Snack Sektörü Yükseliyor: Dünyada Son Atıştırmalık Trendleri

Snack olarak tabir edilen, atıştırmalık kültürü yükseliyor, şekil değiştiriyor ve birçok yeni ürünle gıda dünyasında yön veren başat aktörlerden birisi olmaya başlıyor!

2017 yılının Mart ayında NPD Grup tarafından yapılan bir araştırmaya göre ana yemek yerine snack tüketimi %24 artmış ve bu rakam 2024’e kadar %36’lara ulaşacakmış. Yani hepimiz oturup düzenli bir yemek yerine bu isteğimizi atıştırmalıklarla bastırır hale geleceğiz gibi.

Ayrıca 3 öğünlü yemek döngümüze 4. ara öğünü de atıştırmalıklarla sıkıştırmaya devam edeceğiz.

Gelin dünyadaki ‘atıştırmalık trendlerine gelin hep beraber göz atalım;

Doğal ‘atıştırmalıklar’

Kişilerin ne yediğine, yediği şeyin nasıl ve nerede üretildiğine olan merakı, şirketleri daha şeffaf olmak zorunda bıraktı.  Sade ve sağlıklı atıştırmalıklar kategorisinde inceleyebileceğimiz Quinn, websitesine eklediği  “tarladan, ambalaja” sekmesi ile tüketicilerine yedikleri ürünün içeriğindekilerin nerede üretildiği bilgisini vermeye başladı. Bu özellikle iş hayatına atılmış, doğa konusunda ‘özenli’ Y neslini çekmek için doğru bir hamle olarak değerlendirilebilir.

Atıştırmalık tüketen gençleri çekebilmek için daha sade bir ambalaj ve içerik bilgisi oldukça değerli! “Çünkü her ne kadar tatlı bir şey bile yiyecek olsalar ürünün içindeki tatlandırıcının ne olduğunu bile araştıracaklardır.” Diyen Packaged Facts araştırmacısı David Sprinkle, Nestle, Mars ve Hershey gibi şirketlerinde yapay içerikleri çıkarıp daha “şeffaf” olma konusuna özen gösterdiğini belirtti.

Sağlıklı atıştırmalık her ne kadar ülkemizde yeni yeni gelişmeye başlayan bir sektör olsa da Grand View isimli bir araştırma şirketinin yaptığı çalışmaya göre 2025 yılına kadar küresel sağlıklı atıştırmalık piyasası 32.8 milyar dolara ulaşacak.

Lezzet ‘Çeşitliliği’ Yaratmak

Piyasa araştırma şirketi IRi’nin yaptığı araştırmaya göre kişilerin %90.6 ‘si atıştırmalıklarını ‘tatlarını’ baz alarak seçiyor. Özellikle Y kuşağı daha kreatif tatlar ve daha paylaşılabilir deneyimler arıyor.

Yeni tatlar arayan maceracı bünyeleri yakalamak için Pringles’in 2017 Ekim Ayı’nda Times Meydanı’nda 26 farklı tat ile özgün tat kombinasyonları yaptığı Pringles Stack Shack pop-up etkinliğin oldukça yerine olduğunu söylemesek olmazdı.

Yine aynı Pringles Kasım ayında “Thanksgiving” için Şükran Günü tatlarından oluşan özel bir yemek paketi hazırlamıştı. Detaylarını buradan okuyabilirsiniz.

Atıştırmalık dünyasının geleceği daha cesur ve yenilikçi tatları, onları denemekten keyif duyan cesur ve araştırmacı kuşakların beğenisine sunarak farklı tatlarla ilerleyecek.

‘Duygusal’ Atıştırmalıklar

Sinema gecesi yapıyorsak patlamış mısır, moralimiz bozuksa bir romantik komedi filmi ve bolca çikolata… Modumuz aslında atıştırmalık tercihimizi belirleyen en önemli etken. Mintel araştırma şirketi tarafından yapılan araştırmaya göre; Amerikalıların %50’si atıştırmalıkları kendilerini “ ödüllendirmek” için tüketiyor. Çin’de ise dondurmalar gençler tarafından stresli yaşamlarını kolaylaştıran bir mod yiyeceği olarak görülüyor. 

