Tüketiciler, Kaliteyi Fiyattan Daha Önde Tutuyorlar

  • First Insight’ın yaptığı tüketici araştırmasına göre, tüketiciler açısından ürün kalitesi, fiyattan daha önemli bir unsur.
  • First Insight şirketinin kurucusu ve CEO’su olan Greg Petro’un ifade ettiğine göre, ibre indirimden uzaklaştıkça perakende şirketleri giyimden mobilyaya ve cihazlara kadar her kategoride kaliteli ürünler sayesinde daha fazla satış yapma şansına sahipler.
  • Ankete katılanların %53’ü, kaliteyi “satın alma yaparken en önemli faktör” olarak görüyor. Katılımcıların %38’i ise fiyatı “satın alma yaparken en önemli faktör” olarak gördüğünü söyledi.
  • Tüketicilerin büyük bir kısmı, mağaza indirimlerinin, indirim beklentileri konusunda herhangi bir etkisi olmadığını düşünüyor.
  • İlgili Yazı: Giyim Alışverişlerinin %27’si Online Olarak Gerçekleşiyor

Birçok tüketici için satın alacağı ürünün ya da hizmetin fiyatı büyük önem taşır. Ancak tüketiciler için ürün ya da hizmet seçimi konusunda en önemli unsur fiyat değil gibi görünüyor. First Insight Inc. isimli şirket tarafından yapılan yeni bir tüketici araştırmasına göre, tüketiciler açısından ürün kalitesi, fiyattan daha önemli bir unsur. Teknoloji firmasının belirttiğine göre, araştırma sonuçları, satın alma kararındaki indirimlerin bir etkisi olarak fiyat unsurunun düşüşe geçtiğini gösteriyor.

WWD isimli internet sitesinin paylaştığı habere göre, 1.000 tüketicinin katılımıyla gerçekleştirilen bu tüketici araştırması genel olarak araçlara, ev eşyalarına, mobilyalara ve elektronik ürünlere odaklanıyor. First Insight şirketinin kurucusu ve CEO’su olan Greg Petro, bu konuyla ilgili olarak tüketicilerin, fırsatlar bulmaya odaklanmak için mağazalar ve kitle tüccarları tarafından yıllar boyunca eğitildiklerini ve pek çok perakende şirketinin bu duruma aşırı indirimlerle karşılık verdiğini ifade etti.

Ancak Petro, tüketicilere istedikleri kaliteye, farklılaştırılmış ürünlere ve bekledikleri fiyata ulaşma imkanı sağlamaya odaklanan perakende şirketleri, fazlasıyla ilgi gördükleri ve tüketici zihniyetini değiştirdikleri için bu çalışmanın sonuçlarının, bir devrilme noktasına ulaşmış olabileceğimizi gösterdiğini belirtti. Bunun birlikte Greg Petro’un ifade ettiğine göre, ibre indirimden uzaklaştıkça perakende şirketleri giyimden mobilyaya ve cihazlara kadar her kategoride kaliteli ürünler sayesinde daha fazla satış yapma şansına sahipler.

Araştırmacılar, ankete katılanların %53’ünün kaliteyi “satın alma yaparken en önemli faktör” olarak değerlendirdiğini belirtti. Buna karşılık katılımcıların %38’i ise fiyatı “satın alma yaparken en önemli faktör” olarak gördüğünü söyledi. Raporu hazırlayan yazarların belirttiğine göre, bu araştırmaya katılan tüketicilerin büyük bir kısmı, mağaza indirimlerinin; araçlar, akıllı telefonlar, mobilyalar, ev aletleri ve ev elektroniği ürünleri de dahil olmak üzere diğer kategorilerdeki indirim beklentileri konusunda herhangi bir etkisi olmadığını düşünüyor ve her geçen gün indirimlere yönelik olarak tüketici beklentileri düşüyor.

First Insight şirketi, yaptığı bu tüketici araştırması sonucunda, mobilya ve taşıt kategorilerinin beklentilerdeki en keskin yüzde değişimini yaşadığını keşfetti. Buna karşılık olarak ankete katılanların %98’i mobilya, %74’ü ise taşıt kategorisindeki indirimlerin, satın alma konusunda herhangi bir etkisi olmadığını ifade etti. İndirimlerin satın alma kararlarını etkilemediğini bildiren baby boomers kuşağı (1946 ila 1964 yılları arasında doğanlar) mensuplarının ve erkeklerin yüzdesi, mobilya kategorisinde iki kattan fazla arttı. Baby boomers kuşağı için %128 artış yaşanırken erkeklerde ise %111 oranında bir artış gerçekleşti. Bununla birlikte indirimlerin satın alma kararlarını etkilemediğini belirten Y kuşağı üyelerinin yüzdesi ise bir önceki ankete göre %94 artış gösterdi.

