En Özel An Yaşadığımız An! [Reklam Değerlendirmesi]

Bizim milletimiz güzel olanı hep başkasına, misafire saklar. Evine gelen misafire imkanlarını seferber eder. Evin en büyük ve rahat odası onlarındır. Oraya normal zamanda girilmez. Kesinlikle yasaktır. Sadece misafir geldiğinde açılır kapısı. En güzel yemekler sadece onlara yapılır. Sırf bu yüzden çocuklar misafirleri sever. Aynı şekilde en güzel yemek takımları, yurt dışından gelen viskiler, yıllarca saklanan şaraplar… Hepsi kullanılmak için misafirleri veya özel bir zamanı bekler. Bu durum sadece bize mi özgüdür bilmiyorum ama çok ilginç doğrusu. Ben millet olarak bu durumu biraz fazla abarttığımızı ve bu alışkanlık yüzünden kaybettiğimiz çok şey olduğuna inanıyorum. Hayatı ıskalıyoruz bu yüzden.

Karaca Porselen benim de küçükken valide sultanım aracılığıyla çok zaman deneyimlemiş olduğum bu durumdan etkileyici bir içgörü çıkartarak “güzel şeyleri kullanmak için özel zamanları bekleme” düşüncesini reklam filmlerine taşımış.

Reklam filminde evlenmek üzere olan kızına annesi bir yemek takımı hediye ediyor. Kız da bu takımı ilk olarak annesinin ziyaretinde olmak üzere misafirleri için kullanacağını söylüyor. Anne ise kızına karşı çıkarak şu etkileyici konuşmayı yapıyor.

–          “Bitanem, giderken benim sana verebileceğim en değerli şey mutlu anıların, yeni yuvanda yenilerini kurman için. O yüzden güzel olan ne varsa kullan. Özel bir zamanı, özel bir misafiri bekleme. Başbaşa yediğini her yemek en özel yemeğiniz olsun. Her saniyeyi kalbinizin tahtında yaşayın tatlım.”

httpv://www.youtube.com/watch?v=gHt2s2M1VEg

Tek kelimeyle harika. Özenle kaleme alınmış, etkileyici bir metin. Özellikle reklamda kullanılan dramatik müzikle birlikte etki birkaç kat daha artıyor bu sahnede.  Müzik sözcüklerle başarılı bir uyum oluşturmuş. Finali dış ses yapıyor ve işi bitiriyor. “En özel an yaşadığınız an”.  Sonunda hedef kitlesinin bam teline dokunan etkileyici bir reklam ortaya çıkıyor. Markayı tüketicinin zihninde bir adım öne çıkarııyor. Hayatı ıskalamamaları için cesaretlendiriyor. Tüketicisine anlamlı bir öğüt sunuyor, anne aracılığıyla.

Aslında reklam filmi ilk olarak Kasım 2012’de gösterildi. O dönem özellikle sosyal medyada güçlü bir etki oluşturmayı başardı. Onlarca kişi reklamı çok beğendiğini hatta her izlediğinde duygulandığını söyledi. Birkaç tane örnek paylaştım burada.

 dervish

Başarılı reklam izlenir

Bu aralar yeniden yayınlanmaya başlandı. Stratejik planlama üzerine çalışmalar yapan biri olarak reklamda içgörünün önemine sonsuz inanan biriyim. Hedef kitlenizin hayatını yansıtan, doğru içgörüyü bulduğunuzda başarı neredeyse garanti. Neredeyse diyorum çünkü prodüksiyon kalitesi de çok önemli. Uygulamanın başarısı fikrin gücünü kat kat arttırır her zaman. Bu reklamda da yakalanan harika içgörü, doğru cast ve müzik seçimiyle birleşerek ortaya tüketicinin kayıtsız kalamadığı, hatta tekrar tekrar izlemek istediği bir hikaye çıkarmış.Stratejik Planlama konusunda Türkiye’deki en yetkin insanlardan birinin imzası var zaten bu reklamın altında da, Haluk Sicimoğlu. O yüzden kimse reklam izlemiyor deniyor ya bence o kadar da karamsar olmayalım. Başarılı bir iş çıkardıysanız gayette izleniyor. Zamanında Cem Yılmaz’ın Opet reklamları için herkes reklam arası verilsin isterdi mesela.

