“Come To Beşiktaş” Reklamı 1.2 Milyar Kişiye Ulaştı

Beşiktaş’ın Mevlana felsefesinden etkilenerek adını dünyaya duyurmak için dünya çapında yayınladığı “Come to Beşiktaş” reklam filmini daha önce sizlerle paylaşmıştık.

Beşiktaş Başkanı Fikret Orman, “Come to Beşiktaş” sloganının Türkiye sınırlarını aşarak, dünyada adından en çok söz ettiren kulüplerden biri olduğunu belirterek, kampanyanın 1.2 milyar kişiye ulaştıklarını açıkladı.

Fikret Orman, kulübün resmi dergisinin Şubat sayısındaki yazısında  “Come to Beşiktaş” kampanyasıyla ilgili olarak şu ifadeleri kullandı:

‘Gel, gel, ne olursan ol yine gel,

Bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir,

Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel…’

“Come to Beşiktaş” sloganıyla gerçekleştirdiğimiz iletişim kampanyası sayesinde Beşiktaşımız, Türkiye’nin sınırlarını aşarak, dünyada adından en çok söz ettiren kulüplerden biri oldu. Taraftarlarımızın bulduğu bu sloganla 1.2 milyar kişiye ulaştık. Çin’e giderek başlattığımız globalleşme projelerimizin en önemli adımını yine bu sloganımızla ve yazımın başında Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’den alıntıladığım yol gösteren sözlerin ışığında atıyoruz. Din, dil, ırk gözetmeden herkesi Beşiktaş’a çağıran bir reklam filmi hazırladık ve bu reklam filmini geçtiğimiz ay sizlerle paylaştık. Yurt dışında yayınlamadan önce sosyal medya hesaplarımızdan paylaştığımız andan itibaren sizlerden gelen olumlu görüşler, sadece kulübümüz değil, Türkiye futbolu açısından da devrim sayılacak adımlar atma noktasında bir kez daha bizlere cesaret verdi. Beşiktaş Ailesi’nin verdiği bu büyük destek ve kenetlenme sayesinde bir kez daha böyle güzel bir camianın başkanı olduğum için büyük gurur yaşadım. Bugünlere gelebilmek için çok çalıştık. Daha iyi günler için de daha çok çalışacağız.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Lipton’un “Konuşalım Artık” Araştırması Yayınlandı

  • Lipton’un TV’de yayınlanan ve uzunluğuyla adından söz ettiren reklam kampanyası “Konuşalım Artık” için yapılan araştırma  sonuçları yayınlandı.
  • Araştırmaya katılanların yüzde 92’si yüz yüze iletişimi “daha gerçek, kaliteli ve tatmin edici” olarak tanımlarken, insanların artık yeterince sohbet etmediğini de söylüyorlar.
  • Katılımcılar fiziksel yakınlığın güven ve mutluluk hissi verdiğini söylerken 10 kişiden 9’u iletişimin azalmasının yalnızlık hissini artıracağını, samimi sohbetlerin ise hayatı zenginleştirdiğini ifade ediyor.
  • Reklama ilgili yazıdan ulaşabilirsiniz; Lipton Türkiye’den Türk Televizyon Tarihinin En Uzun Reklamı

Lipton’un Türkiye’nin 12 ilinden 800 kişinin katılımıyla gerçekleştirdiği “Konuşalım Artık Araştırması” sonuçlarına göre dijital ortamlarda iletişimin artmasına rağmen hala yüz yüze iletişim daha değerli bulunuyor. Araştırmaya katılanların yüzde 92’si yüz yüze iletişimi “daha gerçek, kaliteli ve tatmin edici” olarak tanımlarken, insanların artık yeterince sohbet etmediğini de söylüyorlar. “Paylaşmak” kelimesi ise insanlar arası paylaşımlardan çok “sosyal medyada içerik paylaşımı” olarak algılanıyor.

