Emirates’ten Dev Bütçeli Bir Reklam Kampanyası

Emirates Havayolu, merkezi Dubai de dâhil olmak üzere, küresel uçuş ağını tanıtmak için 15 milyon dolarlık bir reklam kampanyası başlattı.

Kampanyanın arka planında ise bilimsel bir araştırmada İngiliz listelerinin geçtiğimiz 50 yıl içindeki en fazla hareketlendiren ve iyi hissettiren şarkısı olduğu ortaya çıkan İngiliz rock grubu Queen’in “Don’t stop me now” şarkısı çalıyor. Reklam spotu, başlıca uçuş noktaları ve Emirates’in uçak içi özellikleri arasında kesintisiz geçişler yaparak “resim içinde resim” gösteren görsel bir hikâye anlatımını anımsatan akılcı bir kamera çekiminden yararlanıyor. Reklam, Emirates’in dünyayı Dubai aracılığıyla nasıl birbirine bağladığını anlatarak Dubai’de sona eriyor.

Emirates Kurumsal İletişim, Pazarlama ve Marka Bölümü Kıdemli Başkan Yardımcısı Boutros Boutros yeni reklam kampanyası ile ilgili yaptığı açıklamada: “Emirates ve Dubai, her zaman ayrılamaz şekilde birbirine bağlı olmuştur. Her gün Emirates, Dubai’yi dünyaya bağlayan ve dünyayı Dubai üzerinden birbirine bağlayan 500’ün üzerinde uçuş gerçekleştiriyor. Emirates, ilk günden itibaren gururla ve düzenli bir şekilde merkezimizin tanıtımını yapmakta. Dubai, birinci sınıf havaalanımızda harika bir seyahat deneyimi sunuyor ayrıca şehir, uluslararası ziyaretçilere yeni ilgi çekici noktalar ve destekleyici altyapılar sunmak üzere kesintisiz olarak yapılan yatırımlar ile başta gelen dünya destinasyonlarından biri oldu” dedi.

Butros ayrıca: “Emirates olarak, insanların seyahat etmek ve dünyayı deneyimlemek için güçlü bir arzuya sahip olduğuna inanıyoruz. İnsanlar, ilham almak, keşfetmek ve eğlenmek isterler. İşte bu nedenle biz de insanlara seyahat etmenin heyecanını hatırlatmak için Queen şarkısını ve hem harekete geçiren hem de enerjik olan yaratıcı bir yaklaşımı kullanmayı seçtik” dedi.

Reklam filmi, kurum içinde geliştirildiği ve kaleme alındığı belirtiliyor. Filmin yazım sürecinin ardından senaryo ödüllü yönetmen Vaughan Arnell’a teslim edilerek çekimler gerçekleştirildi. Kesintisiz kamera geçişleri, Jungle Book’un Oscar ödüllü özel efektlerini de yapan Londra’daki MPC’nin gelişmiş CGI (bilgisayar ürünü görüntü) çalışması ile film desteklendi.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Sanatları Bölümü Mezunu. Reklam Yazarlığı kariyerinden sonra, Pazarlamasyon'da içerik editörlüğü.

Bir Cevap Yazın

İlişkinizin Son Kullanma Tarihini Söyleyen Black Mirror Uygulaması Kullanıma Sunuldu

Gün geçmiyor ki, Netflix‘in popüler dizisi Black Mirror‘da rastladığımız bir teknoloji ya da uygulama gerçeğe dönüşmesin. Daha önce sizlere bu kapsamda, Pizza Hut’ın otonom pizza teslimat araçları, İsveçli seyahat şirketinin yolculara kullanma imkanı sunduğu mikroçip implantları ve Black Mirror’daki sosyal skor uygulamasının bir benzerinin Çin’de hayata geçeceğinden bahsetmiştik. Şimdi de yeni bir örnekle karşınızdayız.

Bu seferki Black Mirror teknolojisinin bir benzerini bizzat Black Mirror’ın kendisi hayata geçirdi. Black Mirror, dizinin hayranları tarafından en çok sevilen bölümlerinden biri olan, dördüncü sezonunun “Hang the DJ” isimli dördüncü bölümünde yer alan ilişki uygulamasının basit bir versiyonunu Sevgililer Günü’ne özel olarak kullanıma sundu.

Dün Black Mirror’ın resmi Twitter hesabından coach.dating isimli internet sitesinin tanıtımını yapan bir video yayımlandı. Bu internet sitesine girdiğinizde, dizide yer alan uygulamanın basit bir versiyonu sizleri karşılıyor. Dizide bu uygulama, insanları uyumluluklarına göre eşleştiriyordu ve onlara ilişkilerinin ne zaman sona ereceğini söylüyordu. İlişkileri biten kişiler ise uygulamanın belirlediği ideal eşleşmeyi bulana kadar farklı kişilerle buluşmak zorunda kalıyorlardı.

Coach Dating uygulamasının internet sitesine giriş yaptığınızda, uygulama size partnerinizle paylaşmanız gereken bir link veriyor. Bu link aracılığıyla aynı anda siteye giriş yaptığınızda ise uygulama ilişkinizin ne kadar süreceğini tahmin ediyor.

