Johnnie Walker’dan Trump’a Gönderme Yapan Reklam

Bundan yaklaşık bir yıl önce, ABD başkanlık koltuğuna oturan Donald Trump, iktidarından beklenen hemen her korkunun gerçekleşmesine yönelik attığı adımlar ve radikal dış politikasıyla tepkileri üzerine çekmeye devam ediyor. Ciddi oranda kısılan sosyal güvenlik harcamaları, medya önünde utanç verici sahnelere konu olması ve Meksika sınırına duvar örülmesi fikri derken, kullandığı politik söylem nedeniyle ülkede son dönemde hortlayan beyaz-siyahi gerilimi ve göçmenlere yönelik sert tutum, önümüzdeki günlerde de ülkeyi zor günlerin beklediğini gösteriyor. Smirnoff örneğinde olduğu gibi, toplumsal ve politik gelişmelere ses veren markalar da boş durmuyor. Bunun son örneği ise dünyaca ünlü viski markası Johnnie Walker reklamında yansıtılıyor.

Tema olarak, ABD’de en çok tartışılan konulardan biri olan göçmenliği işleyen reklam, sadece 30 saniyede çok şey anlatmayı başarıyor. Reklamda, Amerikan vatandaşlığı için başvuran Hispanik (ABD’de yaşayan Latin Amerika kökenliler) birine, göçmenlik bürosu yetkilisi tarafından ABD’nin kuruluş metni sayılan Bağımsızlık Bildirgesi’ni kimin yazdığı soruluyor.

Sonraki ekranda ise mülakat sonrası Amerikan arkadaşlarıyla bir araya gelen kahramanımız meraklı arkadaşlarına aynı soruyu soruyor. Amerikan vatandaşı olan kişiler ise ABD’nin ilk Hazineden Sorumlu Bakanı Alexander Hamilton’ı, Amerikan politikacı ve paratonerin mucidi Benjamin Franklin’i ve Massachusetts eyaletinin ilk valisi ve Bağımsızlık Bildirgesi’ni hazırlayan kongrenin başkanlığını yapan John Hancock‘u seçerek şanslarını deniyorlar. Fakat gel gelelim hiçbiri doğru yanıtı veremiyor ve mülakata giren adamımız doğru cevabı söylüyor.

Ardından izlediğimiz bitiş sahnesinde ise masadakiler “Tebrikler Amerikalı!” diyerek kadehlerini, vatandaşlık mülakatını geçen arkadaşlarının şerefine kaldırarak onu kutluyor. Sonrasında “Bu ülkeyi evi olarak gören herkese!” diyen Johnnie Walker, Amerikan kimliğinin herkesi kucaklayan nitelikte olması gerektiğine ve aslında Amerikanların kendisinin de bilmediği bilgilerin vatandaşlık başvurusu yapan göçmenlere sorulmasının anlamsızlığına vurgu yapıyor.

Reklamın sonu ise oldukça mânidar. “Keep Walking America” diyerek mesajı veren Johnnie Walker, göçmenlere karşı dışlayıcı tutumuyla bilinen ABD Başkanı Donald Trump’ın “Make America Great Again” sloganına hiç de imâlı olmayan bir göndermeyle cevap veriyor.

Johnnie Walker’ın bu reklamı esasen, uluslararası başarıya ulaşmış bir markanın, az ya da çok tüm dünyayı ilgilendiren sosyopolitik bir konuda taraf olabilmenin ve bunu ürünle bağdaştırarak birleştirici bir güç hâline getirmenin güzel bir örneğini sergiliyor. Kim bilir? Belki de Johnnie Walker’ı Johnnie Walker yapan kült hâline gelmiş logosu, viskiyi nerede ve kaç kez damıttıklarından çok genlerinde cesaret ve olan bitenlere karşı takındığı bu proaktif duruştur.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

2009 yılında Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden, 2015'te ise Anadolu Üniversitesi Marka İletişimi Bölümü'nden mezun olan yazar, 2013 yılından beri pazarlama ve reklamcılık üzerine çalışıyor. Geleneksel ve dijital reklam ajanslarındaki çizgi altı ve üstü çalışmalarda metin yazarlığı yapan, ulusal ve küresel ölçekte birçok markayla birlikte çalışan yazar, bir yandan da Anadolu Üniversitesi'ndeki Türk Dili ve Edebiyatı öğrenimine de devam ediyor. En büyük tutkusunun edebiyat olduğu biliniyor, şehirdeki festivalleri yakından takip ediyor. Bir gün Patagonya'ya gitmenin hayalini kuruyor.

