Asansörlerin Reklam Mecrası Olarak Kullanıldığı Yaratıcı Fikirler

Reklamdan hiçbir şekilde kaçamadığımız bir çağda yaşıyoruz. Gün içinde sosyal medyada dolaşalım diyoruz her üç içerikten biri reklam, internetteyiz araştırma yapacağız sağdan soldan pop-up’lar yakamızı bırakmıyor, lavaboya giriyoruz kapıyı kapatıyoruz bir bakıyoruz kapının arkasında kocaman bir poster “A mağazasında tüm ürünlerde %20 indirim” ve yine reklam.

Durum böyle olunca tüketicideki tüm seçicilik aşınmış, çoğu reklamın farkında bile olunmadan, geçip gitmesine sebep olmuştur. Bu da elbette başarısız reklam kampanyalarının öncelikli nedeni olmuştur.

Diğer yandan bu durum reklamcıların işlerini oldukça zorlaştırmıştır. Onlarda, kullanılmışın çok ötesinde daha farklı yöntemlerle bu reklamları karşımıza çıkarma ihtiyacını doğurmuştur. Bu yazıda sizlerle bu ihtiyacın doğurduğu yaratıcılık ile asansörleri sadece bir taşıma aracından çıkartarak ilginç bir reklam aracına nasıl dönüşür, onu göreceğiz.

1. Sabina Stobrawe – Boşanma Avukatı

2. Oreo – En Güzeli Süte Bandırarak Yemek

3. Fitness Company – Zayflamalısınız!

4. Gillette Mach3 – Keskin Bıçaklar

5. Saçlarınızı Kaybetmekten mi Korkuyorsunuz?

6. Becel – Harekete Geç!

7. Durex – Daha Şekilli

8. Bu Bıçaklar İle Bir Istakozu Kolayca Ortadan İkiye Ayırabilirsiniz

9. Bir Forklift Markasından Zekice Hareket

10. Kilolu Olmak, Hayatı Zorlaştırmıyor mu?

11. Coca Cola Zero – Bardaklar Boş Kalmasın

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Şeffaf Ürünlerin Çıkmasına Neden Olan Pazarlama Akımı: Clear Craze

  • 1980’li yılların sonu ve 1990’lı yılların başında birçok ürünün şeffaf versiyonlarının çıkmasına neden olan ve “clear craze” adı verilen bir pazarlama akımı vardı.
  • Clear craze ile birlikte yayılan bu şeffaf ürün anlayışı, içecek sektöründe mümkün olduğunca katkı maddesi içermeyen ürünlerle kendini gösterdi ve birçok içecek üreticisi, ürünlerinin bir de şeffaf ya da başka bir ifadeyle sağlıklı versiyonlarını piyasaya sürdü.
  • Pepsi, Coca-Cola, P&G, Gillette ve Nintendo gibi birçok marka, bu pazarlama akımı doğrultusunda yeni şeffaf ürünlerini satışa çıkardı.
  • İlgili Yazı: 2018’de Gerçekleşmesi Beklenen Dijital Pazarlama Trendleri

Şeffaf modası” olarak Türkçe’ye çevirebileceğimiz clear craze, 1980’li yılların sonu ve 1990’lı yıllarda etkisini gösteren ve birçok ürünün şeffaf ya da başka bir deyişle renksiz versiyonlarının çıkmasına neden olan bir pazarlama akımıydı. Bu pazarlama akımı doğrultusunda birçok içeceğin, kişisel bakım ürününün, hatta elektronik cihazın şeffaf versiyonları piyasaya sürüldü. Asitli içecekler, biralar, ağız çalkalama suları, deodorantlar, tıraş kremleri, hesap makineleri, kol saatleri, televizyon setleri, video kaset kayıt cihazları ve daha fazlası… Üreticiler tarafından hepsinin şeffaf versiyonları çıkarıldı.

Clear craze ile birlikte yayılan bu şeffaf ürün anlayışı, içecek sektöründe mümkün olduğunca katkı maddesi içermeyen ürünlerle kendini gösterdi ve birçok içecek üreticisi, ürünlerinin bir de şeffaf ya da başka bir ifadeyle sağlıklı versiyonlarını piyasaya sürdü. Katherine Reinhard’ın 15 Şubat 1993 tarihinde The Morning Call isimli gazetede yayımlanan yazısına göre ise o zamanlar bu akımı takip eden kişiler, clear craze’in açık bir şekilde bir pazarlama taktiği olduğunu iddia ettiler. Yani onlara göre, piyasaya sürülen şeffaf ürünler, eski versiyonlarına göre daha saf ya da daha güvenli değildi.

