2013’te En Çok Reklam Veren Sektörler ve Markalar

Tüketicilere ulaşmada, halen en etkili araçların başında gelen TV reklamları, sektör ve markaların pazarlama faaliyetlerindeki önemini koruyor. 2013 yılı boyunca, reklam kampanyaları ile ekranlarda en fazla karşımıza çıkan sektör ve markaları incelemeye alan Medya Takip Merkezi, reytingi yüksek 13 TV kanalı üzerinden bir reklam raporu yayınladı.

Araştırmaya göre, yıl boyunca TV’ye en fazla reklam veren sektör gıda oldu. Toplamda 224 markası ile ekranlardan izleyicilere ulaşan sektör, bir önceki yıla oranla reklamlarını yüzde 20 arttırdı. Pek çok sektöre göre daha az oyuncu barındıran iletişim teknolojileri sektörü, 2013 boyunca TV izleyicilerinin ekranlarda en fazla rastladığı sektörlerden ikincisi oldu. Reklam rekabetinin yüksek olduğu iletişim teknolojilerini, gündüz kuşağının izleyici kitlesi olan kadınları asıl tüketicisi olarak kabul eden ev temizlik ürünleri ve kozmetik sektörleri takip ettiler.

En çok reklamı Turkcell ve Vodafone verdi…

Medya Takip Merkezi’nin en çok reklam veren markalar araştırma sonuçlarına göre, listenin başında GSM markaları yer aldı. Ocak-Aralık 2013 döneminde, TV kanallarına en fazla reklam veren marka Turkcell oldu. Hem süre hem de adet bazında birinci olan markayı, Vodafone takip etti.

Reklam kampanyalarının ekranlarda kapladığı süreye bakıldığında, üçüncü sırada yer alan Avea, spot bazında da üst sıralardaydı. İletişim teknolojileri sektörünün bir başka oyuncusu olan Türk Telekom ise, süre bazında sekizinci sırada yer aldı.

Aynı rapora göre, özellikle yaz aylarında tüketicilere seslenmeyi tercih eden Algida, TV reklamlarına en fazla reklam bütçesi ayıran markalardan bir diğeri oldu. Süreye göre de üst sıralarda yer bulan Algida’nın dışında gıda sektöründen en çok reklam harcaması yapan diğer markalar ise, Kinder ve Coca Cola oldular.

Ev temizlik ürünleri sektörünün önemli markalarından Kosla, TV’ye verdiği reklam spotlarına göre Algida’nın hemen arkasından gelirken, onu aynı sektörden izleyen markalar Finish Quantum ve Calgon oldular.

MTM’nin yılın en çok reklam verenleri araştırmasına göre, Finansbank finans sektörünün tek temsilcisi olarak reklam veren ilk 10 marka arasında yer alırken, 118 80 ve Arçelik listede dikkat çeken diğer markalar oldular.

mtmreklam

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İnternet yayıncılığı, içerik yönetimi üzerine çalışmalar yapar.

Bir Cevap Yazın

DİMES, Bir Dizi Hayranını Galapagos Adaları’na Gönderecek

İyi yaşama ulaşmada en yardımcı marka olarak gösterilen DİMES, Hayata Başka Bak! felsefesi kapsamında, bir televizyon dizisi karakterinin hayalini, dizinin bir hayranının gerçekleştirmesini sağlayacak. 

Televizyon dizilerinin hayata hayali bakışı, genelde gerçeklerle örtüşmez. Ancak Türkiye’nin Hayata Başka Bakan lider içecek markası DİMES, yine bir ilke imza atıyor. DİMES, bir dizi karakterinin hayata dair hayalinin, bir hayranı tarafından kendi hayatında unutulmaz bir deneyim olarak gerçekleştirilmesini sağlayacak. 

Yenilikçi ruhunu, farklı disiplinleri bir arada kullanan iletişim çalışmalarına da yansıtan Türkiye’nin ilk yerli sermayeli meyve suyu ve önde gelen içecek markası DİMES, ses getiren yeni kampanyasında, sosyal medyanın gücünü, yerli dizilerin popülaritesiyle bir arada kullandı.  

Dizi Karakterinin Hayalini, Hayranı DİMES’le Gerçekleştirecek 

DİMES, içerik iş birliği kapsamında, iletişimde sahiplendiği kahvaltı konseptini, Erkenci Kuş dizisi içeriğine ‘Köy Kahvaltısı’ olarak yansıttı. Sevilen dizide özel oluşturulan senaryo içeriği gereği, DİMES Sıkma Portakal Suyu ile ‘köy kahvaltısı’ yapan dizi karakteri, artık hayata başka baktığını ve bir gün Galapagos Adaları’nda kahvaltı edeceğini dile getirdi. Dizi karakterinin bu hayali, DİMES sayesinde bir Erkenci Kuş hayranı için gerçeğe dönüşecek.  