Tüm dünyada çay tutkunlarının vazgeçilmezi olan Lipton, “hayatı fark et” platformu altında hazırladığı ve yakın çevremizdeki insanlarla kurduğumuz iletişimin hayatımıza kattığı değere vurgu yaptığı “Konuşalım Artık” kampanyasıyla dikkatleri üzerine çekmişti. Lipton bu kampanya kapsamında gerçekleştirdiği araştırma ile de Türkiye’nin iletişim alışkanlıklarına daha yakından bakıyor. Türkiye’de 12 ilden 800 kişinin katıldığı araştırma sonuçları, internette daha çok paylaşımda bulunsak da hala yüz yüze iletişimi daha değerli bulduğumuzu ortaya koyuyor. Araştırmaya katılanların yüzde 92’si yüz yüze iletişimi daha “gerçek”, “kaliteli” ve “tatmin edici” olarak tanımlarken 10 kişiden 9’u ise yüz yüze iletişimin azaldığını ifade ediyor. Araştırmanın katılımcıları yüz yüze iletişimi azaltan unsurlar arasında artan sorumluluklar, hayatın hızlı temposu ve şehirleşmeyi gösteriyor.  Bu nedenlerin arkasında ise zamansızlığın ve sosyal medyanın hayatımızdaki insanlarla temasta kalmayı kolaylaştırmasının yer aldığını belirtiyor. 10 kişiden 8’i aile fertleriyle iletişim kurmak için kaliteli zaman ayıramadığını, aynı ortamda çalışan insanların ise paylaşımlarının sınırlı olduğunu ifade ediyor.

Yüz yüze iletişim eksikliği sosyal bağları zayıflatıyor

Katılımcılar fiziksel yakınlığın güven ve mutluluk hissi verdiğini söylerken 10 kişiden 9’u iletişimin azalmasının yalnızlık hissini artıracağını, samimi sohbetlerin ise hayatı zenginleştirdiğini ifade ediyor. Katılımcılara göre “paylaşmak” kelimesi daha çok “sosyal medya üzerinden bir şeyler paylaşmak” olarak anlaşılıyor.

“Sosyal bağların kalitesi” ve “yalnızlık” dünyanın gündeminde

Sosyal bir varlık olan insanların günümüzde kurdukları sosyal ilişkilerin ve bağların kalitesi ve doyuruculuğunun yanı sıra bu alandaki eksikliklerin yarattığı yalnızlık duygusu dünyanın gündeminde yer alıyor. Bu sebeple de insanların çevre ile kurduğu bağlara ve iletişimin hayatları üzerindeki etkisine odaklanan pek çok araştırma gerçekleştiriliyor. Anlamlı ve yüz yüze iletişim eksikliği insanlarda yaygın bir şekilde “yalnızlık” duygusu uyandırıyor. Yalnızlığın hayatımızdaki insan sayısının azlığıyla ilgili olmadığının, kalabalık hayatlar yaşarken de sosyal bağların zayıflığı nedeniyle yalnız hissedebileceğimizin altını çizen uzmanlar, bu durumun fiziksel sağlığı da etkileyebileceğini söylüyor.

Prof. Dr. Üstün Dökmen: “Sosyal medya çok etkili bir iletişim aracıdır; ancak telefonla görüşmek veya yüz yüze görüşmek de en az bu kadar etkili bir yoldur.  Çünkü yüz yüze iletişimde daha zengin duygu alışverişinde bulunabiliriz.”

Üstün Dökmen: Mutluluğun temelinde insan ilişkileri yatıyor

İletişim kurmanın insanlığın yaşam kalitesini artıracağını ifade eden psikolog, yazar ve eğitimci Prof. Dr. Üstün Dökmen, “İletişim karşılıklı bir etkileşim sürecidir. Etkili iletişim bireyin kendisini tanımasına, tutumlarının farkında olmasına olanak sağlar. İnsanlar sorunlarını ancak iletişim ortamlarında fark edebilir ve çözerler. Yani iletişim kişinin bireysel anlamda gelişmesinin anahtarlarından biridir” dedi. Yeni teknolojilerin hızla geliştiğine ve farklı iletişim platformları sunduğuna da dikkat çeken Dökmen, sözlerine şöyle devam etti: “Teknolojinin gelişmesiyle birlikte insan insana iletişim gelişiyor ancak bir yandan da yüz yüze iletişim geriliyor. Sürekli çevrim içi olsak da derinliği olan paylaşımlarımız azalıyor. Oysa ki mutlu olmamızın temelinde yatan en önemli faktörlerden biri ise çevremizdeki insanlarla aramızdaki tatmin edici ilişkiler. İnsanlarla bir arada oldukça konuşuyor, kafa kafaya verip fikir alışverişinde bulunuyor ve bilgiler ediniyoruz; yani gerçek anlamda zenginleşiyoruz. Kurduğumuz sosyal ilişkilerin ve insanlarla aramızdaki bağların hem zihinsel hem de fiziksel sağlığımızı etkilediğini unutmamamız gerekiyor”.

