Kobiler İçin Reklam Ajansıyla Çalışmaya Giriş 0

Belki bir 10 yıl  öncesine gittiğimizde, küçük ve orta ölçekli  firmalar için bir reklam ajansı ile çalışma fikri lüks ve gereksiz gelirken, dijitalin dünyamıza olan etkisi ve acımasız rekabet koşullarının artmasıyla reklam ajanslarının markaya dokunuşları daha çok dikkat çekmeye başladı.

Artık sadece ürün satışı ile işin bitmediğini ve satışta sürekliliğin  sağlanabilmesi için; sunumun önemini, satış öncesi ve sonrası hizmetlerin kıymetini, tüketicinin sadece ürün ya da hizmeti satın alırken para alışverişinin yanında duygu alışverişi beklentisini hepimiz kabul ettik.  Tüketicinin aklında kalmak için yaratıcı şaşırtıcı farklı olmaya ihtiyaç var ve bu duygu alışverişinin de reklam – pazarlama süreçlerinin  yönetimiyle olduğunu iyi biliyoruz.

Hal böyle olunca doluya koydunuz almadı, boşa koydunuz dolmadı ve bu süreci firma sahibi olarak bir reklam ajansı ile yürütmenin doğruluğuna karar verdiyseniz önce firmanız ve siz bu sürece hazır mısınız? Bunu bir sorgulamak gerekiyor.
Marka Olmak İçin Etkileşim ve Güncellik ŞartReklam için ayrıca bir bütçe ayırmak zaman zaman KOBİ’ler için lüks bir durum gibi gözükse de sabit bir maliyet olarak işletme giderlerinin içerisinde yer alması gerekli bir kalemdir. Bu güne kadar tanıdık arkadaşların yardımıyla ve kendiniz yürütsenizde bir şekilde hep ihmal edildiğini, geri planda kaldığınızı yeterince yaratıcı olmadığınızı ve tanıtıma ayrılacak bütçe ve mesainin önüne hep bir şeylerin geçtiğini düşünüyorsanız, Mutlu olabilirsiniz… Çünkü bu, işletmenizin artık farklı iletişim stratejilerine ihtiyacı olduğunu gösterir.

Çizgi altı- çizgi üstü,  dijital ajans- geleneksel ajans, Yaratıcı ajans-Araştırmacı ajans vb. (bu liste çok uzun) şekillerde farklı hizmet türleriyle karşımıza çıkan reklam ajanslarından birini tercih etmeniz gerekli ise nasıl bir hizmet talebinde bulunacağınıza karar vermeniz  oldukça önemli.

Neye İhtiyacınız Var?

Neye ihtiyacınız olduğunu tespit ettiniz mi? Sakın satış demeyin, o zaten herkesin temennisi… Reklam ve tanıtım satışa giden yolda yardımcı araçlardan sadece bir tanesidir. Medya Satın Alma, Medya Takip, Yaratıcı Ajanslar, Tam hizmet ajansları, Dijital ajanslar, Sosyal Medya ajansları derken karşınıza bir çok farklı konuya hizmet eden  ajans çıkacağından, önceliklerinizin ve isteklerinizin farkında olmalısınız. Ancak burada öncelik sıralaması yaparken sizin öncelikli olarak olmasını tercih ettiğiniz bir tanıtım yolu aslında yanlış bir başlangıç olabilir. İşte bu nedenledir ki, daha büyük çaplı firmalar  reklam ajanslarını seçerken zaman zaman iletişim stratejistlerinden danışmanlık almaktadırlar. Ajanslarda size sunulan hedefler ve kampanya örnekleri, lansman fikirleri aslında sizin için iyi bir anahtar olsa da süreci adım adım planlamak üzere yola çıkmalısınız. Bu bir planlama sürecidir. Sadece doğru strateji ve planlama ile istediklerinize adım adım ulaşabilirsiniz.