 

‘İyilik için’ Atıştırmalıklar

Günümüzün duyarlı markaları bizler için sağlıklı atıştırmalıklar oluştururken, bir yerlerde bazı problemleri de çözüyor. Örneğin; İngiltere merkezli Spare Fruit kenara köşeye atılan meyveleri meyve kurusu atıştırmalıklar haline getirerek satıyor.   2017’de CVS “Snacks That Give Back”  kampanyası ile oluşturduğu atıştırmalıklarla bağışlar yapıyor.

 

This Bar Saves Lives ise satılan her atıştırmalık bar ile sağlıksız beslenen ve ihtiyacı olan çocuklara yardım ediyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon Pazarlama, Sosyal medya, Marka Yönetimi, Pazarlama İletişimi, Dijital Pazarlama ve İş Dünyası konularına odaklı bilgi kaynağı.

Bir Cevap Yazın

E-Ticaretin Geleceğine Damga Vuracak 7 Teknoloji ve Strateji

  • E-ticaretin geleceğinde, offline perakende deneyimlerini mümkün olduğu ölçüde online’a getirmek büyük önem taşıyacak gibi görünüyor.
  • Accenture’ın yaptığı bir tüketici araştırmasına katılanların %39’u, çok fazla seçenek yüzünden bunaldıkları için herhangi bir şirketin internet sitesini terketmiş ve başka bir yerden satın alım gerçekleştirmiş.
  • Öneri ve reklamcılık algoritmalarında oldukça fazla tahminde bulunulur. Tahmini analiz ve makine öğrenimi ise tamamen iyileştirilmiş ve yüksek oranda kişiselleştirilmiş deneyimler oluşturarak ürün önerilerini bir sonraki seviyeye taşıyabilir.
  • Deloitte’in yaptığı bir araştırmaya göre, %47’lik bir kesim, bir ürünü sosyal medyada gördükten sonra satın aldıklarını ifade etti. Ancak bu kişilerin sadece %20’si sosyal medya platformu aracılığıyla bu satın almayı gerçekleştirdi.
  • İlgili Yazı: Perakende Sektörü, “Yeni Nesil” Tüketiciye Nasıl Hazırlanmalı?

Günümüzde teknoloji, şirketlerin adapte olabildiğinden çok daha hızlı bir şekilde gelişiyor. Durum böyle olunca da bu teknolojik değişime daha fazla adapte olan şirketler, rakiplerinden daha fazla öne çıkıyorlar. Böyle bir ortamda müşterilere daha iyi ürünler, özelleştirilebilir seçenekler ve daha fazla kanal ya da temas noktası sağlamak, farklılaşmak ve rakiplerden üstün olmak için yeterli olmuyor. Ancak şirketlerin rekabette öne çıkmak için kullanabilecekleri çok önemli bir yol mevcut: Offline perakende deneyimlerini online’a taşımak.

Online alışverişin son derece pratik olduğu konusunda kimsenin itirazı yoktur sanıyorum. Buna rağmen global reklam ajansı McCann‘in yaptığı “Alışveriş Hakkındaki Gerçek” isimli araştırmaya katılanların %52’sinin de belirttiği gibi, online alışveriş, doğal olarak hala kişisel olmayan bir kanal. Genel olarak tüketiciler, yeni teknolojilere adapte olmaktan mutluluk duyarlar; çünkü yeni teknolojiler, işlerin onlar açısından çok daha kolay ve hızlı bir şekilde halledilmesine imkan tanırlar.

Aynı zamanda tüketiciler, aynı trendler hakkındaki endişelerini de dile getiriyorlar. Çünkü onlar, alışverişi sadece bir işlem olarak görmüyorlar; onu bir deneyim olarak görerek ona değer veriyorlar. Ve alışveriş, sadece hız ve kolaylıkla ilgili olan bir eylem değil. Önümüzdeki dönemde işletmelerin online alışverişi daha kişisel hale getirmeleri ve yerel, offline bir mağaza hissi yaratmaları büyük önem kazanacak. Yalnızca online alışverişi kolay hale getirmeyen, aynı zamanda tüm bu bilim ve algoritmalara bağımlılık arasında insani ve kişisel dokunuşlar ekleyen teknolojileri belirleyip bunlara yatırım yapabilen şirketler, unutulmaz bir izlenim bırakma şansına sahip olacaklar.

