine bağlanmamızı sağlayacak ayrıntıları keşfetmeye çalışmak biraz da eğlenceli olsa gerek.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Ekonomi ve Taraftar Ekseninde 2018 FIFA Dünya Kupası

Sonu çift rakamlarla biten her yılda olduğu gibi, yeni bir kupanın zamanı geldi: FIFA Dünya Kupası 2018.

Türk futbol seyircisi olarak her 2 yılda 1, Avrupa Şampiyonası veya Dünya Kupasını yakından takip ediyoruz. Her ne kadar ülkemiz düzenli olarak bu turnuvalarda yer alamasa da, günde 4 canlı karşılaşma izleme olanağı yaratan bu etkinliklere yaz sezonunun 1 ayını ayırıyoruz.

Organizasyonların ele alınabilecek birçok boyutu var. Araştırmalara “sports mega events” olarak geçen bu etkinliklerin ekonomi ve taraftar eksenini ele almaya çalışacağım.

Ekonomi anlamında etkinlikler her dönem büyüklüğünü artırma eğilimini sürdürüyor. Organizasyonun ev sahibi şu ana kadar bir dünya kupası için gerçekleştirilen en yüksek harcamayı yaptı. Organizasyon için toplam 14.2 milyar Amerikan Doları harcadılar. Bu harcamalar arasında ulaşım, altyapı, konaklama ve stadyum inşaatları en yüksek payı aldılar. Rusya, 2010 yılında dünya kupasını düzenleme hakkını elde ettiğinde planlanan bütçenin tam 12 katı daha fazla harcama yaptı!

Yapılan tüm harcamalar Rusya’ya önemli bir altyapı ve turizm gücü kazandıracak. Buna karşılık turnuvadan elde edilen tüm gelirlerin ülke ekonomisine en fazla 2 aylık bir katkı yapacağı belirtiliyor. 8 yıllık çalışma ve harcamalar, 2 aylık bir süreçte girdi olarak ülke ekonomisine katkı sağlayacak.

FIFA Dünya Kupası, 2000’li yılların başından beri “sponsorların dünya kupası” olarak eleştiriliyor. Bu eleştirinin temelinde sponsorların beklentilerinin taraftar beklentilerinden daha önemli görülmesi etkili. Ayrıca yüksek sponsorlu etkinliklerin sporun ruhunu çürüttüğü de iddia ediliyor. Visa, McDonalds, Budweiser gibi bilinen sponsorların yanına bu sene en çok sponsorluk desteği Çin menşeili işletmelerden geldi. Çin ve Hindistan futbol yatırımlarını artırıyor. Bunun temelinde futbola olan ilginin artışı var ve “ürün yaşam seyri” yükselme aşamasında görülüyor. İngiltere futbol ligindeki forma sponsorlarına ve saha kenarındaki reklam tabelalarına dikkatli bakarsanız Uzakdoğu pazarına yönelik reklamlara rastlayabilirsiniz. Turnuvada tüm sponsorluk harcamaları 2 milyar Amerikan Dolarına yaklaşıyor.

Dünya Kupası için yaklaşık 1.5 milyon biletli seyircinin katılımı beklenirken, biletsiz ve turizm amaçlı ülkeye gelecek turist sayısının bu rakamdan daha fazla olacağı öngörülüyor. Ülkemizde “passolig” adı altında yürütülen biletleme sisteminin bir benzeri bu sene Rusya’da kullanılacak. Buna göre seyircinin bilet alması yeterli olmuyor ve devlet tarafından kurulan taraftar sistemine kayıt yaptırıp isimlik çıkartmak gerekiyor. Bu isimlikler olmadan statlara giriş yapılamıyor. Uluslararası bir organizasyonda güvenlik kaygısının geldiği noktayı anlamak için önemli bir ayrıntı… 64 maçlık bu serüvende seyircinin yerine getirmesi gereken yeni bir sorumluluk oluşturuldu.

Taraftar kimlik sistemi stat içinde holigan aktiviteleri azaltmak için yapılan bir uygulama olarak görülüyor. Fakat stat dışındaki taşkınlıkları önlemek için sağduyu ile birlikte güvenlik kuvvetlerine büyük sorumluluk düşüyor.

Son olarak, turnuvaya bahis işletmeleri tarafından bakalım. Günümüzde futbol, sadece taraftarlık veya futbol severlik hisleriyle takip edilen bir spor olmanın ötesine geçti. Özellikle futbol maçlarına yapılan bahisler giderek artıyor. Küresel düzeyde 2018 FIFA Dünya Kupasında 3.3 milyar Amerikan Dolarına yakın bahis yapılacağı öngörülüyor.

4 yılda 1 düzenlenen bu futbol etkinliğinde durum, etkinliğe nereden bakmak istediğinize göre değişiyor. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link