Target, İki Farklı Deneyim Sunan Yeni Nesil Perakende Mağazasını Hizmete Sundu

ABD’li perakende devi Target, kısa bir süre önce yaklaşık dört yıl sürecek olan ülke çapındaki 1000’den fazla mağazasını yeniden dizayn etme çalışmalarına başladı. Bu yenilenme sürecinin bir parçası olarak şirket, bu hafta içinde ilk yeni nesil perakende mağazasını Teksas eyaletinin Richmond şehrinde hizmete soktu.

PSFK’nın yaptığı habere göre yaklaşık olarak 11.500 metrekare alana kurulu olan mağaza, zıt taraflarda yer alan iki farklı girişiyle acelesi olan ve acelesi olmayan müşterilerin ihtiyaçlarını aynı ölçüde karşılayabilecek yeni bir konsept ile tepeden tırnağa yeniden tasarlandı.

Acelesi olan müşteriler için tasarlanan “kolay giriş”i kullananlar, hızlı alışveriş odaklanan süpermarket benzeri bir düzen ile karşılaşıyorlar. Bununla birlikte mağazanın bu tarafında bulunan müşteriler, online siparişlerini de mağaza içinden teslim alabiliyorlar.

Mağazanın diğer girişi ise “ilham girişi” olarak adlandırılmış ve bu giriş, acelesi olmayan ve sakin bir şekilde alışveriş yapmak isteyen müşteriler için tasarlanmış. Bu girişi kullanan müşterileri kıyafet, güzellik ürünleri gibi çok geniş yelpazede ürünlerin yer aldığı daha yüksek kaliteli, mega market tarzında bir düzen karşılıyor. Bununla birlikte mağazanın bu bölümünde bir de Starbucks dükkanı yer alıyor.

Target, Ricmond mağazasında denedikleri konseptin başarılı olması halinde, yaklaşık olarak 7 milyar dolara mal olacak olan mağazaları yenileme çalışmalarına bu doğrultuda devam edeceklerini ifade etti. Target’in kullanmaya başladığı bu çift giriş düzeni, müşterlere gerçek anlamda geleneksel mağazacılık ile online operasyonları harmanlayan bir çoklu kanal (omni-channel) deneyimi sağlıyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon İçerik Editörü

Bir Cevap Yazın

Perakendede Yeni Trend: Konteyner AVM’ler

  • Yeni yeni yaygınlaşan bir trend doğrultusunda, dünyanın çeşitli yerlerinde nakliye konteynerlerinden oluşan alışveriş merkezleri hizmet vermeye başladı.
  • ABD’nin Texas eyaletinin El Paso şehrinde ve Londra’da bu tarz alışveriş merkezleri bulunuyor. Bununla birlikte yine El Paso ve Londra’da, nakliye konteynerlerinden meydana gelen yeni alışveriş merkezleri inşa ediliyor.
  • İlgili Yazı: AVM’lerin Varlıklarını Sürdürmek İçin Uygulayabilecekleri 4 Temel Model

Her sektörde zaman zaman belli trendlerin yükselişe geçtiğine ve sektörün gidişatına yön verdiğine tanık oluyoruz. İnşaat sektöründe de son dönemde böyle bir trend ortaya çıktı: Konteynerlerden oluşan alışveriş merkezleri. Son dönemde birçok firma, perakende alanları meydana getirmek için bu büyük çelik kutulardan yararlanıyor.

World Economic Forum’un yaptığı habere göre, ABD’nin Texas eyaletinin en büyük şehirlerinden biri olan El Paso’da bu tarzda bir alışveriş merkezi inşa ediliyor. Root Architects isimli yerel mimarlık firması tarafından, kentin Pebble Hills isimli bölgesinde inşa edilen bu alışveriş merkezi, genel olarak nakliye konteynerlerinden meydana geliyor. Belirtilene göre, bu yıl içerisinde açılması beklenen alışveriş merkezinin bünyesinde birkaç dükkan, restoran, bar ve bir spor salonu bulunacak.

Bu Texas şehri, bu tarz ilginç alışveriş merkezlerine hiç yabancı değil. 2014 yılında, şehrin Montecillo isimli bölgesinde, yine Root Architects tarafından inşa edilen, Time isimli, bu tarzda bir alışveriş merkezi hizmete başladı. Kısmen yenilenmiş nakliye konteynerleri kullanılarak inşa edilen Time’ın içerisinde birkaç perakende alanı ve restoranlar bulunuyor. 2015 yılında ise El Paso şehir merkezinde, sadece iki konteyner kullanılarak inşa edilen The Coffee Box isimli mekan açıldı.

