Nielsen: Yeni Perakendeci, Yeni Ürün ve Üretici; Hızlı Tüketimde Trendler Değişti

Nielsen, Y ve Z kuşaklarının davranış ve alışveriş alışkanlıklarını anlamaya yönelik olarak gerçekleştirdiği kapsamlı çalışmasının ön sonuçlarını da ilk kez sektörle paylaştı.

Hızlı tüketim ürünleri pazarı %17 büyüdü…

Gıda Perakendecileri Derneği (GPD) tarafından bu yıl 5’incisi düzenlenen Ortak Gelişim Kongresi’nde sahne alan ve “Yeni Dünyada 3 Yeni’yi Anlamak: Yeni Perakendeci, Yeni Ürün ve Üretici, Yeni Alışverişçi” başlıklı bir sunum gerçekleştiren Nielsen, sektörün sahip olduğu mevcut büyüme ivmesinin ve gelecek potansiyelinin önemini vurguladı. Nielsen adına sahne alan Nielsen Türkiye Genel Müdürü Didem Şekerel Erdoğan ve Nielsen Perakende Hizmetleri Lideri Tamer Gülsaç, Hızlı Tüketim Ürünleri Pazarında (HTÜ) modern kanalın son 10 yılda 3 katın üzerinde bir mağaza sayısı artışı kaydettiğini söylediler. “Nielsen Perakende Paneli verilerine göre Hızlı Tüketim Ürünleri pazarı (FMCG), 2018 yılının ilk 8 aylık döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre %17 oranında bir ciro büyümesi kaydetti.” diye konuşan Şekerel Erdoğan, büyümenin %14’lük kısmının fiyat değişiminden, %3’lük kısmının ise hacim büyümesinden kaynaklandığını belirtti. Şekerel Erdoğan, “Sektörün, fiyat baskısına rağmen önemli bir organik büyüme kaydettiğini görmekteyiz.” değerlendirmesinde bulundu. Şekerel Erdoğan, yılın ilk 8 ayında ciro ve hacim bakımından en çok büyüyen ilk 5 kategorinin enerji içecekleri, kuru meyve, hazır puding, deodorant ve ayran kategorileri olduğunu paylaştı.

“Modern perakende için fırsat var”

Büyümede başı çeken kanalların parfümeriler ile indirim marketlerinin de dahil olduğu 400 metrekare altı süpermarket kanalı olduğunu vurgulayan Tamer Gülsaç, “Modern kanalın ciro ağırlığını benzer yapıdaki diğer ülkelerle kıyasladığımızda, Türkiye’de modern perakendenin daha gideceği çok yol olduğunu görüyoruz.” diye konuştu.

Son dönemde gündemde olan gıda fiyat artışlarına da değinen ve Nielsen Süpermarket Enflasyonu Ağustos 2018 sonuçlarını paylaşan Şekerel Erdoğan, artan fiyatların tüketicide yansıma bulduğunu belirtti. Nielsen Alışverişçi Trendleri 2018 Raporu’na göre tüketicilerin fiyat farkındalıklarının arttığını belirten Şekerel Erdoğan, “Yükselen fiyatlar karşısında, tüketicilerin artan bir oranda sadece ihtiyacı olan ürünleri almaya çalıştıklarını, düşük fiyat için daha büyük paket almaya başladıklarını ve indirim zamanı alışveriş yaptıklarını görmekteyiz.” dedi.

“Mağaza içi aktivasyon bazı kategorilerde çok etkili…”

“Yeni Perakendeci” başlığındaki içgörüleri paylaşan Nielsen Perakende Hizmetleri Lideri Tamer Gülsaç, perakendede büyüme bakımından başı çeken formatın küçük süpermarketler olduğunu vurguladı. Gülsaç, “Hem globalde hem de Türkiye’de yükselen yeni yıldız küçük format…” diye konuştu. Perakende kategori yönetimi anlayışının da bir dönüşüm sürecinden geçtiğini ve odağına alışverişçiyi almakta olduğunu belirten Gülsaç, “Alışverişçi odaklı bir kategori yönetiminin en önemli bileşenlerinden biri şüphesiz mağaza içi aktivasyon.” diye konuştu. Nielsen Kategori Alışverişinin Temellerini Anlama 2018 çalışmasının sonuçlarına göre mağaza içi aktivasyonun belirli kategorilerde ziyaret öncesi iletişime göre çok daha etkili olduğunu belirten Şekerel Erdoğan ise, “Bu kategoriler arasında “atıştırmalıklar”ın yanı sıra özellikle yüz bakım, tıraş köpüğü, duş jeli, saç boyası gibi kişisel bakım kategorileri öne çıkıyor.” dedi.

