Yardıma İhtiyacınız Olup Olmadığını Gösteren Pratik Alışveriş Sepetleri

Migros‘un katkı ve destekleri ile hazırladığımız perakende trendleri bölümümüzde bugün zekice kurgulanmış bir taktikten bahsedeceğiz.

Bazen ne alacağınızı bilerek bir mağazaya girersiniz ve çevrenize birden size yardım etmek isteyen çalışanlar dolar. Çeşitli sorular sorarlar veya fikirler önerirler. Alacağınız şeyin dışında da sizi bazı ürünlere yönlendirmeye çalışırlar. Onlara yardıma ihtiyacınız olmadığını kibar bir dille söylemeye çalışırsınız. Başka bir senaryoda bir şey almaya değil sadece ürünlere bakmak için mağazaya girmişsinizdir ve gösterilen ilgiyi gereksiz bulabilirsiniz.

Bazen de bunun tam tersi bir durum sergilenebilir. Yardıma gerçekten ihtiyacınız vardır ancak çalışanların yoğunluğu veya ilgisizliği nedeniyle onlara bir şey sormaktan çekinirsiniz.

Aşağıdaki fotoğrafta iki farklı renkte sepetler göreceksiniz. Bir güzellik mağazası tarafından kullanılan bu sepetlerin ilk bakıldığında çok da bir özelliği yokmuş gibi göründüklerini farkındayız. Biri turuncu diğeri yeşil olmak üzere iki farklı sepet mevcut, sadece o kadar. Fakat öyle değil…

 

Birçok Asya ülkesinde yer alan Koreli güzellik mağazası “Innisfree” tarafından kullanılan sistem yukarıda bahsettiğimiz problemlerin çözümüne katkı sağlayabilir basit bir sistem geliştirmiş. Görselde gördüğünüz bu sepetlerin renklerinin farklı olmasının amacı; müşterinin yardıma ihtiyacı olup olmadığını anlayabilmek. Sepetlerin hemen yanında duran levhaları okuyan müşteriler eğer bir satış danışmanının yardımına ihtiyaç duyuyorlarsa turuncu, duymuyorlarsa yeşil sepeti alıp alışverişlerine başlayabiliyorlar. Bu şekilde çalışanlar yardıma ihtiyaç duymadan alışveriş yapabilecek müşterileri rahat bırakıp yardıma ihtiyaç duyan müşteriler ile iletişime geçiyorlar. 

Sepet sistemi ile ilgili farklı görüşler ve bazı tedirginlikler var elbette. Örneğin yeşil sepeti seçen birisi sonradan yardıma ihtiyaç duyarsa ne olacak? Daha önce bu mağazadan alışveriş yapmamış olsam ve mağazanın politikalarını bilmesem de mantıken satış danışmanının böyle bir durumda müşteriye yardımcı olmaya çalışacağını düşünüyorum. Bu sayede çalışan kişi kendisine soru sormayan ve elinde yeşil sepet olan bir müşteri ile vakit kaybetmemiş olacak. Bu sistem doğru işlediği sürece çift yönlü olarak müşteriyi ve çalışanları vakit kaybetmekten kurtarabilir ve bence oldukça pratik.

Siz bu iki renk sepetler hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce de kullanışlı ve pratik mi yoksa gereksiz bir uygulama mı?

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Okurken Değil Gezerken Keşfedeceğiniz Başarının Küçük Sırları

  • Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı sorusuna alternatif cevap “ikisi de” olabilirdi.
  • Okurken değil gezerken kendimize neler katabileceğimizi, liderlik yönümüzü ve empati kurmayı nasıl keşfedebileceğimizi beraber öğrenebiliriz.

Hepimiz bir kez “çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?” sorusunun geçtiği bir konuşmaya dahil olmuşuzdur. Hepimizin bu soruya farklı cevapları olabilir, bana göre ise bu sorunun cevabı bir dilemma. İkisini beraber yürütebildiğimiz bir senaryoda başarılı olacağımız ise kesin.

Bugüne kadar başarılı olmak için okunması gereken videolar, takip edilmesi gereken yazarlar gibi birçok içerikle karşılaştık. Ama bu sefer başarının sırrını bir gezgin düşüncesinde aramaya başlıyoruz.  Gezerek kendimize ne katabilir, bakış açımızı nasıl geliştiririz’in cevabını arıyoruz.

Her gezinizde yeni şeyler öğrenirsiniz.

