H&M ve Zara Markalı Kıyafetlerin Ardındaki Trajik Hikayeler

Sahip olduğunuz kıyafetlerin hangi şartlarda üretildiğini hiç düşünmüş müydünüz? Ya da daha önemlisi o kıyafetleri üreten insanların hangi şartlarda yaşadığını… Bugün kıyafetlerini satın aldığınız birçok büyük markanın ürünleri, yaşam standartlarının düşük olduğu az gelişmiş doğu ülkelerinde üretiliyor. Bu kıyafetlerin üretildiği fabrikalarda çalışan ve zaten halihazırda çok zor bir yaşam sürdüren insanlar, doğru düzgün çalışma koşullarına da sahip değiller. İşin daha da kötüsü, bazı ülkelerde yer alan bu tarz fabrikalarda çocuk işçiler çalıştırılıyor.

Igor Dobrowolski isimli Polonyalı sanatçı da hazırladığı çarpıcı reklam panolarıyla bazı ünlü giyim markalarının ürünlerinin ardında saklanan son derece trajik hikayelere dikkat çekiyor ve bu markaları ağır bir şekilde eleştiriyor. Bununla birlikte, Design Taxi’nin yaptığı habere göre Polonyalı sanatçı bu reklam panolarıyla, moda tarihindeki en büyük dört trajedinin üçünün 2013 yılında bir Güney Asya ülkesi olan Bangladeş’te gerçekleştiğini de hatırlatıyor. Bu trajedilerden birinde, bir fabrikanın yıkılması sonucunda 1.134 kişi hayatını kaybetmişti.

Kabul edilemez çalışma koşulları, son derece düşük çalışma ücretleri ve çocuk işçilerin çalıştırılması; Igor Dobrowolski’nin, Polonya’nın başkenti Varşova’nın caddelerindeki reklam panolarında yer verilen çalışmalarının dikkat çektiği ciddi durumlardan sadece bazıları. Bunların yanı sıra, Polonyalı sanatçının hazırladığı reklam panolarında daha önce mağazalarının bir kısmını kapatacağını açıklayan İsveç merkezli H&M ve ürünlerini üreten fabrika işçilerinin paralarını alamamasıyla gündeme gelen İspanya merkezli Zara‘nın logolarına yer vermiş olması da dikkat çekiyor. H&M logosunun yer aldığı reklam panolarından birinde, “Endişelenme, tüket.” yazması da sanatçının bu markalardan alışveriş yapan insanlara yaptığı bir eleştiri olarak yorumlanabilir.

Sonuç olarak Polonyalı sanatçı Igor Dobrowolski’nin bu çalışmalarından anlaşıldığı kadarıyla, insani çalışma koşullarının sunulmadığı ve çocuk işçilerin çalıştırıldığı fabrikalarda ürünleri üretilen markaların başında H&M ve Zara geliyor. En azından Dobrowolski’nin iddiaları bu şekilde. Tabii ki bu durum, sadece bu iki markayla kıyaslanamaz. Birçok dev marka, bu şekilde insanları sömürerek onlar üzerinden para kazanıyor ve maalesef ki, bizler tüketim toplumu olmaya devam ettiğimiz sürece bu yaşananlar son bulmayacak gibi görünüyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon İçerik Editörü

Bir Cevap Yazın

Yonca Gıda’nın 15 Yıl Önce Çıkarttığı Ürünün Benzerini Heinz Çıkarttı

Yonca Gıda, 2003 yılında Aşkım Aşkım isimli yeni bir ürün piyasaya sürmüştü. Aşkım Aşkım, ketçap ve mayonez karışımı bir üründü. Hatta o zamanlar, bu yenilikçi ürün için bir reklam filmi bile yayımlanmıştı. Bu tarz bir ürün için neden böyle bir isim seçildiğini düşünenler, aşağıda paylaştığımız reklam filmini izlediklerinde aradıkları cevabı bulacaklar.

Dile kolay! Ürünün piyasaya sürülmesinin üzerinden koca bir 15 sene geçmiş. Bu süre zarfında ürünün pek tutulduğunu söylemek zor. Tabii, bu tarz yeni ürünlerde, ürünün tüketiciler tarafından benimsenebilmesi için tabir-i caizse hedefi 12’den vuran reklam ve pazarlama kampanyalarının yapılması gerekiyor. Belki Yonca Gıda bu nokta da başarız oldu, belki de ürün gerçekten tat anlamında bekleneni veremedi bilinmez. Ancak yabancı bir marka, Yonca Gıda’nın 15 sene önce piyasaya sürdüğü bu ürünün bir benzerini piyasaya sürdü.