İçerik entegrasyonunu, Instagram üzerinden gerçekleştirdiği bir sosyal medya kampanyası ile birleştiren DİMES, aynı bölüm içerisinde izleyicileri alt yazı bantları ile Instagram hesabını takip edip, kendi Instagram hesaplarında #hayatabaskabak hashtagi ile @dimes.tr hesabını etiketleyerek, bir kahvaltı fotoğrafını duvar postu olarak paylaşmaya davet etti. DİMES’in kampanyasına katılan bir Erkenci Kuş hayranı, sevdiği bir kişi ile birlikte, 2019 Ocak ayı için, İstanbul çıkış ve dönüşlü 2 kişilik uçak bileti, otel ve sigortayı kapsayan 10 günlük bir seyahat paketi kazandı. Dizi karakterinin hayata dair hayalini, kendi hayatında gerçekleştirecek izleyiciyi seçen de, bizzat Erkenci Kuş dizi ekibi oldu.

Yarışmanın kazanan fotoğrafı

DİMES İyi Yaşama Ulaşmaya En Yardımcı Marka 

DİMES’in, bağımsız araştırma sonuçlarına göre sadece meyve suyu için değil, tüm içecek kategorilerinde İyi Yaşam’a ulaşıma en fazla yardımcı olan marka olarak görüldüğünü vurgulayan DİMES Pazarlama Direktörü Duygu Süleymanoğlu, “Bu bize, iletişimin odağına meyvenin yalın ve küçük görüntüsünün altındaki beklenmedik ‘iyi’leştirici gücünü alma stratejimizin doğruluğunu gösteriyor. Yazın en sevilen dizisi Erken Kuş’un popülaritesini, sosyal medyanın etkileşim gücüyle entegre eden projemiz kapsamında bir tüketicimizin, hayranı olduğu bir dizi karakterinin hayalini, kendi hayatında benzersiz bir deneyim olarak gerçekleştirmesini istedik. Aslında bu da, Hayata Başka Bak! felsefemizin bir diğer yansıması” dedi. 

DİMES’in Instagram Takipçi Sayısı Yüzde 65 Arttı, 28 Bine Yaklaştı 

TV programlarının sosyal medyada etkileşimini ölçümleyen Somera’nın verilerine göre, dizinin ilgili bölümünün yayınlandığı ilk gece, DİMES’in Instagram takipçi sayısında 3 bin 100 artış oldu. Kampanyanın devam ettiği 11 – 18 Eylül arası dönemde, 1.353 tekil kişi 2.212 ileti paylaştı. Bunların yüzde 96,2’si pozitif, yüzde 3,4’ü nötr nitelikte oldu. Negatif yorumların oranı, sadece yüzde 0,4 oldu. 

DİMES’in Instagram takipçi sayısındaki artış devam etti ve bu sayı, kampanya öncesine oranla yüzde 65 artışla 27.981’e ulaştı.  Kampanya süresince 747 tekil kullanıcı, #hayatabaskabak ve @dimes.tr etiketleriyle 1072 fotoğraf paylaşımı yaptı. 

DİMES’in yayınladığı 3 yarışma duyurusunun toplam erişimi 1,6 milyon olurken; yine Instagram üzerinden, hikaye olarak yapılan duyuru, 4 milyon kişiye ulaştı. Instagram, kampanyanın dijital ayağının ana kanalı olsa da, Facebook ve Twitter’da da takipçilerle çift taraflı iletişime geçildi. Duyuru postlarının yanı sıra, Spotify’da radyo spotu yayınları ve influencer iş birlikleri ile kampanyanın erişim kapasitesi arttırıldı.  

 Web Sitesi Ziyaretçi Sayısı 12 Kat Arttı; DİMES, Ana Hedef Kitlesine Ulaştı 

Sosyal medyadaki hareketlilik, DİMES’in web sitesine de doğrudan yansıdı. Sitenin normal zamanlardaki ziyaretçi sayısı, neredeyse 12 katına çıktı. Bu ziyaretçilerin yüzde 51’ini kadınlar oluşturdu. Kampanyanın bir diğer önemli özelliği, web sitesi ziyaretçilerinin yüzde 46’sını 25 -34 yaş; yüzde 27’sini ise 35-44 yaş aralığında yer alan bireylerin oluşturması. DİMES Sıkma meyve sularının da ana hedef kitlesini, 30-34 yaş aralığı oluşturuyor.  

DİMES’İn Dijital İletişim Başarıları Model Oldu, Akademik İçeriklerde Yer Aldı 

DİMES, dijital iletişim kanallarını, farklı iletişim disiplinleri entegrasyonuyla en etkin kullanan markalardan biri olarak dikkat çekiyor. Özellikle sosyal medya çalışmalarında tüm içecek sektörü genelinde en aktif markalardan biri olduklarını söyleyen Duygu Süleymanoğlu, “Günümüzün dijital yaşam tarzı, bizlere tüketicilerimizle daha yakın, daha sıcak ve daha etkileşimli iletişim fırsatı sunuyor. Hayata Başka Bak! felsefemizin bir yansıması olarak, farklı iletişim disiplinlerini bir arada kullanmayı seviyoruz. Meyvelerin mucizesini, farklı iletişim çalışmalarıyla, farklı anlarda tüketicilerimizin hayatına sokuyoruz. Erkenci Kuş içerik iş birliğimiz ve eş zamanlı sosyal medya entegrasyonumuzun, tüketicimizle aramızdaki etkileşimi daha da artırmasını hedefledik” şeklinde konuştu. 

