Ne Çektin be Fasulye!

Son günlerde Yalan Dünya’daki Vasfiye Teyze karakterinden dilimize geçen bu söylem herhalde en çok Avea’nın reklam karakteri Fasulye’ye yakışır. Ağustos 2010’dan bu yana Avea’lı olmayan çocuğu temsil eden Fasulye karakteri bu güne kadar otuzu aşkın durumla karşımıza çıktı. O her defasında Avea’lı olmamanın ceremesini çekerken biz ekran başında kahkahalara boğulduk. Sıfırdan yaratılmış bu karakter ile Avea hem reklamlarında sürekliliği sağladı hem de ilgiyi hep üst seviyede tutmayı başardı. Bu ilgi sayesinde her türlü promosyonunu başarılı bir şekilde iletti müşterilerine.

Bu yazıda Fasulye karakterinin ortaya çıkışından bu yana karşılaştığımız reklam filmlerine bir yolculuk edeceğiz.

Fasulye karakterini şarkıcı Erdem YENER canlandırıyor. Kendisini ilk olarak Ülker Dankek Magma-Pele reklamında izlemiştik. Gerçekten müthiş başarılı bir reklamdı.

http://www.youtube.com/watch?v=rfeRHydAxVc

Bu reklamdaki başarılı performansından 3 yıl sonra bu defa Avea Mobil Öğrenci reklamında halı saha maçında kendisinden ücret alınmayan, fasulye sayılan genç olarak karşımıza çıktı. “Avea’lı olmayanlara iyi davranın, onlara çok yükleniyorlar.” gibi başarılı bir fikir barındırıyordu bu reklam. İzleyenler tarafından çok beğenildi. Bu reklamda kullanılan ve daha sonra da 3 sene boyunca kullanılacak fikir temel olarak Avea’lı olmayan gencin başından geçen olaylar şeklinde yansıtılacaktı izleyenlere. Strateji Avea ile rakipleri arasındaki farkları mizahi bir dille yansıtmak üzerine kurulmuş. Buradaki kritik nokta mizahın insanların ilgisini çekecek düzeyde olmasıydı ve bu düzey çoğu zaman rahatlıkla yakalandı.

Mobil öğrenci reklamında başarı sağlanınca Fasulye karakteri Avea’nın genel promosyonlarını duyurma işine başladı. Tabi beraberinde Avea’lı olan genci canlandıran Optik karakteriyle birlikte. Bu dönemde üst üste reklamlar çekildi. İçlerinde konjektüre uygun entegrasyonlarda vardı.

Hepsini burada görebilirsiniz.

http://www.youtube.com/watch?v=BilKTgQjq_Y

2011 yılında yayınlanan reklamlar içerisinde bir tanesi var ki diğerlerinde ayrı bir bölüm açılmalı. “Siz de bırakabilirsiniz” adıyla yayınlanan reklamda fasulye kendi operatörü ile sigara hakkında bir benzerlik kurarak operatörünü değiştirme konusunda ne kadar zorlandığını anlatıyordu. Olağanüstü bir reklam. O dönemde televizyonlarda çok sık Sağlık Bakanlığı’nın sigara bırakma konulu kamu spotları yayınlanıyordu. Avea’nın yaratıcı işlerine imza atan TBWA’de bu durumu çok başarılı bir şekilde Avea reklamına uyguladılar. Reklam sektöründe taktirle karşılanan ve başarılı bulunan bir reklamdı.

http://www.youtube.com/watch?v=TIcqmewS6OU

2012 yılında Turkcell, Sertap ERENER ile 4 çeker temalı reklam kampanyasını başlatmıştı. Avea’da hemen karşılık verdi. “Çok yakar ama…

http://www.youtube.com/watch?v=JMPtwUMOZM0

O yıl birçok reklam filmi yayınlandı. 2012 yılının tartışmasız en başarılı işi “Faturasını paylaşamayan çocuk” adlı iş oldu. Turkcell’in “Hayat paylaşınca güzel” sloganına çok güzel bir cevap verildi bu reklamda.

 “Anlayacağınız bu paylaşma konsepti fatura gelinceye kadar.”

 http://www.youtube.com/watch?v=XdlRDKq0zrg

2013 yılında da Avea Fasulye karakterini kullanmaya devam ediyor. Son yayınlanan reklamda ise Fasulye ikilemler arasında kalıyor.