Gülsaç, ayrıca Endüstri 4.0’ın getirdiği yeni teknolojilerin hem üretici hem de perakendeci boyutuyla tüm perakendeye şekil vermekte olduğunu, perakende analitiği çalışmalarının her geçen gün hız ve önem kazandığını belirtti. Nielsen Türkiye Genel Müdürü Şekerel Erdoğan, perakendede yükselen bir diğer yıldız olarak e-ticaretin önemini vurguladı. Şekerel Erdoğan, “Türk tüketicisinin gelirine kıyasla halen global ortalamanın altında harcama gerçekleştirdiğini görmekteyiz. Diğer bir deyişle e-ticaretin henüz alacağı çok önemli bir yol var.” tespitinde bulundu.

Türk perakendesinin son dönemde kaydettiği büyümede inovasyonun oynadığı rolün önemini vurgulayan Şekerel Erdoğan, büyümenin daha büyük kısmının yeni lansmanlardan geldiğini belirtirken, inovasyonun büyümeye en çok katkı yaptığı ilk 3 kategori olarak kuruyemiş barlar, cips ve dondurma kategorilerini saydı.

“Daha sağlıklı”dan “sağlık veren”e geçiş var.

Geçen yılki zirvede de altını çizdikleri “sağlık yönündeki güçlü yönelimin” yeni bir aşamaya geçtiğini söyleyen Şekerel Erdoğan, tüketicilerin artık “daha sağlıklı”dan da öte, “sağlık veren” ürünler arayışında olduklarının altını çizdi. “Sağlık yönündeki bu talep ürün satışlarına da yansımış durumda.” diye konuşan Şekerel Erdoğan, son iki yılda proteinli süt, beyaz çay, kuruyemiş bar, kefir, kuru meyve, çiğ kuruyemiş ve probiyotik/meyveli yoğurt gibi sağlık vadeden kategorilerin, gıda ortalamasının çok üzerinde hacim büyümesi kaydettiklerini ekledi. Organik ürünlerin de yükselişlerini sürdürdüklerini belirten Tamer Gülsaç ise organik trendinin gıdayla sınırlı kalmayıp gıda-dışına doğru genişlediğini belirterek, organik ürünlerin büyüme kaydettiği gıda dışı kategori örnekleri ile paylaştı.

“Hyyge”

Alışverişçi cephesinde gördükleri yeni bir trendin de “hygge” (“hüge” diye okunuyor) olduğunu belirten Şekerel Erdoğan, “İskandinav ülkelerinden çıkan bu trend, tüketicilerin ev keyfine yönelik tüketim yapmaları anlamına geliyor.” dedi. Şekerel Erdoğan, bu trendin sonucu olarak buzlu ve özel kahveler, hazır ve toz tatlılar, meyveli ve tatlı içerikli yoğurtlar, dondurmalar, noodle ve dondurulmuş gıdaların ortalama pazar büyümesinin üzerinde performans gösterdiklerini ekledi.

“Yeni Alışverişçi” içgörüleriyle devam eden Nielsen Perakende Hizmetleri Lideri Tamer Gülsaç, “Tüm sosyo-ekonomik gruplar ve jenerasyonlar dijitalleşiyor.” diye konuştu. Sosyal medya kullanımının tüm yaş gruplarının ortak özelliği konumunda olduğunu vurgulayan Şekerel Erdoğan ise “Türkiye, %63’lük sosyal medya penetrasyonuyla global ortalamanın 1,5 katı kadar üzerinde yer alırken; sosyal medyada geçirilen ortalama süre de yine global ortalamanın bir buçuk katına yakın. Yani yeni alışverişçiler sıkı birer sosyal medya kullanıcısı konumundalar.” diye konuştu.

Yeni Zaman Alışverişçileri: Y ve Z kuşakları…

Y – Z kuşaklarının teknoloji ve tüketim alışkanlıklarıyla ilgili kapsamlı içgörüler içeren Nielsen’in “Yeni Zaman Alışverişçileri” raporunun sonuçlarını ilk kez kamuoyuyla paylaşan Didem Şekerel Erdoğan, “Teknoloji çağında doğmuş ve büyümüş genç kuşağı anlamak çok kritik öneme sahip, çünkü bu kuşaklar yakın gelecekte alıverişçilerimizin ana kitlesini oluşturuyor olacaklar.” açıklamasında bulundu.