Aman Dikkat!! Markanızı Teslim Ediyorsunuz

Firmaya ait renk, logo kullanımlarından tutun da medya satın alma sürecinde doğru mecra seçimi ve hedef kitlenin doğru belirlenmesine kadar öyle bir noktadasınız ki.. Markanız uçabileceği gibi yapılan stratejik hatalarla ayırdığınız bütçe çöp de olabilir. Çünkü ajansınız sizin ürün ve hizmetinizi tüketicisine nasıl anlatacağını bulacak. Markanızın doğru anlatıldığından emin olmalısınız. Markanızın itibarını teslim ediyorsunuz, aman dikkat.

advertising_agency

Bütçe

Reklam ajansına ayırdığınız bütçe yani hizmet bedeli, reklam için harcayacağınız bütçenin sadece bir başlangıcıdır. Reklam ajansına bu bütçeyi sizin yerinize araştırsın, yaratıcı fikirler ve çalışmalar sunsun, tasarlasın ve reklam, tanıtım süreçlerini organize etsin diye vereceğinizi atlamayın. Ajansın geliştirdiği her kampanya ya da tüketicinize ulaştırmak isteyeceğiniz çalışma için ayrı bütçeler ayırmak durumundasınız. Dijital ya da geleneksel fark etmez kampanyayı hedef kitleye göstermek adına da bir bütçeniz olmalı. Bu bütçe yapılacak çalışmaya ya da kampanyanın büyüklüğüne göre kimi zaman oldukça yüksek olduğu gibi bazen küçük bütçelerle büyük yankı yaratan kampanyalar yaratılabilir. Aksi takdirde ajansınız çalışmayı yapar siz beğenirsiniz… Ve.. Ve o kadar. Çalışma hedef kitlenize ulaşmadıktan sonra bir değer arz etmez.

İmkan Varsa Araştırmaya Bütçe Ayırın

Bu madde çok net. İmkanınız varsa, hedef kitle analizi ya da marka tanınırlığı ya da ihtiyacınız olan kaleme göre araştırma yapılması için bütçe ayırın. Araştırma yapılmadan yapacağınız tüm kampanya süreçlerinde ezbere, tahminlerle hareket etmek zorunda kalırsınız. Bu risktir. Oysa yaptırılacak araştırma size gizli kalmış bir kapının anahtarını sunabilir.

İletişim 

Ben buna dokunun tutması diyorum. Firmanızın iletişim stratejisini birlikte belirleyeceğiniz ajansınızla iyi iletişim içerisinde olmanız önemlidir. Bir ajanstan verim alabilmeniz için önce sizi tanımalarına olanak sağlamanız gerekir. Ancak bu bir süreçtir ve bu zaman sizin için para demektir. Her ajansın mantalitesi ile firmanız uyuşacak diye bir kural yoktur. Bu uyumsuzluk ne ajansın kötü olduğunu ne de firmanızın yanlış yolda olduğunu gösterir. Ancak önemli bir kural vardır ki o da ajansınızın işlerinde sağlıklı kararlar alabileceği ortamı onlara sağlamak. Ortaklarınız olabilir… Ya da işinizi kurarken akıl danıştığınız aile büyükleriniz… Reklam ve tanıtım işi firmada herkesin üzerine yorumlar yapacağı bir süreç olmamalıdır. Başlangıç aşamasında stratejiler belirlenirken yönetimdeki kişilerin fikirlerini almak doğrudur. Ara dönemlerde bazı kararlarda yine fikirleri sorulmalıdır. Ancak sonrasında tüm çalışmalar için herkesin fikri alınırsa bir bakmışsınız başladığınız yerden çok farklı bir noktadasınız. Karar alma sürecini uzatır, herkesin beğenilerine hitap edecek bir iş çıkaralım derken bir bakmışsınız kimsenin beğenmediği ve hedef kitlenizle de hiç örtüşmeyen bir kampanya ile görücüye çıkmışsınız. Bu nedenle, kendi bünyenizde reklam ajansınızla iletişimi yürütecek bir tek kişi seçin. Bu kişi briefleri verecek, firmanızın doğasını hedeflerinizi anlatacak ve firmanıza bir ayna tutarak reklam ajansına firmanızı sunacak bir kişi olsun.  Bu kişi siz de olabilirsiniz. Ama siz olmayacaksanız güvendiğiniz, hatta çok güvendiğiniz biri olmalı.

