İKSV, Konuyu Değiştirecek Gençler Arıyor

Her gün aynı şeyleri konuşmaktan, sırf sohbet etmiş olmak için söylenen içi boş sözler söylemekten, incir çekirdeğini doldurmayacak konuları ele almaktan sıkılmadık mı? Özellikle genç kuşak için belki şimdi daha önemli konulardan, hatta mümkünse kültür ve sanattan bahsetmenin zamanı gelmiştir. Türkiye’nin en önde gelen kültür ve sanat vakfı olan İKSV (İstanbul Kültür Sanat Vakfı), geçen yıl öğrenciler için başlattığı Kültür Sanat Kart uygulamasını bu yıl da sürdürüyor.

Eczacıbaşı Topluluğu’nun öncü sponsorluğunu ve yönetiminin önemli bir bölümünü üstlendiği vakıf için bu yıl 1000 üniversite öğrencisine ücretsiz olarak dağıtacağı ve tüm İKSV etkinliklerinde geçerli olan 250 TL değerindeki Kültür Sanat Kart’ın tanıtımı için üç reklamdan oluşan, yaratıcı bir tanıtım kampanyası başlatıldı. Rafineri reklam ajansının imzasını taşıyan seride, birçok gencin her gün yaptığı sıradan sohbetler konu ediliyor. Genç neslin kendi aralarında sıkça konuştuğu konuların ne kadar sıradan ve “konuşulmasa da olur” türden olduğunu bize gösteren çalışmalar, sondaki dış sesin kullandığı ifadelerle gençleri kültür ve sanat üzerine görüş alışverişi yapmaya çağırıyor.

Eczacıbaşı

Çalışmalardan ilki, tam da bu hedef kitlenin her gün etkileşim içinde olduğu sosyal medya kavramından yola çıkıyor. Reklam, teknede seyahat eden iki gencin diyaloğuyla başlıyor ve devam ediyor. Erkek oyuncu akıllı telefonuna bakar bakmaz bir anda heyecanlanıyor ve yanındaki arkadaşına hoşlandığı kızın Instagram hikâyesine baktığını söylüyor. Arkadaşı ise kızın izleyenler listesinde kaçıncı sırada olduğunu soruyor ve en altta olduğunu öğrendikten sonra bu kadar heyecanın anlamsız olduğunu, çünkü listede en altta gözüküyorsa içeriğe tesadüfen rastladığını, özel olarak bakmadığını belirtiyor. Diyalog sonrasında konu, en çok beğenenin nerede göründüğüne, en fazla yorum yapanın görünmede avantajlı olup olmadığına ve hatta sosyal medyadaki arkadaşlık süresine kadar varıyor.

İstanbul’da yaşıyorsanız ve özellikle de ev ile iş arasında her gün yaka değiştiriyorsanız, metrobüsün bu koca kentin en büyük sosyal fenomenlerinden biri olduğunu bilirsiniz. Kalabalıklığıyla meşhur bu ilginç taşıt öyle kalabalıktır ki bırakın oturacak yeri, ayakta durabilecek bir yer aramak için sayısız geometrik duruş şekli denersiniz ve peronda kalanlardan olmamak için kendini metrobüse atma taktikleri geliştirmiş insanlara rastlarsınız. İKSV’nin Kültür Sanat Kart reklamlarının bir diğeri de buradan yola çıkmış. Bir parkta egzersiz yapan iki arkadaşın sohbetine şahit olduğumuz çalışmada, metrobüste hangi taraftan binmeye çalışılırsa veya içinde nerede durulursa yer kapılabileceği üzerine “kafa yoruluyor”. Konu, izlenecek yöntemin metrobüsün kaç kapılı olduğuna göre değişebileceğine ve kaç seferde bir kapı sayısı farklı araç geldiği hakkında akademik tartışmaları aratmayacak derecede “derin” (!) bir ikili iletişime kadar uzanıyor.

Serinin üçüncü parçası olan “Siren” adlı reklam ise üç gencin polis, itfaiye ve ambulans araçlarının sirenleri üzerine, arabada başlattığı üçlü konuşma üzerinden ilerliyor. Gençlerden biri itfaiye ile ambulans sirenlerinin neden farklı olduğunu anlamadığını söyleyerek ortaya bir “tartışma konusu” atıyor. İkisinin aynı olduğunu söyleyen diğerlerine durumun öyle olmadığını kanıtlamak için ağzıyla siren sesi çıkaran genç, sürücü koltuğundaki arkadaşından aynı şekilde yanıt alıyor. Üzerinde bir türlü hemfikir olamadıkları bu konuda, en sonunda hepsi birden farklı siren sesleri çıkarıyor. Ortaya çıkan sahne o denli trajikomik ki toplu ve nedensiz bir inada, hatta deliliğe dönen bu manzaraya karşı gülmekten kendinizi alamıyorsunuz.

