İş Bankası’nın Ürün Yerleştirmedeki Stratejik Farkı 0

Ürün yerleştirme ülkemizde serbest olduğu andan itibaren markalar popüler dizilerde, yarışmalarda ve futbol maçlarında ürün yerleştirme yarışına girdiler.

Tabi bu kadar markanın içerisinde akıllıca bir stratejiye dayanan , yaratıcı ürün yerleştirmeler hemen göze çarparken diğerleri  tüketici için bir şey ifade etmiyor.İş Bankası son zamanlarda reytinglerde ön sıralarda olan Karadayı dizisinin 17.bölümünde  yaptığı akıllıca ürün yerleştirmeyle göze çarpan markalar arasında yerini alıyor.

Karadayı, 1970’li yıllarda suçsuz yere hapse giren babasını kurtarmaya çalışan bir oğlun haksızlıklara karşı mücadelesini konu alan, son dönemin en popüler dizilerinden. Dizinin bir dönem dizisi olması önemli, çünkü İş Bankası bu yolla ‘geçmişten günümüze kurumsal kimliğimiz ve gücümüzle her zaman yanınızdayız’ mesajını veriyor. Bunun ilk örneğini daha önce yine bir dönem dizisi olan “Öyle Bir Geçer Zaman Ki”de görmüştük.. Karadayı dizisi kısa bir sürede hatırı sayılır bir izleyici kitlesine ulaştı ve reytinglerde hep ön sıralarda yer alıyor.

İş Bankası da bu fırsatı kaçırmayarak diziye ürün yerleştirme yoluna gitmiş durumda. Ürün yerleştirme diğer ürün yerleştirmelerden farklı olarak senaryo entegrasyonu ile yapılıyor. Süreç Bülent adlı karakterin bakkala girmesiyle başlıyor. Bülent bakkala girer girmez televizyonu fark ediyor ve bakkalla televizyon  hakkında konuşmaya başlıyor.Onlar konuşurken televizyonda İş Bankası’nın hesap cüzdanı reklamı dönüyor.

httpv://www.youtube.com/watch?v=sIyf_Njphso

Tam sürecin tamamlandığını düşünürken dizinin ilerleyen dakikalarında İş Bankası’nın ürün yerleştirmesi tekrar karşımıza çıkıyor. Bakkaldan çıkan Bülent evine geliyor ve oğlu Nazif’e reklamda karşımıza çıkan kumbarayı hediye ediyor.

httpv://www.youtube.com/watch?v=_zlt3snQoc8

İş Bankası Servet Bey reklamlarının döndüğü şu günlerde yaptığı ürün yerleştirmeyle mesajını farklı bir mecrada akıllıca veriyor. Dizideki ürün yerleştirme İş Bankası’nın geçmişten günümüze yürüttüğü iletişiminde bir çok noktaya atıfta bulunuyor. Senaryo entegrasyonu, dizinin ana karakteriyle ürünün ilişkilendirilmesi, sürecin marka algısına olumlu etki etmesi gibi iyi bir ürün yerleştirmede olmazsa olmaz bir çok seçenek İş Bankası’nın ürün yerleştirmesinde karşımıza çıkıyor. Kısacası İş Bankası  ürün yerleştirmede de  farkını ortaya koyarak diğer markalara ürün yerleştirme dersi veriyor.

Halkla ilişkiler ve reklamcılık 3.sınıf ögrencisi.Merak eden ,sorgulayan ,eleştiren bir markaperver.Siyasal iletişim ve markalaşma konularıyla ilgileniyor.

Bir Cevap Yazın

Volvo XC60 “En Değerli Zamanımız Hiç Yaşamadığımız Olabilir” Diyor 0

Hem ürün veya hizmet özelliklerini öne çıkaran hem de duygulara seslenmeyi adamakıllı başaran bir reklam izlemeyeli ne kadar oldu? Hele ülkemizde bunu görmeyeli ne çok zaman geçtiğini hatırlamıyorum bile! Sizin de arada bir Serdar Erener’in henüz idealist bir reklamcı olduğu dönemden kalma sucu çocuklu Garanti reklamını anımsayıp “Hey gidi günler!” diyesiniz geliyor mu? Neyse ki yurt dışında hâlâ bu tip çalışmaları sıkça görüyoruz. Bunun son örneği ise Volvo XC60 reklamı oldu.