First Insight, nesiller ve cinsiyetler arasında kalite ve fiyat tercihlerine ilişkin olarak, ankete katılan erkeklerin %54’ünün ve kadınların ise %51’inin kaliteyi “satın alma yaparken en önemli faktör” olarak belirlediğini ifade etti. Ayrıca şirketin belirttiğine göre, benzer şekilde baby boomers, Y kuşağı ve X kuşağı da genel olarak kaliteyi fiyata tercih ediyor. X kuşağının %41’i fiyatın kendileri için en önemli faktör olduğunu belirtirken baby boomers ve Y kuşağı için ise bu oran %36.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon İçerik Editörü

Bir Cevap Yazın

Gıda Ürünlerinde Sessiz Sedasız Gramaj Azaltılıyor

  • Döviz kurunun hızlı yükselişinin ardından, birçok ürüne zam geldi ve gelmeye de devam ediyor. Ancak bazı gıda üreticileri, zam yapmak yerine ürünlerinin gramajını azaltmayı tercih ediyorlar.
  • Twitter’da yapılan çeşitli paylaşımlara göre, ürünlerinin gramajını azaltan firmalardan biri Ülker.
  • Bir Twitter kullanıcısı, Ülker’in yeni fiyat listesini paylaştı. Bu listeye göre, bazı ürünlerin hem fiyatı arttırılmış hem de gramajı düşürülmüş.
  • İlgili Yazı: İthalata Dayalı Ekonomi ve Ürün Boykotu

ABD ile ülkemiz arasında yaşanan Rahip Brunson kriziyle başlayan süreç ve bu olayın akabinde Türk lirasının özellikle dolar ve euro karşısında hızla değer kaybetmesi, ülkemizi ekonomik açıdan sıkıntılı bir duruma soktu. Döviz kurundaki hızlı yükşelişin ardından, bu kadar dışa bağımlı bir ülkede ürünlerin fiyatlarına zam gelmesi kaçınılmaz bir durumdu, ki öyle de oldu. Hızlı tüketim ürünleri de dahil olmak üzere birçok ürüne zam geldi, henüz zam gelmeyenlere de önümüzdeki günlerde zam gelmesi kaçınılmaz gibi görünüyor. Ancak bu zamları yeterli görmeyen ya da ürünlerine zam yapmak istemeyen bazı gıda üreticileri, fazla dikkat çekmeyeğini düşündükleri farklı bir yol izlemeye karar vermişler.

Geçtiğimiz günlerde Twitter’da yapılan birkaç paylaşım, bazı gıda ürünlerinin gramajlarının yaklaşık olarak %10 oranında azaldığına dikkat çekti. Bu paylaşımlardan birine göre, ürünlerinin gramajlarını düşüren firmalardan biri Ülker. Paylaşımda yer verilen görsele göre, Ülker’in fındıklı çikolatasının gramajı 35 gramdan 32 grama düşürülmüş. Ülker Rulokat’ın gramajı ise 48 gramdan 42 grama düşürülmüş.

Konuyla ilgili olarak bir başka paylaşımda ise Tadım’ın 3 TL’ye satılan çekirdeğinin gramajının 120 gramdan 111 grama düşürüldüne dikkat çekiliyor.

Twitter’ı aktif olarak kullananların yakından tanıdıkları bir isim olan Simto Alev de bu konuyla ilgili olarak birkaç gün önce bir tweet atmıştı. Simto Alev attığı tweet’te, 180 gram’lık Pınar Labne’nin üzerindeki tiramisu tarifinde 200 gram Pınar Labne gerektiğini ifade ederek ürünün gramajının 200 gramdan 180 grama düşürüldüğüne dikkat çekmişti.

Bir başka Twitter kullanıcısı da Ülker markalı ürünlerdeki fiyat ve gramaj değişikliğini gösteren bir listeyi paylaştı. Bu listede belirtildiğine göre, bazı ürünlerin gramajları düşürülmekle kalmamış, aynı zamanda fiyatları da yükseltilmiş.

