Reklamcılar da mı Kendi Söküğünü Dikemez? 0

[dropcap]M[/dropcap]arkalara hayat veren, onları bizlerle tanıştıran ve aramızda bağ kuran, bir anlamda köprü görevi gören  reklam ajanslarının kendilerine faydası dokunuyor mu? Müşterilerinin uzun yıllar yaşaması için çabalarken kendileri ayakta kalmayı nasıl başarıyor?

Birkaç gün önce dünyanın önemli ofis malzemeleri tedarikçisi Staples’in 9 yıldır çalıştığı ajansı McCann ile yollarını ayırdığı haberi geldi. Reklam ajansları için tek bir müşteri bile kaybetmenin önemi tartışılmazken, bir de bu müşteri yıllardır emek verilen büyük bir müşteriyse ajans için kayda değer bir kayıp söz konusu oluyor. Otoritelerin söylediğine göre bu durumda yapılacak  iş önce elde kalan müşterilerle ilgilenmek hemen yeni arayışlar içine girmemektir. Yani Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olma ihtimalini göz önünde bulundurarak temkinli olunması, ortalık durulunca yeni müşteri kazanma yoluna gidilmesi tavsiye edilir. Asıl sorun da burada başlar. Bir reklam ajansı nasıl yeni müşteri kazanır?

Benim bildiğim kadarıyla bu işin birkaç yolu var;

-Potansiyel müşteri konkur açar ve istediği ajansları çağırır, bu ajanslar yoğun bir çalışmayla projeler üretip sunar ve sonunda bir ajans seçilir, diğerlerine önemli olan katılmaktı belgesi verilir.

-Müşteri temsilcileri de diğer faaliyetlerin yanında yeni müşteri kazanma aşamasında önemli rol oynar. Ajansı en iyi şekilde temsil ederek müşteri ve ajans arasında iletişim kurarlar ve potansiyel müşteriyi ajansa kazandırırlar.

– Ajans sahibinin ya da başkanının bizzat bağlantılar kurması ile de yeni müşteri kazanılır.

Tabi tüm bu saydıklarımız emek isteyen, ciddi uğraşlar gerektiren yollar. Dolayısıyla bir yandan müşterilerini memnun etmeye çalışan ajanslar bir yandan da ayakta kalma savaşı veriyorlar. Her ne kadar yaptıkları işler referansları olsa da  reklam ajansları da kendilerini anlatmak, müşteri sadakati sağlamak, elindeki müşteriyi başka ajanslara kaptırmamak için çaba göstermek zorunda. Kendi reklamlarını kendileri yapmalı. Sektörel dergilerde reklam ajanslarının verdikleri reklamlara rastlamak mümkün fakat bunun dışında pek rastlamayız kendilerine. Belki de “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz” sözü onlar için söylenmiştir.

Yazımı reklamcılığın efsane isimlerinden David Ogilvy’nin “Bir Reklamcının İtirafları” kitabından alıntılarla bitirmek istiyorum:

  • Ortalama müşteri, her yedi yılda bir ajans değiştirir. Ajansından sıkılır, tıpkı bir gurmenin aşçısının değişmeyen menüsünden sıkılacağı gibi.
  • Yeni müşteri kazanmak, zevkli bir deneyimdir ama kaybetmek de tam bir cehennem azabıdır.
  • Bir ajans yönetmeyi düşünüyorsanız her zaman uçurumun kenarında dolaşacağınız gerçeğini kabul etmek zorundasınız. Eğer yapı olarak güvensiz ve korkaksanız yandınız demektir. İşiniz çok zordur.
  • Reklamcılık tiyatroculuktan sonra bütün diğer meslekler içinde en güvencesiz olanıdır.

Bir Cevap Yazın

Dove’dan Siyahi Kadının Beyazlaştığı Irkçı Reklam Kampanyası 0

Kişisel bakım ürünleri üreten Dove, geçtiğimiz hafta sonu Facebook’ta yaptığı reklam kampanyasıyla, sosyal medyada bir anda infial yarattı. Reklam kampanyasında kullanılan ilk resimde siyahi bir kadının üzerindeki tişörtünü çıkarttığı ve tişörtün altından beyaz tenli bir kadının çıktığı görülüyor. Diğer resimde de beyaz kadının tişörtünü çıkarttığı ve onun tişörtünün altından da Asyalı bir kadının çıktığı görülüyor.

