Reklamcılıkta Yaratıcılık Nedir, Reklam Felsefesine Nasıl Uyarlanmalıdır?

Reklam, bohem bir kültür değildir. Bir kuluçka nöbeti değildir. Gizemli yaratım süreçleri değildir. Tüm bunlar, ortaya çıkan işin başarıdan, gerçekten fersah fersah uzaklaşmasıdır. Tüm bunlar, saplanıp kalma miyopluğudur.

Reklam eleştirmeni Bob Garfield bu durumu şöyle açıklar : “Reklamcılık, kendi mesajlarını titizlikle kendi yaratmaya alışmış bir endüstridir. Reklamcılık, kurumsal olarak kendisini değerlendirme kriteri, birbirlerini ışıltılı heykelciklerle ödüllendirmekle sınırlı bir endüstridir.”  Serbest çağrışımlar dünyasına dalarsak eğer günümüzde verilen bazı kristal ödüller, kristal camlarıyla ünlü Bohemya kentinden mi ilham aldı dersiniz?

Reklam, rasyonel ve duygusal hayal gücü ile ilerleyen vagonlardır. Dünyayı döndüren şey kelimelerdir. Hayal gücüdür. Sanattır. Biçimin özgürleştirici güzelliğidir. Boş bir kağıt parçası kadar tehditkar başka ne olabilir ? Tüm bunlar felsefenin tesellisi değil; yaratıcılığın özüdür.

51b5da0c-8d06-4ed9-867c-800bca04744e

Hayao Miyazaki, ‘Yürüyen Şato’ animesinde yarattığı ‘Calcifer’ karakteri ile bir ateşe ruh vermiştir. Calcifer kötü bir ruhtur. Ancak devasa bir şatoyu hareket ettiren tek güç o minik ateştir.  Öğretilmiş yaratıcılık metotları, geleneksel reklamcılık algıları ve daha pek çok şeyi değiştirmek için kötü olmayı denemeliyiz. Ve kötü olmak istiyorsak, cesurca kuralları yıkmalıyız.

Müstakbel müşterilerinize sunduğunuz kusursuz vaadlerinizi – orijinallik, strateji, alaka, mizah, yaratıcılık, müzik, sinematografi, fotoğraf – kutsal bir vekil edası ile sıradanlaşmadan, kuralları yıkarak gerçekleştirmelisiniz. Zira, siz ışıltılı ödül törenleri sonrasında içkinizi yudumlarken, her daim pazar payını arttırmak için koşturan müşterilerinizi de düşünmelisiniz.

Tüm bu düşünce bulutlarının içerisindeki siyahlık yani asıl mesele; reklamcılık sektörünün ve reklamcılık mesleğinin bu kadar sterilleştirilmesidir. Bu, stereotip bir bakış açısıdır. Bu yaşlı bir döngüdür. Tembihli, sözde yaratıcı kişiler, hünersiz işler çıkarmaya devam ettiği sürece, kimse kral çıplak demediği sürece bu döngüde yaşamaya devam edeceğiz.

Paylaş

CEVAPLA