Guidedselling.org isimli internet sitesi de bu konuyla ilgili olarak paylaştığı bir yazıda, offline perakende deneyimlerini online’a getirebilmek için takip edilmesi gereken 7 teknolojiyi ve stratejiyi sıraladı.

Dijital Danışmanlar

Bir mağazaya gittiğinizde ve neyi seçeceğinizi bilmediğinizde, sizinle iletişim kuracak bilgili ve güler yüzlü bir satış elemanının size yardımcı olmasını beklersiniz. Satış danışmanı size ihtiyaçlarınızı sorar ve buna göre satın alma süreci boyunca size yol gösterir. İşte online olarak alışveriş yapan kişiler de böyle bir desteğe ihtiyaç duyuyorlar.

Online olarak alışveriş yapan kişiler, karar verme süreci boyunca yardım ve tavsiye istiyorlar. Küresel bir yönetim danışmanlığı ve profesyonel hizmetler şirketi olan Accenture’ın yaptığı bir tüketici araştırmasına göre, katılımcıların %39’u, çok fazla seçenek nedeniyle bunaldıkları için herhangi bir işletmenin internet sitesini terketmiş ve başka bir yerden satın alım gerçekleştirmiş.

Online alışveriş yaparken genellikle son derece geniş yelpazede bir ürün seçeneğiyle ve yetersiz filtreleme özelliğiyle baş başa kalırsınız ve bu süreçte size yardımcı olan hiçbir şey yoktur. Dijital danışmanlar ise online alışveriş yapan kişilerin satın alma yolculuğundaki kişisel tavsiye eksikliğini telafi etmeyi amaçlamaktadır. Bu çözümler, müşterilerin ihtiyaçlarını analiz ettikten sonra, gerçek zamanlı olarak en uygun ürünleri tanımlamak ve önermek için çıkarım algoritmaları ve makine öğrenimi uygularlar. Bununla birlikte tüketicilerin, ihtiyaçları için en iyi ürünü bulmalarına yardımcı olmak amacıyla yardım ve ipuçları da sağlarlar.

Yapay Zeka, Chatbot’lar ve Etkileşimli Ticaret

En dolaylı ve kişisel olmayan biçiminde bile ticaret, devam eden bir konuşmalar dizisidir. Teknoloji, etkileşimlerin birçoğunu otomatik hale getirse de, konuşmalar hala alışverişin temel ögeleri konumunda. Uzun bir süredir e-ticaret liderleri; doğrudan, doğal ve kişisel sohbetleri online alışverişin içerisine dahil etmenin yollarını arıyorlar. Bu, online alışveriş deneyiminde eksik olan önemli bir unsurdur.

Simon İsimli Perakende Şirketinin Facebook Messenger Chatbot’u

İşte tam da bu konuda ciddi bir arayış varken chatbot’lar ve ses destekli asistanlar ortaya çıktılar. Botlar kaybolan yakınlığı tekrar yakalamaya ve offline alışveriş etkileşimlerinde kullandığımız konuşmaları yeniden canlandırmaya hazırlanıyorlar. Tabii, henüz bu değişimin başlangıç aşamasındayız. Şu anda insan benzeri doğal dil işlemeden uzak olduğumuz için bunun nasıl bir sonuç vereceği konusunda kesin bir şey söylemek pek mümkün değil. Yine de kısa bir süre içerisinde bu alana yoğun olarak yatırım yapılması, bunun dikkate değer bir teknoloji olduğuna işaret ediyor.

Gerçek Zamanlı Özelleştirme

Bu “al gülüm ver gülüm” ilişkisi, online dünyada sadakatin sürdürülmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Satış görevlilerinin adınızı ve neyi beğendiğinizi bildikleri ve size buna göre ürün önerdikleri bir mağazaya gittiğinizi hayal edin. Bu, çoğu durumda, size kendinizi özel ve değerli hissettirecektir. Bu yüzden online alışverişin, daha fazla offline bir etkileşim gibi hissettiren bir deneyim meydana getirmek için bireylere ve onların ihtiyaçlarına daha fazla odaklanması gerekiyor.

