McCann Bangkok’tan Bürokrasiye Kara Mizah Göndermesi

Kısa bir süre önce sona eren ve dünyanın en saygın uluslararası reklam ödüllerinin sahiplerini bulduğu Cannes Lions International Festival’da, Film Lions kategorisinde Gold Lion ile ödüllendirilen işlerden biri de McCann Bangkok imzalı Verena Sure oldu.

Ajans, Verena markasının takviye gıdası Sure için hazırladığı reklamla, kara mizah yolunu seçti ve hem dikkat çekici hem de komik bir çalışmaya imza attı. Yolun ortasında bir kapsülden (ki bu, besin takviyesi Sure’u temsil ediyor) çıkan polis üniformalı biri, yolda geçen iki sürücüyü çıldırtacak derecede muzip bir plan hazırlıyor.

Reklam, iki masum sürücünün sabrını oldukça zorluyor.

Sahte polisin bir sürücüyü durdurmasıyla başlayan hikâye, sözde polisin sürücüden bagajı açmasını talep etmesiyle devam ediyor. Bagajın açılmasıyla birlikte, sürücünün bol miktarda ve yağlı et taşıdığı ortaya çıkıyor. Sürücüye bu yükle gideceği yere varması için izin veremeyeceğini söyleyen sözde polis, etlerin çok yağlı olması nedeniyle onu tutuklaması gerektiğini belirtiyor. Sürücü, böyle bir suç olmadığını, bu tutuklamanın saçmalık olduğunu polisin anlaması için kendini heba etse de bir sonuç alamıyor.

Ardından bir motosikletliyi durduran polis, bu sürücüden ise yakıt deposunu açmasını istiyor. Şaşıran sürücü depoyu açıyor ve o da tutuklanma girişimiyle yüz yüze geliyor. Yakıtsız yolda gidemeyeceğini anlatma çabaları ise boşa çıkıyor. Tutuklanan ilk sürücünün isyanına karşılık aldığı cevap ise herhangi bir yağ taşımanın yasak olduğu şeklinde oluyor. Hatta bu delirten sabır testi, sürücülerden birinin yağlı bir yüzü olmasına kadar varıyor ve kendilerine yasaların değiştiği söyleniyor. Reklam, oyuncu polisimizin ekrana bakması ve reklam repliğini söylemesiyle son buluyor. Sürücülerin, bunun bir reklam olduğunu anladığı andaki hâli ise oldukça komik bir sahne olarak karşımıza çıkıyor.

Çalışmanın özünde yatan fikrin oldukça etkili olduğunu söylememiz ve bu başarıda McCann Bangkok ekibinin hakkını teslim etmemiz gerekiyor. Tayland’daki polislerin işgüzarlıklarını ve ülkedeki hantal bürokrasiyi eleştiren bu ilginç kampanya böylece sadece ürün tanıtımı yapmış olmuyor, reklamda toplumsal bir noktaya nasıl değinileceğinin de güzel bir örneğini, şaşırtıcı ve komik bir şekilde veriyor. Yani reklamın yaratıcı ekibi, içinde yaşadıkları toplumun her gün yaşadığı bir rutinin mantıksızlığını yakalayacak kadar içgörü sahibi olduğunu kanıtlıyor.

McCann Worldgroup Thailand Yaratıcı Direktörü Wichian Thongsuksiri, reklamla ilgili olarak AdFreak’e yaptığı açıklamada, Taylandlılar’ın yaşam tarzlarının bir parçası hâline gelen bir konuyu yakalamanın kendileri açısından önemli bir başarı olduğunu belirtmiş. Reklamın ilk beş gününde 5 milyon kez izlenmesinin ortadaki başarıyı kanıtladığını söyleyen Thongsuksiri, çalışmanın Cannes Lions’da Gold Lion kazanmasının, Tayland’ın ardından bir uluslararası jüri tarafından da başarısının tescillenmesi anlamına geldiğini ve bununla gurur duyduklarını dile getirdi.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

2009 yılında Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden, 2015'te ise Anadolu Üniversitesi Marka İletişimi Bölümü'nden mezun olan yazar, 2013 yılından beri pazarlama ve reklamcılık üzerine çalışıyor. Geleneksel ve dijital reklam ajanslarındaki çizgi altı ve üstü çalışmalarda metin yazarlığı yapan, ulusal ve küresel ölçekte birçok markayla birlikte çalışan yazar, bir yandan da Anadolu Üniversitesi'ndeki Türk Dili ve Edebiyatı öğrenimine de devam ediyor. En büyük tutkusunun edebiyat olduğu biliniyor, şehirdeki festivalleri yakından takip ediyor. Bir gün Patagonya'ya gitmenin hayalini kuruyor.

Bir Cevap Yazın

Ekonomi ve Taraftar Ekseninde 2018 FIFA Dünya Kupası

Sonu çift rakamlarla biten her yılda olduğu gibi, yeni bir kupanın zamanı geldi: FIFA Dünya Kupası 2018.

Türk futbol seyircisi olarak her 2 yılda 1, Avrupa Şampiyonası veya Dünya Kupasını yakından takip ediyoruz. Her ne kadar ülkemiz düzenli olarak bu turnuvalarda yer alamasa da, günde 4 canlı karşılaşma izleme olanağı yaratan bu etkinliklere yaz sezonunun 1 ayını ayırıyoruz.