“Günlük telaşlar arasında çok az iletişim kuruyoruz”

Lipton’un DNA’sında “sosyalleşmek” olduğunu vurgulayan Lipton Pazarlama Direktörü Gamze Öztoygar Masia, Konuşalım Artık Araştırması’nı da bu sebeple gerçekleştirdiklerini ifade etti: “Günlük telaşlar arasında farkında olmadan çok az iletişim kuruyor, çok az gerçek paylaşımda bulunuyoruz. Oysa ki hayatımıza değer katan anlar sevdiklerimizle bir araya geldiğimizde kurduğumuz bağlarda ve paylaştıklarımızda saklı. Yaptığımız araştırma ile bu iç görümüzün toplumsal olarak da karşılığı olduğunu bir kez daha gördük. İletişim yaptığımız işin bir parçası çünkü çay insanları birleştiren, sohbetlere ortam sağlayan bir aracı. Biz bu sebeple insanlara hayatlarına anlam katan anların ve tecrübelerin daha fazla farkına varmaları için ilham vermeyi amaçlıyoruz. Bu yıl iletişim platformu olarak belirlediğimiz ‘hayatı fark et’ çatısı altında gerçekleştirdiğimiz #KonuşalımArtık kampanyasıyla herkesi bu değerli anlara daha fazla odaklanmaya, daha fazla paylaşımda bulunmaya çağırıyoruz.”

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bereket Döner’e “Come to Beşiktaş” Davası

Beşiktaş, “Come to Beşiktaş” sloganı için marka tescili başvurusunda bulunan Bereket Döner Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye marka tescilinin iptali için dava açtı.

Hürriyet gazetesinin haberine göre Beşiktaş Spor Kulübü, İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’ne açtığı davanın dilekçesinde, kulübün tarihini de anlattı. Kulübün 1903 yılında Beşiktaş Bereket Jimnastik Kulübü adıyla kurulduğunu anlatan Beşiktaş’ın avukatları, isimlerinin 1909 yılında Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü olduğunu, bu ismin 26 Ocak 1911’de ilk tescil edilen Türk spor kulübü olduğunu belirtti.

Bereket Döner’in geçtiğimiz yıl “Come to Beşiktaş” markasını tescil ettirmek için Türkiye Patent Enstitüsü’ne başvurduğunun tespit edildiğini anlatan Beşiktaş’ın avukatları, bu markanın kulübün özellikle yabancı oyuncuların transferi için sosyal medyada kullanılan bir slogan olduğunu belirtti. Beşiktaş Kulübü Başkanı Fikret Orman’ın daha önce “Come to Beşiktaş” yazılı bir formayı giydiğini anlatan avukatlar, “Bu slogan kulüple özdeşleşmiş bir ibare olup, davalıya ait özgün bir nitelik taşımamaktadır” dedi.

“BJK’nin markasıyla karıştırılma ihtimali bulunmaktadır”

Sloganın kampanya halinde kullanılmasıyla birçok kişinin kötü niyetli olarak bu markanın farklı sınıflarda tescili için marka başvurularında bulunduğunu dava dilekçesinde belirten Beşiktaş Spor Kulübü avukatları, “Bunlardan birisi de Ömer Kara adlı kişidir. BJK, Ömer Kara’nın marka başvurusuna itiraz etti ve Türk Marka ve Patent Kurumu, Ömer Kara’nın markasını reddetti. “come to Beşiktaş” markasının müvekkil kulübe aittir. Davalı şirketin marka başvurusunun reddedilmesi gerekmektedir. Davalının marka başvurusunun BJK’nin markasıyla karıştırılma ihtimali bulunmaktadır. Davalı şirketin marka başvurusunun müvekkilimin marka hakkına tecavüz teşkil eden eylem olması nedeniyle ihtiyati tedbir kararı verilmesini istiyoruz. Tedbir talebimiz davalının tescil talebi gerçekleşmemişse tescilin engellenmesine yöneliktir” diye konuştu.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Haftanın En Çok Okunan 10 İçeriği

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link