google-1

Güven

“Reklam ajansı ile çalışmanın işletmelere sağladığı en önemli avantaj, tüm reklamcılık faaliyetlerinin ve ilgili çalışanlarının uzman bir ajans tarafından objektif bir şekilde yönetilmesinin sağlanmasıdır.” Diyor Burnett. Burada objektif kelimesinin altını çizmek gerek. Ajansların, işletmelere objektif bakış açılarının en önemli sebebi reklamı yapılacak olan ürünün üretim süreçlerinde bulunmadıklarından ve ürüne yatırım yapmamış olduklarından verilen kararlarda duygusal davranmamalarıdır. Böylece ajans çalışanları fark ettikleri her türlü hatayı çekinmeden işletme yöneticilerine iletebilirler. Peki siz,  günlerce kafa patlattığınız, tüm sürecine ciddi bütçeler ayırdığınız ürün ya da hizmetinizle cürretkarca yapılan eleştirileri duymaya hazır mısınız?

Kontrol Edin

Ajanslarla çalışmanın dezavantajlarından biri bu süreci yönetirken, firmanız dışında da bir çok markaya hizmet etmeleridir.  Bu da zaman zaman sizin markanıza olan ilginin dağılmasına ve ayrılacak mesainin azalmasına sebep olabilir. Kontrol Edin. Ajansınıza taleplerde bulunun, çalışmaları raporlamalarını isteyin. Ajansınızı firmanıza odaklanmaları konusunda motive edin.

Bu maddeler çoğaltılabilir. Son olarak ise reklam ve tanıtım süreçlerinin sonuçlarının alınmasının sabır gerektirdiği unutulmamalıdır. Bir klişe olsa da CocaCola bugün Dünya’nın en başarılı reklamlarını tüketicisine hala sunuyorsa bu yılların ürünüdür. Ya da Philip Morris’in Leo Burnett ile çalışması yılları almaktadır. Ajansınızı seçtikten ve çalışmaya başladıktan sonra 1 hafta içinde satışınızda mucizeler bekleyemezsiniz. Reklam ajansıyla çalışmak uzun bir serüvendir. Ajansınız sizi tanıdıkça daha başarılı kampanyalarla karşınıza çıkacaktır. İstediğiniz verimi elde edip etmediğinizi ölçebileceğiniz kriterleri ajanstaki marka yöneticinizle paylaşın ve bu talebinizin ne kadar süre sonra ve hangi meblalar ödenerek gerçekleşebileceğini açıkça sorun. Ajansınızla anlaştığınız andan itibaren ekibinizin bir parçası olduğunu unutmayın ve çok gizli olmadıkça şirket bilgilerinizi onlarla paylaşmaktan çekinmeyin. Bırakın, ofisinize, fabrikanıza, üretim yerinize girip çıksınlar, markanızın kalbi atarken ana damarlarından birinin ajansınız olduğunu unutmayın.

Reklamın iyisi kötüsü olmayacağı bir tartışma konusu olsa da reklamın doğru ve yanlışı vardır. Doğru reklamlara bütçeler ayırmanız ise reklam ajansınızı doğru seçmenizle ve bu süreci doğru yönetmenizle mümkün olabilir.

1983 Eskişehir doğumlu. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu ve Anadolu Üniversitesi Pazarlama Anabilim Dalı Yüksek Lisans öğrencisi. Televizyon Haberciliği, Prodüksiyon, Reklam ve Perakende Mağazacılık sektörlerindeki 10 yılı aşkın yöneticilik deneyimlerinden sonra girişimcilik serüvenine girenler arasında. Girişimiyle kurduğu ve Gıda üzerine faaliyet gösteren şirketinde ortaklığı devam etse de reklamcılık sektörüne bağlılığı sebebiyle şu an bir Reklam Ajansında Genel Koordinatör olarak çalışmakta ve iş hayatına Marka ve Kurumsal İletişim Yöneticisi olarak devam etmektedir. JCI, ESGGK, ESGİAD ve Eskişehir Ticaret Odası'nda devam eden üyelikleriyle edindiği deneyimlerini iş hayatına yansıtma çabasında. "Kendinden başkasını görmeyenin değil, gördüğünü paylaşanın peşine düş" fikrinden hareketle kendini yazarlar değil, yazanlar kategorisinde nitelendiriyor. https://medium.com/@ezgioktas

Bir Cevap Yazın

Facebook’tan YouTube’a Hamle: Facebook Creator App 0

Facebook Creator App

Kullanıcı sayısı dünyanın en kalabalık ülkesi Çin’i bile geçen Facebook, geliştirdiği Facebook Creator App uygulaması sayesinde, izleyici kitlesi arasındaki kanaat önderleri (influencer) ile yayınlanan yapımlar arasındaki mesafeyi daha da kısaltmayı hedefliyor.