Çünkü aslında “yapılan her seyahat kendi içimize seyahattir.” Diyor Danny Kate. Haklı da aslında. Yeni kültürler, yeni insanlar, yiyecekler, kokular, yaşam tarzlarını gezerken çok kolay ve eğlenceli bir şekilde keşfederiz, gördüklerimizden, tanıştığımız kişilerden, yiyeceklerden bile ilham alabiliriz, aklımıza yeni fikirler gelir belki “neden biz de yapmayalım ki” dediğiniz bir şeyler bulursunuz.

Temiz bir zihin ile yeniden başlarsınız.

Hayattaki amacınızı ve kendinizi biraz kaybolmuş hissettiğinizde kendinize yeni bir amaç bulma adımı atıyor olursunuz ve belki gezerken fark etmezsiniz ama eve kafanız sıfırlanmış olarak dönersiniz.

Daha dinamik düşünmeye başlarsınız.

Tabii ki kitaplardan, videolardan ya da istediğiniz kaynaktan istediğiniz şeyi kolayca öğrenebilirsiniz ama öğrenmek istediğiniz şeyi deneyimlemek size bazı noktaları daha farklı yorumlama avantajı verir. Çünkü başkalarının gözünden değil, kendi gözünüzden görerek yorumlamaya başlarsınız olayları da bazı düşüncelerinizi de. Daha dinamik düşünmeye başlarsınız. Çünkü deneyimlerinizin o meselede sadece bilgili olmaktan ziyade empati kurma kabiliyetinizi de geliştirmiştir ki hem bilgi hem de empati sahibi olabilmek liderlik için aranan özelliklerdendir.

Networkünüz genişler, genişler..

Problem çözmek için dinamik düşünmek, empati ve bilgi sahibi olarak liderlik kabiliyetinizi geliştirmekle beraber işinizi geliştirip farklı seviyelere ulaştıracak networkünüzü de seyahat sayesinde geliştirebilirsiniz. Çünkü sadece insanlar için değil, işimiz için de fırsatlar konfor alanının dışında var oluyor.

Havaalanında uçuşunuzu beklerken ya da bilmediğiniz bir şehrin restoranındayken tanıştığınız birilerinden ufkunuzu açacak şeyler öğrenebilir, yaptığınız işi anlatıp beraber yeni fırsatlar yakalayabilirsiniz.

Daha iyisi..

Günün sonunda seyahat perspektifimizi genişletir, düşünme şeklimize empatiyi daha çok dahil eder, yeni şeyler denemek yeni fırsatlara açık olma konusunda bizleri cesaretlendirir ki başarı içimizde bunları keşfetmekle başlayan bir süreçtir.

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Kola Savaşları: Coca-Cola vs Pepsi

  • Kola denilince akla gelen ilk iki marka olan Coca-Cola ve Pepsi arasında yıllardır süren bir rekabet var.
  • Global pazar payı anlamında Coca-Cola rakibinden üstün olsa da, tadım testlerinde genel olarak Pepsi galip geliyor.
  • Coca-Cola’nın rakibine karşı üstünlüğünde başarılı pazarlama ve reklam kampanyalarının etkisi büyük.
  • İlgili Yazı: Fast Food Savaşları: Burger King vs McDonald’s

İçecek sektörünü göz önüne aldığımızda, buradaki en köklü rekabetin Coca-Cola ve Pepsi arasında olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Tabii bu iki dev marka çok çeşitli içecekler piyasaya sürseler de, aralarındaki rekabet genel olarak kola üzerinden ilerliyor. Elimizde güncel pazar payı verileri olmasa da, hem Türkiye hem de global pazarda tüketicilerin Coca-Cola’yı Pepsi’den daha fazla tercih ettiği bildiğimiz bir gerçek.

Ancak çoğu insanın Coca-Cola tercihine rağmen, genel olarak tadım testlerinde Pepsi’nin galip gelmesi de kafaları karıştıran bir durum. Gazeteci ve yazar Malcolm Gladwell, 2005 yılında çıkardığı Blink isimli kitabında iki kola markası arasında ciddi bir tat farkının olduğuna dikkat çekerek Coca-Cola’nın keskin bir kuru üzüm – vanilya tadına, Pepsi’nin ise daha çok turunçgil tadına sahip olduğunu ifade ediyor. Gladwell, Pepsi’nin genel olarak tadım testlerinde galip gelmesinin nedeninin de işte sahip olduğu bu tatlı ve turunçgil ağırlıklı tat olduğunu söylüyor.

