Apple, “Mobil Uygulamaların Olmadığı Bir Dünya”yı Anlatıyor

Bir an düşünün. Akıllı telefonunuz elinizde, şarjınız da var ama cihazınızdaki bütün uygulamalar bir anda siliniyor ve tekrar yükleyemiyorsunuz. Adeta “varlık içinde yokluk” çekiyorsunuz, ne hissederdiniz? Apple‘ın, binlerce yazılım geliştiriciyi atölye çalışmaları ve yazılım oturumlarına davet ederek kendi mühendisleriyle buluşturmak amacıyla düzenlediği Dünya Geliştiricileri Konferansı (Worldwide Developer Conference – WWDC) için hazırladığı reklam filminde bize, yazılım geliştiricilerin olmadığı bir dünyayı distopik ve gülümseten bir kara mizah anlayışıyla gösteriyor.

Reklam filmi, Apple Veri Merkezi’nde yeni işe alınan bir yazılım geliştiricinin ilk iş gününde kendisini koca koca sunucuların olduğu büyük bir odada mütevazı bir çalışma masasında bulmasıyla başlıyor. Bu sırada, çalışma alanı ve mesai düzeni hakkında bilgiler veren biri de kendisine eşlik ediyor. Buraya kadar her şey normal. Fakat macera, adamın priz ararken yanlış fişi çekerek bütün sunucuları kapatmasıyla başlıyor.

En heyecanlı yerinde yarım kalan oyunlar, mobil uygulamaların peşi sıra silinmesiyle başlayan büyük panik, karanlığa gömülen akıllı saatler, mobil cihaz ekranlarında yol gösteren haritaların bir anda yok olmasıyla yaşanan trafik kazaları, yanlış kapıyı çalanlarla devam eden trajikomik kaos, olağanüstü hâl ilanlarıyla daha da artıyor. Olan biteni kıyamet (appocalypse) olarak yorumlayan felâket tellalları da elbette eksik olmuyor. Ucuz taklitlerle karaborsaya düşen sosyal medya platformları mezatta satılıyor. Çekiçle şeker kıranların Candy Crush özleminden tutun da Tinder vitrinlerine çıkan kaslı vücutlara, Farmville’in yokluğunda manav reyonunu açanlara kadar ne ararsanız bu pazar yerinde satılıyor. Apple Veri Merkezi’ndeki çalışan ise kopardığı kıyametten habersiz, masasındaki çiçeği suluyor.

Apple’ın distopik dünyasında Tinder da yerini alıyor.

Reklam, birçok açıdan başarılı bir çalışma olarak öne çıkıyor. İlk etapta, reklam filminin gayet sıradan bir şekilde başlaması ve basit bir hatayla başlayan olaylar zinciri, izleyicilerin ilgisini tam zamanında çekiyor. Sonraki adımda ise seyircilerin “Mobil uygulamalar olmasaydı hayatımız nasıl olurdu?” sorusunu sormasını sağlıyor ve hayatımıza giren bu büyük kolaylıklardan aslında vazgeçemeyeceğimiz mesajı veriliyor. Marka bunu yaparken komik bir üslup kullanıyor ve ne istatistiklerle kafa karıştırıyor ne de ünlü birini kullanarak işin kolayına kaçıyor. Hatta tersine, belki de en zor işlerden birine soyunarak insanı gülümsetirken düşündürmeye çalışıyor.

Sosyal medya platformlarının fiziksel mekânlardaki olası karşılıklarını alaya alarak mobil uygulamalar olmadan önceki döneme göndermelerde bulunuyor. Reklamın tam da bu bölümünde Tinder sahnesinde kadınlar yerine erkeklerin vitrine çıkarılması, markanın olası cinsiyetçi tepkileri ve kadın vücudunun nesneleştirilmesi eleştirilerine alınan bir önlem olduğunu da söyleyebilirim. Elbette bu güzel kurgunun reklamın temel amacını yansıtması ve bunu kapanıştaki ifadeyle güçlendirmesi de marka adına bir mutlu son olarak karşımıza çıkıyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

2009 yılında Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden, 2015’te ise Anadolu Üniversitesi Marka İletişimi Bölümü’nden mezun olan yazar, 2013 yılından beri pazarlama ve reklamcılık üzerine çalışıyor. Geleneksel ve dijital reklam ajanslarındaki çizgi altı ve üstü çalışmalarda metin yazarlığı yapan, ulusal ve küresel ölçekte birçok markayla birlikte çalışan yazar, bir yandan da Anadolu Üniversitesi’ndeki Türk Dili ve Edebiyatı öğrenimine de devam ediyor. En büyük tutkusunun edebiyat olduğu biliniyor, şehirdeki festivalleri yakından takip ediyor. Bir gün Patagonya’ya gitmenin hayalini kuruyor.

