Küresel Markalar Türklere Özgü Değerleri Reklamlarında Nasıl Kullanıyor?

Reklamın yegâne amacının bir ürünü tanıtmak ve satmak olduğu günler artık çoktan geride kaldı. Şimdilerde bütün markalar tüketiciye daha çok dokunmak ve sağlam bir bağ oluşturmak için reklamları araç olarak kullanıyor hatta kimi zaman marka da ürün de arka planda kalıyor. Tabi hal böyle olunca ajanslara, marka yöneticilerine ülkelere ait değerleri anlamak ve bu değerleri markalar ile birleştirerek anlatmak için büyük sorumluluklar düşüyor. Çünkü karşımızdakinin değer verdiği şeyi anlamak ve ona bunu anladığımızı hissettirmek belki de bu bağı kurmanın en sağlam yolu.

Tabi ki bunu ülkemizde oldukça başarılı olarak yapan küresel markalar var. Hepinizin aklına ilk gelen markanın Coca-Cola olduğunu biliyorum ama ben bugün sizlere başka markaların çalışmalarından da bahsetmek istiyorum. Coca-Cola’nın zaten bu işi oldukça başarılı yaptığı aşikâr hatta sadece ülkemiz için değil her ülkenin geleneğine ayrı değer verdiği ortada. Yazımın sonunda sizler için seçtiğim ve benimde favorim olan, Coca-Cola’nın Johannesburg‘da yapay bir gökkuşağı oluşturarak Mandela’nın demokrasisine saygı duruşunun 20.yılını kutladığı reklam kampanyasını bulabilirsiniz. Bu diğer ülkeler için de çalışmalar yaptığını gösteren güzel bir örnek.

Gelelim diğer küresel markaların Türkiye pazarı için yaptıklarına; hiç fark ettiniz mi bilmiyorum ama Nutella’nın ramazan pidesine ilgisi büyük. Ferrero Grup’un bu çalışması eminim bütün ramazan boyunca ülkemiz tarafından sevilerek karşılanmıştır.

nutella-reklami

Kim derdi ki Romanyalı otomobil üreticisinin bir gün gelip ülkemizde “Üsküdar’a Gider İken” şarkısını kullanarak araba satacağını ama Dacia bunu hep yapıyor. Ünlü otomobil markası daha önce de ülkemizin sevilen şarkılarından olan “Biz Ayrılamayız’ı” kullanarak da bir kampanya hazırlamıştı.

Dacia bu konuda bence biraz da bünyesi altına girdiği Renault’u örnek alıyor. Çünkü Renault her ülkede aynı reklamı bile oynatsa içerikte ülkelerin önem verdiği konuları göz önünde bulundurarak küçük değişiklikler yapıyor. “Megane Sport Tourer” reklamının aynı konsepte fakat farklı ülkelerde farklı diyaloglar ile yayınladığı reklam filmlerini aşağıda görebilirsiniz.

Rusya’nın en büyük arama motoru Yandex ülkemizin farklı bölgelerinden Dede-Torun ve Dünürler arası ilişkileri kullanarak izleyiciye dokunanlardan. Özellikle dedemizin reklamın sonunda “Harem” kavramını da hatırlatması eminim hepimizin yüzünde bir gülümseme oluşturmuştur.

Unilever’i de unutmak olmaz. Çünkü bu sene Lipton için “Çay Yapmak Kolay Mı?”sloganı ile yaptığı reklam filminde hem horan teptirdi hem çay toplattı. Kemençe ezgileri ile desteklediği reklam filminde toplama sepetlerinin arkasına biraz daha az Lipton logosu koysaydı biz reklam severlerden tam not alacaktı. Ama yine de değerlerimizi yansıtma yönünde oldukça başarılı olduklarını söyleyebilirim.

Son olarak da afişini gördüğüm ilk anda oldukça şaşırsam da Mc Donalds’ın vardır bir bildiği dediğim “Acıların Çocuğu” karakterini kullanarak yaptığı son kampanyası için denecek tek söz; sevgili Mc Donalds sen bu ülkeyi baya çözdün.

emrah-mcdonalds

Dediğim gibi reklam çok fazla kitleye aynı anda ulaşan bir araç bu nedenle kültürel ögeler kullanarak bu işi yapmak bu aracı daha etkili kılıyor. Bir sonraki yazımda da Türk markalarının küresel pazarda kullandığı küresel ögeler üzerinde karşınızda olmak dileği ile.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

İşletmelerin Web Sitelerine Yapılan Saldırıları Gösteren Reklam Panoları

Dijital ya da elektronik reklam panoları, her geçen daha yaygın hale geliyor ve bu reklam panolarında çok çeşitli reklamlar sergileniyor. Ancak birkaç gün önce Birleşik Krallık’ta yer alan çok sayıda dijital reklam panosunda son derece ilginç bir reklam kampanyasına yer verildi.