İşte bu durum, doğal olarak sosyal medyada, reklamla ilgili olarak ırkçılık tartışmalarının başlamasına neden oldu. Birçok insan, sosyal medyada markayı ırkçılık yapmakla suçladı. Markanın bu reklamı, ABD’li makyaj sanatçısı Nay the Mua tarafından da paylaşıldı. Nay the Mua’nın yaptığı paylaşımın altında bazı kişiler, reklamda “ürünün tüm ırklar tarafından kullanılabileceğine” vurgu yapıldığını belirtse de sosyal medyadaki insanların birçoğu bunun aksini düşünüyordu. Hatta sosyal medyada bu konuyla ilgili yorum yapanlardan biri, “bu reklamın, reklamda yer alan sabunu kullananları da zan altında bıraktığına” dikkat çekti.

Tüm bunlardan daha kötüsü ise markanın “ırkçı reklamlar” konusundaki geçmişiydi. Bu olayın yaşanmasının ardından sosyal medyadaki bazı kişiler, Dove’un geçmişte de bu tarz ırkçılık içeren reklamlar yaptığını hatırlattılar. Twitter’da yapılan bu tarz paylaşımlardan birinde, Dove VisibleCare isimli ürün için hazırlanan bir tanıtım görselinde, siyahi bir kadının ürünü kullandıktan sonra ten renginin giderek açıldığına vurgu yapıldığı görülüyor.

Tabii, sosyal medyada markaya yönelik tepkilerin ardından bu Facebook reklamı Dove tarafından kısa bir süre içerisinde yayından kaldırıldı. Ve marka resmi Twitter hesabı üzerinden konuyla ilgili bir açıklama yaparak özür diledi. Açıklamada, “Kısa bir süre önce Facebook’ta paylaştığımız bir görsel, kadınların renklerini nazik bir şekilde yansıtma hedefinden şaştı. Bunun neden olduğu incinme için son derece üzgünüz.” denildi.

Bu durum, markaların bir reklam kampanyası hazırlarken ne kadar dikkatli olmaları gerektiğini gözler önüne serdi, ki bu reklamda kullanılan görselin tartışma yaratabileceği çok açık. Hele ki Dove gibi daha önce bu tarz vukuatları olan bir markaysanız, reklam kampanyası hazırlarken ince eleyip sık dokumanız gerekiyor.

Burger King’ten Mc Donalds’a: “Asla Bir Palyaçoya Güvenme” 1

Ülkemizde 15 Eylül’de gösterime giren korku filmi “It“, tüm dünyada büyük ses getirdi. Tabii, filmin, korku romanlarıyla tanınan ünlü yazar Stephen King‘in aynı isimli romanından uyarlanmış olmasının etkisi büyüktü.

Filmi izlemediyseniz bile, filmin fragmanlarında ya da afişlerinde ana karakterin bir palyaço olduğunu görmüşsünüzdür. Palyaço denilince de akla gelen ilk marka, hiç şüphesiz ünlü fast food restoran zinciri McDonald’s oluyor. Zira markanın maskotu Ronald McDonald isim bir palyaço. İşte film ile McDonald’s arasındaki bu bağlantı, Burger King’e kendi avantajına kullanabileceği bir malzeme verdi.

It Filmindeki Kötü Karakterimiz Pennywise

It filminin 27 Eylül’de Almanya’da gerçekleştirilen ön gösteriminde, filmin sonundaki jenerikten hemen önce sinema perdesinde “ALINACAK DERS: ASLA BİR PALYAÇOYA GÜVENME.” şeklinde bir yazı belirdi. Bunun hemen ardından da Burger King logosu gözüktü. Stresli ve gerilim dolu bir filmin ardından böylesi bir mesaj görünce tüm salon kahkaya boğuldu. Bu anları, aşağıdaki videodan seyredebilirsiniz.

Reklam filmi için hazırlanan ve bizim de yukarıda yer vermiş olduğumuz videoda, bunun Burger King’in şimdiye kadarki en uzun reklamı olduğuna vurgu yapılıyor. Yani, “bütün bir film, Burger King’in palyaçoların kötü olduğunu anlatmak için hazırladığı bir reklammış” gibi bir izlenim veriliyor.

Burger King’in böylesi popüler bir film üzerinden en büyük rakibine yönelik yaptığı bu göndermenin oldukça yerinde ve zekice olduğunu söyleyebiliriz sanırım. Evet, palyaçonun kötü karakter olduğu bir filmde böylesi bir gönderme yapma fikri, pek akla gelmeyecek bir fikir olmasa da bunun yapılış şeklinin başarılı olduğunu kabul etmeliyiz.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link