Reklamcılıkta Popülerizm

Şu bir gerçek ki ‘Geleneksel Türk reklamcılığı’ son yıllarda bir tıkanmaya uğradı. Geleneksel diyorum çünkü dijitalde ortaya çıkarılan işlerin birçoğu gayet başarılı. Ancak geleneksel diyerek kastettiğim TV reklamlarında işler hiç de iyi gitmiyor. Ortaya çıkan işlerin neredeyse %80’i –ki bu oran bazıları için daha yüksek bile olabilir- vasat diye nitelendirebileceğimiz işler bile değil.

Her ne kadar dijital gün geçtikçe daha fazla önem kazanıyor desek de markalar için hala ana reklam mecrası televizyon. Hal böyleyken bu mecrada ortaya çıkan işlerin kalitesizliğine hepimiz şaşırıyor ve kızıyoruz. Birçok iş için ‘bunu hangi kafayla yapmışlar? Böyle bir hikayeye reklamveren nasıl onay vermiş?’ diye sormaktan kendimizi alamıyoruz.

Reklamverenin işin içindeki pozisyonu, günü kurtarmak için yapılan işler, terlemeden kazanmaya çalışan reklamcılarla sektörün gidişatı maalesef hiç iyi değil.

Reklamda kolaya kaçmanın en kolay yolu ise popüleriteyi kullanmak. Bu bir ünlünün popüleritesi de olabilir dönemin popülar olayları da… İlgi çekmek, hakkında konuşulmak, çok izlenmek açısından bu yararlı bir yol olabilir. Ancak nasıl popülerite geçici bir şey ise popülerite ile harmanladığınız öykü de geçici olacaktır. Benim bu konudaki görüşüm şudur: İyi reklam popülerite yaratır, sıradan reklam ise sadece bu popüleriteyi kullanır.

Reklamlarda ünlü kullanımının nedenlerini ve yararlarını anlatmaya gerek yok. Ancak şunu da göz önünde bulunduralım: reklamcılıkta sıfırdan yaratılan karakterler hep daha çok akılda kalmıştır. Ayşe teyzeleri, Ali Desidero’yu hala hepimiz hatırlarız. Bana göre popüleriteyi reklama transfer etmek sadece geçici bir çözümdür.

yeni-turkcell-reklami-uc-cihanda-dort-ceken-beylik-turkcell-liogullari

Şimdi bu konunun çıkış noktası olan kampanyaya gelelim. Geçtiğimiz hafta Turkcell’in yeni kampanyası Turkcell’lioğulları izleyicilerle buluştu. İzleyicilerle buluştu diyorum çünkü kampanya bir dizi konseptiyle kurgulanmış ve bu şekilde de lanse edilmişti. Outdoor’da da gördüğümüz üzere kampanyanın basılı tarafı bir film afişi şeklinde tasarlanmıştı. Kampanyanın lansmanıyla ilgili yazdığım yazıda kampanyanın olumsuz tarafının tarihi dizi popülerizmden çok fazla etkilenmiş dahası bunun üzerine kurgulanmış olması olduğunu söylemiştim. Üstüne üstlük oyuncuların da son dönemin en popüler oyuncuları olan İşler Güçler ekibi olması bu popülerizmi ikiye katlamıştı. Yani popüler olan ne varsa bu kampanyada mevcut ve bu yüzden kampanyanın ses getireceğinden hiç şüphe yok demiştim. Ki öyle de oldu. Özellikle sosyal medyada ‘kampanyanın fragmanı’ birçok kişi tarafından paylaşıldı. Geçtiğimiz günlerde de kampanyanın ilk filmleri yayınlandı. Bu filmlerde Turkcell’e dair bir şey mevcut değildi. Sadece var olan absürd hikayenin içine yerleştirilmiş geyik muhabbetlerinden oluşuyordu filmler. Başka bir komedyen yapsa yerden yere vuracak olan İşler Güçler izleyicileri, ‘postumu like ediyorum’ esprisine bile güldüler. Bu da bu popülerite transferinin başarısını gösteriyor.

Bu konuda yazı yazmaya başladığımda “kampanyada ‘harem’ sahneleri yer alırsa daha çok ‘reyting’ alacaktır hatta Harem dizisinin içine ürün yerleştirme kampanyanın bütünleşikliğine çok fazla katkıda bulunacaktır” diyecektim ki Harem dizisinin senaristi Gani Müjde Twitter’da gerekli açıklamayı yaptı.

Tabi bu işin bir başka boyutu. Popülerite transferinden çok fikir çalma olayı söz konusu burada. Aslında yukarıda bahsettiğim sektördeki tıkanıklığından da en somut kanıtı. Bakalım ilerleyen günlerde bu olay ne boyutlara taşınacak.

http://www.youtube.com/watch?v=MbTCMtpbOnM

Paylaş
Pazarlamasyon.com Yazar İlişkileri Sorumlusu - Pazarlama da örgütlenmektir!

CEVAPLA