Organizasyonların ele alınabilecek birçok boyutu var. Araştırmalara “sports mega events” olarak geçen bu etkinliklerin ekonomi ve taraftar eksenini ele almaya çalışacağım.

Ekonomi anlamında etkinlikler her dönem büyüklüğünü artırma eğilimini sürdürüyor. Organizasyonun ev sahibi şu ana kadar bir dünya kupası için gerçekleştirilen en yüksek harcamayı yaptı. Organizasyon için toplam 14.2 milyar Amerikan Doları harcadılar. Bu harcamalar arasında ulaşım, altyapı, konaklama ve stadyum inşaatları en yüksek payı aldılar. Rusya, 2010 yılında dünya kupasını düzenleme hakkını elde ettiğinde planlanan bütçenin tam 12 katı daha fazla harcama yaptı!

Yapılan tüm harcamalar Rusya’ya önemli bir altyapı ve turizm gücü kazandıracak. Buna karşılık turnuvadan elde edilen tüm gelirlerin ülke ekonomisine en fazla 2 aylık bir katkı yapacağı belirtiliyor. 8 yıllık çalışma ve harcamalar, 2 aylık bir süreçte girdi olarak ülke ekonomisine katkı sağlayacak.

FIFA Dünya Kupası, 2000’li yılların başından beri “sponsorların dünya kupası” olarak eleştiriliyor. Bu eleştirinin temelinde sponsorların beklentilerinin taraftar beklentilerinden daha önemli görülmesi etkili. Ayrıca yüksek sponsorlu etkinliklerin sporun ruhunu çürüttüğü de iddia ediliyor. Visa, McDonalds, Budweiser gibi bilinen sponsorların yanına bu sene en çok sponsorluk desteği Çin menşeili işletmelerden geldi. Çin ve Hindistan futbol yatırımlarını artırıyor. Bunun temelinde futbola olan ilginin artışı var ve “ürün yaşam seyri” yükselme aşamasında görülüyor. İngiltere futbol ligindeki forma sponsorlarına ve saha kenarındaki reklam tabelalarına dikkatli bakarsanız Uzakdoğu pazarına yönelik reklamlara rastlayabilirsiniz. Turnuvada tüm sponsorluk harcamaları 2 milyar Amerikan Dolarına yaklaşıyor.

Dünya Kupası için yaklaşık 1.5 milyon biletli seyircinin katılımı beklenirken, biletsiz ve turizm amaçlı ülkeye gelecek turist sayısının bu rakamdan daha fazla olacağı öngörülüyor. Ülkemizde “passolig” adı altında yürütülen biletleme sisteminin bir benzeri bu sene Rusya’da kullanılacak. Buna göre seyircinin bilet alması yeterli olmuyor ve devlet tarafından kurulan taraftar sistemine kayıt yaptırıp isimlik çıkartmak gerekiyor. Bu isimlikler olmadan statlara giriş yapılamıyor. Uluslararası bir organizasyonda güvenlik kaygısının geldiği noktayı anlamak için önemli bir ayrıntı… 64 maçlık bu serüvende seyircinin yerine getirmesi gereken yeni bir sorumluluk oluşturuldu.

Taraftar kimlik sistemi stat içinde holigan aktiviteleri azaltmak için yapılan bir uygulama olarak görülüyor. Fakat stat dışındaki taşkınlıkları önlemek için sağduyu ile birlikte güvenlik kuvvetlerine büyük sorumluluk düşüyor.

Son olarak, turnuvaya bahis işletmeleri tarafından bakalım. Günümüzde futbol, sadece taraftarlık veya futbol severlik hisleriyle takip edilen bir spor olmanın ötesine geçti. Özellikle futbol maçlarına yapılan bahisler giderek artıyor. Küresel düzeyde 2018 FIFA Dünya Kupasında 3.3 milyar Amerikan Dolarına yakın bahis yapılacağı öngörülüyor.

4 yılda 1 düzenlenen bu futbol etkinliğinde durum, etkinliğe nereden bakmak istediğinize göre değişiyor. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

IKEA’dan Donald Trump ve Kim Jong-Un’a “Silahlarla Savaşmayın, Mobilya Yapın” Çağrısı

12 Haziran 2018, ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un arasında Kuzey Kore’nin nükleer silahlandırılması konusundaki tarihi toplantısına ithafen IKEA bir Facebook postu yayınladı. 

Marka, vidaları sıkıştırmaya yarayan bir alyan anahtarı fotoğrafının yanınada “inşaat silahı 0 Dolar” şeklinde bir espri ile birlikte postun altında da “Mobilya yapalım, savaşmayalım” postu paylaştı.

IKEA tek bir alyan anahtarıyla çok anlamlı bir post yayınlayarak savaşa ve silahlanmaya karşı olduğunu belirtti. ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un’a bedava olan alyan anahtarıyla savaşmak yerine mobilya yapmalarını teklif etti.

İlgi gören Facebook postunun altına Jin Spade’dan ilginç ve güzel bir yorum gelmiş: “Ya Ikea bir ülke olsaydı?”. Ardından Ikea da bu yoruma cevap vermekte gecikmemiş ve; “Alyan anahtarının yardımıyla bir şeylerin dağılmadığından emin olacağız.”

IKEA ilginç ve zekice reklam kampanyaları ile sık sık gündeme gelen bir marka ancak bu sefer herhangi bir ürününü tanıtmak yerine dünya barışına katkıda bulunmak istemiş. Siz ne düşünüyorsunuz, beğendiniz mi?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link