Filmekimi boyunca gösterilen yaklaşık 7 dakikalık reklam kuşağının neredeyse yarısını alan bu güzel iş, 19 film izlediğim festivalde her defasında kendini bana izlettirdi. Dakikayı bırakalım, 30 saniyesine bile katlanamadığımız iç bayıcı televizyon reklamlarını düşündüğümüzde, “uzun içeriğe zamanı olmayan” milenyum insanlarını yakalayan bu uzun reklam, hakikaten de göz alıcı bir performans sergiliyor.

“Moments” (An’lar) adlı reklamda oynayan küçük kız, rolünün hakkını sonuna kadar veriyor.

Reklam, okulun ilk gününde biraz çekingen, biraz da yeni bir sosyal çevreye girecek olmanın verdiği o doğal endişeyi taşıyan bir kız çocuğunun annesiyle girdiği diyalogla başlıyor. Çocuk, annesine yaşadığı belirsizliği anlatırken, anne ise ona cesaret veren ve motivasyon sağlayacak sözlerle cevap veriyor.

Anne kızından, okulun başlamasıyla hayatında neler değişebileceğini ve gelecekte neler başarmak istediğini anlatmasını istiyor. Kız hayallerini anlatırken bununla eş zamanlı olarak, okulda edindiği ilk arkadaşlarından başlayıp anne olmasına değin uzanan olası bir yaşam çizgisini izliyoruz. “Gelecek 100 yıl boyunca her öğle yemeğini arkadaşlarıyla geçirmek isteyen” bir kızın; arkadaşlık, dünyayı keşfetme, iş yaşamına atılma, hayatını paylaşacak kişiyi bulma, çocuk sahibi olma gibi dönüm noktalarına dair düşüncelerine yoldaşlık ediyoruz.

Kızın fiziksel değişiminin dönemlere uygun şekilde yansıtılması ve her aşamaya ideal bir zaman ayrılması kurgunun gerçekliği noktasında izleyeni tatmin ediyor. Annenin aşırı himayeden kaçınarak, çocuğu insiyatif kullanabilen özgür bir birey olarak yetiştirme arzusu, ona küçük ipuçlarıyla rehberlik eden bir yol arkadaşı gibi davranması ve farklı ırklardan kişilerin reklamda yer alması da Volvo’daki İsveç genlerinin bir yansıması gibi duruyor.

Reklamın diğer katmanında ise Nathalie adlı bir kadının, Volvo XC60 model arabasıyla bir iş toplantısına yetişme macerasını seyrediyoruz. Son anda hatırlatılan bu toplantıya yetişmek için hızını artıran Nathalie, yaya geçidine yaklaştığını fark etmiyor ve otomobilinin kontrolünü bir anlığına kaybediyor. Gelişmiş kamerasıyla yayayı anında algılayan Volvo XC60, otomatik fren mekanizmasını çalıştırıyor ve kazayı önlüyor. Karşıdan karşıya geçen kızı tahmin ettiniz değil mi? Evet, annesiyle diyaloğu bittikten sonra okula gidip eve dönüş yoluna düşen kızdan bahsediyorum.

Volvo güvenlik ilkesine uygun şekilde, otomatik fren mekanizmasının kazaları yüzde yüz önlemeyeceğine dair bir altyazı uyarısı da yapıyor.

Tam bu sırada ekranda “Bazen hiç yaşamadığımız anlar, en değerli anlarımız olabilir.” yazısıyla karşılaşıyoruz. Ani gelişen olayın şaşkınlığındaki izleyiciler kendisini, şaşkın ve korku dolu gözlerle çocuğa bakan Nathalie ile özdeşleştiriyor. Çocuğun ne olup bittiğinden tam da emin olmadığını gösteren hafif gülümsemesi ve hiçbir şey olmamış gibi evine doğru yürümesi ise sanki çocukluğun masumiyetini ve saflığını temsil ediyor.

