Mecra Fetişizmi

Reklamcılığın özü fikirdir. Saf fikir. Fikri yaydığımız mecralar, saf fikrin önüne geçiyor mu acaba diye düşünüyorum bazen. Mecralara hapsolmuş kreativite, sınırlanmış bir zihin yaratır. Filanca marka satışlarını artırmak istiyor, mutlaka Tv’de olmalıyız. Şu marka bir kampanya hazırlıyor, sosyal medyayı kullanmadan olmaz. Niye? Fikirden önce mecra düşünülüyor. Zihin mecra mecra kalıplara dökülüyor.

Reklam dünyası ikiye bölünmüş durumda.

socialmediaDaha çok gençlerden ve yaşı ne olursa olsun genç kalmak isteyenlerden oluşan bir grup adeta bir sosyal medya fetişizmi yaşıyor. Onlara kalsa her kampanyanın mutlaka bir sosyal medya ayağı olmalı. İlle de bir Facebook sayfası açılmalı (Apple’ın bile resmi bir Facebook sayfası yokken!) Bir Twitter hesabı oluşturulmalı. Pinterest filan da olursa tadından yenmez. Sayıları gün geçtikçe artan sosyal medya ajansları da her geçen gün bu ihtiyacı köpürtüyor. Konvansiyonel mecralara göre maliyetinin oldukça düşük olması da bilinçsiz reklamverene cazip geliyor. Oysa ki konvansiyonel mecra ölmedi hala yaşıyor.

standards-on-old-tv-photofuniaDaha çok yaşı geçmiş kurt reklamcılardan oluşan bir grup ise sosyal medyanın bir aldatmaca olduğunu, konvansiyonel mecraların sonsuza dek yaşayacağını iddia ediyor. Onlara kalsa prime time’da reklamı yayınlanmayan, Hürriyet’te ilanı çıkmayan marka bir yere varamaz! Sosyal medyanın gücünün farkında değiller. Bir Twitter/Facebook hesabı bile olmayan koca koca reklamcılar var. Günceli takip etmemizi önerenler de kendileri üstelik.

“Senin kafan karışmış dostum, tarafını belirle” dediğinizi duyar gibiyim. Ben fikrin tarafındayım. “Hele bir fikri bulalım, mecrayı sonra düşünürüz” diyen sağduyulu reklamcının yanındayım. “Bulacağınız fikre göre kampanyanın mecrasını belirleriz” diyen zeka küpü marka yöneticisinin tarafındayım. Mecraların gelip geçici olduğunun farkında olup, nasıl ki konvansiyonel mecralar zayıflamaya başladıysa, gün gelecek sosyal medya mecrası da zayıflayacak öngörüsünde bulunabilen, zihnini mecra kalıplarına böldürmeyenlerin tarafındayım. “İlle de şu mecra olmalı” diyenin karşısında, “bir fikir bulunur, dünya değişir” diyenin yanındayım.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Markam Danışmanlık’ta Marka Stratejisti. Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık bölümü mezunu. Fikir sever, strateji yazar…

Bir Cevap Yazın

Askeri Ürün Tedariği ile İşe Başlayan Dünyaca Ünlü 7 Marka Hikayesi

Dünyanın en ünlü markalarının geçmişleri ile alakalı ne kadar bilgi sahibiyiz? İlk ürettikleri ürünler, ilk piyasaya sürülen modelleri, ilk işlevleri nelerdi dersiniz?

Peki dünyanın en ünlü markalarının bıraktığı askeri miras hakkında bilginiz var mıdır? Markaların çoğu bunu marka geçmişlerinde detaylı olarak açıklamıyor olsa bile; bazıları kendi logolarında, web sitelerinde arka planda bu tarz bilgileri geçiyorlar.

Fakat markaların sahip olduğu askeri geçmiş öyle azımsanacak cinsten de değil, şaşırtıcı miktarda silahlı kuvvetlere ürün tedarik kısmında işe başlayan marka mevcut dünyada. Hatta segment olarak düşündüğümüzde bazıları hakikaten şaşırtıcı.

