Apple’dan Yeni Reklam: iPad’inizi Nerelerde Kullanırsınız?

Apple yıllardır ürünleri için reklamdan ziyade, tanıtım günlerini daha fazla önemsiyordu. Bunun yanı sıra hazırladığı reklamlarda genelde ürün özelliklerini ön plana çıkaran, laboratuvar ortamında çekilmiş görseller bulunuyordu. Ancak son reklam filminde Apple, iPad serisi için yeni ve çok farklı boyutta bir reklam hazırlattı.

TBWA imzası ile hazırlanan çalışmada, diğer tanıtım ve reklamlardan farklı olarak gerçek hayatta iPad’in kullanışlılığını ve nerelerde kullanıldığı anlatılmış. Mühendislerden sanatçılara, planör kullananlardan dağcılara kadar, her zaman ve her yerde iPad’in kullanılabileceği ve ne kadar verimli bir şekilde hayatımızın her anında yer aldığı vurgusu dikkat çekiyor. Reklama genel olarak baktığımızda ise iPad’in aslında kişisel bilgisayarların yerini alarak tüketicilerinin tüm bilişimsel ihtiyaçlarında yanlarında bulunduğu kurgusu üzerinde durulurken aslında Steve Jobs’ın önerdiği ‘PC sonrası dönem’ (Post-PC era) dönüşümünün tamamlandığı mesajı verilmeye çalışılıyor.

Diğer tanıtım ve reklam çalışmalarından çok daha farklı bir strateji ile konumlanan bu reklam çalışması ile iPad, hayatımızın yavaş yavaş vazgeçilmez bir aparatı olacağını da bizlerin gözü önüne seriyor.

http://vimeo.com/80247681

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

ODTÜ İşletme Bölümü mezunu olan Cemil Hayri Durgun, 2012 yılından bu yana Pazarlamasyon'da yazar hayatını sürdürmekte. Bunun yanı sıra 2013 yazından beri PTV direktörlüğü ve yönetim kurulu üyeliği sorumluluklarını yerine getirmektedir. Profesyonel yaşamına PepsiCo bünyesinde pazarlama ve yeni ürün süreçlerini yönetme gibi kritik bir görevde başlayan Cemil, şimdi ise kıdemli marka müdür yardımcısı olarak İçim kahvaltılık kategorisi ekibinde görev almaktadır.

Bir Cevap Yazın

Coca-Cola’dan Otobüs Bekleyen İnsanların İçini Isıtan Reklam Kampanyası

Sizlerle sık sık çeşitli markaların yaptığı yaratıcı reklam kampanyalarını paylaşıyoruz. Ve yaratıcı reklam kampanyası denilince akla ilk olarak gelen markalardan biri de dünyanın en büyük içecek üreticilerinden biri olan Coca-Cola. Şirketin Kazakistan’da gerçeleştirdiği son reklam kampanyasının da son derece yaratıcı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Coca-Cola’nın söz konusu açık hava reklam kampanyası, global reklam ajansı McCann‘in Kazakistan’ın en büyük şehri olan Almatı’daki şubesi olan McCann Almatı tarafından hazırlanmış.

Tahmin edebileceğiniz üzere, Rusya’ya komşu olan Kazakistan’da kışlar oldukça sert geçiyor ve soğuk bir kış gününde otobüs durağında otobüsün gelmesini beklemenin ne kadar büyük bir sıkıntı olduğunu bilirsiniz. McCann Almatı da bu yüzden durakta otobüs bekleyen insanların içini ısıtan bir reklam kampanyasının oldukça güzel olacağını düşünmüş ve bu kapsamda Almatı şehrinde yaratıcı bir reklam kampanyası hazırlamış.