ABD’li sos üreticisi Heinz, Mayochup isimli mayonez ve ketçabın birleşiminden oluşan sos karışımını duyurdu. Ürünün ismi, tahmin edebileceğiniz üzere İngilizce mayonez (mayonnaisse) ve ketçap (ketchup) kelimelerinin birleşiminden oluşuyor. İşin ilginç tarafı, Heinz’ın bu yeni ürünü, görünüşe göre şu anda sadece Kuveyt’te satılıyor. Yani en azından ürün, ilk olarak bu ülkede ortaya çıktı. Ancak sürekli olarak markaların, yeni ürünlerin ilk başta sadece belli ülkelerde çıkartarak tüketicilerin nabzını yokladığına şahit oluyoruz. Bu nedenle ilerleyen zamanlarda, ürünü başka ülkelerde de göreceğimiz kesin.

Sonuç olarak Yonca Gıda ve Heinz’ın farklı klasmanlarda mücadele eden iki marka. Heinz’ın kendi alanında son derece başarılı bir global marka olduğunu göz önüne alırsak, Mayochup’ın piyasada tutunma ihtimalinin Aşkım Aşkım’a göre daha yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Ancak böyle bir şey gerçekleşse bile, bizler her zaman bu ürünü senin Heinz’dan yıllar önce çıkarttığını hiçbir zaman unutmayacağız Yonca Gıda!

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İçecek Sektörünün Geleceği “Şekersiz”

İçecek sektörü, Coca-Cola’nın 1977 yılında Hindistan pazarında operasyona başladığı dönemden beri değerli bir dönem yaşıyor. Coca- Cola ve Pepsi başta olmak üzere dünyada bulunabilirlik ve ulaşılabilirlik anlamında başarılı olmuş bir içecek sektöründen söz ediyoruz. Öyle ki Coca-Cola grubunun değeri 1 milyar Amerikan Dolarını aşmış tam 20 markası bulunuyor.

Bu sektördeki ürünler gazlı ve şekerli yapıları ile ön plana çıkıyor. Serinletici, yenileyici ve tazeleyici özellikleri vurgulanan ürünler, pazarlama iletişiminde sıklıkla kullanılan sosyalleşme ve mutluluk teması ile tüketicilerine ulaşıyor. Ne var ki, sektördeki ürünlerin içeriği son birkaç yılda sağlık açısından önemli eleştiriler almaya başladı. Eleştiriler ürün satışlarına yansıyor ve devletlerin kısıtlayıcı tedbirler almasına sebep oluyor.

Eleştiri konularının en önemlisi ürünlerde bulunan şeker miktarı. Kola ve meyve içerikli ürünlerdeki yüksek şeker miktarı, tüketicilerin gözünde sağlıksız ürün imajının artmasına neden olmayı sürdürüyor. Yakın zamanda Coca-Cola Zero’nun, grubun ana markası olan Coca-Cola’nın “tahtını” sallamaya başlayacak kadar ilgi görmesi, Zero’nun bitirilmesi ile sonuçlandı.

Ürünlerin içindeki şeker miktarının yanı sıra, şekerin kaynağı da daha fazla sorgulanmaya başladı. Ülkemizde özellikle nişasta bazlı şeker kaynaklarının kullanılmamasına yönelik bir kamuoyu oluşuyor. Uludağ markası, geçtiğimiz günlerde ürünlerinde nişasta bazlı şeker kullanmama politikasının süreceğini belirtti.

Büyük Britanya ise içeceklerin içerdiği şeker miktarına göre içecek üreticilerinden vergi alınması uygulamasını başlattı. Bu uygulamanın ardından Britanya’da satılan Coca-Cola ve Fanta’daki şeker miktarı yarı yarıya azaltıldı.

Oluşan tüm bu gelişmeler, içecek markalarına sektörün geleceği ile ilgili ipuçları veriyor. Genel olarak 5 farklı kategoriye ayrılan içecek sektöründe (gazlı içecekler, enerji içecekleri, süt/meyve/bitki içerikli içecekler, su/zenginleştirilmiş su/sporcu içecekleri) gazsız ve doğal şekerli ürünlerin daha çok talep göreceği öngörülebilir. Bu da meyve şekeri veya doğal şekere sahip/az şekerli/şekersiz, besin değeri yüksek ve sağlıklı içeceklerin yakın gelecekte raflardaki yerini artırabileceğini gösteriyor. Uzun vadeli satış hacmi yüksek olan gazlı içeceklerin yakın gelecekte pazar payını yitirmesi söz konusu olabilir.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Haftanın En Çok Okunan 10 İçeriği

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link