Bir Cevap Yazın

Burger King, Suudi Arabistan’daki Kadın Şoförlere Ücretsiz Hamburger Veriyor

  • Suudi Arabistan’da geçtiğimiz seneye kadar kadınlar araba kullanamıyordu ve Burger King bu yasağın kalkmasını kutlamak için bir kampanya başlattı.
  • Burger King 24 Temmuz’a kadar Suudi Arabistan’daki kadın şoförlere bedava hamburgerleriyle destek verecek.
  • İlgili yazı; Coca-Cola’dan Suudi Arabistan’nın Kadın Şoförlerine Destek

Hatırlarsanız geçtiğimiz senenin Eylül ayında Suudi Arabistan’daki kadınların araba kullanma yasağı kalkmıştı. Bazı markalar buna yönelik bazı çalışmalar yapmışlardı. Bu kez kadın şoförlere destek Burger King’den geldi.

Burger King kadınların araba kullanmalarını kutlamak için restoranlarına araba sürerek gelen tüm kadınlara bedava hamburger veriyor.

Kampanya 24 Haziranda başlamıştı ve 24 Temmuz’da bitecek.

Burger King aynı zamanda Whopper Burger’ın ismini WhoppHer olarak değiştirdi ve hem Arapça hem İngilizce olarak “Kadınlarımızın araba sürmesini kutluyoruz” mesajını ekledi.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

1982’den Başarılı Bir Kriz Yönetimi Örneği: Johnson & Johnson Tylenol Krizi

  • Johnson & Johnson 100 yıla yakın süredir iyi yönetilen, karlı bir tüketim maddeleri üreten örnek bir kuruluş olarak faaliyetini sürdürmekteydi. 
  • 30 Eylül 1982 yılında karşılaştığı bir kriz sonucu Johnson & Johnson ürettiği ağrı kesici ilaç ile zor durumda kalmıştır.
  • İlgili yazı: Bir İlaç Firması Neden İnsanların Canını Acıtmak İster?

Kriz tüm markalar için kaçınılmazdır. Sizlerle daha önce; H&M’de Çorap Krizi: H&M Çocuk Çoraplarındaki Allah Yazısı İçin Özür Diledi ve Son Reklamıyla İflasına Tuz Biber Eken Marka: Wenice Kids  gibi krizlerini paylaşmıştık. Bugün de sizlerle  Johnson & Johnson markasının bir ürünü olan ve başarıyla yönetilen “Tylenol” krizini paylaşacağız. 

Tylenol bir dönem Amerika Birleşik Devletleri çapında %37 pazar payı ile en çok kullanılan ağrı kesicisiydi. 1982 yılında Tylenol’ün Chicago’da üç kişiyi öldüren bu ağrı kesicinin bir cinayet silahı olarak kullanıldığı öğrenildi. Bu durumda Johnson & Johnson’un Tylenol üreten şubesi olan McNeil Consumer Product Company kendini büyük bir krizin ortasında buldu. 

Tylenol, Johnson & Johnson’un en karlı olan ürünüydü. Bu krizin ortaya çıktığı dönemlerde 1 milyar dolarlık ağrı kesici ilaç pazarının %35’ini elinde bulunduruyordu. Johnson & Johnson’un dünya çapındaki satışlarına yaklaşık %7 oranında bir katkıda bulunmuştu.

Bu kriz karşısında Johnson & Johnson haberlerde belirtilen cinayetlerle ortaklığı kurulan 93,000 şişe ekstra güçlü Tylenol’ün tümünü piyasadan toplattı. Bu süreç içerisinde doktorlara, hastanelere ve dağıtımcılara konu hakkında uyarıda bulundu. McNeil de ürüne olan dikkatleri azaltmak adına tüm Tylenol reklamlarını geçici bir süreyle durdurdu.

Beş gün sonra, California’da zehirlenmelerin ortaya çıkmasındaki etkenle piyasadaki tüm Tylenol kapsüllerin yaklaşık 31 milyonu toplatıldığı öne sürüldü. Şirket, hiçbir yanlış yapmadığını savunarak meydana gelen ölümlerle kendi ürünü arasındaki hiçbir bağlantıyı kabul etmemiştir. Şirket kapsül ilaçları tabletlerle değiştireceğini duyuran ilanlarla, mektuplarla ve medyaya yapılan açıklamalarla konuyu uygun bir zemine oturtmaya çalıştı.

