Aygaz Otogaz Israrla Performans Diyor!

Aygaz Otogaz son birkaç yıldır “yüksek performanslı otogaz” konumlandırmasını sahiplenerek akıllı, başarılı ve son derece tutarlı işler yapıyor. Son olarak birkaç gün önce yayınlanmaya başlanan reklamı da bu tutarlılığın son göstergesi…

Aslında jenerikleşen ismiyle biz Aygaz’ı tüp gaz markası olarak biliyoruz. Fakat 2009 yılından itibaren oto gaz işine de el attılar. Pazarda kendi gibi tüp gaz kökenli olan Mogaz ve İpragaz’ın yanı sıra  Aytemiz’de yer alıyor. Ayrıca benzin satan petrol şirketlerin hemen hemen hepsi aynı zamanda oto gaz da satıyor. Bu markalar zaman zaman reklam kampanyaları yaptılar fakat Aygaz’ın son birkaç yıldır yürüttüğü tutarlı çalışmalar markayı bir adım öne çıkardı bence. Bir dönem doğru bir stratejiyle Ntvspor kanalında yoğun reklam yayınlayan Mogaz’ın yerini şu anda özellikle bilgilendirici spotlarıyla Aygaz’ın aldığını görüyoruz. Mogaz “Git git bitmez” diyerek ekonomikliğe vurgu yapıyordu o dönem.

Şimdi önce şu son reklamı konuşalım sonra da öncekilere bakarız.

“1 milyonu aşkın kullanıcının tercih ettiği ekstra performans, Aygaz Otogaz” adlı reklamda uzaktan kumandalı arabalarıyla birbirlerine hava atmaya çalışan çocuklardan bir tanesinin kazanması çerçevesinde, Aygaz Otogaz’ın  otomobile sağladığı performans eğlenceli bir durumla resmediliyor. Çocuklar birbirleri arasında ciddi bir rekabet içindeler ve içlerinde en küçük olan çocuk babasının ve Aygaz Otogaz’ın sunduğu ekstra performans sayesinde rekabetten galip çıkıyor.

http://www.youtube.com/watch?v=CAQhs6yzDGA

Fikir, uygulama, müzik hepsi çok güzel. Kış aylarında yayınlanan kar topu temalı reklamın devamı olarak çekilen bu reklam en az o reklam kadar beğeni topladı bence. Performansı bu şekilde keyifli ve eğlenceli anlatmak çok doğru bir strateji. Temiz, pür, pak..Reklamı ilk izlediğinde hemen anlıyorsun markanın ne demek istediğini. “Otomobiliniz bir uzaktan kumandalı araba kadar manevra kabiliyetine sahip olsun isterseniz Aygaz Otogaz’ı kullanmalısınız” diyor. Ürünün vaadini net ve eğlenceli bir şekilde aktarıyor. Ülkemizde orta ve altı SES grubuna mensup 24-44 yaşları arasında otomobilinde modifiye meraklısı olan, Hızlı ve Öfkeli serisine bayılan, Underground 2-  Need For Speed Carbon- Hot Pursiut gibi oyunları saatlerce oynamış (bu seçenek özellikle genç kesim için geçerli)geniş bir kesim var. Bu insanlar ekonomik sebeplerle genellikle otogaz kullanıyor. Böyle bir durumda da Aygaz Otogaz’ın performans vaadi bu kesimde karşılık bulabilir.

 modifiye araba

Ayrıca otogaz zaten 2.5 TL civarındaki fiyatıyla zaten ekonomik olarak algılanıyor. Bu çerçevede bir kez daha ekonomiklik vurgusu yapmak çok doğru gelmiyor. Otogaz’ın dezavantajı olarak gösterilebilecek düşük performans konusunda bir alanda markayı konumlandırmak bu dezavantajı bertaraf etmek açısından mantıklı olabilir. Çünkü otogaza mesafeli olanlar muhtemelen performans konusunda zihinlerinde soru işareti olduğu için bu düşüncedeler. Bu açılardan da düşünüldüğünde başarılı bir strateji olduğunu düşünüyorum.

İlk reklamda da çocukların kar toplarından kaçmakta kararlı olan bir adamın Aygaz’ın yardımıyla çocukları nasıl alt ettiği gösteriliyordu. Bu reklamı izlerken bir anda kendinizi o rekabetin içinde buluyorsunuz ve çocukların başarısız olmasını istiyorsunuz. Çok eğlenceli ve mesajı net bir şekilde iletebilen bir reklam.