Artık herhalde bu çakallığın (!) bir sonraki adımı, ürünlerin paketlerindeki gramaj yazılarının çıplak gözle kolay bir şekilde görülemeyecek kadar küçük yazılması ya da ürünlerin paketlerine net ağırlık yerine brüt ağırlık yazılması gibi yöntemlere başvurmak olacak. Ancak sanırım markalar, bazen sosyal medya çağında olduğumuzu ve birkaç tüketici tarafından farkedilen bu tarz durumların sosyal medya sayesinde kısa süre içinde binlerce kişiye ulaştığını unutuyorlar.

Markalar zam yapmaları gerekiyorsa, bu tarz uyanıklıklara başvurmadan doğrudan zamlarımı yapmalılar. Aksi takdirde markanın tüketici gözündeki imajı fena halde zedeleniyor ve uzun vadede marka daha fazla zarar görüyor. Şimdi bu durumdan haberdar olan duyarlı bir tüketicinin, bir dahaki markete gidişinde bu olayı hatırlayıp Ülker yerine başka bir markayı tercih etmesi gayet olası bir durum. Yerli markalara her zamankinden daha fazla güvenmemizin gerektiği şu zorlu süreçte, markaların tüketicilerle aralarında güvene dayalı bir ilişki oluşturmaya çalışmaları gerekiyor. Zira güven, tüketici sadakatini, tüketici sadakati de güçlü bir markayı meydana getirmenin başlıca unsurlarından biridir.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Betty Crocker, Ürününe Müşteri Deneyimi Katarak Satışlarını Nasıl Yükseltti?

ABD merkezli gıda şirketi General Mills, 1950’li yıllarda ünlü Betty Crocker markası altında bir kek karışımı piyasaya sürdü. Bu kek karışımı, bütün kuru malzemeleri içinde barındırıyordu. Öyle ki, içinde toz haline getirilmiş süt ve yumurta bile bulunuyordu. Bu kek karışımını alanların yapması gereken sadece karışıma su eklemek ve bütün malzemeyi bir güzel karıştırdıktan sonra karışımı fırına vermekti.

Bu yenilikçi ürün, meşgul ev hanımlarının zamandan tasarruf etmesini sağlıyordu. General Mills, bu ürünün satacağından çok emindi. Ancak işler umdukları gibi gitmedi. Bu yeni ürün, birçok faydasına rağmen doğru düzgün satmadı. Hatta ikonik ve güvenilir Betty Crocker markası bile, ev hanımlarını bu ürünü benimseme konusunda ikna etmedi.

Bunun üzerine General Mills, bu beklenmedik durumun altında yatan nedeni anlamak için bir grup psikologu işe aldı. Yapılan araştırmalar sonucunda psikologlar, Amerikalı ev hanımlarının bu pratik ürünü kullandıklarında kötü hissettikleri sonucuna ulaştılar.

Ürün, normal bir şekilde kek yapmaya göre çok daha az zaman ve emek harcayarak kek yapmaya imkan tanıyordu, ancak ev hanımları bu şekilde eşlerini ve konuklarını kandırmış olduklarını düşündüler. Aslında bu kek karışımıyla yapılan kekin tadı çok iyiydi ve insanlar, ev hanımlarının bu keki yapmak için çokça vakit harcadıklarını düşünüyorlardı. Ev hanımlarının hakkettiklerinden daha fazla takdir alması ise onların suçluluk hissetmelerine neden oldu ve sonuç olarak ürünü kullanmayı bıraktılar.

Ürünün satmamasının ardındaki neden anlaşıldıktan sonra, General Mills şirketi bu suçluluk psikolojisi sorununun üzerine eğilen bir dizi reklam kampanyası hazırladı. Bu reklam kampanyalarında, hazır kek karışımlarıyla mutfakta zamandan tasarruf etmenin, kadınlara aileleri için diğer değerli şeyleri yapmalarına imkan tanıdığına vurgu yapılıyordu. Kısacası reklamlar, böylesi yenilikçi bir ürünü kullanmanın ne kadar akıllıca olduğuna dikkat çekiyordu.

Bu reklam kampanyalarına rağmen, General Mills ürünü değiştirerek daha az pratik hale getirdi. Ev hanımlarının, yeni kek karışımına suyun yanı sıra gerçek yumurta katmaları gerekiyordu. Bu da karışımdan toz haline getirilmiş yumurtanın çıkartıldığı algısını oluşturdu. General Mills, ürünü yenilenmiş halini “Bir Yumurta Ekle” sloganıyla yeniden piyasaya sürdü ve bunun ardından Betty Crocker hazır kek karışımının satışları hızla yükseldi.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?