Bir Cevap Yazın

Askeri Ürün Tedariği ile İşe Başlayan Dünyaca Ünlü 7 Marka Hikayesi

Dünyanın en ünlü markalarının geçmişleri ile alakalı ne kadar bilgi sahibiyiz? İlk ürettikleri ürünler, ilk piyasaya sürülen modelleri, ilk işlevleri nelerdi dersiniz?

Peki dünyanın en ünlü markalarının bıraktığı askeri miras hakkında bilginiz var mıdır? Markaların çoğu bunu marka geçmişlerinde detaylı olarak açıklamıyor olsa bile; bazıları kendi logolarında, web sitelerinde arka planda bu tarz bilgileri geçiyorlar.

Fakat markaların sahip olduğu askeri geçmiş öyle azımsanacak cinsten de değil, şaşırtıcı miktarda silahlı kuvvetlere ürün tedarik kısmında işe başlayan marka mevcut dünyada. Hatta segment olarak düşündüğümüzde bazıları hakikaten şaşırtıcı.

İşte onlardan bazıları ve işe ilk olarak askeri tedarikle başlayan markalar:

Jeep

1Jeep, Amerikan Chrysler otomotiv grubuna ait tescilli bir arazi aracı markası. İsmin nereden geldiği tam olarak bilinmemekle birlikte, Ford’un bir yarışma için ürettiği ‘Ford GP’den geldiğine inanılıyor. İngilizce’de GP harfleri yan yana geldiğinde, “ci pi” şeklinde seslendirilir. ‘GP’ isminin ise “General Purpose – Genel kullanım için” ya da G (Government) ve ABD’deki 4X4 sınıfını ifade eden P’nin birleşimiyle oluştuğuna inanılıyor. Yani ciipii = Jeep kelimesi doğmuş sayılıyor.

Jeep’in hikayesi II. Dünya Savaşı’yla iç içedir. Savaş koşullarında her yola gelecek, gerektiğinde uçakla taşınacak, paraşütle sahaya atılacak, nehirlerden geçecek, küçük, sağlam bir canavar gerekmektedir, işte Jeep budur. Jeep ilk olarak 1941 yılında İkinci Dünya Savaşında kullanılmak üzere üretilen bir araç olup, daha sonra çekişi ve yol tutuşundan memnun kalındığı için seri üretime geçilmiştir.


M&M

İspanya Sivil Savaşı’nda Forrest Mars Sr. askerlerin çikolatanın ellerine yapışmasını engellemek için şekerle kaplı çikolata topları yediğini gördü. Hakları 1939’da Amerikalılar tarafından satın alınınca Forrest Mars Sr. ve R. Bruce Murrie, Amerika’da zaten Smarties adında bir şekerleme olduğu için ürünlerini iç piyasada başka bir isimle tanıtmak zorunda kaldılar.

Yeni markalarını belirlemek için soyadlarının baş harflerini birleştirdiler: M & M.

M&M’ler ABD’de ilk olarak 1941’de satıldı. II. Dünya Savaşı sırasında ABD Ordusu Amerikan askerlerine bu şekerlemeyi verdi; çünkü her iklimde bozulmadan taşınabilen pratik bir atıştırmalık yiyecekti. Her bir askerin elinde bu şekerlemeden görmek mümkündü.  Bundan kısa süre sonra halka da pazarlanmaya başladı.


Ray-Ban

4Dünyanın en çok tanınan güneş gözlüğü markalarından Ray-Ban aslında işe ilk olarak Amerikan hava ordusuna gözlük üreterek başlamıştı. Yüksekten uçuş yapan pilotlarda olan baş dönmesi ve mide bulantısını önlemek için anti-parlama özelliğini piyasaya sürmesi günümüz güneş gözlüğü furyasının da başlangıcını oluşturdu aslında.

Top Gun filminin popülaritesiyle Ray-Ban Aviator’ların satışında %40 artış görüldü. 1992 Quentin Tarantino filmi Rezervuar Köpekleri, Ray-Ban takan karakterler içermektedir (en çok siyah takım elbise giyen karakterlerin Wayfarer Ray-Ban’ları George Baker’ın “Küçük Yeşil Çantalarına” taktıkları açılış kredi sahnesiyle meşhur). Ray- Ban ayrıca Men in Black filminde de kullanılmıştı.


Kotex

5Kotex ve askeri ürün? İkisini aynı kategoride bağdaştıramıyorsunuz değil mi? Aslında öyle değil. Birinci Dünya Savaşı sırasında askerlerin yaralarını sarmak adına gazlı bez tedariği sağlayarak işe başlayan Kotex, hijyenik ped ürünlerini kuruluşundan çok sonra piyasaya sürdü.