İki reklamda da kullanılan müzik ve oyuncu aynı. Jason Tahincioğlu bir dönem Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu Başkanlığı yapan Mümtaz Tahincioğlu’nun oğlu ve F3 pilotudur. Bu iki reklamda da Aygaz’lı otomobili o kullanıyor. Reklamda kullanılan müzik de reklamdaki heyecanın daha etkili bir şekilde izleyiciye geçmesini sağlıyor.

http://www.youtube.com/watch?v=zkp5JPT3rxA

Bu iki reklamdan da önce yine çok başarılı bir reklam daha vardı. Hatta 2011 Effie’de Bronz Effie aldı bu reklam. “Aygaz Otogaz Takip” adlı reklamdan bahsediyorum. Hırsızlar, polis, basın mensupları ve basının annesi amansız bir takibin ortasında sırayla Aygaz’a uğrayıp oradan otogaz alıyorlardı. Bu reklamda çok keyifliydi. Ödülü hak etmişti.

http://www.youtube.com/watch?v=rfxe0UrdiB4

Bahsettiğim 3 reklamda da Koç grubunun satışını yaptığı Alfa Romeo, Ford, Fiat markalı araçların kullanılması da dikkat çeken bir ayrıntı.

Bu 3 reklam Aygaz Otogaz’ı otogaz diğer adıyla LPG pazarında farklı bir noktaya yerleştirme konusunda bir başlangıç olarak kabul edilmeli. Şu anda rakiplerinden tamamen farklılaşmıştır demek için erken. Yalnız bu şekilde tutarlı ve keyifli işler devam ederse bunun olmaması için bir sebep gözükmüyor. Tutarlılık ve bütünleşik iletişim bu aşamada çok önemli. TV’nin dışında diğer araçlar ve diğer pazarlama iletişimi öğeleri de kullanılmalı.

Ayrıca sunu da belirtmek isterim. Aygaz Otogaz’ın haber kanallarında ve Ntvspor’da yayınladığı bilinçlendirme reklamları pazarı genişletme amacıyla yapılmış çalışmalar. LPG’nin özelliklerinden bahsediliyor o reklamlarda. Bu çabayı da ayrıca takdir etmek lazım.

 geleceğin yakıtı

Son olarak reklamların künyesini verip markayı ve ajansı tebrik ederek bitirelim.Tebrikler Aygaz, Tebrikler TBWA…

 Reklamveren: Aygaz

Aygaz Pazarlama Direktörü: Ercüment Polat

Aygaz Otogaz Pazarlama Müdürü: Burcu Cihan Işık

Aygaz Otogaz Pazarlama Sorumlusu: Aycan Gündüz Varol

Reklam Ajansı: TBWAİstanbul

ECD: Emre Kaplan

Yaratıcı Ekip: Ali Şener, Yiğit İrde ve Metin Akın

Marka Ekibi: Aslı Ceren Aksak, Canan Ayvacı ve Müge Bozkurt

CSO: Toygun Yılmazer

Stratejik Planlama Ekibi: Tuğyan Çelik ve Ceren Şehitoğlu

Prodüksiyon Ekibi: Ceyda Kayaçetin, Pelin Güneş ve Gizem İnan

Prodüksiyon Şirketi: Depo Film

Yönetmen: Thor

Post Prodüksiyon: İmaj

Müzik: Opus Audio

Medya Ajansı: Universal McCann

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık bölümünden 2013 yılında mezun oldum. Marka İletişimi ve Stratejik Planlama üzerine çalışmalar yapıyorum. Bu topraklarda dünya markası çıkarma gönüllüsüyüm. Ayrıca siyasete, bilime ve tarihe özel bir ilgim var.

Bir Cevap Yazın

12 Milyar Farklı İçerikte Şampuan Sunan 110 Milyon Dolarlık Girişim

Kozmetik dünyası, tüketicileri her geçen gün yeni ürünlerle tanıştırıyor. Markaların hepsi de en iyi ürünün kendilerininki olduğunu iddia ediyor ve müşterilerinin bugüne kadar yaşadıkları kişisel bakım sorunlarını kökünden çözdüğü konusunda kendisine güveniyor. Fakat adı üstünde, “kişisel” bir bakım söz konusuysa ve her insanın farklı ihtiyaçları olduğunu da kabul etmemiz gerektiğine göre, bireye özel bir çözüm bulunması gerekmiyor mu? Function of Beauty adlı girişim, işte bu noktayı yakalayarak yepyeni bir vaatle tüketicilerin karşısına çıkıyor ve “Kendi şampuanını kendin seç!” diyor.