Her üç çalışmanın sonunda izleyici olarak “Konuyu değiştir.” İfadesiyle karşılaşıyoruz ve dış ses “Bu sene biraz da filmlerden, konserlerden, sanattan konuş. Eczacıbaşı tam 1000 öğrenciye, tüm İKSV etkinliklerinde geçerli 250 TL değerinde Kültür Sanat Kartı hediye ediyor. Hemen tıkla, konu değişsin.” diyerek bu oldukça dikkat çekici ve yaratıcı kampanyanın ana fikrini bize iletiyor.

Serinin üç parçasının da verilmek istenen mesaj açısından oldukça güzel hazırlanmış olduğunu söylemeliyim. Instagram hikâyesinde kullanılan “like, story, algoritma” gibi sözcükler, sosyal ağların gençlerin kullandığı günlük dili nasıl değiştirdiğini gösterirken; diğer yandan da bu konuya bu kadar hâkim olmalarının aslında ne büyük bir zaman kaybı olduğunu, kendilerini kültür ve sanatla geliştirmelerinin daha iyi olabileceğini anlatıyor. Hayattaki en değerli şey olan zamanın nasıl “öldürülebileceği”ne dair çarpıcı bir örnek sunuyor.

iksv

Metrobüs reklamında da benzer bir tabloyla karşı karşıya kalıyoruz. Zaten her gün ulaşım için kullanılan, bir rutin hâline gelen metrobüsün sosyal yansımaları elbette göz ardı edilemez. Fakat, bunun üzerine sık sık konuşan insanların olduğu da bir gerçek ki mutlaka yakın çevremizde de bu kişilerden az ya da çok var. Oyuncuların, sanki metrobüs değil de fırlatılan bir uzay mekiği üzerine konuşuyormuş havası vermesi ise inandırıcılık noktasındaki performanslarını son derece olumlu yönde etkilemiş.

Siren başlıklı reklama sanırım ayrı bir parantez açmamız gerekiyor. Zira hakikaten de üzerine beyin jimnastiği yapılıp sorgulanacak en son konulardan birinin, böyle bir toplu çılgınlığa sebep olması komik bir görüntü oluşturuyor. Gençlerin yaptığı siren taklitleri ise seyirciyi sarkastik bir boyuta ulaştırıp âdeta saçmalamanın sınırı olmadığını kanıtlıyor.

Özellikle Instagram temalı çalışmayı düşündüğümüzde, serinin Lipton’un kısa bir süre önce yayınladığı Konuşalım Artık reklamının üstüne gelmesi rastlantı mıdır bilinmez ama tema-içerik-hedef kitle üçgeninde yakalanan uyum sayesinde, harika bir reklam serisinin ortaya çıktığı ve doğru yöntemle sürece yaklaşıldığı açıkça görülüyor. Zira her iki kampanyada da insanların sözlü iletişimi unuttukları vurgulanırken, Eczacıbaşı bunu daha özel bir konuya odaklanarak yapıyor.

Filmekimi, İstanbul Uluslararası Film Festivali, İstanbul Tiyatro Festivali, İstanbul Caz Festivali, İstanbul Müzik Festivali, İstanbul Tasarım Bienali ve Salon İKSV’deki etkinliklerle yıl boyunca sanatseverlerin yanında olan İKSV’ye bu reklamların çok yakıştığını ve hedefini tam isabetle tutturduğunu düşünüyorum. Özetle, Eczacıbaşı Topluluğu, desteklediği vakıf için tam da gençlerin ilgisini çekecek bir yol izlemiş. Elbette yaratıcı süreci yöneten Rafineri’nin de ortadaki bu başarıda büyük payı olduğunu unutmayıp onların da hakkını teslim edelim.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

2009 yılında Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden, 2015'te ise Anadolu Üniversitesi Marka İletişimi Bölümü'nden mezun olan yazar, 2013 yılından beri pazarlama ve reklamcılık üzerine çalışıyor. Geleneksel ve dijital reklam ajanslarındaki çizgi altı ve üstü çalışmalarda metin yazarlığı yapan, ulusal ve küresel ölçekte birçok markayla birlikte çalışan yazar, bir yandan da Anadolu Üniversitesi'ndeki Türk Dili ve Edebiyatı öğrenimine de devam ediyor. En büyük tutkusunun edebiyat olduğu biliniyor, şehirdeki festivalleri yakından takip ediyor. Bir gün Patagonya'ya gitmenin hayalini kuruyor.

Bir Cevap Yazın

Instagram’a Fotoğraf Atmak İçin Tasarlanan Ev

Bugüne kadar Instagram için yapılan onlarca şey duyduk. Bugün bir instagram garipliğini daha sizlerle paylaşmak istedik.