2010 Ağustos ayından bu yana sıfırdan yaratılan bir karakterin nasıl başarılı kullanılabileceğini çok net görüyoruz. Bu reklamlar en çok sevilen reklamlar sıralamasında Avea’yı birçok kez zirveye taşıdı. Rakiplerine özellikle Turkcell’e stratejik açıdan çok başarılı cevaplar verdi. Her türlü promosyonunu çok rahat bir şekilde tanıtma fırsatı buldu. Aynı dönemde Turkcell reklamlarında 15’den fazla farklı karaktere yer verirken Avea Fasulye ve Ata Demirer ile yoluna devam etti. Bu şekilde çok daha düşük maliyetlerle daha başarılı reklamlar yaratıldı.

Avea’nın reklamlarına imza atan reklam ajansı TBWA tüm bu süreçte çok sayıda ödül aldı. Başta İlkay Gürpınar olmak üzere çok başarılı bir ekip var bu reklamların arkasında. İmrenerek takip ediyoruz. Zaten İlkay Gürpınar’ın ajansta yönetici pozisyonlara bu kadar hızlı gelmesinde Avea reklamlarındaki başarılı işlerin etkisinin büyük olduğunu düşünüyorum.  6 yılda TBWA global yaratıcı işlerinde ve yönetiminde de aktif rol alacağı Chief Creative Officer (CCO) pozisyonuna yükseldi. Son olarak Cannes Lions jürisine seçildi. Geçen ay Swiss Otel’de gerçekleşen ve benim de katıldığım The Cup etkinliğinde de jüride yer alıyordu. Kendisi şu anda tartışmasız reklamcılık alanında en başarılı ve gözde birkaç kreatifden birisi.

3 yıldır süren bu başarılı süreç devam eder mi bilemiyorum. Henüz önümüzde devam etmemesi için olumsuz bir emare gözükmüyor. Sürmesi taraftarıyım ben. Umarım daha nice imrenerek izlediğimiz reklamlar izleriz. Böyle başarılı reklamlar biz gençleri de benzer reklamlar yaratmak açısından kamçılıyor. Bu yönden de bir işlevi var aslında başarıya ulaşmış her reklamın.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık bölümünden 2013 yılında mezun oldum. Marka İletişimi ve Stratejik Planlama üzerine çalışmalar yapıyorum. Bu topraklarda dünya markası çıkarma gönüllüsüyüm. Ayrıca siyasete, bilime ve tarihe özel bir ilgim var.

Bir Cevap Yazın

Cinsiyetçi Reklamlardaki Rollerin Cinsiyetleri Değiştirilseydi Nasıl Olurdu?

2018 yılında olsak da, günümüzde hala hayatın birçok alanında cinsiyet ayrımcılığının yapıldığına şahit oluyoruz. Haliyle bu durum reklamlara da yansıyor. Geçtiğimiz yıl da bunun birçok örneğiyle karşılaştık. Örneğin, İsveçli mobilya perakendecisi IKEA’nın Çin’de yayımladığı cinsiyetçi reklam ve Artemis Halı’nın kadınları “dırdırcı” olarak tanımlayan cinsiyetçi reklam bunlardan sadece ikisiydi.

Tabii cinsiyetçi reklamların geçmişi çok eskiye dayanıyor. Plastik Studios ve Plastik Magazine’in kurucusu, yaratıcı yönetmeni ve aynı zamanda bir güzel sanatlar fotoğrafçısı olan Eli Rezkallah, 1940 ve sonraki 30 yıllık süreçte yayımlanan cinsiyetçi reklamlardaki rollerin cinsiyetleri tersine çevrilseydi nasıl olurdu? düşüncesinden yola çıkarak bu reklamları yeniden oluşturdu.

Eli Rezkallah, böyle bir çalışma yapmanın nereden aklına geldiği konusunda ise şunları söyledi:

“Geçen Şükran Günü’nde, amcalarımın, kadınların yemek pişirme, mutfak ile ilgilenme ve kadınlık görevlerini yerine getirme konusunda nasıl daha iyi oldukları üzerine yaptıkları konuşmalara kulak misafiri oldum. Her ne kadar tüm erkeklerin amcamlar gibi düşünmediğini bilsem de, bazılarının böyle düşündüğüm öğrendiğim için şaşırdım. Bu yüzden rollerin tersine döndüğü ve erkeklere, kendi cinsiyetçi zehirlerinin tadına baktırıldığı bir paralel evren hayal ettim.”

Paralel Bir Evrende” isimli bu çalışma, Eli Rezkallah’ın geçmiş yıllarda gerçekten yayımlanan reklamları kullanarak oluşturduğu kurgusal reklamlardan oluşuyor ve farklı bir yaklaşımla günümüzde hala devam eden cinsiyetçiliği sorguluyor.