Reinhard’ın yazısında belirttiğine göre, New York’ta yer alan Trends Research Institute‘nün (Trendleri Araştırma Enstitüsü) müdürü olan ve Fortune 500 şirketleri için trendleri takip eden Gerald Celente, bu konuyla ilgili olarak şu şekilde bir açıklamada bulundu:

Bu, pazarlamacıların mevcut ürün gruplarından daha fazla satış elde etme girişimi. Yaptıkları şey, şeffafın saflık anlamına geldiği inancı altında ürünlerin yeniden formüle edilmesidir. Bu çok sığ bir görüş.”

Bununla birlikte Gerald Celente, halkın renksiz ürünler talep ettiğini düşünmediğini ifade etti. Ancak buna rağmen Celente, insanların şeffaf ürünlerden uzak duracağını da düşünmüyordu. Celente bu görüşüyle ilgili olarak “Bu başarılı olacak. Onların ürünlerini destekleyecek.” dedi.

Gerald Celente’nin söylediği gibi ürünlerdeki bu şeffaflık anlayışının ne kadar başarılı olduğu tartışmaya açık bir konu, ancak pek çok marka bu trendi takip ederek ürünlerinin şeffaf versiyonlarını piyasaya sürdü ve bu trend uzun bir süre devam etti.

Crystal Pepsi

Pepsi, clear craze döneminde yaptığı pazar araştırması sayesinde tüketicilerin daha hafif ve daha az tatlı olan, koruyucu madde içermeyen ve de kafeinsiz olan hafif içecekler aradığını keşfetti. Bunun üzerine Pepsi, 1992 yılının ortalarında Crystal Pepsi adında şeffaf bir içecek piyasaya sürdü.

O zamanki Pepsi Halkla İlişkiler Müdürü Gary Hemphill, piyasaya sürülen Crystal Pepsi’nin kafein ya da koruyucu madde içermediğini açıkladı. Buna rağmen Gary Hemphill, normal Pepsi’nin de koruyucu madde içermediğini ve kafeinsiz Pepsi’nin zaten piyasada bulunduğunu kabul etmek zorunda kaldı. Ayrıca Pepsi Halkla İlişkiler Müdürü, bu tatta karar kılana kadar 3000 farklı formülü denediklerini de sözlerine ekledi.

Sonuç olarak Crystal Pepsi beklenen satış rakamlarına ulaşamadı ve Pepsi’nin fiyasko ürünlerinden biri olarak tarihe geçti. Crystal Pepsi’nin neden başarısız bir ürün olduğuyla ilgili olarak geçtiğimiz aylarda paylaştığımız yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Tab Clear

Pepsi’nin şeffaf içeceği Crystal Pepsi, satışa sunulduğu ilk zamanlarda oldukça iyi bir ivme yakaladı. Öyle ki, içecek piyasaya sürüldüğü ilk yıl içerisinde ABD’deki soft içecek pazarının %1’ini eline geçirdi. Coca-Cola da en büyük rakibinin bu başarılı ürününe karşılık olarak fazla gecikmeden Tab Clear isimli benzer bir içecek piyasaya sürdü. 14 Aralık 1992 tarihinde ABD’de, Ocak 1993’te Birleşik Krallık’ta ve Mart 1993’te Japonya’da piyasaya sürülen Tab Clear, diğer soft ve şeffaf içeceklerin aksine kafein içeriyordu ve şirketin belirttiğine göre, normal kola tadına sahipti.

Başlangıçta tüketicilerden olumlu tepkiler alan Tab Clear ile ilgili olarak Mart 1993’te paylaşılan bir yazıda, soft içeceğin sadece teneke kutularda satılacağı belirtiliyordu. Ki bu karar oldukça garipti, çünkü o dönemde piyasaya sürülen renksiz içeceklerin hepsi şeffaf şişelerle satışa sunuluyordu. Zira bundaki amaç, ürünün şeffaflığını ön plana çıkartmaktı. İlk piyasaya sürüldüğü zaman olumlu eleştiriler almasına rağmen, Tab Clear kısa süre içerisinde dibe çakıldı. 1994 yılında içeceğin üretimine son verildi ve o da rakibi Crystal Pepsi gibi başarısız bir ürün olarak tarih sayfalarındaki yerini aldı.