Çalışmanın ön sonuçlarını katılımcılarla paylaşan Şekerel Erdoğan, Y ve Z kuşaklarının alışveriş tercihlerinde ultra kolaylığın ön planda olduğunu belirtti. Genç kuşakların online alışveriş motivasyonlarında fiyat, çeşitlilik ve hız faktörlerinin belirleyici olduğunu vurgulayan Şekerel Erdoğan, en çok satın alınan kategoriler arasında moda, kozmetik/kişisel bakım ve teknolojinin başı çektiğini ekledi.

“İnternette yaşıyorlar…”

“Y ve Z kuşakları adeta internette yaşıyor, internette sosyalleşiyor.” diyen Şekerel Erdoğan, bu kuşakların cep telefonunu “vücudun bir parçası” olarak tanımladığını ve onlar için cep telefonunun vazgeçilmez bir teknoloji aracı olduğunu belirtti. Şekerel Erdoğan “Özellikle Youtube’un bir eğlence aracı olmasının yanı sıra önemli bir öğrenme aracına da dönüşmüş olduğunu görüyoruz. Bu kanalda müzik klipleri ve komik videoların yanında bilgi içerikli eğitici videolar da yüksek oranda izleniyor.” diye konuştu.

Y ve Z kuşaklarının pek çok yönden benzeşmekle birlikte önemli farklılıklar da taşıdıklarının altını çizen Şekerel Erdoğan, “Aslında bu farklılaşma noktaları, alışverişçi tercihlerindeki değişimin yönünü de gösteriyor.” diye ekledi. Z kuşağının daha geniş bir kanal repertuarıyla alışveriş yaptığını ve teknoloji kullanımında da birden çok aracıyı (telefon, tablet, bilgisayar) aynı anda kullandığını belirten Şekerel Erdoğan, Z kuşağının hayatında görselliğin daha çok ön planda olduğunun da altını çizdi. Şekerel Erdoğan, “Y kuşağında Facebook en çok tercih edilen sosyal medya platformu olurken, Z kuşağında Instagram daha çok tercih ediliyor. Keza görsellik, arama tercihlerini de belirlemekte: Y kuşağı internet araması olarak Google’ı tercih ederken, Z kuşağı Youtube’u tercih ediyor.” şeklinde örnekler paylaştı.

Genç kuşakların bu davranış karakteristiklerinin ve buna bağlı olarak toplumda yaşanan değişim olgusunun yeni bir terimi, “Youthquake” (gençliğin yarattığı deprem) terimini doğurduğunu belirten Şekerel Erdoğan, “Bu sözcük, Oxford Sözlüğü tarafından 2017 yılında yılın sözcüğü seçilmiş. 2017 yılında, 2016’ya kıyasla 5 misli daha fazla kullanılmış. Sözcüğün kullanımındaki bu artış adeta yaşadığımız dönüşümün bir göstergesi.” dedi.

Nielsen Türkiye Genel Müdürü Didem Şekerel Erdoğan ve Nielsen Perakende Hizmetleri Lideri Tamer Gülsaç “Yeni Perakendeci, Yeni Üretici ve Yeni Alışverişçi başlığındaki noktaları birleştirerek içgörülerimizi sizlerle paylaşmaya çalıştık. Nielsen olarak noktaları birleştirmeye devam ediyor olacağız. Gelecek zirvelerde görüşmek üzere, bizi izlemeye devam edin.” sözleriyle sunumlarını sonlandırdılar.

Kaynak: Retail.net

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Walmart’tan Müşterilerin Streslerini Ölçen Alışveriş Arabası Geliyor

  • ABD’li perakende devi Walmart, müşterilerin stres seviyelerini ölçen ve gergin hissetmeleri durumunda çalışanları uyaran ve onları müşteriye yönlendiren bir alışveriş arabası için patent başvurusu yaptı.
  • Bu akıllı alışveriş arabasının sahip olduğu biyometrik sepet kolu sayesinde, alışveriş yapan müşterilerin kalp atış hızları, vücut sıcaklıkları ve alışveriş arabasının kolunu ne kadar sıkı tuttukları gibi veriler anlık olarak takip edilebilecek.
  • İlgili Yazı: Walmart’ın Geleceği: Akıllı Alışveriş Arabaları ve Drone Asistanlar

ABD’deki en büyük perakende şirketlerinden biri olan Walmart, son dönemde fazlasıyla perakende deneyimini geliştirmek için çok sayıda proje başlattı ve patent aldı. Amazon Go benzeri kasiyersiz alışveriş teknolojisi, raf tarama robotları ve mutsuz müşterileri tespit eden yüz tanıma teknolojisi bunlardan sadece birkaçıydı. Şimdi ise şirketin perakende alışverişe yönelik olarak başvurusunu yaptığı yeni bir patent ortaya çıktı.