İşte onlardan bazıları ve işe ilk olarak askeri tedarikle başlayan markalar:

Jeep

1Jeep, Amerikan Chrysler otomotiv grubuna ait tescilli bir arazi aracı markası. İsmin nereden geldiği tam olarak bilinmemekle birlikte, Ford’un bir yarışma için ürettiği ‘Ford GP’den geldiğine inanılıyor. İngilizce’de GP harfleri yan yana geldiğinde, “ci pi” şeklinde seslendirilir. ‘GP’ isminin ise “General Purpose – Genel kullanım için” ya da G (Government) ve ABD’deki 4X4 sınıfını ifade eden P’nin birleşimiyle oluştuğuna inanılıyor. Yani ciipii = Jeep kelimesi doğmuş sayılıyor.

Jeep’in hikayesi II. Dünya Savaşı’yla iç içedir. Savaş koşullarında her yola gelecek, gerektiğinde uçakla taşınacak, paraşütle sahaya atılacak, nehirlerden geçecek, küçük, sağlam bir canavar gerekmektedir, işte Jeep budur. Jeep ilk olarak 1941 yılında İkinci Dünya Savaşında kullanılmak üzere üretilen bir araç olup, daha sonra çekişi ve yol tutuşundan memnun kalındığı için seri üretime geçilmiştir.


M&M

İspanya Sivil Savaşı’nda Forrest Mars Sr. askerlerin çikolatanın ellerine yapışmasını engellemek için şekerle kaplı çikolata topları yediğini gördü. Hakları 1939’da Amerikalılar tarafından satın alınınca Forrest Mars Sr. ve R. Bruce Murrie, Amerika’da zaten Smarties adında bir şekerleme olduğu için ürünlerini iç piyasada başka bir isimle tanıtmak zorunda kaldılar.

Yeni markalarını belirlemek için soyadlarının baş harflerini birleştirdiler: M & M.

M&M’ler ABD’de ilk olarak 1941’de satıldı. II. Dünya Savaşı sırasında ABD Ordusu Amerikan askerlerine bu şekerlemeyi verdi; çünkü her iklimde bozulmadan taşınabilen pratik bir atıştırmalık yiyecekti. Her bir askerin elinde bu şekerlemeden görmek mümkündü.  Bundan kısa süre sonra halka da pazarlanmaya başladı.


Ray-Ban

4Dünyanın en çok tanınan güneş gözlüğü markalarından Ray-Ban aslında işe ilk olarak Amerikan hava ordusuna gözlük üreterek başlamıştı. Yüksekten uçuş yapan pilotlarda olan baş dönmesi ve mide bulantısını önlemek için anti-parlama özelliğini piyasaya sürmesi günümüz güneş gözlüğü furyasının da başlangıcını oluşturdu aslında.

Top Gun filminin popülaritesiyle Ray-Ban Aviator’ların satışında %40 artış görüldü. 1992 Quentin Tarantino filmi Rezervuar Köpekleri, Ray-Ban takan karakterler içermektedir (en çok siyah takım elbise giyen karakterlerin Wayfarer Ray-Ban’ları George Baker’ın “Küçük Yeşil Çantalarına” taktıkları açılış kredi sahnesiyle meşhur). Ray- Ban ayrıca Men in Black filminde de kullanılmıştı.


Kotex

5Kotex ve askeri ürün? İkisini aynı kategoride bağdaştıramıyorsunuz değil mi? Aslında öyle değil. Birinci Dünya Savaşı sırasında askerlerin yaralarını sarmak adına gazlı bez tedariği sağlayarak işe başlayan Kotex, hijyenik ped ürünlerini kuruluşundan çok sonra piyasaya sürdü.

 


Hugo Boss

6Hugo Ferdinand Boss sıradan bir terziydi. 33 yaşında kendi firmasını açtı. Kendi adını taşıyan ve 30 kişi çalıştıran bu küçük firmanın dünyaca ünlü bir moda devi haline geleceğini o günlerde kimse tahmin edemezdi.