Minnettarlık Seni Isıtır” isimli reklam kampanyası kapsamında, Almatı şehrinde bulunan bir otobüs durağı düzenlenerek bir Coca-Cola durağı haline getirilmiş ve durağa bir de ısıtma sistemi eklenmiş. Bu ısıtma sistemi, otobüs durağının iki ayrı tarafında bulunan “Teşekkür Ederim” düğmelerine aynı anda basıldığında devreye giriyor. Ancak iki düğmenin birbirine olan uzaklığından ötürü, tek bir insanın iki düğmeye birden basabilmesi pek mümkün değil. Bu nedenle insanlar, ısıtma sistemini devreye geçirebilmek için tanımadıkları kişilerden yardım istiyorlar. İşte reklam kampanyasının ismi de buradan geliyor.

Eğer Coca-Cola’nın diğer yaratıcı reklam kampanyalarını merak ediyorsanız, markanın Sırbistan’da yaptığı el yapımı kanaviçe reklam panoları ve İsveç’te yaptığı telaffuzu ödeme olarak kabul eden dünyanın ilk içecek otomatı ile ilgili haberlerimize göz atabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Steve Jobs’ın Kendi Çocuklarına Kullandırmadığı iPad, Bizim Çocuklarımıza Ne Yapıyor?

Akıllı telefonlar günümüzün vazgeçilmez-taviz verilmez kurtarılmış bölgeleri. Hepimiz orada yaşamaya öylesine alıştık ki, Vodafone’nun yapmış olduğu araştırmaya göre, günde ortalama 250 kez akıllı telefonlara bakma ihtiyacı hissediyoruz. Bu bir alışkanlıktan öte bir bağımlılık hali aslında. Ruhların üzerinde çökmüş bir karabasan misali. Yatağınızdasınız, dış dünyayı hissedebiliyorsunuz, korna çalan arabaların sesleri, bir seyyar satıcı geçiyor apartmanın önünde, duyabiliyorsunuz bunların hepsini, hatta duymanın da ötesinde, bedeniniz sanki yeni bir süper güç kazanmış gibi, duvarların arkasını dahi görebiliyorsunuz ancak hareket edemiyorsunuz. Yatağınızda sıkışıp kalmış bir durumdasınız ve elinizi dahi kaldıramıyorsunuz. Bu bir rüya hali değil eminsiniz, duyduklarınız, gördükleriniz, hissettikleriniz olduğundan daha gerçek ancak ruhunuz bedeninizi ayağa kaldırmaya yetmiyor. Ne kadar çok isteseniz de kolunuzu bile kaldıramıyorsunuz.

Bu durum hepimizin çocukluğunda mutlaka yaşadığı, halk arasında karabasan olarak bilinen, bilimsel açıdan ise uyku felci olarak adlandırılan, gayet doğal bir durum aslında. Abartılacak ya da korkulacak bir durum yok. Bugünün dünyasında, insanların yoğun olarak içine düşmüş olduğu durumun ise abartılacak, endişelenecek hatta korkulacak bir yanı var. Bu, bir alışkanlığın ya da bağımlılığın ötesinde bir durum.

 

 

İnsanoğlu hep daha az efor ile daha fazlasını elde etme eğiliminde oldu. Bugünün teknolojisinin altında yatan ve teknolojinin buralara gelmesini tetikleyen iç güdü de bu aslında bakıldığında. Ancak teknoloji artık öyle bir noktaya geldi ki, insanların yaşamını tehdit etme potansiyelinin de ötesine geçti. Amerika’da yapılan bir araştırma konunun ne kadar vahim boyutlara ulaştığını çok net gösterir nitelikte. Project Wild Thing’in yaptığı araştırmaya göre, sokakta harcanan zaman bir nesilde tam yüzde 50 oranında azaldı! Binlerce yıldır süre gelen alışkanlıkları terk etmiş, dünyayı yeniden yaratma eğiliminde olan bir nesil yetişiyor. Abarttığımı düşünebilirsiniz ancak kafanızı akıllı telefonunuzdan kaldırıp etrafınıza dikkatlice baktığınızda, bu durumu anlamanız çok sürmeyecek.