Kısacası Volvo XC60 reklamı bence; replikler, mimikler, kurgu ve videonun kendi içindeki sekansların akıcılığı yönünden harika bir çalışma. Sinematografik açıdan böylesine güçlü bir çalışmanın, salonların dolup taştığı bir film festivalinde on gün boyunca yayınlanması da işin hem ruhu hem de yayın mecrası açısından tam isabet bir tercih olmuş. Günümüzdeki neredeyse her markanın ânın tadını çıkarma, şimdiki zamandan keyif alma, geçmişi ve geleceği düşünmeme tavsiyeli “carpe diem” felsefesine inat Volvo, geleceğe dair umutların şimdiki zamanın aceleciliğine kurban edilemeyecek kadar değerli olduğunu kafamıza vura vura gösteriyor.

Direksiyon başındaki Nathalie aslında, hayattan daha önemli bir şey olamayacağını unutan modern ve işkolik insan modelini temsil ediyor.

Kısa bir süre önce Müziğin Gücü adlı reklamla yaratıcı marka kimliğini bir kez daha kanıtlayan Volvo, doğru yoldan şaşmayacağını bu çalışmayla da gösterdi. Aslında bu son reklam en çok da dünyaya güvenlik anlayışıyla nam salmış bir otomobil markasının kendisini ne kadar iyi tanıdığını, başarılı bir marka konumlandırmasının ne kadar göz alıcı olabileceğinin en büyük örneğini gözler önüne serdi. Bu da cinsiyetçilikten ezelden muzdarip bir ülkede cinsiyetçiliği cici gösteren reklamları ödüllendiren bizim mahalledeki “yaratıcı” reklamcılara ders olsun. Olur mu? Bilmem. Umut etmekten başka çare yok.

Marketing Meetup Super Early Bird Biletlerinde Son Gün 15 Ekim! 0

ZEKÂ, GELECEĞİN İŞ DÜNYASINI NASIL DEĞİŞTİRECEK?

Marketing Meetup, teknoloji, pazarlama, IT ve dijital dünyayı bir araya getiren, klişeleşmiş konular yerine  iş zekâsına, analitiğe ve entelektüelliğe odaklanan yeni nesil bir buluşma serisidir.

Pazarlama, teknoloji ve gündeme dair birçok konunun, alanında uzman konuşmacılar tarafından anlatıldığı, pazarlama ekosistemini geliştirmeyi amaçlayan bir buluşma serisi olan Marketing Meetup’ın dördüncü buluşması ‘Intelligence’ yani ‘Zeka’ temasıyla profesyonellerle bir araya geliyor.

Bilindiği üzere ‘Yapay Zeka‘ hakkında haberler, öngörüler sık sık gündeme geliyor. Elon Musk, Mark Zuckerberg ve Microsoft’un CEO’su Satya Nadella’ya kadar birçok önemli kişinin ‘Yapay Zeka’ya dair tezleri bulunuyor. Bizler de etkinliğimiz de ‘Zeka‘ ve ‘‘Yapay Zeka’nın” iş dünyasına neler getireceğine dair konulara değineceğiz.

Neden mi “ZEK” konuşacağız? Çünkü,

  • 2011 yılından beri yapay zeka alanında 140 şirket satışı gerçekleşti. Bu satın almaların ise 40’ı geçen yıl gerçekleşti.
  • Forrester’a göre ise 2025’de yapay zeka sistemleri ve otonom sistemler sadece ABD’de yüzde 7’lik bir iş kaybına neden olacak.
  • CEO’ların %73’ü şirketlerin geleceğinde yapay zekanın kilit rol oynayacağını öngörüyor.

Dördüncü buluşmada kimler mi var? Hepsiburada’dan Yüce Zerey, CNN Türk’ten Deniz Bayramoğlu, Prof. Dr. Uğur Batı, Bülent Fidan ve daha bir çok profesyonel bu etkinlikte sizlerle olacak.

15 Ekim Super Early Bird fiyatlarımızda son gün. Geç kalmak istemiyorsanız 30 Kasım’da İTÜ Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde yapacağımız bu etkinliğe sizlerde buradan kaydolabilirsiniz.

Son etkinliğimizin nasıl geçtiğini merak ediyorsanız;

 

 

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link