İstatistiklere göre ülkemizde en çok alışveriş yapılan özel gün Anneler Günü, ikinci sırada ise Sevgililer Günü geliyor. Babalar Günü ise ancak üçüncü sırayı alıyor ve itiraf etmek gerekir ki Anneler Günü’nün gölgesinde kalıyor. Her yıl haziran ayının üçüncü pazar günü kutlanan bu önemli gün için markalar da kendilerini farklı şekillerde ifade etmek ve tüketici ya da müşterilerine ulaşmak için reklam filmleri hazırlıyor. Öyleyse gelin, 2017’nin dikkat çeken Babalar günü reklamlarına şöyle bir göz atalım.

Philips’in Babalar Günü reklamı, basit bir kurguya dayanıyor. Geçmişte “Çocuktan Al Haberi” tarzındaki televizyon programlarından ilham alan marka, çocukları kamera önüne alıyor ve babalarını nasıl tarif ettiklerini soruyor. Her ne kadar gülümsetse de reklamın, geçmişte sıkça kullanılmış bir kurguya sahip olması, babaları çocukların ağzından tekdüze ve ataerkil-fiziksel güç benzetmeleriyle betimlemesi ve son anlarında sanki “Araya bir de ürün sıkıştıralım.” mantığıyla satışa yönlendirmesi, yaratmak istediği etki açısından pek de yeterli olmamış gibi görünüyor.

Garanti Bankası ise kredi kartı Bonus Card için hazırladığı Babalar Günü reklamında güzel bir iç görü yakalamış ve bunu olumlu bir mesaja dönüştürmeyi başarmış. Toplumsal hayatta sıkça karşılaştığımız “cezalandırıcı baba” figürünü güzel örneklerle eleştiren reklam, aslında ideal ve öğretici babanın çocukla çocuk olan baba olduğunu anlatıyor.

Vodafone’un Babalar Günü reklamı, baba-kız iletişimine odaklanmayı ve söylemek istediklerini tek örnek üzerinden anlatma yolunu seçmiş. Reklam, genç bir kadının çocuklukta babasıyla yaşadığı anıyı hatırlamasını gösteriyor ve izleyiciyle duygusal bir bağ kurmaya çalışıyor. Reklamın sonundaki hizmet tanıtımı, reklamın içeriğiyle doğrudan ilgi kurması bakımından Philips reklamına oranla daha yumuşak bir geçişle, izleyicileri rahatsız etmeden kotarılmış.

Türk Telekom’un çalışması da dikkat çeken reklamlardan biri olarak öne çıkıyor. Türk aile yapısının tipik özelliklerinden olan, ebeveynlerin çocuklarına gösterdiği fazla korumacı tavırdan yola çıkan reklam, müzik olarak ise Ayna grubunun “Gitme Kal Diyemedim” şarkısının uyarlamasını kullanıyor. Reklam, uyarlama sözlerle gülümsetse de son dönemde fazlaca kullanılan ve ne yazık ki artık Türkiye’deki reklamların işin kolay yoluna kaçmasına yol olmuş şarkı uyarlama yöntemini kullanması nedeniyle, yaratıcılık açısından biraz geride kalıyor.

ING Bank’ın Babalar Günü çalışması ise bence bu yıl Türkiye’den çıkan en güzel Babalar Günü çalışması olabilir. Babalar Günü’nün herkes için aynı gün olamayacağını çok güzel ve her baba ile çocuklarının kendi hikâyelerine dokunarak anlatan reklam filmi izlenmeye değer.

ING Bank ile benzer yolu izleyen Saat&Saat, benzerini annelerimizden de “anne” versiyonuyla sıkça duyduğumuz “Anne (ya da) Baba olunca anlarsın.” sözünün, aslında hiç de yabana atılmayacak bir ifade olduğunu anlatıyor. Babaların sadece çocuklarıyla değil, kendi babalarıyla da olan ilişkilerini yansıtması açısından konuya ayrı bir pencere açan reklamda, güzel anılar olduğu kadar itiraflar da yer alıyor ve hissedilen samimiyet de zaten buradan doğuyor. Sonundaki “zamanı durdurmak” ifadesi de markayla tam uyum sağlıyor.

Bu yılla karşılaştırmanız için geçen yılki Babalar Günü reklamlarından öne çıkanlara ise bu yazımızdan ulaşabilirsiniz. Biz de çocukları için hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan ve onlara bütün sevgilerini veren babalar ile aramızda olmayan fakat çocuklarının hâlâ çok sevdiği babaların Babalar Günü’nü kutluyoruz.

Paylaş
2009 yılında Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden, 2015'te ise Anadolu Üniversitesi Marka İletişimi Bölümü'nden mezun olan Erkan Mert, 2013 yılından beri pazarlama ve reklamcılık üzerine çalışıyor. Geleneksel ve dijital reklam ajanslarındaki çizgi altı ve üstü çalışmalarda metin yazarlığı yapan, ulusal ve küresel ölçekte birçok markayla birlikte çalışan yazar, kariyerini İTÜ Kurumsal İletişim Ofisi'nde metin yazarı ve editör olarak sürdürüyor. Bu arada, Anadolu Üniversitesi'ndeki Türk Dili ve Edebiyatı öğrenimine de devam ediyor. En büyük tutkusunun edebiyat olduğu biliniyor, şehirdeki festivalleri yakından takip ediyor. Bir gün Patagonya'ya gitmenin hayalini kuruyor.

Bir Cevap Yazın