Uygulama, internet “fenomenlerine” video oluşturma, video düzenleme ve canlı yayın için yeni bir alan açmış olacak. Ayrıca takipçileriyle mesajlaşmalarına ve videolarına dair istatistikleri takip etmelerine de imkân sağlayacak. Uygulama kişisel profiller için geçerli olmayacak, yalnızca Facebook sayfası sahipleri kullanabilecek.

Creator App
Facebook Creator App’ten bir ekran görüntüsü

Facebook’un “fenomenler” için duyurduğu bu yeni ürünü aslında, daha fazla insana ulaşarak başarısını artırmak isteyen birçok internet ünlüsü için hâlâ en önemli sıçrama tahtası olan YouTube ile rekabet etmek istemesi olarak yorumlayabiliriz. Anlaşılan o ki hem YouTube’un bu konumu hem de Snapchat’in içerik üretenler için daha fazla ürün ve hizmet sunacağını açıklaması, Facebook’u harekete geçirmiş görünüyor.

Facebook Ürün Müdürü Fidji Simo, geçtiğimiz günlerde yazdığı blog yazısında, YouTube ünlüsü Markian Benhamou ve Facebook’ta komik içerikler paylaşan Jay Mendoza ile bir araya geldiklerini belirtti. Simo, internette içerik oluşturanların ihtiyaçlarının ve hedeflerinin çeşitlendiğini ve bu kişilerin takipçi kitlesini beslemek için gereken araçlara sahip olmalarının önemli olduğunu yazdı. Facebook bunun yanında, Facebook Creator App uygulamasının içerik üreticileri tarafından nasıl kullanılacağına dair bir internet sitesi de hazırlamış.

Facebook Creator App uygulamasının, YouTube’un hakimiyetindeki video pazarlama alanında Facebook’un da var olması için önemli bir hamle olmması bekleniyor.

Her ne kadar bu uygulamanın geliştirilmesi Facebook için rekabet anlamında önemli bir adım olsa da YouTube’un, platform üzerinde kanalı olanlar için benzer bir kanal yönetimi ve videolardan elde edilen gelirlerin paylaşılmasını sağlayan bir ortak programı var. Ne var ki politik ve kültürel konulara odaklanan birçok YouTube ünlüsünü kapsayan YouTube fenomen topluluğunda, reklamverenlerin reklamların nerede görüldüğü konusuna daha fazla eğilmesinden bu yana, ciddi bir belirsizlik yaşanıyor. Özellikle de platformun, reklamverenleri düşünerek videoların uygun olmayan içerik taşıyıp taşımadığı noktasındaki aşırı hassasiyeti, YouTube’daki video üreticileri tarafından gelirlerine bir darbe olarak görülüyor.

Faecbook’un, bu yıl başlattığı YouTube benzeri video platformu Watch sayesinde, canlı yayın içinde reklam verme ve talep üzerine video üretimiyle, içerik üretenler ve platformun kendisi için yeni bir gelir kaynağı yaratmayı başarmıştı. Öyle ki Watch, internet ünlüleri için gelecek vadeden bir özellik olarak öne çıktı. Basketbolda ünlü Ball ailesinin Facebook’un Watch platformu üzerindeki şovu Ball In The Family, Jody Steel’in Body Art’ı ve Jay Mendoza’nın Elote Man’ini, bunun ilk işaretleri olarak kabul edebiliriz. Creator App’i de bu stratejinin yeni bir parçası olarak da düşünebiliriz.

Uygulama, canlı yayınlarıyla öne çıkan video içerik üreticilerini çekmede Facebook’un işine yarayabilir.

