Pepsi Max Yeni Kampanyasında “Yeni Ritüeller Oluşturmaya” Vurgu Yapıyor

Yeni yıl, yeni heyecanlar ve yeni kararların da ötesinde her sene gerçekleştirilen yeni yıl gelenekleri ile de bilinir. Sınırları zorlamak, döngüyü kırmak ve bu sene daha farklısını yapabileceğimizi göstermeye çalışan Pepsi Max, bu sene farklı bir gelenek edinmeli temasıyla bir kampanya başlattı.

Pepsi’nin düşük kalorili, şekersiz kolası Pepsi Max, tüketicilerini yıllardır süregelen geleneklerini bu yıl da sürdürmek yerine, bu yıl farklı bir şey yaparak onu gelenek haline getirme konusunda tüketicilerine ilham vermeyi hedefliyor.

#TryitLoveit (Dene Sev) hashtagi ile tüketicinin beğenisine sunulan kısa reklam filminde Pepsi Max’in tercihi profesyonel sörfçü Heidar Logi olmuş. Logi ve arkadaşları evde oturup TV’de bir şeyler izlemek yerine havalı, LED ışıklı sörf tahtalarını da yanlarına alarak gece sörfü denemeye karar veriyorlar. Reklam, gece sörfünü mutlulukla bitiren Logi ve arkadaşlarının sahilde yaktıkları kamp ateşi etrafında Pepsi Max içerken sonlanıyor.

Yaz dönemi için çektikleri reklam ve kampanyaların, Pepsi Max’i denemiş ve içmekten keyif almış bir kitleden ilham alınarak oluşturulduğunu ifade eden PepsiCo Batı Avrupa pazarlama direktörü Mark Kirkham, şimdi yaptıkları kampanyanın ise Pepsi Max’i henüz denememiş kitleyi hedeflediğini belirtti.

Pepsi Max markasının cesur ve beklenmedik olanı çağrıştırmasından hareket eden kampanya, klasikleşmiş olana meydan okuyan, yeni ve cesur şeyler denemekten zevk alan, hepimizin bildiği alışkanlıklar ve ritüeller üzerine dönen senenin bu zamanlarında genç ve dinamik hedef kitlesine yeni bir şeyler denemeyi öğütlemeyi amaçlamış.

Ne dersiniz, fikri sevdiniz mi?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon Pazarlama, Sosyal medya, Marka Yönetimi, Pazarlama İletişimi, Dijital Pazarlama ve İş Dünyası konularına odaklı bilgi kaynağı.

Bir Cevap Yazın

Burger King’in Kötü Bir Eşyasını Getirene Sosisli Sandviç Verdiği İlginç Reklam Kampanyası

Burger King, kendine has reklamlarıyla sık sık karşımıza çıkan bir marka. Markanın geçtiğimiz yıl yaptığı yaratıcı reklam kampanyalarına örnek vermek gerekirse, gerçekten yanmış olan Burger King şubelerinin fotoğraflarının kullanıldığı reklam kampanyası ve Burger King’in Belçika Kralı ile krallık için yarıştığı reklam kampanyası bu yaratıcı reklamlardan sadece ikisiydi. Ve markanın kendine has reklamlarına bir yenisi daha eklendi.

Design Taxi’nin yaptığı habere göre Burger King’in son olarak çıkardığı ızgarada pişirilmiş sosisli sandvicini Hollanda’da tanıtmak için yapılan “Grill the Worst”, yani “En Kötüsünü Izgarada Pişir” isimli yeni reklam kampanyası bir kelime oyununa dayanıyor. Kampanyanın isminde yer alan ve Türkçe’de en kötü anlamına gelen “worst” kelimesi, Hollanda dilinde “sosisli sandviç” anlamına geliyor.

Amsterdam merkezli ve Etcetera isimli kreatif ajans tarafından Burger King Hollanda için hazırlanan esprili reklam kampanyası kapsamında, Burger King, müşterilerini 15 Ocak’ta Amsterdam’da düzenlenen bir etkinliğe davet etti ve yanlarında sahip olduklar “en kötü” eşyaları getirmelerini istedi. İnsanların yanlarında getirdikleri bu en kötü eşyalar karşılığında ise kendilerine Burger King’in yeni ızgarada pişirilmiş sosisli sandvici bedava olarak verildi.

Bu arada bu tuhaf reklam kampanyası için hazırlanan videoyu aşağıdan izleyebilirsiniz.