Ivory Clear

Clear craze döneminde, bu akıma uygun olarak bir ürün piyasaya süren markalardan biri de geniş yelpazede tüketim ürünleri üreten Procter & Gamble ya da kısa ismiyle P&G idi. Şirket, 1993 yılında Ivory Liquid isimli bulaşık deterjanının şeffaf versiyonu olan Ivory Clear’ı piyasaya sürdü. P&G, yeni bulaşık deterjanının eski versiyona göre daha saf olduğuna yönelik açıklamalar yapmaktan kaçındı.

P&G şirketi adına açıklama yapan Lynn Hailey, Ivory bulaşık deterjanının artık şeffaf bir şişede şeffaf bir ürün olarak satıldığını ve bu sayede müşterilerin, ürünün yeniden formüle edildiğini anlayabildiklerini ifade etti. Hailey, ilk olarak 1957 yılında piyasaya sürülen Ivory Liquid ürününün formülünün önceki yıla (1992 yılı) kadar kadar hiç değiştirilmediğini, bir önceki yıl ise ürünün yağ sökme gücünün artırıldığını ifade etti. Hailey, ürünün formülünde yapılan bu değişimle ilgili olarak “Bu değişikliği vurgulamamız gerekiyordu. Bunu yapmamızın yollarından biri, şeffaf bir ürüne ve şeffaf bir şişeye sahip olmaktı.” dedi.

Gillette Series

Erkeklere yönelik kişisel bakım ürünleri çıkartan Gillette de clear craze’e kayıtsız kalmayan markalardan biriydi. Gillette, o dönem Gilette Series adı altında deodorant, anti-perspirant (roll-on), tıraş köpüğü, tıraş sonrası kremi gibi şeffaf renkli erkek bakım ürünlerini piyasaya sürdü. Ancak o dönem piyasaya sürülen diğer şeffaf ürünlerin birçoğunun aksine, Gillette’in bu şeffaf ürünleri günümüzde hala satılıyor.

Gillette o dönem, bu şeffaf ürünlerin, renkli versiyonlarına göre belirgin avantajları olduğunu düşünüyordu. Hatta dönemin Gillette İletişim Müdürü Michelle Szynal, bu konuyla ilgili olarak “Birçok erkek deodorantların ve anti-perspirantların bıraktıkları beyaz pul pul kalıntılardan gerçekten nefret ediyor. Bu yeni şeffaf jel ürünlerle pul pul kalıntı derdi kalmıyor.” şeklinde bir açıklama da yaptı. Buna rağmen Szynal, yeni şeffaf ürünlerin, Gillette’in bir diğer ürünü olan Right Guard‘dan daha saf ve daha etkili olmadığını da ifade etti ve “Saf bir ürün iddiasında bulunmuyoruz.” dedi.

Zima

Coors Brewing Company isimli bira üreticisi tarafından üretilen ve ilk olarak 1993 yılında piyasaya sürülen Zima, şeffaf ve hafif gazlı bir alkollü içecekti. Bu malt içeceği, o zamanlar biraya bir alternatif olarak pazarlandı. Coors Brewing Company, Zima’nın piyasaya sürüldüğü ilk yıl içerisinde pazarlama kampanyaları için toplamda 50 milyon dolar harcadı ve bunun sonucunda ABD’de alkollü içecek tüketen insanların yaklaşık olarak yarısını Zima’yı denemeleri için ikna etti. Brandweek isimli dergi, Zima’nın zirve yaptığı 1994 yılında, içeceğin piyasaya sürüldüğü tarihten o zamana kadar toplamda 1,2 milyon varil sattığını bildirdi.

2000’li yılların sonlarına doğru Zima’nın turunçgil, mandalina, ananas – turunçgil, böğürtlen ve yeşil elma olmak üzere beş farklı çeşidi piyasaya sürüldü. 20 Ekim 2008 tarihinde ise MillerCoors, alkollü içeceğin ABD’deki üretiminin sonlandırıldığını duyurdu. Buna rağmen Zima, Japonya’da satılmaya devam etti. Geçtiğimiz yıl ise MillerCoors, Zima’yı sınırlı bir süre için ABD’de tekrar satışa sundu. Hatta Zima’nın geri dönüşüne özel olarak bir reklam filmi bile yayımlandı.