Gen Z dijital medya ağı bünyesindeki DanceOn’un Yetenek Direktörü ve İnternet Ünlüsü Yöneticisi Cameron Moody ise diğer platformlarla karşılaştırıldığında internet ünlüleri ve içerik üreticiler için Facebook’un hâlâ en az işe yarar platform olduğunu düşünüyor. Moody, her ne kadar Facebook’un YouTube’daki internet ünlülerini çekmesinin zor olacağını söylese de yeni çıkan uygulamanın dev sosyal ağ için önemli olduğunu, özellikle de canlı videolar konusunda onların dikkatini çekebileceğini de sözlerine ekliyor.

Moody canlı yayın yönetiminin yanında uygulamanın ayrıca, video içerik üreten fenomenlerin hem Facebook hem de Instagram üzerinden takipçileriyle mesajlaşmasını sağlamasının da önemli bir gelişme olduğunun altını çizerek, böylece içerik üreticilerinin takipçileriyle konuşurken uygulamalar arasında geçiş yapmak zorunda kalmayacağını vurguluyor. Uygulama bunun yanı sıra, Facebook’un hikaye özelliğindeki özel çerçeveler ile efektlerini de içerik üreticilerinin yararına sunuyor.

snapchat
Aslında içerik üreticiler ve markalar arasındaki bu kârlı ilişkinin dikkatini çeken yalnızca Facebook ve YouTube değil. Snapchat de bu konuda yeni ürün ve hizmetler sunacağını açıklaması, rekabetin kolay olmayacağını gösteriyor.

Öte yandan Facebook, özellikle de videoda bir yerleştirme için markaların para ödediği içerikleri üretenlerin ihtiyaçlarını karşılamak için yeni reklam ürünleri oluşturuyor. İnternet ünlüleri (influencers) pazarlama şirketi olan WHOSAY’in CEO’su Steve Ellis’e göre, içerik üreticileri ve internet fenomenleri, kullanıcıların kayda değer bir deneyim için bu platformları ziyaret etmesi adına cazibe yaratıyor. Ona göre Facebook’un yeni uygulamasının toplayacağı ilgi, markalarla çalışarak gelir elde eden kişilere için işe yaradığı ölçüde gerçekleşecek.

Bakalım Facebook Creator App, Facebook’un video içerik konusunda YouTube ile başa baş bir şekilde yarışmasını sağlayabilecek mi?

Geçmişten Feyz Alarak Gelecekteki Müşteri Deneyimini Tasarlamak 0

“İleriye bakarak noktaları birleştiremezsiniz; bunu sadece geriye bakarak yapabilirsiniz. Bu yüzden noktaların gelecekte bir şekilde birleşeceğine güvenmelisiniz. İster kader deyin, ister karma – Bir şeye güvenmelisiniz. Bu yaklaşım beni hiçbir zaman yarı yolda bırakmadı. Hayatımın değişmesi buna bağlıydı.” Steve Jobs

Steve Jobs’un da dediği gibi, doğru ve kalıcı bir müşteri deneyimi yaratmak istiyorsanız çoğu zaman geçmişe bakmak zorundasınız. İnsanoğlu varolmaya başladığı günden beri, kendini en konforlu, faydalı, korunaklı ve iyi hissettirecek alanlar yaratmak ve keşifler yapmak zorunda kaldı. Aksi durumda evrenin bu uçsuz bucaksız devasa keşmekeşi içinde, insan kadar zayıf (bedenen) bir canlının hayatta kalabilmesi mümkün olabilir miydi? Yaşamı keşfederken bertaraf etmeye çalıştığımız sorunlarımız bir yana, aslında aldığımız farklı hazlar bizi hep bir sonraki keşfe zorladı. Bugün geldiğimiz noktada ise tüketiciler eğer bir şeylere erişmek ve onu elde etmek istiyorsa, mesafelerin, paranın, bazen de tüm koşullarının ne kadar zor olduğunun pek de önemi kalmıyor. Çünkü insandaki o bitmek bilmeyen merak duygusu, o deneyimi mutlaka bir gün en azından bir defa yaşaması gerektiğini tetikliyor.