Geçen yılın ekim ayında kurulan New York merkezli girişim, tüketicilerin saç özelliklerini ve sahip olmak istedikleri saç tipini göz önüne alarak onlara özel formüllü şampuanlar hazırlıyor. Örneğin pürüzsüz ve parlak bir saç istiyorsanız ayrı, önceliğiniz hacimli ve düz bir saç ise ayrı bir formülü size öneriyor.

Girişim hızlandırma platformu Y Combinator’dan çıkarak, bir yıldan da az bir sürede büyük ilerleme kaydeden girişimin son olarak 12 milyon dolarlık bir gelire ulaştığı biliniyor. Hatta şirkete yakın bir kaynak, Function of Beauty’nin piyasa değerinin 110 milyon doları bulduğunu öne sürüyor.

Function of Beauty şampuanları, tüketiciye özel pazarlamanın başarılı bir örneği olarak karşımıza çıkıyor.

Şirketin CEO’su Zahir Dossa, Function of Beauty’i kurma fikrinin, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT), e-ticaret ve değer zincirinin iyileştirilmesi konularında yaptığı tez çalışması sırasında oluştuğunu söylüyor. Kişisel bakım endüstrisinin çok fazla gündemde olan bir alan olmasına rağmen, değer zincirinin son yüz yıldır neredeyse hiç değişmediğini fark etmesiyle sürecin başladığını belirten Dossa, bu noktadan hareket edip saç bakımına odaklanan ve tüketiciye doğrudan ulaşan bir girişim başlatmaya karar vermiş. Sayısız farklı saç tipinin olduğu günümüz dünyasında tüketicilerin de farklı istekleri olduğunu bilen Dossa, kişiye özel şampuanların bu boşluğu dolduracağını düşünmüş.

Saç bakımı konusunda farklı isteklere cevap veren tam 12 milyar farklı içerikte şampuan sunan şirket aynı zamanda, 5 çeşit renk ve 4 tür koku özelliği de sunuyor. Tüketicilerin kendine özel şampuan sipariş etmeleri süreci ise oldukça basit. Function of Beauty’nin internet sitesini ziyaret eden tüketiciler, burada küçük çaplı bir testle karşılaşıyor. Testte yer alan sorulara cevap vererek saç tipleri, saç yapıları ve saç derisi nemi bilgilerini veren ziyaretçiler ardından hacimli saç, uzunluk vb. noktalardaki isteklerini belirtiyor. Son adımda ise şampuanın rengini ve kokusunu seçiyorlar. İnternet sitesi, bu yanıtları bir algoritma üzerinden değerlendirerek tüketiciye özel formüllü şampuanı belirliyor.

Müşteriler, ihtiyaçlarına özel şampuanı kolayca satın alıyor.

Function of Beauty, satış vaadi konusundaki başarısını müşteri memnuniyeti alanına da taşıyor. Sipariş veren müşteriler, şampuanı deneme olanağına da sahipler. Yani şampuanı deneyip memnun kalmadıklarında ürünü iade edip kendine daha uygun yeni bir formülü ücretsiz olarak alabiliyorlar. Şirketin ayrıca, bir abonelik sistemi de bulunuyor ve yeni ürünler çıktıkça abonelerine, sipariş vermeleri beklenmeden şampuanları gönderiliyor.

Dossa, satın aldıkları şampuanların nasıl yapıldığını görmek isteyen sâdık müşterileri için özel alanlar ayırarak çevrimiçi ortamdaki hızlı büyümeyi, fiziksel ortamda da küçük çaplı bile olsa sürdüreceklerini söylüyor.

Function of Beauty, belki de bireye en çok inmesi gereken ama bugüne dek bu noktada beklenen performansı gösterememiş bir alanda, yani kişisel bakım konusunda dikkat çekici ve günümüz tüketicisini yakalayan bir strateji çizmiş. Bu doğrultuda hazırladığı şampuanlarla da kişiye özel pazarlamada önemli bir başarı yakalamış. Bakalım şirket, gelecek dönemlerde hangi yeni ürünlerle karşımıza çıkacak. Peki sizce, hangi sektörler kişiye özel ürünler çıkarmada yüksek potansiyel taşıyor?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Barter Sistemi Nedir ?