Ancak bu konsept, sadece El Paso’ya özgü değil. Londra’da da nakliye konteynerlerinden meydana gelen birkaç alışveriş merkezi bulunuyor. Örneğin şehirde, moda markası girişimcisi Roger Wade tarafından ortaya çıkarılan Boxpark projesi kapsamında, küçük ve bağımsız işletmelere uygun fiyatlı perakende alanı sunmak için tasarlanan pop-up tarzı bir alışveriş merkezi bulunuyor ve bu alışveriş merkezi, yenilenmiş nakliye konteynerlerinden oluşuyor. Bu projenin ilk uygulaması, 2011 yılında başkentin Shoreditch isimli bölgesinde hayata geçirildi.

2016 yılında ise Londra’nın güneyinde yer alan Croydon ismindeki bölgede, Boxpark projesi kapsamında ikinci bir perakende alanı açıldı. Boxpark Croydon, BDP isimli mimarlık firması tarafından tasarlandı ve şirket, Londra’nın kuzeyinde yer alan Wembley bölgesinde üçüncü bir perakende alanı oluşturmak için görevlendirildi. Bu yıl içinde hizmete başlaması beklenen Boxpark Wembley‘in mimarları; yemek, içmek ve eğlenmek için alternatif bir mekan sunmayı amaçlıyorlar. Bununla birlikte Boxpark Wembley, İngiliz futbolunda çok önemli bir yere sahip olan Wembley Stadyumu‘nun yanında yer alacak.

Nakliye konteynerlerinden meydana gelen alışveriş merkezleri, dünyanın birçok yerinde bulunuyor. Örneğin Güney Kore’nin başkenti Seul’da, dünyanın en büyük “nakliye konteyneri alışveriş merkezi” yer alıyor. Bununla birlikte Arjantin ve Yeni Zelanda gibi birçok ülkede de bu tarz örnekleri görmek mümkün.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Burberry Ürünlerini Neden Yakıyor?


Burberry’nin satılmayan stoklarını, yanlış ellere geçmesin ve ucuza satılmasın diye yaktığı ortaya çıktı. Lüks marka, 12 ay içerisinde neredeyse 38 milyon dolar değerinde ürün imha etmiş. Markanın yüksek etiket fiyatlarına rağmen bu rakam markaya ait neredeyse 20.000 trençkota tekabül etmekte.

Markanın sözcüsü “Ürettiğimiz fazla stoğun miktarını en aza indirmek için dikkatle çalışıyoruz.” Dedi. “Ürünlerin bertaraf edilmesinin gerekli olduğu durumlarda bu işi sorumlu bir şekilde yapıyoruz ve atıklarımızı azaltmaya veya  yeniden değerlendirme yollarını aramaya devam ediyoruz.” şeklinde de devam etti. 

Markanın bunu yapmasının sebebi kaba bir tabirle marka ürünlerinin indirimlerle ele ayağa düşmesini önlemek ve aslında Burberry’den alışveriş yapamayacak kişilerin markanın ürünleriyle markayı kötü temsil edecek olması.

Bu konuda siz ne düşünürsünüz bilmem ama fiyatlarıyla gerekli sınıfsal ayrımı yapan bir marka olarak Burberry zaten adını duyurdu ve bütün dünyanın gözünde prestijli bir yere sahip. Gerek etiketini çıkararak gerek ismini değiştirerek o ürünleri satabilecekken yakması hem doğaya hem de insanlığa hakaret etmekmiş gibi geldi. Açlık, susuzluk, kıyafetsizlik gibi nedenlerle temel haklarına ulaşamayan binlerce insan varken yapılan bu uygulama zaten oldukça tepki çekti.

Burberry’nin satılmayan kıyafetlerini yakılıyor olması sosyal medyayı ikiye böldü. Kimileri bu eşyaların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasını veya daha ucuza satılmasını savunurken markanın kalitesini ve prestijini korumak için bunu yapmasının çok normal olduğunu söyleyenler de var.

Üstelik, Chanel ve Louis Vuitton gibi lüks markaların da satılmayan ürünlerini değeri düşmesin diye yakarak imha ettiği ortaya çıkarken lüks markaların dışında kalan perakende zinciri H&M’in de prestijini korumak için aynı yönteme başvurduğu belirtildi.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?