Markalar Reklamlarında ‘Duyguları’ Nasıl Kullanıyor?-1

Markaların ya da ürünlerin tüketiciye sadece fonksiyonel fayda sunduğu o günler artık geride kaldı. Hepimiz biliyoruz ki tüketicide satın alma davranışını tetikleyen en önemli etkenlerden birisi duygular. Öyle ki bizi duygulandıran şeyleri paylaşıyor ve satın alıyoruz. Sürpriz mi? Hiç değil. Satın alımlarımızda duygularımız rasyonel kararlardan önce geliyor.

1990 ve 2000’lerin ilk yıllarının espri ve alaya bağlı reklam stratejileri günümüzde yerini duygularımızı harekete geçiren alt ögelere bıraktı. Mutluluk, sıcaklık, arkadaşlık ve aşk artık reklamlarda gördüklerimizi oluşturuyor. Bu nedenle mutluluk dediğimiz zaman kendini mutluluğa konumlandıran bir kaç markayı kolaylıkla hatırlayabiliyoruz. Peki duygular reklamlarda nasıl kullanılıyor merak ettiniz mi? Gelin hep beraber inceleyelim.

Tarihsel olarak insanlar altı temel duyguyu kavrıyor bunlar: mutluluk, şaşırma, korkma, sinirlenme, tiksinme ve üzülmek.

2014’te Nörobilim ve Psikoloji Enstitüsünün yayınladığı araştırma bu duyguların sosyal iletişim ve yapılara göre kategorilere ayrılabileceğini ortaya koydu.

Bu dört kategoride markaların marka farkındalığı yaratmak için yaptığı çalışmalara bakalım:

Mutluluk:

Bu kategoride mutluluk duygusunu kullanan markaların kendilerini gülümseme, gülme, mutlu müşteri ve olumlu şeyler ile ilişkilendirilmek istediğini görüyoruz. 2010’da konu ile yapılan çalışmada New York Times’ta yer olumlu konularla ilgili makalelerin olumsuzlara göre daha fazla paylaşıldığı ortaya çıkmıştır.

Son zamanların en fazla paylaşılan reklamlarından birisi olan Android’in Friends Furever’ın reklamda yer alan aşırı sevimli hayvanların arkadaşlığı ile hepimizin içinde olumlu duygulara yol açtığını söylememek imkansız değil mi? Hepimizi gülümseyerek izledik o reklamı sonuçta. Bu reklamdan sonra Android’i nasıl hatırlıyorsunuz?

Gelin şimdi hep beraber geçtiğimiz dönemde marka sloganını “Mutluluğa Kapak Aç” yerine “Tadını Çıkar” olarak değiştiren Coca Cola’nın birbirleri ile iletişim kuran akran kişiler üzerinden yaydığı mutluluk imajına bakalım:

Üzüntü

Tüketicilerin kalbine ve duygularına dokunan reklamlar olarak değerlendirebileceğimiz bu tip reklamlar özellikle son yıllarda markalar tarafından duygusal bir bağlamda ilham veren reklamlar olmuştur. Öyle ki buna özel bir terim bile icat edilmiş durumda : Sadvertising. Özellikle reklamda bu unsurun kullanımı ile ilgili daha detaylı bilgi bulabileceğiniz yazı için sizleri şuraya alabiliriz.

Satılan ürünün türü ve niteliğinden bağımsız olarak markalar kişilerde bu tip duygular uyandırabiliyorlar. Çünkü markalar bu yolla tüketiciden doğal duygusal tepkiler alabiliyorlar. Bu nedenle yaptığı iletişim faaliyeti ile aklımıza getirdikleri ile duygusal satın alma tutumumuzu etkileyebiliyor. Arama motoru Google’dan tutun sigorta hatta bebek bezi reklamlarında bile duygulanabiliyoruz ancak bizler bu tarz reklamlara genelde bayram dönemleri nükseden “aile buluşması” temalı reklamlardan aşinayız.

Birkaç örnek bakalım:

Ziraat Sigorta:

Google:

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

2014'te Uluslararası İlişkiler lisansını birincilikle bitiren Burcu, global tecrübesine katkılarını 4 aylık ABD macerası ile perçinlemiştir Yazmayı düşünmeyi sorgulamayı ve üretmeyi hayatında tepelere koyar. Şimdilerde İstanbul Üniversitesi'nde Pazarlama tezli yüksek lisans programında öğrenimini sürdüren Burcu'nun ilgi alanları arasında girişimcilik, seyahat, markalar ve en büyük tutkusu olan California var!

Bir Cevap Yazın

Ekonomi ve Taraftar Ekseninde 2018 FIFA Dünya Kupası

Sonu çift rakamlarla biten her yılda olduğu gibi, yeni bir kupanın zamanı geldi: FIFA Dünya Kupası 2018.

Türk futbol seyircisi olarak her 2 yılda 1, Avrupa Şampiyonası veya Dünya Kupasını yakından takip ediyoruz. Her ne kadar ülkemiz düzenli olarak bu turnuvalarda yer alamasa da, günde 4 canlı karşılaşma izleme olanağı yaratan bu etkinliklere yaz sezonunun 1 ayını ayırıyoruz.

Organizasyonların ele alınabilecek birçok boyutu var. Araştırmalara “sports mega events” olarak geçen bu etkinliklerin ekonomi ve taraftar eksenini ele almaya çalışacağım.

