Microsoft’tan Yeni Strateji: Tüme Varım

Bir yandan son yıllarda Apple ürünlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte artan OS X ve Windows rekabeti, diğer yandan sektörün bütün büyük oyuncularının içinde olduğu tablet sektörüne hakim olma rekabeti, bir diğer yandan ise Apple ve Google’ın çift başlı kutuplaşmasıyla, diğer oyuncuların bile girmeye korktuğu bir mobil işletim sistemi pazarı. Buna karşı tüm bu sektörlere eş zamanlı girmeye çalışan bir Microsoft.

Her ne kadar son yıllarda Apple ürünlerinin kullanım oradanı artmış olsa da Microsoft yazılım sektörünün şüphesiz en büyük oyuncusu. Diğer rakipleriyle arasında büyük farklar var ve bu avantajını iyi kullandığıda aşikar.

Microsoft’un yılın ikinci çeyreğinden itibaren başlayan değişim hareketi, odası dağılmış, hayatı pekte yolunda gitmeyen, hayata sıfırdan başlama isteğiyle yanıp tutuşan birinin davranışları gibi. Önce uzun yıllardır kullandığı logoyu büyük ölçüde değiştiren Microsoft, ardından kimsenin tahmin edemeyeceği bir hareketle tablet piyasasına atıldı, ardından uzun yıllardır üzerinde çalıştığı ama beklenen performansı veremeyen mobil işletim sistemini, Windows 8’le eş zamanlı olarak lanse etti. Sizce de, yenilik üretemeyen bir markanın piyasada uzun yıllar kalmasının olanaksız olduğu bu koşullarda, Microsoft son treni kaçırıyor olmanın verdiği telaşla elindeki bütün kozları oynamışa benzemiyor mu ?

Bu yazımda odaklanmak istediğim nokta ise Microsoft’un yeni reklam stratejisi. Microsoft’un piyasaya sürdüğü son ürünlerde gözardı edilemeyecek bir ortak nokta var: Kişisellik. İnsana kendini farklıymış gibi hissettirmek, günümüz dünyasının şimdiye kadar hiç olmadığı kadar hızlı akan döngüsünde, firmaların daha fazla kişiye hitap etmek noktasında, başarının anahtarını oluşturuyor. Burada karşımıza çıkan olgu ise son zamanlarda üstünde en fazla yoğunluştığım kavram olan deneyim.

httpv://www.youtube.com/watch?v=y29tpFjWyUE

Şimdi çok daha somut bir örnek üzerinden konuyu detaylandırmak istiyorum. Yukarıdaki reklam Windows’un bir kaç gün önce yayınlandığı ve Windows phone 8 işletim sistemini tanıttığı görüntülerden oluşuyor ve reklamın en can alıcı noktası, daha reklamın en başında söyleniyor: Biz herkes için değil yalnızca sizin için ürettik. Ardından yeni işletim sisteminin nasıl tam anlamıyla sizi yansıtabileceğini gösteriyor reklamda.

Reklamın iliklerine kadar işlemiş olan mesaj kişisellik. Duvarları, sınırları kaldırın, siz nasıl istiyorsanız öyle kullanın. Kullanıcıya istediğini yapma özgürlüğünü vermek istiyor Microsoft. Şimdi gelelim Microsoft’un başka bir reklamına. Windows 8’in tanıtıldığı reklam, yine aynı felsefenin farklı formuyla çıkıyor karşımıza: onu kendin gibi yap ( make it your own )

httpv://www.youtube.com/watch?v=jhgauSxPirw

Toparlamak gerekirse, Microsoft’un mobil işletim sistemi Windows Phone 8 şimdiye kadar kullanıcılar tarafından bir çok olumlu yorum aldı. Ancak Android ve iOS egemenliğine son verebilir mi, ya da en azından bu ikiliye rakip olabilir mi sorusunun cevabını şimdiden kestirmek oldukça zor ama en azından kısa vadede işinin zor olduğunu söylemek gerek. Böylesine yoğun bir rekabetin yaşandığı mobil işletim sistemi sektöründe, böyle bir anlayışı kullanıcılarına empoze etmeye çalışmak, farklılaşmak adına yapılması gereken en uygun adımlardan biri.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon.com’un eş kurucusu. Koyu Barcelona, The Beatles, Apple ve Steve Jobs hayranı.

Bir Cevap Yazın

Markalar, Irkçı Reklamları Kasten mi Yapıyorlar?

Son dönemde büyük markaların ırkçı reklamlar yaptıklarına sık sık şahit olduk. Örneğin, geçtiğimiz ekim ayında kişisel bakım ürünleri markası Dove, siyahi bir kadın beyazlaştığı bir reklam paylaşmıştı. Bu olayın yaşanmasından çok kısa bir süre sonra ise bir başka kişisel bakım ürünleri markası Nivea da açık renkli teni öne çıkartan benzer bir reklam kampanyası yapmıştı. Bu yılın hemen başında da İsveçli hazır giyim markası H&M, siyahi bir çocuk mankenin giydiği kıyafetin üzerinde “Ormandaki En Havalı Maymun” yazması nedeniyle ırkçılık suçlamalarına maruz kalmıştı.