Eli Rezkallah’ın bir hayalden yola çıkarak meydana getirdiği ilginç ve kurgusal reklam çalışmalarının tamamına aşağıdan göz atabilirsiniz.

Marka: Alcoa Aluminium

Marka: Chase & Sandborn

Marka: Lux

Marka: Hardee’s

Marka: Schlitz

Marka: Mr Leggs

Marka: Van Heusen

Marka: Hoover

Marka: Chemstrand Nylon

Marka: Mr Leggs

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İKSV, Konuyu Değiştirecek Gençler Arıyor

Her gün aynı şeyleri konuşmaktan, sırf sohbet etmiş olmak için söylenen içi boş sözler söylemekten, incir çekirdeğini doldurmayacak konuları ele almaktan sıkılmadık mı? Özellikle genç kuşak için belki şimdi daha önemli konulardan, hatta mümkünse kültür ve sanattan bahsetmenin zamanı gelmiştir. Türkiye’nin en önde gelen kültür ve sanat vakfı olan İKSV (İstanbul Kültür Sanat Vakfı), geçen yıl öğrenciler için başlattığı Kültür Sanat Kart uygulamasını bu yıl da sürdürüyor.

Eczacıbaşı Topluluğu’nun öncü sponsorluğunu ve yönetiminin önemli bir bölümünü üstlendiği vakıf için bu yıl 1000 üniversite öğrencisine ücretsiz olarak dağıtacağı ve tüm İKSV etkinliklerinde geçerli olan 250 TL değerindeki Kültür Sanat Kart’ın tanıtımı için üç reklamdan oluşan, yaratıcı bir tanıtım kampanyası başlatıldı. Rafineri reklam ajansının imzasını taşıyan seride, birçok gencin her gün yaptığı sıradan sohbetler konu ediliyor. Genç neslin kendi aralarında sıkça konuştuğu konuların ne kadar sıradan ve “konuşulmasa da olur” türden olduğunu bize gösteren çalışmalar, sondaki dış sesin kullandığı ifadelerle gençleri kültür ve sanat üzerine görüş alışverişi yapmaya çağırıyor.

Eczacıbaşı

Çalışmalardan ilki, tam da bu hedef kitlenin her gün etkileşim içinde olduğu sosyal medya kavramından yola çıkıyor. Reklam, teknede seyahat eden iki gencin diyaloğuyla başlıyor ve devam ediyor. Erkek oyuncu akıllı telefonuna bakar bakmaz bir anda heyecanlanıyor ve yanındaki arkadaşına hoşlandığı kızın Instagram hikâyesine baktığını söylüyor. Arkadaşı ise kızın izleyenler listesinde kaçıncı sırada olduğunu soruyor ve en altta olduğunu öğrendikten sonra bu kadar heyecanın anlamsız olduğunu, çünkü listede en altta gözüküyorsa içeriğe tesadüfen rastladığını, özel olarak bakmadığını belirtiyor. Diyalog sonrasında konu, en çok beğenenin nerede göründüğüne, en fazla yorum yapanın görünmede avantajlı olup olmadığına ve hatta sosyal medyadaki arkadaşlık süresine kadar varıyor.

İstanbul’da yaşıyorsanız ve özellikle de ev ile iş arasında her gün yaka değiştiriyorsanız, metrobüsün bu koca kentin en büyük sosyal fenomenlerinden biri olduğunu bilirsiniz. Kalabalıklığıyla meşhur bu ilginç taşıt öyle kalabalıktır ki bırakın oturacak yeri, ayakta durabilecek bir yer aramak için sayısız geometrik duruş şekli denersiniz ve peronda kalanlardan olmamak için kendini metrobüse atma taktikleri geliştirmiş insanlara rastlarsınız. İKSV’nin Kültür Sanat Kart reklamlarının bir diğeri de buradan yola çıkmış. Bir parkta egzersiz yapan iki arkadaşın sohbetine şahit olduğumuz çalışmada, metrobüste hangi taraftan binmeye çalışılırsa veya içinde nerede durulursa yer kapılabileceği üzerine “kafa yoruluyor”. Konu, izlenecek yöntemin metrobüsün kaç kapılı olduğuna göre değişebileceğine ve kaç seferde bir kapı sayısı farklı araç geldiği hakkında akademik tartışmaları aratmayacak derecede “derin” (!) bir ikili iletişime kadar uzanıyor.