 


Hugo Boss

6Hugo Ferdinand Boss sıradan bir terziydi. 33 yaşında kendi firmasını açtı. Kendi adını taşıyan ve 30 kişi çalıştıran bu küçük firmanın dünyaca ünlü bir moda devi haline geleceğini o günlerde kimse tahmin edemezdi.

1931 yılında büyük ekonomik krizin etkileri ağır bir şekilde hissedilirken firmanın kaderi, Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’nin firmaya parti üniformalarını sipariş etmesiyle bir yol ayrımına girdi.

Firmanın kurucusu Hugo Ferdinand Boss aynı yıl Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’ne katıldı. Hugo Boss bu tarihte partinin paramiliter SS ve SA birlikleri ile Hitler Gençliği’nin üniformalarını dikmeye başladı. Firma 1938’den itibaren ordu üniformalarını da dikmeye başlayarak çok para kazandı. Sonrası, 2. dünya savaşının kaybedilmesi, çöküş ve yeniden doğuş.


Fanta

7İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyasında Coca Cola şurubu ambargosu uygulandı. Bunun üzerine marka farklı bir ad ve tadla birlikte piyasaya sürdüğü yeni formülü icat etti. Sonuç olarak “Fantasie” Kelimesinden gelen Fanta dünya çapında hizmete girdi.

 


Johnson & Johnson

8Sargı Bezinden Servete Giden Yol… 1885 yılında Robert Wood Johnson‘ın kardeşleri James Wood Johnson ve Edward Mead Johnson‘a katılarak, hem bireysel olarak hem de ameliyathanelerde kullanıma hazır sargı bezleri üretimine başlaması Johnson & Johnson’ın hikayesinin başlangıcı olarak biliniyor. İlk olarak askeri makine, ekipman ve mühimmat tamirinde kullanılan bant ihtiyacını karşılayarak iş hayatına başlayan J&J, askerler arasında Ördek Bant lakabı ile biliniyordu. Neredeyse tüm askerlerin kullandığı sargı bezi olan J&J, 2017 sonu itibarı ile dünyanın en büyük 100 şirketi arasında gösteriliyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

3 Boyutlu Yazıcı ile 8 Saatte Basılan ve Kendi Kendine Yetebilen Ev

Teknolojinin her geçen gün hızlı bir şekilde gelişmesi, birçok sektörü olduğu gibi inşaat sektörünü de etkilemeye başladı. Üç boyutlu yazıcıların hızlı üretim kabiliyetleri, inşaat sektöründe bu cihazlardan yararlanma fikrini ortaya çıkardı. Sonuç olarak son birkaç sene içinde, bir günden kısa süre içerisinde bir ya da birden fazla ev yapabilen üç boyutlu yazıcılarla ilgili birçok haberle karşılaştık.

Business Insider’ın yaptığı habere göre PassivDom isimli Ukraynalı inşaat girişimi de ev yapmak için üç boyutlu yazıcılardan yararlanıyor. Şirketin kullandığı üç boyutlu baskı robotu, ufak evlerin parçalarını basabiliyor. Cihaz, yaklaşık olarak 38 metrekarelik bir evin duvarlarını, çatısını ve zeminini 8 saatte basabiliyor. Pencereler, kapılar, tesisat ve elektrik sistemi ise daha sonradan işçiler tarafından ekleniyor.

Bu evlerle ilgili en güzel şey ise evlerin kendi kendine yetebilmesi ve mobil olması. Yani bu evler, harici bir elektrik ya da tesisat sistemine ihtiyaç duymuyorlar. Evlere bağlı olan bir batarya, güneş enerjisini depolarken havadaki nemden de su toplanıyor ve filtreleniyor. Bununla birlikte evin bağımsız bir atık su sistemi de bulunuyor.

2017’nin bahar aylarında kurulan PassivDom, sadece ABD’de 8.000’den fazla ön sipariş aldı. Şirketin ürettiği en küçük ev yaklaşık olarak 38 metrekare alana sahip ve bu modelin fiyatı istenen özelliklere göre 64.000 ila 97.000 dolar arasında değişiyor. 72 metrekarelik modelin fiyatı ise 97.000 dolardan başlıyor ve 147.000 dolara kadar çıkıyor. PassivDom, sipariş edilen ilk 100 evin ocak ayında teslim edeceğini açıkladı.

Zeminden tavana camları bulunan evler, geniş bir açık alana ve küçük bir mutfağa sahip. Mutfağın yanında ise küçük bir banyo bulunuyor. Bununla birlikte PassivDom özelleştirilmiş evler de yapabiliyor. Özel modeller mobilya, enerji tedariği ve bir su tankıyla birlikte geliyor. Ayrıca bu evler, insanlara medeniyetten uzak yaşama imkanı da sunuyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link