Nintendo Game Boy “Play It Loud” Series Clear Edition

Japon oyun konsolu ve video oyunu üreticisi Nintendo, ilk olarak 21 Nisan 1989 tarihinde Japonya’da piyasaya sürdüğü ve dünyanın gelmiş geçmiş en çok satan oyun konsollarından biri olan Nintendo Game Boy’un “Play It Loud! Series” ismindeki renkli kasalara sahip yeni modellerini 20 Mart 1995 tarihinde piyasaya sürdü. Orijinal Nintendo Game Boy ile aynı teknik özelliklere sahip olan bu yeni Nintendo Game Boy Play It Loud! modellerinden biri de şeffaf kasaya sahip olandı. Bu model, Birleşik Krallık’ta zaman zaman X-Ray olarak da isimlendiriliyordu.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Lipton’un “Konuşalım Artık” Araştırması Yayınlandı

  • Lipton’un TV’de yayınlanan ve uzunluğuyla adından söz ettiren reklam kampanyası “Konuşalım Artık” için yapılan araştırma  sonuçları yayınlandı.
  • Araştırmaya katılanların yüzde 92’si yüz yüze iletişimi “daha gerçek, kaliteli ve tatmin edici” olarak tanımlarken, insanların artık yeterince sohbet etmediğini de söylüyorlar.
  • Katılımcılar fiziksel yakınlığın güven ve mutluluk hissi verdiğini söylerken 10 kişiden 9’u iletişimin azalmasının yalnızlık hissini artıracağını, samimi sohbetlerin ise hayatı zenginleştirdiğini ifade ediyor.
  • Reklama ilgili yazıdan ulaşabilirsiniz; Lipton Türkiye’den Türk Televizyon Tarihinin En Uzun Reklamı

Lipton’un Türkiye’nin 12 ilinden 800 kişinin katılımıyla gerçekleştirdiği “Konuşalım Artık Araştırması” sonuçlarına göre dijital ortamlarda iletişimin artmasına rağmen hala yüz yüze iletişim daha değerli bulunuyor. Araştırmaya katılanların yüzde 92’si yüz yüze iletişimi “daha gerçek, kaliteli ve tatmin edici” olarak tanımlarken, insanların artık yeterince sohbet etmediğini de söylüyorlar. “Paylaşmak” kelimesi ise insanlar arası paylaşımlardan çok “sosyal medyada içerik paylaşımı” olarak algılanıyor.

Tüm dünyada çay tutkunlarının vazgeçilmezi olan Lipton, “hayatı fark et” platformu altında hazırladığı ve yakın çevremizdeki insanlarla kurduğumuz iletişimin hayatımıza kattığı değere vurgu yaptığı “Konuşalım Artık” kampanyasıyla dikkatleri üzerine çekmişti. Lipton bu kampanya kapsamında gerçekleştirdiği araştırma ile de Türkiye’nin iletişim alışkanlıklarına daha yakından bakıyor. Türkiye’de 12 ilden 800 kişinin katıldığı araştırma sonuçları, internette daha çok paylaşımda bulunsak da hala yüz yüze iletişimi daha değerli bulduğumuzu ortaya koyuyor. Araştırmaya katılanların yüzde 92’si yüz yüze iletişimi daha “gerçek”, “kaliteli” ve “tatmin edici” olarak tanımlarken 10 kişiden 9’u ise yüz yüze iletişimin azaldığını ifade ediyor. Araştırmanın katılımcıları yüz yüze iletişimi azaltan unsurlar arasında artan sorumluluklar, hayatın hızlı temposu ve şehirleşmeyi gösteriyor.  Bu nedenlerin arkasında ise zamansızlığın ve sosyal medyanın hayatımızdaki insanlarla temasta kalmayı kolaylaştırmasının yer aldığını belirtiyor. 10 kişiden 8’i aile fertleriyle iletişim kurmak için kaliteli zaman ayıramadığını, aynı ortamda çalışan insanların ise paylaşımlarının sınırlı olduğunu ifade ediyor.

Yüz yüze iletişim eksikliği sosyal bağları zayıflatıyor

Katılımcılar fiziksel yakınlığın güven ve mutluluk hissi verdiğini söylerken 10 kişiden 9’u iletişimin azalmasının yalnızlık hissini artıracağını, samimi sohbetlerin ise hayatı zenginleştirdiğini ifade ediyor. Katılımcılara göre “paylaşmak” kelimesi daha çok “sosyal medya üzerinden bir şeyler paylaşmak” olarak anlaşılıyor.