Martech Today isimli haber sitesinin paylaştığı habere göre, geçtiğimiz pazartesi günü Birleşik Krallık’ta bulunan onlarca dijital reklam panosunda, tipik bir küçük işletmenin internet sitesine yapılan siber saldırı girişimlerinin sıklığı gösterildi ve bu reklam kampanyası, gün boyunca devam etti.

Hiscox isimli sigorta şirketi tarafından yaptırılan reklam kampanyası kapsamında, gün boyunca dijital reklam panoları, herhangi bir virüs veya güvenlik duvarı koruması olmadan küçük bir işletmenin internet sitesini barındırabilecek türdeki özel bir proxy sunucusuna yapılan canlı siber saldırı girişimlerini ifade eden noktaları gösterdiler. Bu sunucular bazı veriler barındırıyordu, ancak herhangi bir kişisel bilgi ya da hassas bir bilgi içermiyorlardı.

Bu dijital reklam panoları, “cyber attack” (siber saldırı) ifadesinin içinde yer alan ve değişen noktaları sergiliyorlardı ve her bir nokta, bir siber saldırı girişimini temsil ediyordu. Bununla birlikte reklam panolarında, bu zamana kadarki günlük siber saldırıların sayısını gösteren nümerik bir sayaç da yer alıyordu. Reklam kampanyası için yapılan deneme süresi boyunca, günlük siber saldırı girişimlerinin ortalama sayısı 23.000 civarındaydı. Zaman zaman bu sayı 60.000’e kadar ulaştı. Bununla birlikte yapılan siber saldırıların bir kısmının kaynağı Rusya, Vietnam ve Birleşik Krallık olmakla birlikte, kalan siber saldırılar ise dünyanın çeşitli bölgelerinden gerçekleştirildi.

Hiscox şirketinin pazarlama ve ortaklıklar departmanının başında bulunan isim olan Olivia Hendrick, böyle bir reklam kampanyası yapmaktaki amaçlarının, küçük işletmelerin, siber suçların ortaya çıkarttığı gerçek tehdidin farkına varmalarını sağlamak olduğunu ifade etti. Bununla birlikte Olivia Hendrick, saldırıların miktarı nedeniyle şirketin de şaşkınlık içinde olduğunu dile getirdi.

Bu reklam kampanyası, Grand Visual şirketinin bünyesinde bulunan reklam teknolojisi şirketi QDOT‘ın OpenLoop isimli platformunun veri analizi ve dağıtımı aracılığıyla Londra merkezli yaratıcı ajans AMV BBDO tarafından oluşturuldu.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Gerçek Bir Reklamcı Olmak İçin Yapmanız Ve Sahip Olmanız Gerekenler

“Her mesleğin kendine has bazı zorlukları vardır” klişesini ne kadar çok duysak da kesinlikle her mesleğin kendine özel zorlukları olduğu doğrudur. Fakat her mesleğin zorluğu olduğu kadar güzelliği ve farklılıkları da vardır elbet. Her geçen gün yeni bir meslek dalı çıksa ve eski meslekler saniyede bir kendini yenilese de bazı mesleklerin olmazsa olmazları her zaman vardır. Biz de bugün sizlere gerçek bir reklamcı olabilmek için sahip olmanız veya yapmanız gerekenlerden biraz bahsedeceğiz.

1) Nike – Air Force veya Adidas Stan Smith Sahibi Olmak

Eğer gerçek bir reklamcıysanız bu ayakkabılardan en az birine mutlaka sahip olmanız gerekir. Beyaz ayakkabı reklamcının imzasıdır. Ama ayakkabınızın beyaz olmasının yeterli olduğunu sakın düşünmeyin. Eğer Nike seviyorsanız Air Force eğer Adidas seviyorsanız Stan Smith modellerine özellikle sahip olmanız gerekir.

Ayakkabı kısmını reklamcılığa geçiş aşaması olarak düşünebilirsiniz. Reklamcı olmak gibi bir hedefiniz varsa ne yapıp edip daha işe başlamadan bu ayakkabılardan birini mutlaka edinin.

