2017 Yılında 22 Bin Saati Aşkın Bir Süre Reklam İzledik

Ülkemizde medya takibinin yanı sıra reklam takibi konusunda da hizmet veren Interpress’in televizyonda yayınlanan reklamlara yönelik yapmış olduğu incelemeye göre, 2017 yılında ekranlarda yaklaşık 22 bin saatin üzerinde reklam izlediğimiz ortaya çıktı.

En fazla hangi reklamları izledik?

Ülkemizde medya takibinin yanı sıra reklam takibi konusunda da hizmet veren Interpress’in televizyonda yayınlanan reklamlara yönelik yapmış olduğu incelemeye göre, 2017 yılında ekranlarda yaklaşık 22 bin saatin üzerinde reklam izlediğimiz ortaya çıktı. İncelenen 130’un üzerinde sektör içinde reklam spot sayısı bakımından ise 3 milyon 886 bin 658 adet reklam yayınlandığı tespit edildi.

Sürede telefon şebekeleri, spot sayısında inşaat zirvede …

Geçtiğimiz yıl televizyonlarda yayınlanan reklamlar incelendiğinde reklam süresi bakımından ilk sırada 1.763 saatten fazla süreyle Telefon Şebeke reklamlarının yer aldığı belirlendi. 1.382 saati aşkın süreyle Elektronik ve İnteraktif yayıncılık sektörünün ikinci sırada olduğu listede 1.369 saatin üzerinde de İnşaat reklamı izlediğimiz görüldü. Bankacılık ve Kişisel Bakım ürünleri de reklam süreleri açısından öne çıkan diğer sektörler olarak dikkat çekti. Reklam spot adet sayısında ise 233 bin 516 ile İnşaat sektörünün zirvede olduğu belirlendi. İnşaatı 232 bin 841 adet ile Telefon Şebekeleri takip ederken Kişisel Bakım ürünlerinin de 203 bin 741 kez ekrana geldiği anlaşıldı. Reklam spot sayısı bakımından öne çıkan diğer sektörler ise Elektronik ve İnteraktif Yayıncılık ile Şeker ve Şekerli ürünler oldu.

Kamu spotları ilgi çekmeye devam ediyor …

 Halkın yararını, toplumun huzur ve refahını gözeten kamu spotları ise 2017 yılı boyunca ekranlarda sıkça yer alırken sayı olarak 102 bin 926 adet, süre olarak ise 1.076 saatin üzerinde Kamu Kuruluşlarının yayınladığı reklam izlediğimiz belirlendi. Geçen yıl televizyonda Vakıf ve Derneklerle ilgili de 59 bin 828 adet ve 600 saatten fazla reklam yayınlandığı tespit edildi.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

1 Comment

Bir Cevap Yazın

Haşlanan Kurbağa Olmak Televizyondan Sonra Radyonun da Kaderi Mi?

Kaynar suya atılmasıyla birlikte can havliyle fırlayan kurbağa ile su dolu kabın yavaş yavaş kaynatılmasıyla ölüme mahkum edilen kurbağanın hikayesi hepimizin malumu. Zaman içerisinde yavaş yavaş değişen koşulların kurbağayı ölüme kadar götürdüğü bu durum, her ne kadar bugün yaşadığımız dünyada içinde bulunduğumuz durumla kısmi bir paralellik gösterse de, insanoğlu olarak biz ölmeyi değil bu duruma adapte olmayı seçmişe benziyoruz.

Bugün onlarsız bir hayat düşleyemediğiniz araç ve hizmetlere bir bakın. Instagram, WhatsApp, YouTube, Netflix? Nasıl oldu da 10 yıl önce adını bilmediğimiz, varlığından haberdar olmadığımız bu garip isimler hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline dönüştüler? Sahi biz ne zaman “Cep telefonu olmadan nasıl yaşıyorduk yahu?” demeye başladık. İçinde bulunduğunuz suyun sıcaklığını hissediyor musunuz?