Barter Nedir?

Eğer daha önce kullanmadığınız ve çok sevmediğiniz oyuncaklarınızı başka oyuncaklarla takas yaptıysanız, siz çoktan barter sistemine dahil olmuşsunuz demektir. Barter para olmadan bir servis karşılığı ya da bir ürün karşılığında yapılan takas sisteminin adıdır. Bu tarz bir takas yöntemi çok eski uygarlıklar tarafından kullanılmış ve hatta hala bazı kültürler tarafından bu sistem kullanılmaktadır. Örneğin pizza malzemelerinden biri olan parmesan peyniri hala Kuzey İtalya ve Romanya’da para alternatifi yerine kullanılıyor yani barter sistemi ile alınıp veriliyor.

Barter sistemini basit bir örnek ile düşünelim; biz bir halı mağazası sahibiyiz ve iş yerimizin ışıklandırmasını değiştirmemiz gerekiyor ancak bunun için bütçemiz yok. Biz ise bir elektrikçiyle anlaşıp bizim ışıklarımızı değiştirmesinin maliyeti karşılığında elektrikçiye aynı değerde iş yerinin halılarını döşemeyi teklif ediyoruz. Sonuç olarak para kullanmadan ticaret gerçekleşmiş oldu yani barter sisteminden yararlanmış olduk.

Dünyada barter örnekleri:

Çay Blokları

 

 

 

 

 

 

Asya ülkeleri tarafından ikinci dünya savaşı sırasında çay blokları para yerine kullanılıyordu. Moğolistan, Tibet ve Sibirya 19. yüzyıldan itibaren 1935 yılına kadar hayvan alımlarında ve vergi ödemelerinde de kullanılıyordu. Çay blokları o dönemde 1 rupi değerine denk gelmekteymiş . Hatta çay blokları bu bahsi geçen ülkelerin paralarından daha değerli bir haldeydi.

Permesan Peyniri

Pizzalardan aşina olduğumuz permesan peyniri hala Kuzey İtalya ve Romanya’da barter yapılarak kullanılıyor. 1 baş permesan peynirinin 300 dolara denk gelmesinden dolayı İtalya’da olan Banco Emiliano Bankası teminat olarak bu peynirleri kabul ediyor. Neden bu kadar değerli olmasının sebebi ise 1 baş permesan peynirinin 2-3 yıl içerisinde oluşmasından kaynaklanıyor. 2009 yılında 187 milyon dolar değerinde peynir rezervine sahip olan bankaya bir çok kez soygun girişiminde bulunulmuştur.

Mobil Dakikalar

2011 yılından itibaren Mısır, Nijerya, Hindistan Güney Afrika ve Gana gibi ulusal para birimi hiperenflasyon etkisinde olan ülke vatandaşları telefon dakikalarını alışverişlerde kullanabiliyor. Yani barter sistemini ülke insanları kontörlerle sağlıyor.

Barter sisteminin avantajları ve dezavantajları:

Avantajlar:

  • Esneklik: Barter sisteminin ilk avantajı esnekliktir. İstediğin ya da satın almayı planladığın ürünü nakit kullanmadan her hangi bir ürün veya servisle temin edebilirsin.
  • Vergiler: Barter sistemi vergilendirilebilir bir sistem olmadığı ya da henüz vergilendirmenin bir yolu bulunmadığı için barter sistemini kullanarak vergi ödemeden muaf olunabilir.
  • Döviz rahatlığı: Uluslar arası her hangi bir barter sistemi ile yapılmış ticarette döviz kaynaklı bir sorunla karşılaşılmaz.
  • Basitlik: Son ama en önemli avantaj barter sisteminin çok basit olmasıdır. Kazan-kazan biçiminde ilerler.

Dezavantajlar:

  • Lojistik sorunları: Barter sistemi kullanılarak yapılmış her hangi bir işlemin (özellikle uluslar arası olanlar) lojistiğinde riskler her zaman olaya dahildir.
  • Vadeli gibi bir alternatif olmaması: Vadeli yapılan işlemlerde çek veya senet kullanıldığından her hangi bir vadeli işlem kabul görmez bu sistemde.
  • Bölünemezlik: Diğer bir dezavanajda bütün ürünler veya servisler bölünebilir olmamasıdır. Örneğin bir galericinin bir araba karşılığında galerisini boyatmasında değer eşliği bulunması çok zordur

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link