New York’un Manhattan bölgesinde şehrin göbeğinde bir apartman dairesi, Instagram fotoğrafları için muazzam bir ortam vaad ediyor.Reklam ajansı Village Marketing tarafından hazırlanan 220 metrekarelik ev, aylık 15 bin Dolar’a (91 bin Lira) Instagram ünlülerine kiralanıyor.

Instagram Ünlüleri İçin Bir Ev Tasarlandı

E-ticaret mobilya şirketi olan  Wayfair, instagram ünlüleri için bir ev tasarladı ve evi tamamen ücretsiz döşedi. Wayfair bu işten para değil, reklam kazanmak istiyor. Kimi Instagram ünlülerinin bir markadan bahsetmek için 100 bin Dolar aldığı düşünüldüğünde aslında Wayfair kendine güzel bir yatırım yapmış bulunuyor. Ayrıca Wayfair’in bu tarz gönderiler için anlaşmalar yapan ve mobilya sağlayan bir ekibi de bulunuyor. 

Peki Bu Fikir Nasıl Ortaya Çıktı?

Bu fikir Village Marketing tarafından ortaya atılmış ve Instagram Influencerlerinin daha güzel ve ilgi çekebilecek tasarımlarla fotoğraf çekilmelerini kolaylaştırmak için yapılmış. Ayrıca bu iş Wayfair’in de çok hoşuna gitmiş durumda. Evin  ağustos ayında açılmasından bu yana, Wayfair yaklaşık 5 milyon Instagram gösterimi aldı. Instagram Influencerleri, Instagramda şirketi etiketlemeye devam ettikçe, şirket milyonlarca dolar daha getireceğini tahmin ediyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Nasty Gal’ın Reklamı Modelin Sağlıksız Zayıflığı Gerekçesiyle Yasaklandı

  • İngiltere Reklam Standartları Kurumu’nun müdahalesi üzerine moda markası Nasty Gal’in bir reklamı yasaklandı.
  • Reklamın yasaklanma sebebi ise reklamdaki modelin kaburgalarının belli olacak kadar zayıf olması ve bu durumun sağlıksız gözükmesi. 
  • ASA (İngiltere Reklam Standartları Kurumu), “Modelin, bu sahnelerde sağlıksız zayıf olduğunu düşündük ve bu yüzden reklamların sorumsuz olduğu sonucuna vardık” diye açıklama yaptı. 
  • Böyle bir durum daha önce de yaşanmıştı. İlgili yazı; Gucci’nin Yeni Reklamı Modellerin ‘Aşırı Zayıflığı’ Nedeniyle Yasaklandı!

Çağımızda özellikle reklamlarda kullanılan modellerin fiziksel görünümlerinin tek tipliliği nedeniyle güzellik algısı da tek tipleşti ve pek çok insan kendisinin çirkin olduğunu düşünüyor. Özellikle gençlerde fazla zayıflama veya protein tozları gibi tehlikeli yollarla kas yapma gibi eğilimler çoğaldı. Bu konunun net bir yargısı yok ancak yine de hassas davranılmaya çalışılıyor.

İngiltere Reklam Standartları Kurumu’nun (ASA) son zamanlarda yasakladığı reklamlara bir yenisi daha eklendi ve moda markası Nasty Gal’ın son reklamını yasakladı. Reklamın yasaklanma gerekçesi ise reklamda kullanılan modelin “sağlıksız derecede zayıf olması”. 

Özellikle modelin göğüs kafesinin çıkıklığı ve belirginliği oldukça dikkat çekti ve birtakım şikayetler aldı. 22 kişi modelin zayıflığının gereksiz fazla olduğu ile ilgili şikayette bulundu.

ASA, “Modelin, bu sahnelerde sağlıksız zayıf olduğunu düşündük ve bu yüzden reklamların sorumsuz olduğu sonucuna vardık” diye açıklama yaptı. 

Bu durum aynı zamanda sosyal medyada tepki de aldı. “Son zamanlarda daha kilolu mankenleri kullanmanın yanlış bir tarafı yokken neden zayıf mankenler için çifte standart oluyor?” minvalinde yorumlar getirenler ortada bir haksızlık olduğu kanısında.

Marka da modelle birçok kez çalıştıklarını belirtti ve sağlığın onlar için her şeyden önce geldiğini söyleyerek ortada sağlıksız bir durum olmadığını ifade etti.

Siz ne düşünüyorsunuz reklamlarda kullanılan modellerin fiziksel görünüşleri ile ilgili bu yaptırımlara nasıl bakıyorsunuz?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?


8 Haftada Dijital Mükemmeliği Yakalayın!
Eğitimi İncelemek İstiyorum
Digital Excellence Program'da Erken Kayıt Fırsatından Yararlanın
close-link