Yavaş yavaş gerçekleşen bu dönüşüm elbette insanoğlunun teknolojiye olan açlığı ve aşkıyla açıklanabilir ve dayanılabilir bir yapıya bürünse de, biz pazarlamacılar için bugüne kadar hiç bu denli yoğun bir formuyla karşılaşılmamış zorlu bir durumun da işaretçisi. Her gün farklılaşan ve çeşitlenen reklam kanalları, her birinin kendine özgü dinamikleri, tüketicilerin değişen tüketim alışkanları derken, bugün pazarlamacıların önlerindeki en büyük meydan okumalardan biri şüphesiz reklam kanalları özelinde geleceği öngörebilmek.

Peki tüm bu olan bitenle kurbağanın ya da radyonun ne ilgisi var? Yıkıcı bir değişimin artçı sarsıntıları zaman içerisinde kendini gösterirken, yani su yavaş yavaş kaynama noktasına ulaşırken, televizyonun YouTube ve Netflix karşısında mağlubiyete doğru giderken oluşturduğu sismik dalgaların bir benzerini bugün podcastler karşısında radyoda görüyoruz.

Devir artık kişisel deneyim devri. Bugün özellikle Y ve sonrası kuşaklar için televizyon gibi sınırları kati, kalın çizgilerle çizilmiş bir mecranın varlığı, dikte edilmiş içerikler doğrultusunda kabul edilebilir bir yapıdan çıkmış durumda. Bu kuşaklara mensup hiçbir kimseyi akşam saat 8’de televizyon karşısına geçirip, bir dizi uğruna o ekranın karşısında saatlerce oturtamazsınız. Onlar ne zaman, nerede, hangi içeriği, ne kadar tüketmek istiyorsa o kadar tüketen, aracın arka koltuğundan kalkıp, sürücü koltuğuna oturmuş yeni nesil tüketici.

Radyoda da durum bundan farklı değil. Ülkemizde bilinirliği her ne kadar diğer ülkelere nazaran sınırlı olsa da, podcastlerin yarattığı dalgayı görmemek mümkün değil. Radyonun, başkaları tarafından çizilmiş sınırları içine hapsolmayı reddeden, ne zaman, nerede, hangi içeriği, ne kadar dinlemek istediğini kendi seçen, radyonun doğasında yer alan statükoyu kabul etmeyen yeni nesil tüketici, podcast gibi kendi beğenileri doğrultusunda özelleştirerek dinleyebileceği alternatif bir mecraya kaymış durumda.

Radyo televizyonla aynı kaderi paylaşmanın eşiğinde. Dünya hızla değişiyor, su giderek ısınıyor, doğal seleksiyon reklam kanallarında da yaşanmaya devam ediyor. Önümüzdeki yıllarda podcastin hızlı yükselişine, radyonun ise artık nostaljik bir öğe olmasının dönüşüne şahit olacağız.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

IKEA Şık Olanın Pahalı Olan Olmadığını Yeni Reklamlarıyla Kanıtlıyor

Genelde “şık”, “klas” gibi kelimeleri lüks ortamlar veya markalar için kullanırız ve bu da hemen bize “pahalı” kavramını çağrıştırır. Ancak IKEA yeni yayınladığı 2 reklam filmiyle bu algıyı yıkmaya çalışmış.

IKEA İspanya’nın, İspanya McCann ile yaptığı yeni reklam filmlerindeki lüksü çağrıştıran ortamlar, eşyalar ve kıyafetlerin arasından filmlerin en sonunda IKEA ürünleri gösteriliyor. İspanyolca konuşmalar ve sanatsal figürlerle dolu ortamdaki IKEA ürünleri gerçekten hiçbir şekilde sırıtmıyor ve reklam filmlerinin ana karakterleri de reklamların sonunda bu duruma oldukça şaşırıyorlar.

Bizim ülkemizde IKEA çok da ucuz olmasa da (özellikle de kur artışlarından sonra) yurt dışında IKEA ev alışverişi için gidilebilecek en uygun fiyatlı yerlerden birisi. Ancak IKEA bunun şık ve kaliteli ürünler üretmedikleri anlamına gelmediğini göstermek istemiş olacak ki reklam stratejisini bu yönde geliştirmiş.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?


8 Haftada Dijital Mükemmeliği Yakalayın!
Eğitimi İncelemek İstiyorum
Digital Excellence Program'da Erken Kayıt Fırsatından Yararlanın
close-link