İki kolanın içeriklerine baktığımızda da Gladwell’in bu tespitinin gayet yerinde olduğunu görüyoruz. Zira Pepsi, Coca-Cola’ya göre daha fazla şeker, kafein ve kalori içerirken Coca-Cola ise Pepsi’ye göre biraz daha fazla sodyum içeriyor. İşte Pepsi’nin Coca-Cola’ya göre daha tatlı, Coca-Cola’nın ise Pepsi’ye göre daha asitli olmasının nedeni içeriklerindeki bu fark.

Tadım testlerinde genel olarak Pepsi’nin galip gelmesine rağmen Coca-Cola’nın satışlarının daha iyi olması, bu tadım testlerinin geçerliliğini sorgulatabilir. Ancak bu noktada Coca-Cola’nın başarılı pazarlama ve reklam kampanyalarının yarattığı etkiyi de unutmamak gerek. Bu alanda Coca-Cola’nın Pepsi’den daha fazla öne çıktığını ve bu sayede bir “lovemark” olma konusunda Pepsi’den daha başarılı olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Kola Harici İçecek Rekabeti

Kola rekabetinde uzun bir süredir Coca-Cola yarışı önde götürüyor. Ancak iki markanın kola haricinde birçok içecek markası bulunuyor ve o tarafta da ciddi bir rekabet var. Peki, bu rekabette durum ne?

Pepsi, geçtiğimiz ayın sonunda son satış verilerini paylaştı. Paylaşılan verilere göre, Kuzey Amerika bölgesinde Lipton, Pure Leaf, LifeWTR ve KeVita markalarının satışlarında ciddi bir artış var. Bununla birlikte şirket; Çin, Hindistan, Brezilya ve diğer uluslararası pazarlarda içecek satışlarından ciddi kazançlar elde etmiş. Pepsi’nin açıkladığı satış ve kar miktarları, Wall Street tahminlerini bile aştı ve bunun sonucunda şirketin hisse değerleri yaklaşık olarak %1 oranında arttı.

 

Pepsi tarafından gelen bu yüksek rakamlara karşılık olarak Coca-Cola da beklenen daha iyi satış ve kar rakamları açıkladı. Üstelik şirketin Diet Coke ürününün Kuzey Amerika bölgesindeki satış hacminde, yedi yıldan uzun bir süredir ilk defa artış yaşandı. Bunun yanı sıra şirket, geçtiğimiz aylarda doğru Y kuşağının hedefleyen dört yeni Diet Coke çeşidini piyasaya sürmüştü. Bu artışla beraber, Coca-Cola’nın, Y kuşağının ilgisini diyet kolaya çekme girişiminin ilk etapta başarılı olduğunu söyleyebiliriz.

2017 Yılında Gazlı Soft İçecek Pazarında Coca-Cola Galip

Global alkolsüz içecek endüstrisi hakkında paylaşımlar yapan Beverage Digest isimli yayın kuruluşunun paylaştığı verilere göre, 2017 yılında Amerikanlar alkolsüz içeceklere bir önceki yıla kıyasla 2,1 milyar dolar daha fazla para harcadılar. Coca-Cola Kuzey Amerika da bu harcamadan önemli bir pay alırken şirketin önemli içecek markalarının satışları da ciddi oranda arttı. Paylaşılan verilere göre Coca-Cola markasının satışları %1, Sprite markasının satışları %6,8, Dasani markasının satışları %2,5 ve şirketin enerji içeceği ortağı Monster’ın satışları ise yaklaşık olarak %11 oranında arttı.

Beverage Digest’in paylaştığı bilgiye göre, 2017 yılında Coca-Cola’nın gazlı soft içecek markaları, Pepsi’nin gazlı soft içecek markalarına genel olarak galip geldi. Buna karşılık Pepsi, bu farkı kapatmak için medya ve reklam bütçesini artıracağını açıkladı ve öyle oldu. Geçtiğimiz ay PepsiCo CFO’su Hugh Johnston, CNNMoney’e yaptığı açıklamada, şirketin yılın ilk çeyreğin reklam bütçesini artırdığını ifade etti. Bu kapsamda Pepsi, bu yılki Super Bowl‘da Doritos Blaze ve MTN DEW ICE markaları için Morgan Freeman ve Peter Dinklage‘in rol aldığı iddialı bir reklam yayımladı.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link