Serinin üçüncü parçası olan “Siren” adlı reklam ise üç gencin polis, itfaiye ve ambulans araçlarının sirenleri üzerine, arabada başlattığı üçlü konuşma üzerinden ilerliyor. Gençlerden biri itfaiye ile ambulans sirenlerinin neden farklı olduğunu anlamadığını söyleyerek ortaya bir “tartışma konusu” atıyor. İkisinin aynı olduğunu söyleyen diğerlerine durumun öyle olmadığını kanıtlamak için ağzıyla siren sesi çıkaran genç, sürücü koltuğundaki arkadaşından aynı şekilde yanıt alıyor. Üzerinde bir türlü hemfikir olamadıkları bu konuda, en sonunda hepsi birden farklı siren sesleri çıkarıyor. Ortaya çıkan sahne o denli trajikomik ki toplu ve nedensiz bir inada, hatta deliliğe dönen bu manzaraya karşı gülmekten kendinizi alamıyorsunuz.

Her üç çalışmanın sonunda izleyici olarak “Konuyu değiştir.” İfadesiyle karşılaşıyoruz ve dış ses “Bu sene biraz da filmlerden, konserlerden, sanattan konuş. Eczacıbaşı tam 1000 öğrenciye, tüm İKSV etkinliklerinde geçerli 250 TL değerinde Kültür Sanat Kartı hediye ediyor. Hemen tıkla, konu değişsin.” diyerek bu oldukça dikkat çekici ve yaratıcı kampanyanın ana fikrini bize iletiyor.

Serinin üç parçasının da verilmek istenen mesaj açısından oldukça güzel hazırlanmış olduğunu söylemeliyim. Instagram hikâyesinde kullanılan “like, story, algoritma” gibi sözcükler, sosyal ağların gençlerin kullandığı günlük dili nasıl değiştirdiğini gösterirken; diğer yandan da bu konuya bu kadar hâkim olmalarının aslında ne büyük bir zaman kaybı olduğunu, kendilerini kültür ve sanatla geliştirmelerinin daha iyi olabileceğini anlatıyor. Hayattaki en değerli şey olan zamanın nasıl “öldürülebileceği”ne dair çarpıcı bir örnek sunuyor.

iksv

Metrobüs reklamında da benzer bir tabloyla karşı karşıya kalıyoruz. Zaten her gün ulaşım için kullanılan, bir rutin hâline gelen metrobüsün sosyal yansımaları elbette göz ardı edilemez. Fakat, bunun üzerine sık sık konuşan insanların olduğu da bir gerçek ki mutlaka yakın çevremizde de bu kişilerden az ya da çok var. Oyuncuların, sanki metrobüs değil de fırlatılan bir uzay mekiği üzerine konuşuyormuş havası vermesi ise inandırıcılık noktasındaki performanslarını son derece olumlu yönde etkilemiş.

Siren başlıklı reklama sanırım ayrı bir parantez açmamız gerekiyor. Zira hakikaten de üzerine beyin jimnastiği yapılıp sorgulanacak en son konulardan birinin, böyle bir toplu çılgınlığa sebep olması komik bir görüntü oluşturuyor. Gençlerin yaptığı siren taklitleri ise seyirciyi sarkastik bir boyuta ulaştırıp âdeta saçmalamanın sınırı olmadığını kanıtlıyor.

Özellikle Instagram temalı çalışmayı düşündüğümüzde, serinin Lipton’un kısa bir süre önce yayınladığı Konuşalım Artık reklamının üstüne gelmesi rastlantı mıdır bilinmez ama tema-içerik-hedef kitle üçgeninde yakalanan uyum sayesinde, harika bir reklam serisinin ortaya çıktığı ve doğru yöntemle sürece yaklaşıldığı açıkça görülüyor. Zira her iki kampanyada da insanların sözlü iletişimi unuttukları vurgulanırken, Eczacıbaşı bunu daha özel bir konuya odaklanarak yapıyor.

Filmekimi, İstanbul Uluslararası Film Festivali, İstanbul Tiyatro Festivali, İstanbul Caz Festivali, İstanbul Müzik Festivali, İstanbul Tasarım Bienali ve Salon İKSV’deki etkinliklerle yıl boyunca sanatseverlerin yanında olan İKSV’ye bu reklamların çok yakıştığını ve hedefini tam isabetle tutturduğunu düşünüyorum. Özetle, Eczacıbaşı Topluluğu, desteklediği vakıf için tam da gençlerin ilgisini çekecek bir yol izlemiş. Elbette yaratıcı süreci yöneten Rafineri’nin de ortadaki bu başarıda büyük payı olduğunu unutmayıp onların da hakkını teslim edelim.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link