“Gerçek zamanlı özelleştirme”, her ziyarette her müşteriye farklı ve özelleştirilmiş bir deneyim sunmanın bir yoludur. Gerçek zamanlı özelleştirme, mesajları anında kişiselleştirmek için satın alma alışkanlıkları, tercihler, demografi ve coğrafi konum gibi farklı parametreler kullanır. Onu doğru bir şekilde yapmak, tercihleri anlamak ve benzer müşterilerin tercihlerine göre doğru çıkarımlar yapmak için veri madenciliği ve makine öğrenimi gerektiriyor. Perakende tercihlerini özelleştirmek, daha olumlu alışveriş deneyimleri meydana getirmek ve satışları maksimuma çıkarmak için bir fırsat olarak bu yaklaşımı başarılı bir şekilde kullanan şirketlere dair bazı ilginç örnekler mevcuttur.

Tahmini Analiz ve İyileştirme

Offline olarak alışveriş yapmanın bir avantajı, an itibarıyla alakalı olan ürünleri önermek için müşteriyi ve durumunu hemen anlamanıza imkan tanımasıdır. Buna kıyasla online alışveriş deneyimi, genel olarak geçmişte sıkışıp kalmış gibidir ve çağ dışı görünür. Öneriler ve reklamlar, müşterinin dikiz aynasındaki dar bir görünümünü temel alır.

İlişkili olabilecek ve tavsiyelerin optimize edilmesine yardımcı olabilecek farklı kaynaklardan alınan farklı veri noktaları bağlantılı değildir. Örneğin giyim mağazanız beğendiğiniz kazakları ve desenleri biliyor olabilir, ancak hangi şarkıları indirdiğiniz konusunda herhangi bir fikri yoktur. Bir online seyahat rezervasyon sitesi, yaklaşan tatil planlarınız hakkında bilgi sahibi olsa da, şehir dışındaki bir konser için bilet satın aldığınızdan haberi yoktur.

Bu izole edilmiş müşteri görünümü, müşterinin geçmiş ihtiyaçlarını, aramalarını ya da satın almalarını yansıtan piyango gibi reklamlar ve öneriler sunulmasına neden olur. Doğrusu öneri ve reklamcılık algoritmalarında oldukça fazla tahminde bulunulmaktadır. Tahmine dayalı analiz ve makine öğrenimi ise tamamen iyileştirilmiş ve yüksek oranda kişiselleştirilmiş deneyimler meydana getirerek ürün önerilerini bir sonraki seviyeye taşıyabilir. Müşterilerin ne yaptıklarına dair tek bir görünüm meydana getirmek için çeşitli veri noktalarını harmanlamak, perakendecilerin gerçek niyet ve gerçek, güncel ilgiyi yakalamalarına olanak tanır. Bu, perakende şirketlerine, herhangi bir müşterinin gelecekteki eylemlerini ve ihtiyaçlarını tahmin etmelerine yardımcı olacak daha derin bir bağlamsal görünüm sağlayacaktır.

Perakendecilerin, henüz var olmayan verilerden anlam çıkarmalarına yardımcı olacak sofistike modeller, bu alan çığır açacak bir yenilik olacak; ancak bunun gerçekleşmesi için 2026 yılına kadar beklememiz gerektiği ifade ediliyor. Zira bu, hala insan müdahalesi ve denetimine ihtiyaç duyan “uzman bir araç”. Tabii bu yöntem, bunun gizliliğine müdahale ettiğini düşünen ve alışveriş listesini bir algoritmaya aktarmayı istemeyen tüketicilere hitap etmeyecektir. Ancak bu durum, nelerin toplanacağına karar verme konusunda tüketicilere kontrol imkanı vermediği ve bir satın alma kararına ulaşmaya çalışan kişilere açık bir fayda sağlamadığı sürece geçerli olacaktır.