Ekonomi anlamında etkinlikler her dönem büyüklüğünü artırma eğilimini sürdürüyor. Organizasyonun ev sahibi şu ana kadar bir dünya kupası için gerçekleştirilen en yüksek harcamayı yaptı. Organizasyon için toplam 14.2 milyar Amerikan Doları harcadılar. Bu harcamalar arasında ulaşım, altyapı, konaklama ve stadyum inşaatları en yüksek payı aldılar. Rusya, 2010 yılında dünya kupasını düzenleme hakkını elde ettiğinde planlanan bütçenin tam 12 katı daha fazla harcama yaptı!

Yapılan tüm harcamalar Rusya’ya önemli bir altyapı ve turizm gücü kazandıracak. Buna karşılık turnuvadan elde edilen tüm gelirlerin ülke ekonomisine en fazla 2 aylık bir katkı yapacağı belirtiliyor. 8 yıllık çalışma ve harcamalar, 2 aylık bir süreçte girdi olarak ülke ekonomisine katkı sağlayacak.

FIFA Dünya Kupası, 2000’li yılların başından beri “sponsorların dünya kupası” olarak eleştiriliyor. Bu eleştirinin temelinde sponsorların beklentilerinin taraftar beklentilerinden daha önemli görülmesi etkili. Ayrıca yüksek sponsorlu etkinliklerin sporun ruhunu çürüttüğü de iddia ediliyor. Visa, McDonalds, Budweiser gibi bilinen sponsorların yanına bu sene en çok sponsorluk desteği Çin menşeili işletmelerden geldi. Çin ve Hindistan futbol yatırımlarını artırıyor. Bunun temelinde futbola olan ilginin artışı var ve “ürün yaşam seyri” yükselme aşamasında görülüyor. İngiltere futbol ligindeki forma sponsorlarına ve saha kenarındaki reklam tabelalarına dikkatli bakarsanız Uzakdoğu pazarına yönelik reklamlara rastlayabilirsiniz. Turnuvada tüm sponsorluk harcamaları 2 milyar Amerikan Dolarına yaklaşıyor.

Dünya Kupası için yaklaşık 1.5 milyon biletli seyircinin katılımı beklenirken, biletsiz ve turizm amaçlı ülkeye gelecek turist sayısının bu rakamdan daha fazla olacağı öngörülüyor. Ülkemizde “passolig” adı altında yürütülen biletleme sisteminin bir benzeri bu sene Rusya’da kullanılacak. Buna göre seyircinin bilet alması yeterli olmuyor ve devlet tarafından kurulan taraftar sistemine kayıt yaptırıp isimlik çıkartmak gerekiyor. Bu isimlikler olmadan statlara giriş yapılamıyor. Uluslararası bir organizasyonda güvenlik kaygısının geldiği noktayı anlamak için önemli bir ayrıntı… 64 maçlık bu serüvende seyircinin yerine getirmesi gereken yeni bir sorumluluk oluşturuldu.

Taraftar kimlik sistemi stat içinde holigan aktiviteleri azaltmak için yapılan bir uygulama olarak görülüyor. Fakat stat dışındaki taşkınlıkları önlemek için sağduyu ile birlikte güvenlik kuvvetlerine büyük sorumluluk düşüyor.

Son olarak, turnuvaya bahis işletmeleri tarafından bakalım. Günümüzde futbol, sadece taraftarlık veya futbol severlik hisleriyle takip edilen bir spor olmanın ötesine geçti. Özellikle futbol maçlarına yapılan bahisler giderek artıyor. Küresel düzeyde 2018 FIFA Dünya Kupasında 3.3 milyar Amerikan Dolarına yakın bahis yapılacağı öngörülüyor.

4 yılda 1 düzenlenen bu futbol etkinliğinde durum, etkinliğe nereden bakmak istediğinize göre değişiyor. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

IKEA’dan Donald Trump ve Kim Jong-Un’a “Silahlarla Savaşmayın, Mobilya Yapın” Çağrısı

12 Haziran 2018, ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un arasında Kuzey Kore’nin nükleer silahlandırılması konusundaki tarihi toplantısına ithafen IKEA bir Facebook postu yayınladı. 

Marka, vidaları sıkıştırmaya yarayan bir alyan anahtarı fotoğrafının yanınada “inşaat silahı 0 Dolar” şeklinde bir espri ile birlikte postun altında da “Mobilya yapalım, savaşmayalım” postu paylaştı.

IKEA tek bir alyan anahtarıyla çok anlamlı bir post yayınlayarak savaşa ve silahlanmaya karşı olduğunu belirtti. ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un’a bedava olan alyan anahtarıyla savaşmak yerine mobilya yapmalarını teklif etti.

İlgi gören Facebook postunun altına Jin Spade’dan ilginç ve güzel bir yorum gelmiş: “Ya Ikea bir ülke olsaydı?”. Ardından Ikea da bu yoruma cevap vermekte gecikmemiş ve; “Alyan anahtarının yardımıyla bir şeylerin dağılmadığından emin olacağız.”

IKEA ilginç ve zekice reklam kampanyaları ile sık sık gündeme gelen bir marka ancak bu sefer herhangi bir ürününü tanıtmak yerine dünya barışına katkıda bulunmak istemiş. Siz ne düşünüyorsunuz, beğendiniz mi?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link