Bu kadar ırkçı reklamın art arda gelmesi ve bunların büyük markalar tarafından yapılıyor olması, bir soruyu da beraberinde getiriyor: Acaba markalar, daha fazla dikkat çekmek için kasıtlı olarak ırkçı reklamlar yapıyor olabilirler mi? Mantıklı olarak düşündüğümüzde, böylesi büyük markaların reklamları, yayınlamadan önce şirketteki birden fazla üst düzey yönetici tarafından gözden geçiriliyor ve onaylanıyor. Bununla birlikte bu markalar, son derece saygıdeğer ve büyük markalar için global çapta işler yapan reklam ve pazarlama ajanslarıyla çalışıyorlar. Örneğin, Dove’nun tepki çeken ırkçı reklamının arkasındaki ajans Ogilvy & Mather idi. Sonuç olarak reklamlardaki ırkçılık kokan detayların, bu önemli şirketlerde çalışan bu kadar nitelikli kişilerin hepsinin gözünden kaçması, çok çok düşük bir ihtimal.

Dove’nun Tepki Çeken Reklamından Bir Kare

Markaların neden böyle bir strateji izlemiş olabileceklerine değinecek olursak, bunun başlıca sebebi internette daha fazla görünürlük elde etmek olabilir. Zira günümüzde farklı farklı sektörlerden sayısız marka, yaptıkları reklamlarla insanların dikkatini kendi ürünlerine çekmeye çalışıyorlar. Ancak bu reklamların pek azı insanlara ulaşıyor. Yani bu açıdan bakacak olursak, markalar kendi sektörleri dışındaki markalarla da rekabet halindeler. Ve bu rekabet, her geçen gün daha da sıkı bir hale geliyor.

En nihayetinde bu markaların yaptıkları ırkçı reklamlar, sosyal medyada markaya karşı çok büyük bir tepkinin oluşmasına neden oluyor ve bunun hemen akabinde bu olay, dünya genelindeki birçok haber sitesi tarafından gündeme taşınıyor. Yani markalar, belki de çok büyük bir reklam bütçesiyle bile yapılamayacak bir şekilde, adlarını dünyanın birçok yerinde duyurmuş oluyorlar.

Reklamın İyi Kötüsü Olmaz (mı?)

Nivea’nın Tepki Çeken Reklamından Bir Kare

Peki, insanlar bu kadar olumsuz bir şekilde gündeme gelen bir markanın ürününü neden almak istesin? Evet, birçok insan bu gibi durumlarda sosyal medyada tepkisini dile getiriyor olabilir. Ancak bu insanların, yaşanan bu olayların üzerinden bir süre geçtikten sonra, bu markaların ürünlerini satın almadıklarının bir garantisi yok. Ayrıca bu reklamları hiçbir şekilde sorun etmeyen ya da reklamı yanlış bulsa da bu markaların ürünlerini almakta bir sakınca görmeyen büyük bir kitlenin olabileceğini de unutmamak lazım.

Eğer bu durum gerçekse, zaten markalar bu işin artısını eksinini hesaplamışlardır. Sonuç olarak sosyal medyada gösterilen onca tepkiye ve şirketin insanlarda yarattığı olumsuz izlenime rağmen, bu dolaylı olarak da olsa markanın kasasına daha fazla paranın girmesini sağlıyorsa, böyle bir yolun izlenmesi gayet normal olarak karşılanabilir. Belki de markalar, bunu reklam bütçesinden tasarruf etmenin bir yolu olarak görüyorlardır.

Tabii, bütün bunların bir varsayımdan ibaret olduğunu tekrar belirteyim. Ancak son dönemde yaşanan olaylara baktığımızda, bu varsayımın gerçek olma ihtimalinin pek de düşük olmadığını söyleyebiliriz. Sonuç olarak markalar, “Reklamın iyisi kötüsü olmaz.” sözünden yola çıkarak böyle bir strateji belirlemiş olabilirler.

Ne dersiniz? Gerçekten de reklamın iyisi kötüsü olmaz mı?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Kiğılı’dan Sevgililer Günü İçin Sosyal Deney

Kiğılı bu Sevgililer Günü için yaptığı sosyal deney videosunu sosyal medyadan yayınladı. #SeniGordugumZaman isimli sosyal deneyde Kiğılı özel günlerde güzel ve şık giyinmenin ne kadar önemli olduğuna vurgu yapıyor.

Hazırlanan videoda kadınlar ve erkeklere ilk tanıştıkları anlarla ilgili sorular soruluyor. İlk olarak erkeklere sorulan soruların aynıları sonradan kadınlara da soruluyor. “İlk buluşmada ne yediniz”, “nerede tanıştınız”, “evlilik teklifi nasıl geldi” gibi sorulara yanıt vermesi istenen çiftlere son olarak, “onu ilk gördüğünüz zaman ne giyiyordu” diye soruluyor. Kadınlar sorunun cevabını net bir şekilde verebilirken, erkekler bu soruyu o kadar rahat yanıtlayamıyorlar. Kiğılı bu sosyal deney videosunu, “Tüm özel anlarda olduğu gibi bu Sevgililer Günü’nde de ne giydiğiniz hatırlanacak” mesajıyla sonlandırıyor.

Marka, aynı konsept çatısı altında bir de sosyal medya da bir yarışma düzenliyor. instagtagram.com/kigiligiyim adresinde düzenlenen yarışmada, takipçilerin yarışma postunun altına sevgilisini etiketleyip, ilk tanıştıkları gün üzerinde ne olduğunu yorum olarak paylaşması bekleniyor. Hediye olarak ise 4 adet 500 TL’lik hediye çekinden birini kazanma şansı sunuluyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018



Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
19 Nisan'da Uniq Istanbul'da Sophia'nın da katılımı ile Marketing Meetup'ta buluşuyoruz.
close-link