“Sosyal bağların kalitesi” ve “yalnızlık” dünyanın gündeminde

Sosyal bir varlık olan insanların günümüzde kurdukları sosyal ilişkilerin ve bağların kalitesi ve doyuruculuğunun yanı sıra bu alandaki eksikliklerin yarattığı yalnızlık duygusu dünyanın gündeminde yer alıyor. Bu sebeple de insanların çevre ile kurduğu bağlara ve iletişimin hayatları üzerindeki etkisine odaklanan pek çok araştırma gerçekleştiriliyor. Anlamlı ve yüz yüze iletişim eksikliği insanlarda yaygın bir şekilde “yalnızlık” duygusu uyandırıyor. Yalnızlığın hayatımızdaki insan sayısının azlığıyla ilgili olmadığının, kalabalık hayatlar yaşarken de sosyal bağların zayıflığı nedeniyle yalnız hissedebileceğimizin altını çizen uzmanlar, bu durumun fiziksel sağlığı da etkileyebileceğini söylüyor.

Prof. Dr. Üstün Dökmen: “Sosyal medya çok etkili bir iletişim aracıdır; ancak telefonla görüşmek veya yüz yüze görüşmek de en az bu kadar etkili bir yoldur.  Çünkü yüz yüze iletişimde daha zengin duygu alışverişinde bulunabiliriz.”

Üstün Dökmen: Mutluluğun temelinde insan ilişkileri yatıyor

İletişim kurmanın insanlığın yaşam kalitesini artıracağını ifade eden psikolog, yazar ve eğitimci Prof. Dr. Üstün Dökmen, “İletişim karşılıklı bir etkileşim sürecidir. Etkili iletişim bireyin kendisini tanımasına, tutumlarının farkında olmasına olanak sağlar. İnsanlar sorunlarını ancak iletişim ortamlarında fark edebilir ve çözerler. Yani iletişim kişinin bireysel anlamda gelişmesinin anahtarlarından biridir” dedi. Yeni teknolojilerin hızla geliştiğine ve farklı iletişim platformları sunduğuna da dikkat çeken Dökmen, sözlerine şöyle devam etti: “Teknolojinin gelişmesiyle birlikte insan insana iletişim gelişiyor ancak bir yandan da yüz yüze iletişim geriliyor. Sürekli çevrim içi olsak da derinliği olan paylaşımlarımız azalıyor. Oysa ki mutlu olmamızın temelinde yatan en önemli faktörlerden biri ise çevremizdeki insanlarla aramızdaki tatmin edici ilişkiler. İnsanlarla bir arada oldukça konuşuyor, kafa kafaya verip fikir alışverişinde bulunuyor ve bilgiler ediniyoruz; yani gerçek anlamda zenginleşiyoruz. Kurduğumuz sosyal ilişkilerin ve insanlarla aramızdaki bağların hem zihinsel hem de fiziksel sağlığımızı etkilediğini unutmamamız gerekiyor”.

“Günlük telaşlar arasında çok az iletişim kuruyoruz”

Lipton’un DNA’sında “sosyalleşmek” olduğunu vurgulayan Lipton Pazarlama Direktörü Gamze Öztoygar Masia, Konuşalım Artık Araştırması’nı da bu sebeple gerçekleştirdiklerini ifade etti: “Günlük telaşlar arasında farkında olmadan çok az iletişim kuruyor, çok az gerçek paylaşımda bulunuyoruz. Oysa ki hayatımıza değer katan anlar sevdiklerimizle bir araya geldiğimizde kurduğumuz bağlarda ve paylaştıklarımızda saklı. Yaptığımız araştırma ile bu iç görümüzün toplumsal olarak da karşılığı olduğunu bir kez daha gördük. İletişim yaptığımız işin bir parçası çünkü çay insanları birleştiren, sohbetlere ortam sağlayan bir aracı. Biz bu sebeple insanlara hayatlarına anlam katan anların ve tecrübelerin daha fazla farkına varmaları için ilham vermeyi amaçlıyoruz. Bu yıl iletişim platformu olarak belirlediğimiz ‘hayatı fark et’ çatısı altında gerçekleştirdiğimiz #KonuşalımArtık kampanyasıyla herkesi bu değerli anlara daha fazla odaklanmaya, daha fazla paylaşımda bulunmaya çağırıyoruz.”

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link