Peki, daha önce çok sayıda yaratıcı ve bir o kadar da başarılı reklam kampanyalarını hayata geçiren Burger King’in bu reklam kampanyası hakkında siz ne düşünüyorsunuz? Sizce bu reklam kampanyası, markanın sizlerle daha önce paylaştığımız reklam kampanyaları kadar iyi mi?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Lucky Strike Satışlarını Arttırmak İçin Kadınlara Yapılan Yeşil Propagandası

Günümüzün standart haline gelmiş modern pazarlama yaklaşımı, hedeflenen kitlenin bilinçdışı arzularına hitap etmek; kitleleri sunulan ürün ya da hizmeti istediğine ve hatta buna ihtiyaç duyduğuna inandırmak üzerine kuruludur. Ancak 1920’lere dek, tüketici için gerçekten var olmayan bir isteği veya ihtiyacı yaratmak diye bir konsept söz konusu değildi. İşte pazarlama alanına, seri üretim mallarını tüketicinin bilinçdışı arzularıyla ilişkilendiren bu manipülatif yaklaşımı sokan kişi; “Halkla İlişkilerin Babası”, Edward Bernays’tır. Bernays’ın psikanalizin kurucusu Sigmund Freud’un özbeöz yeğeni olması da tesadüf olmasa gerek.

Edward Bernays (1891-1995)

1922’de New York’ta ilk halkla ilişkiler dersini veren, 1923 yılında Cyristallizing Public Opinion adlı kitabıyla da ilk halkla ilişkiler kitabını yazan Bernays’ın en bilindik çalışmalarından biri kadınları sigara içmeye ikna etmesidir. Kadınların sigara içmesinin uygunsuz görüldüğü bir dönemde, bir grup kadının ellerine sigara vererek yaptırdığı yürüyüş halkla ilişkiler dünyasında efsane olmuş bir eylemdir. Bu eylemle birlikte sigara ateşi “özgürlük meşalesi” olarak anılmaya başlamış, kadınlara sigara satışı artmıştır.

Sayısız başarılı halkla ilişkiler kampanyasının arkasındaki isim olan Bernays’ın en ünlü işlerinden bir diğeri de Lucky Strike için yürüttüğü yeşil kampanyasıdır. American Tobacco’nun en önemli markası olan Lucky Strike’ın satışları iyi gitmemektedir. Şirketin sahibi George W. Hill, yaptırdığı bir anketin sonucunda kadınların Lucky Strike’ı tercih etmediklerini, bunun sebebininse sigara paketlerinin rengi olan yeşilin kadınların kıyafetleriyle uygun olmaması olduğunu fark eder. Evet, Lucky Strike şirketi, elinde milyonlarca paket sigarayı bir renk yüzünden satamamaktadır.

George Hill, bu sorunu çözebilmesi için Bernays’la görüşür ve  paketlerin renginin değiştirmelerinin mümkün olmadığını en başından belirtir. Bernays şu cevabı verir : “Paketin rengini değiştiremiyorsak, biz de moda olan rengi değiştiririz.”

Böylece “yeşil kampanyası” ortaya çıkar. Kampanyanın esas amacı kadınların yeşil giymesini sağlamaktır. Bernays öncelikle yeşil rengi üzerine bir araştırma yapar ve Language of Color isimli kitapta yeşilin; umut, zafer ve bolluk anlamına gelen pozitif bir renk olduğunu görür. Sıradaki adımı, New York sosyetesinden fikir öncüsü olabilecek kadınlara yeşil rengini giydirmektir. Onlar yeşil giyinirlerse, diğer kadınlar da yeşil giyinecektir. Moda editörleri ikinci hedefidir, yeşil rengiyle ilgili teşvik edici hikayeler yazacaklardır. Bernays, 1934’te Waldorf Astoria’da yüksek sosyetenin katılacağı çok özel bir balonun düzenlenmesine önayak olur. Balonun tema rengi yeşil olacaktır; katılımcıların yeşil elbise giyme zorunluluğu vardır. Vogue, Harper’s Bazaar gibi önde gelen dergilerin bu etkinliğe gösterdiği ilgi sonucu, Barney’s hedefine ulaşır ve o yıl yeşil, gerçekten de moda renk haline gelir. Ve sonuç olarak bu durum kadınların sigara satın alırkenki tercihlerini etkiler ve yeşil renkli Lucky Strike paketlerinin satışında beklenen artış yakalanır.

İstediği sonuçları başarıyla elde edebilen, ilk kez Bernays tarafından kullanılan bu propaganda teknikleri günümüz reklam kampanyalarında hala kullanılıyor. Acaba hangilerine kanıyoruz, hangilerinin farkındayız?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link