Şunu da belirtmek isterim ki marka önce Yaprak Dökümü ardından Öyle Bir Geçer Zamanki adlı dizilere başarılı sponsorluklar gerçekleştirdi. Hedef kitlesi açısından uyumluluk gösterebilecek programlardı. Hatta  Öyle Bir Geçer Zamanki dizisinde dönem konseptine uygun mağazasıyla ürün yerleştirme de yapmıştı. Hata ve hatta dizinin baş rol karakteri Cemile Hanım için “Cemile Serisi” adlı bir seri çıkardı.

cemileserisi

Son olarak reklamın künyesini vererek bitireyim. Geç oldu ama Karaca Porselen ve Alice BBDO olmak üzere emeği geçen herkesi tebrik ederim.

Reklamveren : Karaca Porselen

Reklamveren yetkilileri : Fatih Karaca, Hasan Hemşindereli, Sultan Köse

Reklam ajansı : Alice BBDO

Yaratıcı grup : BBDO kreatif ekip

Müşteri ilişkileri : Aslı Önal, Aylin Tüzüner

Stratejik planlama : Haluk Sicimoğlu

Yönetmen : Özer Fevzioğlu

Yapımevi : Traffic Film

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık bölümünden 2013 yılında mezun oldum. Marka İletişimi ve Stratejik Planlama üzerine çalışmalar yapıyorum. Bu topraklarda dünya markası çıkarma gönüllüsüyüm. Ayrıca siyasete, bilime ve tarihe özel bir ilgim var.

Bir Cevap Yazın

Ekonomi ve Taraftar Ekseninde 2018 FIFA Dünya Kupası

Sonu çift rakamlarla biten her yılda olduğu gibi, yeni bir kupanın zamanı geldi: FIFA Dünya Kupası 2018.

Türk futbol seyircisi olarak her 2 yılda 1, Avrupa Şampiyonası veya Dünya Kupasını yakından takip ediyoruz. Her ne kadar ülkemiz düzenli olarak bu turnuvalarda yer alamasa da, günde 4 canlı karşılaşma izleme olanağı yaratan bu etkinliklere yaz sezonunun 1 ayını ayırıyoruz.

Organizasyonların ele alınabilecek birçok boyutu var. Araştırmalara “sports mega events” olarak geçen bu etkinliklerin ekonomi ve taraftar eksenini ele almaya çalışacağım.

Ekonomi anlamında etkinlikler her dönem büyüklüğünü artırma eğilimini sürdürüyor. Organizasyonun ev sahibi şu ana kadar bir dünya kupası için gerçekleştirilen en yüksek harcamayı yaptı. Organizasyon için toplam 14.2 milyar Amerikan Doları harcadılar. Bu harcamalar arasında ulaşım, altyapı, konaklama ve stadyum inşaatları en yüksek payı aldılar. Rusya, 2010 yılında dünya kupasını düzenleme hakkını elde ettiğinde planlanan bütçenin tam 12 katı daha fazla harcama yaptı!

Yapılan tüm harcamalar Rusya’ya önemli bir altyapı ve turizm gücü kazandıracak. Buna karşılık turnuvadan elde edilen tüm gelirlerin ülke ekonomisine en fazla 2 aylık bir katkı yapacağı belirtiliyor. 8 yıllık çalışma ve harcamalar, 2 aylık bir süreçte girdi olarak ülke ekonomisine katkı sağlayacak.