Sosyal Ticaret

Sosyal olarak alışveriş yapan kişiler, sosyal bir deneyim olarak alışverişin tadını çıkarırlar ve alışverişi arkadaşlarıyla ve aileleriyle bağ kurma şansı olarak görürler. Onlar için alışveriş, sadece satın almaktan ibaret değildir. Sosyalleşme, her zaman alışverişin önemli bir işlevi olmuştur.

İnsanlar, arkadaşlarıyla alışveriş yaparken daha fazla zaman ve para harcarlar. Bununla ilgili olarak yapılan araştırmalar da arkadaşlarıyla alışveriş yapan tutumlu insanların bile, yalnız alışveriş yaptıkları zamanlara göre daha fazla harcama yaptıklarını ortaya koydu. Bu nedenle şirketlerin, online tarafta da bu deneyimin aynısını meydana getirmek için uğraşmaları gayet anlaşılabilir bir durum. İşte buradan hareketle “sosyal alışveriş” olarak bilinen kavram ortaya çıktı.

Amazon ve eBay, platformlarına çeşitli sosyal özellikler entegre ettiler. Bununla birlikte Polyvore, Fab, Wanelo, OpenSky, Fancy ve ModCloth gibi sosyal alışveriş siteleri ise kullanıcıların tavsiye almalarına ve kendileriyle benzer beğenilere sahip olan kullanıcılarla ürün koleksiyonlarını paylaşmalarına imkan tanıyor.

Sosyal ticaret, sosyal medya ve e-ticareti birleştirir. Pinterest, Instagram, Twitter, Snapchat ve Facebook, hizmetlerinden para kazanmanın yeni yollarını bulmayı amaçlayan çeşitli e-ticaret özelliklerini platformlarına eklediler. Ancak bu sosyal medya platformlarının çoğu, potansiyellerine ulaşamadıkları için bu çabalarını sonlandırdı.

Sosyal medya platformlarının yaşadıkları bu durumun iki temel nedeni var. Öncelikle kullanıcılar, bir şeyler satın almak için değil, sosyal olmak için sosyal ağları kullanırlar. İkinci olarak ise kullanıcılar, güvenlik endişeleri nedeniyle sosyal medyada bir şeyler satın alma konusunda isteksizler. Uluslararası denetim, vergi, danışmanlık, kurumsal risk ve kurumsal finansman hizmetleri şirketi Deloitte’in yaptığı bir araştırmaya göre, %47’lik bir kesim, bir ürünü sosyal medya akışlarında gördükten sonra satın aldıklarını ifade etti. Ancak araştırmaya göre, bu kişilerin sadece %20’si bir sosyal medya platformu aracılığıyla bu satın almayı gerçekleştirdi.

Bütün bunlara rağmen, sosyal ağlar, sosyal ticaretten vazgeçmiş değiller. Sosyal medya büyük bir potansiyel barındırıyor ve farkındalık yaratmak ve trafik çekmek için ideal bir kanal olduğunu zaman içerisinde fazlasıyla kanıtladı. Bir inbound pazarlama ve satış platformu olan HubSpot’un yaptığı bir araştırmaya göre, katılımcıların % 81’i, arkadaşlarının yaptıkları paylaşımların satın alma kararlarını doğrudan etkilediğini ifade etti.

Artırılmış Gerçeklik, Sanal Gerçeklik ve 3 Boyutlu Deneyimler

Online alışveriş daha hızlı ve daha pratik hale gelirken eksik algısal deneyim, tüketicileri online olarak bir şeyler satın almaktan alıkoyan en önemli beş sorundan biri olarak dikkat çekiyor. Bir ürünün kalitesini, boyutunu, ergonomisini ve uygunluğunu ölçmek bizzat daha kolay yapılır. İki boyutlu ürün resimleri, online müşteriler bir satın alma gerçekleştirmeden önce bir ürün hakkında daha fazla bilgi edinmek istediklerinden yeterli değildir. Bu nedenle, bu noktada üç boyut teknolojisi devreye giriyor. Çünkü bu teknoloji, perakendecilerin, her açıdan incelenen ürünlerin fiziksel etkileşimini kopyalamalarına imkan tanıyor.