Şimdi biraz geçmişe dönelim ve tüketici deneyimlerinin nereden nereye geldiğine bakalım. Çevirmeli kocaman telefonların evlerimize ilk girdiği ve evin en nadide köşesinde beyaz dantelalı örtüsü ile yer aldığı yılları hatırlayanlar, evde anne-baba yokken gereksiz telefon kullanımının önüne geçmek için çevirmeli tuşlara takılan metalden kilitleri de hatırlarlar. Kesin çözüm olduğuna inanılan o yıllardaki bu keşif, bugün mobil telefonlarda “tuş kilidi” olarak kullanılmaya başlandı. Araç telefonları ile başlayan erişilebilirlik  merakı had safhaya gelince kocaman Motorola telefonlar cep telefonu diye satışa sunuldu. Ancak bu çok büyük ve ağır telefonların tüketici açısından kullanımı oldukça rahatsız ve konforsunuz olduğundan kısa zaman içinde kibrit kutusundan neredeyse biraz büyük telefonlar tasarlandı. Müzik o zaman da, şimdi de ruhun gıdası. Kaset-çalarla başlayan akım Walkman ile devam etti. O yıllarda özellikle gençler tarafından tercih edilen, keyifli ve lüx bir akım olan walkman, tüketicinin konforu düşünüldüğünde ağır ve kaba idi. CD teknolojisi başlayınca CD çalarlar (Discman) walkman’lerin yerine geçti ve kısa zamanda da ipod’larla dünyanın müziği ceplerimize girdi. Video kaset çalar devri kocaman kaset betamax’larla başladı. Küçük VHS lerle devam etti. Hatta öyle ki sadece bu kasetleri almak yetmiyordu, yanında da kaseti saran aletler vardı herkesin evinde. CD teknolojisi bu dünyaya da el attı ve DVD – VCD player’lar hala bazılarımızın evlerinde varolmaya devam ediyor.

Tüketici, televizyonlardaki tek kanal devrini bitireli yıllar oldu. Artık evlerimizde yüzlerce kanal var ve aslına bakarsanız sadece 10 veya 20 tanesi yoğun kullanılıyor. Ama olsun, evimizde bulunsun belki bir gün lazım olur diyoruz.

Tüplü televizyonlar yerini plazmalara ve daha sonra LED ve Smart televizyonlara bıraktı. Hatta o zamanın tüplü televizyonları ani elektrik akımından zarar görmesin diye regülatörler vardı. Çatı antenleri yerini çanak antenlere ve hatta internet altyapılı vericilere bıraktı. Artık televizyonlar sadece kendilerinden beklenen hizmeti vermiyor, aynı zamanda bir bilgisayarda ne yapıyorsanız onu da yapmanızı sağlıyor. Cep telefonlarımıza sadece telefon demek sanırım haksızlık olur.

Tüm bu saydıklarım cok değil 15-20 yılda oldu. Her şeyi ne kadar hızlı tüketiyoruz. Aslında ürün değildi istediğimiz, farklı deneyimlerdi. Sadece ürün olsaydı walkman müzik dinleme işini yapıyordu. Ipod’a ne gerek vardı. Veya tüplü tv’de de toplamda 10 – 15 kanal zaten izlerdik. Ama insanın özündeki o konformist yapı merakı tetikliyor, o da farklı deneyimlere kapı açıyor. Neden aynı uçağın business koltuğunda oturmak için can atıyoruz? En azından bir kere bile olsa denemek istiyoruz. Oysa diğer koltuklara göre çoğu zaman 2 veya 3 katı pahalı. Ama burada o deneyimi yaşamak paranın değerinden daha önemli. Walkman’den CD çalardan kat kat pahalı olan Ipod piyasaya sürülürken Steve Jobs asla fiyata takılmadı. Satılsın diye ucuz bir değer biçmedi. Çünkü o, ürünün (Ipod) değil, deneyimin satılacağına inanıyordu. İnsanlara bir ürün veya hizmet satmak istiyorsanız fayda ve deneyimi ön plana çıkarmak zorundasınız. Müşterileriniz bu deneyimi yaşamak için can atmalılar. Teknolojinin bu kadar hızla hayatımıza girdiği bu yüzyılda şu an belki de hayal bile edemediğimiz deneyimler tasarlanıyordur bizim için. Şu anda bu yazıyı okurken de hayal ettiğiniz bir deneyim mutlaka bir gün gerçek olacaktır.

Çünkü unutmayın Pablo Picasso’nun da dediği gibi “Hayal Edebildiğin Her Şey Gerçektir”

Sevgiyle kalın.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link