Johnson & Johnson aynı zamanda Tylenol zehirlenmesine karşı tüketicilerin tepkilerini ölçmek adına ülke çapında bir kanaat araştırması yapmıştır. Araştırmaya katılan halkın %87’si Tylenol’ü üreten kuruluşun meydana gelen ölümlerden sorumlu olmadığını ifade etti. Tylenol’ün bu kadar yüksek bir yüzde ile masum bulunmasına rağmen %61’lik kesim yine de ileride Tylenol’ü almayacaklarını dile getirmişlerdir. Başkan Burke Johnson & Johnson ürünlerini zehirleyen sabotajcı veya sabotajcıların ortaya attığı bu durumu önlemek için Johnson & Johnson’un yeni üçlü korumalı, hileye ve sabotaja karşı önceki ilaç paketlerine göre daha korunmalı bir paketi piyasaya tanıtmaya karar verildiği an bu durumu tüm medya kuruluşlarıyla paylaşılmıştı.

Başkan Burke büyük ölçüde izlenilen “60 Dakika” isimli programa çıkmış ve başarılı bir şekilde kuruluşunu temsil etmişti. Yeni gelişmelerin de televizyonda duyurulmasıyla gazeteci Mike Wallace, Wall Street’in ilk olarak şirketin hesabını kapatmaya hazır olmasına rağmen ” Johnson & Johnson’ın herkesi şaşkına çeviren kampanyası, kuruluşun büyük meblağlarda para harcaması, medyaya açık olması ve gerçekleri söylemesi nedeniyle değişik tedbirler aldığını” söylemiştir. 11 Kasım 1982 tarihinde Tylenol yönetimi, yeni Tylenol paketlerini tanıtmak için ülke çapında yayınlanan bir video basın konferansı düzenlendi ve Tylenol’ün başkanı şunları dile getirdi  “Johnson & Johnson’da işimiz Tylenol’ün varlığını sürdürmektir. Biz bu suçu topluma karşı yapılmış bir saldırı olarak düşünürken yine de bu iğrenç suçun bedelini ödemeyi de içine alan sorumluluğumuzu yerine getirmeye hazırız. Fakat ben sizden Tylenol’ü başkalarının suçunu ve sorumluluğunu alan bir kuruluş olarak göstermenizi istemiyorum.”

Ve tüm bunlar sonucunda 1983 yılından itibaren Tylenol eski pazar payının %95’ini tekrar kazandı. Şirketteki moral düzeyi de yükseldi. Bu durum 10 şubat 1986 yılında yeni bir trajedinin ortaya çıkmasına kadar devam etti.
10 Şubat 1986 tarihinin akşam saatlerine doğru aynı ilaç tarafından zehirlenen birilerinin duyurulması Johnson & Johnson için tekrardan bir kabus başlattı. Başkan Burke, olaydan sonra gazetecilerle bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Telefonla yapılan bir araştırmaya göre halkın bu olayda şirketi suçlamadığı ortaya çıktı. Bu da şirketin bir önceki krizde halkın üzerinde sağladığı güvenin bir göstergesidir. Şirket krizi o kadar iyi yönetmiş ki olayın tekrarına rağmen insanlar şirkete olan güvenlerini kaybetmemişlerdi. Fakat olaydan iki gün sonra zehirlenmiş Tylenol kapsüllerinin bulunması ortadaki krizi daha da arttırmış ve şirket tekrardan Tylenol üretimini durdurdu.

Şirket kullanılmamış Tylenol kapsüllerini yeni haplarla değiştirme kararı verdi. Bu kez kapsüllerinin piyasadan toplamının maliyeti Johnson & Johnson’a yaklaşık olarak 150 milyon dolara mal oldu. Yeniden böyle bir krizle karşılaşan şirket, bu krizden de başarıyla kurtulmayı başarabilmiştir. Krizden iki hafta sonra dönemin ABD Başkanı Reagan, Beyaz Saray’da vermiş olduğu bir toplantıda, Johnson & Johnson’dan Başkan Burke’yi övgüyle söz ederek  Johnson & Johnson’ın kurumsal sorumluluklarını devam ettirmekte en derin taktirlerini kazandığını ifade etmiştir.

Bu örnekte de görüldüğü gibi yaşanan krizlerde halka karşı açık olmak onları sürekli bilgilendirmek çok önemli. Doğru bir kamuoyu yoklaması yaparak ve onlara istediklerini vererek büyük/ küçük her krizi atlatabilirsiniz. Önemli olan kısa vadedeki harcamalardan kaçmadan uzun vadede markanıza ve ürününüze güvenin sarsılmaması. Bunu başarırsanız gerçek marka sadakatini sağlamış olursunuz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Haftanın En Çok Okunan 10 İçeriği

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link