Black Mirror’ın dizinin hayranları için güzel bir Sevgililer Günü sürprizi yaptığını söyleyebiliriz. Tabii, sevgilisi olmayanlar ve ilişkisinin çok uzun sürmeyeceğini öğrenenler hariç.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Markalar, Irkçı Reklamları Kasten mi Yapıyorlar?

Son dönemde büyük markaların ırkçı reklamlar yaptıklarına sık sık şahit olduk. Örneğin, geçtiğimiz ekim ayında kişisel bakım ürünleri markası Dove, siyahi bir kadın beyazlaştığı bir reklam paylaşmıştı. Bu olayın yaşanmasından çok kısa bir süre sonra ise bir başka kişisel bakım ürünleri markası Nivea da açık renkli teni öne çıkartan benzer bir reklam kampanyası yapmıştı. Bu yılın hemen başında da İsveçli hazır giyim markası H&M, siyahi bir çocuk mankenin giydiği kıyafetin üzerinde “Ormandaki En Havalı Maymun” yazması nedeniyle ırkçılık suçlamalarına maruz kalmıştı.

Bu kadar ırkçı reklamın art arda gelmesi ve bunların büyük markalar tarafından yapılıyor olması, bir soruyu da beraberinde getiriyor: Acaba markalar, daha fazla dikkat çekmek için kasıtlı olarak ırkçı reklamlar yapıyor olabilirler mi? Mantıklı olarak düşündüğümüzde, böylesi büyük markaların reklamları, yayınlamadan önce şirketteki birden fazla üst düzey yönetici tarafından gözden geçiriliyor ve onaylanıyor. Bununla birlikte bu markalar, son derece saygıdeğer ve büyük markalar için global çapta işler yapan reklam ve pazarlama ajanslarıyla çalışıyorlar. Örneğin, Dove’nun tepki çeken ırkçı reklamının arkasındaki ajans Ogilvy & Mather idi. Sonuç olarak reklamlardaki ırkçılık kokan detayların, bu önemli şirketlerde çalışan bu kadar nitelikli kişilerin hepsinin gözünden kaçması, çok çok düşük bir ihtimal.

Dove’nun Tepki Çeken Reklamından Bir Kare

Markaların neden böyle bir strateji izlemiş olabileceklerine değinecek olursak, bunun başlıca sebebi internette daha fazla görünürlük elde etmek olabilir. Zira günümüzde farklı farklı sektörlerden sayısız marka, yaptıkları reklamlarla insanların dikkatini kendi ürünlerine çekmeye çalışıyorlar. Ancak bu reklamların pek azı insanlara ulaşıyor. Yani bu açıdan bakacak olursak, markalar kendi sektörleri dışındaki markalarla da rekabet halindeler. Ve bu rekabet, her geçen gün daha da sıkı bir hale geliyor.

En nihayetinde bu markaların yaptıkları ırkçı reklamlar, sosyal medyada markaya karşı çok büyük bir tepkinin oluşmasına neden oluyor ve bunun hemen akabinde bu olay, dünya genelindeki birçok haber sitesi tarafından gündeme taşınıyor. Yani markalar, belki de çok büyük bir reklam bütçesiyle bile yapılamayacak bir şekilde, adlarını dünyanın birçok yerinde duyurmuş oluyorlar.

Reklamın İyi Kötüsü Olmaz (mı?)

Nivea’nın Tepki Çeken Reklamından Bir Kare

Peki, insanlar bu kadar olumsuz bir şekilde gündeme gelen bir markanın ürününü neden almak istesin? Evet, birçok insan bu gibi durumlarda sosyal medyada tepkisini dile getiriyor olabilir. Ancak bu insanların, yaşanan bu olayların üzerinden bir süre geçtikten sonra, bu markaların ürünlerini satın almadıklarının bir garantisi yok. Ayrıca bu reklamları hiçbir şekilde sorun etmeyen ya da reklamı yanlış bulsa da bu markaların ürünlerini almakta bir sakınca görmeyen büyük bir kitlenin olabileceğini de unutmamak lazım.

Eğer bu durum gerçekse, zaten markalar bu işin artısını eksinini hesaplamışlardır. Sonuç olarak sosyal medyada gösterilen onca tepkiye ve şirketin insanlarda yarattığı olumsuz izlenime rağmen, bu dolaylı olarak da olsa markanın kasasına daha fazla paranın girmesini sağlıyorsa, böyle bir yolun izlenmesi gayet normal olarak karşılanabilir. Belki de markalar, bunu reklam bütçesinden tasarruf etmenin bir yolu olarak görüyorlardır.

Tabii, bütün bunların bir varsayımdan ibaret olduğunu tekrar belirteyim. Ancak son dönemde yaşanan olaylara baktığımızda, bu varsayımın gerçek olma ihtimalinin pek de düşük olmadığını söyleyebiliriz. Sonuç olarak markalar, “Reklamın iyisi kötüsü olmaz.” sözünden yola çıkarak böyle bir strateji belirlemiş olabilirler.

Ne dersiniz? Gerçekten de reklamın iyisi kötüsü olmaz mı?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018



Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
19 Nisan'da Uniq Istanbul'da Sophia'nın da katılımı ile Marketing Meetup'ta buluşuyoruz.
close-link