IKEA’nın Uzun Bir Süredir Üzerinde Çalıştığı Artırılmış Gerçeklik Projesinden Bir Görünüm

Artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik henüz ana akım değil, çünkü hiçkimse artırılmış gerçeklik ya da sanal gerçeklik gözlüklerini kullanarak ürün satın almıyor. Buna rağmen bu iki teknoloji, dünya genelinde yavaş ama emin adımlarla alışveriş deneyimlerine entegre ediliyor. Perakende şirketleri ve markalar için iki boyutlu ürünlerin görsellerini üç boyutlu hale dönüştürmek kolaylaştığında, bu teknolojiler de online alışverişte ana akım haline gelecekler. Böylece ürün görselleştirmeyle ilgili ikilem çözülmüş olacak ve online alışveriş yapan kişilerin, sanal ürünleri gerçek ortamlarında görmeleri mümkün olacak.

Aynı Günde Teslimat veya Drone ile Teslimat

E-ticaretin ilk günlerinde, insanlar, siparişlerinin gelmesi için haftalarca beklemeye razılardı. Ancak e-ticaretin gelişmesiyle birlikte bu anlayış değişti ve e-ticarette hızlı teslimat büyük önem kazandı. Ve son olarak gelinen noktada ise “bir günde teslimat” hizmetleri konuşulmaya başlandı.

Lojistik Firması UPS’in Drone ile Teslimat Testinden Bir Kare

Teslimat hızı, bir müşterinin bir ürünü online olarak satın alıp almama kararını etkileyen en önemli faktörlerden biri olduğundan, aynı gün teslimat ve drone ile teslimat, her geçen gün daha cazip hale gelmektedir. Yapılan bir tüketici araştırmasına göre, tüketicilerin %33’ü, online siparişlerinin drone ile teslim edilmesine ilgi göstermektedir. Bununla birlikte sipariş teslimatını otomatize etmek, perakende şirketlerinin ilerleyen dönemde farklılaşmak için kullanabilecekleri en iyi seçeneklerden biri olabilir.

Tabii perakende şirketleri ve tüketiciler, drone’ların potansiyeli konusunda büyük heyecan duyarken birçok ülkedeki düzenleyici organlar ise bu konuda daha az heyecanlı. Zira drone’ların işleyişi konusunda, hala halledilmesi gereken çok sayıda sorun var. Güvenlikle ilgili sorunlar, hırsızlık ve hasar ve de ulaşılması zor bölgelerdeki teslimatlar, hala drone’lar konusunda yanıtlanmamış sorulardan bazıları olarak dikkat çekiyor. Tabii, insanların sürekli olarak tepelerinde uçan drone’lara nasıl tepki vereceği de bir başka önemli soru.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Tüketiciler, Kaliteyi Fiyattan Daha Önde Tutuyorlar

  • First Insight’ın yaptığı tüketici araştırmasına göre, tüketiciler açısından ürün kalitesi, fiyattan daha önemli bir unsur.
  • First Insight şirketinin kurucusu ve CEO’su olan Greg Petro’un ifade ettiğine göre, ibre indirimden uzaklaştıkça perakende şirketleri giyimden mobilyaya ve cihazlara kadar her kategoride kaliteli ürünler sayesinde daha fazla satış yapma şansına sahipler.
  • Ankete katılanların %53’ü, kaliteyi “satın alma yaparken en önemli faktör” olarak görüyor. Katılımcıların %38’i ise fiyatı “satın alma yaparken en önemli faktör” olarak gördüğünü söyledi.
  • Tüketicilerin büyük bir kısmı, mağaza indirimlerinin, indirim beklentileri konusunda herhangi bir etkisi olmadığını düşünüyor.
  • İlgili Yazı: Giyim Alışverişlerinin %27’si Online Olarak Gerçekleşiyor

Birçok tüketici için satın alacağı ürünün ya da hizmetin fiyatı büyük önem taşır. Ancak tüketiciler için ürün ya da hizmet seçimi konusunda en önemli unsur fiyat değil gibi görünüyor. First Insight Inc. isimli şirket tarafından yapılan yeni bir tüketici araştırmasına göre, tüketiciler açısından ürün kalitesi, fiyattan daha önemli bir unsur. Teknoloji firmasının belirttiğine göre, araştırma sonuçları, satın alma kararındaki indirimlerin bir etkisi olarak fiyat unsurunun düşüşe geçtiğini gösteriyor.