DİMES, daha önce gerçekleştirdiği bir TV dizisi içerik iş birliği ve gerçek zamanlı sosyal medya entegrasyonu çalışmasıyla, proje sürecinde sosyal medya etkileşimlerinde, içecek sektörü genelinden 7-8 kat daha yüksek performans sergiledi ve bu proje, ‘DİMES Modeli’ ismiyle üniversite tezlerine konu oldu. 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Haşlanan Kurbağa Olmak Televizyondan Sonra Radyonun da Kaderi Mi?

Kaynar suya atılmasıyla birlikte can havliyle fırlayan kurbağa ile su dolu kabın yavaş yavaş kaynatılmasıyla ölüme mahkum edilen kurbağanın hikayesi hepimizin malumu. Zaman içerisinde yavaş yavaş değişen koşulların kurbağayı ölüme kadar götürdüğü bu durum, her ne kadar bugün yaşadığımız dünyada içinde bulunduğumuz durumla kısmi bir paralellik gösterse de, insanoğlu olarak biz ölmeyi değil bu duruma adapte olmayı seçmişe benziyoruz.

Bugün onlarsız bir hayat düşleyemediğiniz araç ve hizmetlere bir bakın. Instagram, WhatsApp, YouTube, Netflix? Nasıl oldu da 10 yıl önce adını bilmediğimiz, varlığından haberdar olmadığımız bu garip isimler hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline dönüştüler? Sahi biz ne zaman “Cep telefonu olmadan nasıl yaşıyorduk yahu?” demeye başladık. İçinde bulunduğunuz suyun sıcaklığını hissediyor musunuz?

Yavaş yavaş gerçekleşen bu dönüşüm elbette insanoğlunun teknolojiye olan açlığı ve aşkıyla açıklanabilir ve dayanılabilir bir yapıya bürünse de, biz pazarlamacılar için bugüne kadar hiç bu denli yoğun bir formuyla karşılaşılmamış zorlu bir durumun da işaretçisi. Her gün farklılaşan ve çeşitlenen reklam kanalları, her birinin kendine özgü dinamikleri, tüketicilerin değişen tüketim alışkanları derken, bugün pazarlamacıların önlerindeki en büyük meydan okumalardan biri şüphesiz reklam kanalları özelinde geleceği öngörebilmek.

Peki tüm bu olan bitenle kurbağanın ya da radyonun ne ilgisi var? Yıkıcı bir değişimin artçı sarsıntıları zaman içerisinde kendini gösterirken, yani su yavaş yavaş kaynama noktasına ulaşırken, televizyonun YouTube ve Netflix karşısında mağlubiyete doğru giderken oluşturduğu sismik dalgaların bir benzerini bugün podcastler karşısında radyoda görüyoruz.

Devir artık kişisel deneyim devri. Bugün özellikle Y ve sonrası kuşaklar için televizyon gibi sınırları kati, kalın çizgilerle çizilmiş bir mecranın varlığı, dikte edilmiş içerikler doğrultusunda kabul edilebilir bir yapıdan çıkmış durumda. Bu kuşaklara mensup hiçbir kimseyi akşam saat 8’de televizyon karşısına geçirip, bir dizi uğruna o ekranın karşısında saatlerce oturtamazsınız. Onlar ne zaman, nerede, hangi içeriği, ne kadar tüketmek istiyorsa o kadar tüketen, aracın arka koltuğundan kalkıp, sürücü koltuğuna oturmuş yeni nesil tüketici.

Radyoda da durum bundan farklı değil. Ülkemizde bilinirliği her ne kadar diğer ülkelere nazaran sınırlı olsa da, podcastlerin yarattığı dalgayı görmemek mümkün değil. Radyonun, başkaları tarafından çizilmiş sınırları içine hapsolmayı reddeden, ne zaman, nerede, hangi içeriği, ne kadar dinlemek istediğini kendi seçen, radyonun doğasında yer alan statükoyu kabul etmeyen yeni nesil tüketici, podcast gibi kendi beğenileri doğrultusunda özelleştirerek dinleyebileceği alternatif bir mecraya kaymış durumda.

Radyo televizyonla aynı kaderi paylaşmanın eşiğinde. Dünya hızla değişiyor, su giderek ısınıyor, doğal seleksiyon reklam kanallarında da yaşanmaya devam ediyor. Önümüzdeki yıllarda podcastin hızlı yükselişine, radyonun ise artık nostaljik bir öğe olmasının dönüşüne şahit olacağız.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?