1931 yılında büyük ekonomik krizin etkileri ağır bir şekilde hissedilirken firmanın kaderi, Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’nin firmaya parti üniformalarını sipariş etmesiyle bir yol ayrımına girdi.

Firmanın kurucusu Hugo Ferdinand Boss aynı yıl Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’ne katıldı. Hugo Boss bu tarihte partinin paramiliter SS ve SA birlikleri ile Hitler Gençliği’nin üniformalarını dikmeye başladı. Firma 1938’den itibaren ordu üniformalarını da dikmeye başlayarak çok para kazandı. Sonrası, 2. dünya savaşının kaybedilmesi, çöküş ve yeniden doğuş.


Fanta

7İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyasında Coca Cola şurubu ambargosu uygulandı. Bunun üzerine marka farklı bir ad ve tadla birlikte piyasaya sürdüğü yeni formülü icat etti. Sonuç olarak “Fantasie” Kelimesinden gelen Fanta dünya çapında hizmete girdi.

 


Johnson & Johnson

8Sargı Bezinden Servete Giden Yol… 1885 yılında Robert Wood Johnson‘ın kardeşleri James Wood Johnson ve Edward Mead Johnson‘a katılarak, hem bireysel olarak hem de ameliyathanelerde kullanıma hazır sargı bezleri üretimine başlaması Johnson & Johnson’ın hikayesinin başlangıcı olarak biliniyor. İlk olarak askeri makine, ekipman ve mühimmat tamirinde kullanılan bant ihtiyacını karşılayarak iş hayatına başlayan J&J, askerler arasında Ördek Bant lakabı ile biliniyordu. Neredeyse tüm askerlerin kullandığı sargı bezi olan J&J, 2017 sonu itibarı ile dünyanın en büyük 100 şirketi arasında gösteriliyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Star Wars: Son Jedi, Türkiye’ye Özgü Reklam Kampanyasıyla Sinemalarda

Star Wars efsanesi Son Jedi ile kaldığı yerden devam ediyor. Jedi olma hayali kuran Reyhan günlük hayatta gerçekten Güç olsaydı, hayatının nasıl kolaylaşabileceğini fark ediyor.

Star Wars: Son Jedi, Türkiye’ye özgü reklam kampanyasıyla sinemalarda. Lokal içgörü ve dinamiklerden faydalanılarak hazırlanan kampanyanın ilk filminde, filmin ana karakteri üniversiteli Reyhan’ı minibüste para üstünü beklerken görüyoruz.

İkinci filmde ise Reyhan kendisini gün ortamında annesine yardım ederken ve “zorlayıcı sorularla” başa çıkmaya çalışırken buluyor.

Macera Son Jedi’la Devam Ediyor

Star Wars: Son Jedi filminde, Güç Uyanıyor’un kahramanları Güç’ün asırlık sırlarını ve geçmişin şaşırtıcı keşiflerini çözen destansı bir maceraya atılıyor. Skywalker efsanesi Son Jedi’la devam ediyor.

Filmin başrollerini Mark Hamill, Carrie Fisher, Adam Driver, Daisy Ridley, John Boyega, Oscar Isaac, Lupita Nyong’o, Andy Serkis, Domhnall Gleeson, Anthony Daniels, Gwendoline Christie, Kelly Marie Tran, Laura Dern ve Benicio Del Toro paylaşıyor.

Künye:

Reklamveren: The Walt Disney Company

Ajans: 4129Grey

CEO&CCO: Alemşah Öztürk

Yaratıcı Grup Başkanı: Kayhan Dural

Yaratıcı Grup: Ali Erkurt, Engin Aktaş, Özge Çaldıran

Dijital İletişim Direktörü: Kayhan Dural

Dijital İletişim Grup Başkanı: Didem Çetin

Dijital İletişim Yöneticisi: Ahmet Yaman, Egemen Akbaş

Ajans Prodüktörü: Gülşah Batıbeki, Kasım Bektaş, Can Aran

Müşteri Ekibi: Armağan Milli, Zeynep İşmen, Ayça Vardarlı, Duygu Alkan, İpek Cankat

Yapım Şirketi: Vana Film

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link