2) Renkli Çoraplar Giymek

Eğer meslek olarak kendinize reklamcılığı seçtiyseniz muhtemelen renkli bir kişiliksinizdir. Zira reklamcılık çok yorucu olduğu kadar eğlenceli ve yaratıcı bir meslek koludur. Bu canlılığınızı, renkli kişiliğinizi ve yaratıcılığınızı tabi ki kıyafetlerinize de yansıtmak zorundasınız ama öyle herkes gibi değil…

Çoraplar! Çoraplar önemli detaylardır. Son zamanlardaki tüm moda akımları da  paçaları kıvırıp renkli çorapları göstermek için çıktı adeta. Tek yapmanız gereken renkli, desenli çoraplar satın alıp onları gösterebileceğiniz şekilde giyinmek.

3) Mad Men İzlemek

Reklamcılıkla ilgili hiçbir hayaliniz yoksa bile Mad Men dizisini izledikten sonra olacaktır. Dönemin en iyi ve güzel reklamlarının stratejilerini ve o dönemde bile reklamcıların toplumdan bağımsız çok farklı düşünen insanlar olduğunu görünce reklamcılığa imrenmemek pek mümkün değil.

Her ne kadar şu anki reklamcılıkla o dönemdeki reklamcılığın arasında dağlar kadar fark olsa da reklamcı her zaman topluma yön verir. Reklam sektörünün neresinde olursanız olun bu gücü içinizde bir yerlerde hissedersiniz.

4) Yurt Dışı Müzik Festivallerine İlgi Duymak ve Mümkünse Katılmak

Reklamcıların çoğunluğu yeni neslin deyişiyle “kafası açık” insanlardan oluşur. Yani din, dil, ırk ayrımı yapmaksızın herkesi kucaklar ve toplumun belirlediği keskin kuralların dışına çıkmayı severler. Kimseye zararları yoktur isyan çıkarmazlar ama bu hayatın eğlenilmesi gereken bir yer olduğunu bilirler.

Eğlence denince de akla ilk ne gelir? Tabi ki müzik. Özellikle yurt dışı ama eğer olmuyorsa yurt içi müzik festivallerine katılmak reklamcılar için önemlidir. Sürekli düşünen, sürekli üreten yaratıcı ruhun gıdası tabi ki sevdikleri müzikleri dinlemek olacaktı.

5) Happy Hour

“Happy Hour” küçük veya büyük bütün reklam ajanslarının vazgeçilmezidir. İstediğiniz kadar farklı reklamlar yapın, istediğiniz kadar müşteriniz olsun o Happy Hour mutlaka yapılır. Genellikle cuma günleri yapılan bu etkinlik reklamcıların moral deposu, eğlence kaynağıdır. Happy Hour tabi ki sadece reklam ajanslarına özel bir kavram değildir ancak bütün reklam ajanslarının süregelen geleneğidir. Reklam dünyasında her şey değişebilir ama “Happy Hour” kültürü asla değişmez. Eğer reklamcıysanız cuma günü cevap veremediğiniz bir telefona “Canım Happy Hour vardı da duymadım” şeklinde geri dönebilirsiniz. Karşı taraf bazen Happy hour’u bilmiyordur ve soramıyordur. İşte böyle durumlarda bazen insanların aklına “Eyes Wide Shut” gelebilir…

6) Kaş’a Gitmek ve Mümkünse Bir Dönem Orada Yaşamak

Kaş reklamcıların en sevdiği tatil beldelerinden birisidir. Genelde tüm reklamcılar Kaş’a hayatlarında en az bir kere giderler ve gittikten sonra da mutlaka bir yolunu bulup tekrar giderler. Bazen “sektörden” çok sıkıldıklarında, reklamcılardan bunaldıklarında Kaş’a gidip başka işlerle uğraşıp orada yeni  bir hayat kurabilirler. Ama çoğunlukla bir sonraki yaz olsa da tekrar Kaş’a gitsem diye beklerler.

7) Kamp Tatili

Kamp tatilleri genelde stajyer veya Junior reklamcılar için müthiş bir fırsattır ancak hali vakti yerinde reklamcılar da sırf zevk için kamp tatili yapabilirler. Kamp tatili genelde Kaş’ın bir önceki adımıdır. Veya Kaş’ta da kamp tatili yapılabilir. Kamp tatili için Türkiye’deki en uygun yerlerden birisi de Kabak Koyu’dur.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018



Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
19 Nisan'da Uniq Istanbul'da Sophia'nın da katılımı ile Marketing Meetup'ta buluşuyoruz.
close-link