Bir Reklamın 2 Boyutu – “Brokoli Var Da Maret Yok Mu?”

Grup Vitamin’in “Ellere var da bize yoh mi?” şarkısını çocukluğu doksanlı yıllarda geçen çocuklar çok iyi bilir. Unutulmaya yüz tutan bu şarkı, şimdilerde bir reklam filminin müziği olarak kullanılması sebebiyle tekrar karşımızda.

Evet, Maret’in çocuk oyuncularla çektiği “Brokoli var da Maret yok mu?” reklam filminden bahsediyorum. Ben bu reklamı 2 farklı açıdan ele almak istiyorum. İlki pazarlama açısından, diğeri ise sosyo*ekonomik açıdan. Pazarlama açısından yaptığım analizde etin pahalı bir yiyecek olduğu gerçeğini bir kenara bırakacağım. 2. etapta ise bu duruma da değineceğim.

Pazarlama Boyutu

Hedef kitle olarak ailelerin yumuşak karnı olan çocuklar seçilmiş ve reklamın prodüksiyonu da ona göre hazırlanmış. Normalde bakıldığında “ne biçim reklam bu” diyebileceğimiz bir çalışma ancak çocuklara hitap etmek istendiğini düşünürsek gayet amaca uygun olmuş. Reklamın “izlemek isteyen yok muu” şeklinde alışılagelmişin dışında başlaması da dikkat çekme açısından başarılı.

Bunun dışında reklam müziği orijinal değil ancak eğlenceli. Her ne kadar bu reklamda seçilen hedef kitle bu şarkının ilk çıktığı dönemde henüz dünyaya gelmemiş olsa da “Maretsiz sandviç hiç olur muuu” diye anne babasına tutturan çocukları gözümde canlandırabiliyorum.

bir-reklamin-2-boyutu

Verilen mesaj da gayet net. Çocukların sebzelerle arasının çok iyi olmadığı ve sağlıklı beslenmeleri açısından aileleri tarafından zorla da olsa yedirilmek istendiği bir gerçek. Bu durumdan bıkan çocukları iyice gaza getirecek bir şekilde “brokoli var da Maret yok mu” ve “ellere var da bize yok mu” cümlelerine yer verilmiş. Bunları duyan çocuk ne yapar? Anne ve babasına gidip “bana maret al” der.

Özetle, reklam pazarlama açısından gayet başarılı. Şimdi 2. kısma geçelim.

Sosyo-Ekonomik Boyutu

Normalde her reklamın kötü etkilediği birileri olabilir. Mesela, lüks araba sevdası olan ancak durumu olmayan birini Mercedes reklamı kötü etkileyebilir. Ancak konu çocuk ve yiyecek gibi 2 hassas noktaya temas edince insanlar normalden çok daha fazla hassas oluyorlar.

Et ve et ürünlerinin çok pahalı olduğu ve geçim sıkıntısı çeken aile sayısının yabana atılmayacak düzeyde olduğu ülkemizde, bu reklam anne ve babaları zor durumda bırakacağı iddia edilerek çok fazla tepki topladı. Hatta kaldırılması için bazı imza kampanyaları bile yürütülmekte.

Yazının başında da belirttiğim gibi çocuklar ailelerin yumuşak karnıdır. Bu reklamı izleyip de Maret isteyen çocuklarına karşı gelir düzeyi iyi olmayan ebeveynlerin önünde 2 seçenek olacaktır: İlki, zor da olsa bir yer masraftan kısıp Maret’i temin etmek, ikincisi de çocuğunu zar zor ikna etmektir. Yani bakıldığında her iki seçenek de zordur.

namet-gida-mareti-aliyor-16114-669x321

Sonuç

Peki bir marka pazarlama faaliyetlerinde sosyo-ekonomik boyutu önemsemeli midir? Veya ne kadar önemsemelidir? Sonuçta Maret bir marka olduğuna göre pazarlama faaliyetleri için reklama ihtiyacı olduğu bir gerçek. Üstelik, zararlı olduğu bilinen birçok yiyecek ve içecek markası zaten reklam yapmaktadır. Ancak bu reklam, merkezine çocukları koyduğu ve de pahalı olduğu için diğerlerinden çok daha fazla tepki çekti. Ben de sırf bu tarz tepkileri önlemek adına bu şekilde çocuklara nokta atış yapan bir reklam yerine daha genel bir reklam tercih edilebilirdi diye düşünüyorum.

Ben bu reklamı daha ilk gördüğümde aileler tarafından tepki göreceğini tahmin etmişken Maret pazarlama departmanındakiler bunu tahmin edemediler mi? Tabii ki ettiler. Peki bunu gördükleri halde neden reklamı çektiler? 2 sebep olabilir. Ya reklamın pazarlama yönü güçlü olduğu için diğer boyutları önemsemediler, ya da bu sosyo-ekonomik boyutu “her zaman olmaz peki tamam, haftada 1 gün Maret olsun” cümlesi ile bertaraf etmeye çalıştılar.

Sizin görüşünüz nedir? Sizce pazarlama açısından gayet başarılı olduğu için Maret doğruyu mu yaptı yoksa işin sosyo-ekonomik boyutunu da göz önünde bulundurması mı gerekirdi?

Not: Twitter arama kutucuğuna “maret reklam” yazarak yapılan yorumları görebilirsiniz.

CEVAPLA