Tüm bu yazdıklarımdan teknolojinin gelişmesini zararlı ya da şeytani bulan biri olduğum anlaşılmasın. 6 yaşımda tanıştım bu sihirli dünyayla ve internete bağlı olduğunda ev telefonun meşgul olduğu dönemden beri de internetle iç içeyim. Benim anlatmak istediğim durum, tüm bu yeni teknolojilere karşı olmak ya da desteklememek değil, bu teknolojilerin insan yaşamını, binlerce yılda oluşmuş ortak kültürü, gelenekleri, hayatta kalma güdüsünü çok kısa bir sürede yok etme potansiyeline sahip olması. Çocuğunuzla balık tutmak için sandalla denize açıldığınızı ve çocuğunuzun bir kaza sonucu denize düştüğünü düşünün. Çocuğunuzun bu durum karşısında nasıl davranmasını beklersiniz? Tabi ki, hayatta kalma iç güdüsüyle çırpınmasını ve su üstünde kalmak için efor sarf etmesini. Peki ya çocuğunuz çırpınıp su üstünde kalmaya çalışmaktan ziyade hiçbir çaba göstermeyip boğulmayı en baştan kabullendiyse? İşte o zaman telaşlanır, çocuğunuzu kurtarmak için suya atlarsınız. Bu durum uç bir örnek olarak gözükebilir ancak içinde bulunduğumuz durum tam da bu aslında. Çocuğunuz suya düştü ve hayatta kalmak için hiçbir çaba göstermiyor ancak siz o kadar meşgulsünüz ki bunun farkında değilsiniz!

Gelişen teknoloji bilgiye ulaşım alışkanlıklarını da kökten değiştirmiş durumda. Yıllardır süre gelen bir söylem var: Tüm dünya bir tık ötenizde. İstediğiniz her bilgiye yalnızca saniyeler içinde ulaşmanız mümkün. Bir problem mi yaşıyorsunuz Google’a yazmanız yeterli ya da tamir edilmesi gereken bir alet var ancak nasıl yapılacağını bilmiyor musunuz? Youtube’da araştırmanız yeterli. Peki bunları yapıyor muyuz? İnsanlığın binlerce yılda oluşturduğu o bilgi hazinesine erişiyor muyuz? Yoksa tüm bunların yerine sosyal medya hesaplarımızda popüler kültüre ait yüzeysel ve tek lokmalık değersiz içerikleri tüketmeyi mi tercih ediyoruz?

Tüm bu söylediklerim sisteme yönelik bir saldırı değil aslında. Keza binlerce yıldır karşısına çıkan tüm sorunlara deneme-yanılma yöntemiyle de olsa çözümler bulmaya başarabilmiş insanoğlu, karşısına çıkan bu soruna da çözümler bulmayı elbette başaracaktır. Ancak önemli olan nokta, bu deneme-yanılma süreci içerisinde, insanoğlunun kazanmak uğruna kaybetmeyi göze aldığı değerler, yapacağı bu değiş tokuş, geleceğin hiç de umulduğu gibi bir yer olmayacağı sonucunu doğurmakta.

Toparlamak gerekirse, çocukların tablette geçebildikleri bölüm kadar zeki olarak nitelendirildiği bir dünyada yaşıyoruz artık. Düşünmeyen, sorgulamayan, fikir üretmeyen, üretmek yerine tüketmeye alışmış yeni bir nesil yetişiyor ve bu nesil, insanlığın bugüne taşıdığı tüm değerleri yıkmak için çok istekli. Peki ne yapılabilir? Yetişen bu yeni nesil nasıl üretmeye teşvik edilebilir. Aslına bakılırsa bu göründüğü kadar kolay bir iş değil ve yeni neslin kullandığı iletişim araçlarına dahi hakim olamayan, eski neslin üyeleriyle gerçekleştirilebilecek bir olgu değil. Yeni nesli üretmeye teşvik edecek insanları, ideolojileri, fikirleri yine yeni yetişen neslin içinden çıkan bireyler oluşturacak. E-ticaret dersi verip de, internetten alışveriş yapmamış profesörlerle bu işler olmaz ne yazık ki. Önemli olan yeni nesle, içinden bu tarz kişileri çıkarabilmesi için imkanlar yaratmak, onları okumaya, araştırmaya yeni fikirler üretmeye teşvik edecek altyapıları hazırlamak.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link