FIFA Dünya Kupası, 2000’li yılların başından beri “sponsorların dünya kupası” olarak eleştiriliyor. Bu eleştirinin temelinde sponsorların beklentilerinin taraftar beklentilerinden daha önemli görülmesi etkili. Ayrıca yüksek sponsorlu etkinliklerin sporun ruhunu çürüttüğü de iddia ediliyor. Visa, McDonalds, Budweiser gibi bilinen sponsorların yanına bu sene en çok sponsorluk desteği Çin menşeili işletmelerden geldi. Çin ve Hindistan futbol yatırımlarını artırıyor. Bunun temelinde futbola olan ilginin artışı var ve “ürün yaşam seyri” yükselme aşamasında görülüyor. İngiltere futbol ligindeki forma sponsorlarına ve saha kenarındaki reklam tabelalarına dikkatli bakarsanız Uzakdoğu pazarına yönelik reklamlara rastlayabilirsiniz. Turnuvada tüm sponsorluk harcamaları 2 milyar Amerikan Dolarına yaklaşıyor.

Dünya Kupası için yaklaşık 1.5 milyon biletli seyircinin katılımı beklenirken, biletsiz ve turizm amaçlı ülkeye gelecek turist sayısının bu rakamdan daha fazla olacağı öngörülüyor. Ülkemizde “passolig” adı altında yürütülen biletleme sisteminin bir benzeri bu sene Rusya’da kullanılacak. Buna göre seyircinin bilet alması yeterli olmuyor ve devlet tarafından kurulan taraftar sistemine kayıt yaptırıp isimlik çıkartmak gerekiyor. Bu isimlikler olmadan statlara giriş yapılamıyor. Uluslararası bir organizasyonda güvenlik kaygısının geldiği noktayı anlamak için önemli bir ayrıntı… 64 maçlık bu serüvende seyircinin yerine getirmesi gereken yeni bir sorumluluk oluşturuldu.

Taraftar kimlik sistemi stat içinde holigan aktiviteleri azaltmak için yapılan bir uygulama olarak görülüyor. Fakat stat dışındaki taşkınlıkları önlemek için sağduyu ile birlikte güvenlik kuvvetlerine büyük sorumluluk düşüyor.

Son olarak, turnuvaya bahis işletmeleri tarafından bakalım. Günümüzde futbol, sadece taraftarlık veya futbol severlik hisleriyle takip edilen bir spor olmanın ötesine geçti. Özellikle futbol maçlarına yapılan bahisler giderek artıyor. Küresel düzeyde 2018 FIFA Dünya Kupasında 3.3 milyar Amerikan Dolarına yakın bahis yapılacağı öngörülüyor.

4 yılda 1 düzenlenen bu futbol etkinliğinde durum, etkinliğe nereden bakmak istediğinize göre değişiyor. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

IKEA’dan Donald Trump ve Kim Jong-Un’a “Silahlarla Savaşmayın, Mobilya Yapın” Çağrısı

12 Haziran 2018, ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un arasında Kuzey Kore’nin nükleer silahlandırılması konusundaki tarihi toplantısına ithafen IKEA bir Facebook postu yayınladı. 

Marka, vidaları sıkıştırmaya yarayan bir alyan anahtarı fotoğrafının yanınada “inşaat silahı 0 Dolar” şeklinde bir espri ile birlikte postun altında da “Mobilya yapalım, savaşmayalım” postu paylaştı.

IKEA tek bir alyan anahtarıyla çok anlamlı bir post yayınlayarak savaşa ve silahlanmaya karşı olduğunu belirtti. ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un’a bedava olan alyan anahtarıyla savaşmak yerine mobilya yapmalarını teklif etti.

İlgi gören Facebook postunun altına Jin Spade’dan ilginç ve güzel bir yorum gelmiş: “Ya Ikea bir ülke olsaydı?”. Ardından Ikea da bu yoruma cevap vermekte gecikmemiş ve; “Alyan anahtarının yardımıyla bir şeylerin dağılmadığından emin olacağız.”

IKEA ilginç ve zekice reklam kampanyaları ile sık sık gündeme gelen bir marka ancak bu sefer herhangi bir ürününü tanıtmak yerine dünya barışına katkıda bulunmak istemiş. Siz ne düşünüyorsunuz, beğendiniz mi?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Haftanın En Çok Okunan 10 İçeriği

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link