WWD isimli internet sitesinin paylaştığı habere göre, 1.000 tüketicinin katılımıyla gerçekleştirilen bu tüketici araştırması genel olarak araçlara, ev eşyalarına, mobilyalara ve elektronik ürünlere odaklanıyor. First Insight şirketinin kurucusu ve CEO’su olan Greg Petro, bu konuyla ilgili olarak tüketicilerin, fırsatlar bulmaya odaklanmak için mağazalar ve kitle tüccarları tarafından yıllar boyunca eğitildiklerini ve pek çok perakende şirketinin bu duruma aşırı indirimlerle karşılık verdiğini ifade etti.

Ancak Petro, tüketicilere istedikleri kaliteye, farklılaştırılmış ürünlere ve bekledikleri fiyata ulaşma imkanı sağlamaya odaklanan perakende şirketleri, fazlasıyla ilgi gördükleri ve tüketici zihniyetini değiştirdikleri için bu çalışmanın sonuçlarının, bir devrilme noktasına ulaşmış olabileceğimizi gösterdiğini belirtti. Bunun birlikte Greg Petro’un ifade ettiğine göre, ibre indirimden uzaklaştıkça perakende şirketleri giyimden mobilyaya ve cihazlara kadar her kategoride kaliteli ürünler sayesinde daha fazla satış yapma şansına sahipler.

Araştırmacılar, ankete katılanların %53’ünün kaliteyi “satın alma yaparken en önemli faktör” olarak değerlendirdiğini belirtti. Buna karşılık katılımcıların %38’i ise fiyatı “satın alma yaparken en önemli faktör” olarak gördüğünü söyledi. Raporu hazırlayan yazarların belirttiğine göre, bu araştırmaya katılan tüketicilerin büyük bir kısmı, mağaza indirimlerinin; araçlar, akıllı telefonlar, mobilyalar, ev aletleri ve ev elektroniği ürünleri de dahil olmak üzere diğer kategorilerdeki indirim beklentileri konusunda herhangi bir etkisi olmadığını düşünüyor ve her geçen gün indirimlere yönelik olarak tüketici beklentileri düşüyor.

First Insight şirketi, yaptığı bu tüketici araştırması sonucunda, mobilya ve taşıt kategorilerinin beklentilerdeki en keskin yüzde değişimini yaşadığını keşfetti. Buna karşılık olarak ankete katılanların %98’i mobilya, %74’ü ise taşıt kategorisindeki indirimlerin, satın alma konusunda herhangi bir etkisi olmadığını ifade etti. İndirimlerin satın alma kararlarını etkilemediğini bildiren baby boomers kuşağı (1946 ila 1964 yılları arasında doğanlar) mensuplarının ve erkeklerin yüzdesi, mobilya kategorisinde iki kattan fazla arttı. Baby boomers kuşağı için %128 artış yaşanırken erkeklerde ise %111 oranında bir artış gerçekleşti. Bununla birlikte indirimlerin satın alma kararlarını etkilemediğini belirten Y kuşağı üyelerinin yüzdesi ise bir önceki ankete göre %94 artış gösterdi.

First Insight, nesiller ve cinsiyetler arasında kalite ve fiyat tercihlerine ilişkin olarak, ankete katılan erkeklerin %54’ünün ve kadınların ise %51’inin kaliteyi “satın alma yaparken en önemli faktör” olarak belirlediğini ifade etti. Ayrıca şirketin belirttiğine göre, benzer şekilde baby boomers, Y kuşağı ve X kuşağı da genel olarak kaliteyi fiyata tercih ediyor. X kuşağının %41’i fiyatın kendileri için en önemli faktör olduğunu belirtirken baby boomers ve Y kuşağı için ise bu oran %36.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link