Business Insider’ın paylaştığı habere göre, Walmart, müşterilerin stres seviyelerini ölçen ve gergin hissetmeleri durumunda çalışanları uyaran bir alışveriş arabası için patent başvurusu yaptı. Bu alışveriş arabası, biyometrik bir sepet kolu barındıracak ve bu sayede alışveriş yapan müşterilerin kalp atış hızları, vücut sıcaklıkları ve alışveriş arabasının kolunu ne kadar sıkı tuttukları gibi veriler anlık olarak takip edilebilecek. Patent başvurusuna göre, bu verilerin analizi, alışveriş yapan kişilerin stres seviyelerini ya da yardıma ihtiyaç duyabilecekleri diğer göstergeleri anlamak için kullanılabilecek.

Walmart’ın Akıllı Alışveriş Arabasının Çalışma Mantığını Gösteren Bir Resim

Bir müşteri çırpınıyor gibi ya da stresli görünüyorsa, alışveriş arabası bir çalışana uyarı gönderecek ve daha sonra bu çalışan alışveriş yapan müşteriyi kontrol etmesi için yönlendirecek. Aynı zamanda bu alışveriş arabası, bariz tıbbi acil durumlar gibi bazı durumlarda, mağazanın dahili haberleşme sistemi üzerinden bildirim göndermek gibi eylemleri bile uygulamaya koyabilecek. Ayrıca belirli bir şarkı çaldığında, mağazadaki müşterilerin daha fazla strese girmesi gibi durumlar tespit edilerek mağazanın atmosferinde buna göre değişiklikler yapılabilecek.

Bunların yanı sıra bu patent başvurusu, toplanan verilerin herhangi bir bireysel müşterinin kimliği ile ilişkilendirilmeyeceğini açıklığa kavuşturma konusuna da ayrı bir özen gösteriyor. Yine de müşterilerin ruh hallerini algılayabilen akıllı bir alışveriş arabası fikri, bazı kişiler için son derece rahatsız edici olabilir. Ancak teknolojinin hızla geliştiği ve sektörlere yön verdiği bir dönemde, eninde sonunda hepimiz bu tarz futuristik yeniliklere alışmak zorunda kalacağız gibi görünüyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Mutluluk Ekonomisi Nedir?

Mutluluk Ekonomisi Nedir?

Mutluluk ekonomisi ilk kez bir kavram olan Easterlin Paradoksu, Richard A. Easterlin’in 1974 yılında yazdığı makalede gündeme getirilmiştir. Mutluluk ekonomisi özetle, bir toplumda ki ekonomik gelişimin ortalama mutluluk seviyesiyle bir ilişkisinin olmadığı öne sürülmüştür. Toplumdaki yaşanan ekonomik büyüme ancak toplumun temel ihtiyaçlarını karşılayabilmektedir. Easterlin’in hükümetlere önerisi, toplumun temel ihtiyaçlarının karşılandığı noktada, daha fazla gayri safı yurt içi hasıla için değil daha fazla gayri safı mutluluk hasılası üzerine yoğunlaşması yönündedir.

Peki Mutluluk Nasıl Ölçülür?

Bu hesaplamanın bileşenlerini çoğumuzun çok iyi bildiği Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi, toplam ve bireysel gelir, sosyal güvenlik, istihdam, ailevi ilişkiler, özgürlük alanları, sağlık ve sahip olunan kaliteli vakit geçirmek gibi kavramlar oluşturuyor.

Çalışmalara bakıldığında dünya üzerinde mutluluk endeksi oluşumu haritada gösterildiği gibidir.

Bakalım mutluluk araştırmaları istatikleri ne söylemiş?

TÜİK araştırması uluslararası bir araştırma olmayıp sadece Türkiye bazlı bir araştırmadır ve bu araştırmada gelir ve memnuniyet arasındaki ilişki açıkça belirtilmemekle birlikte ülkeler arası kişi başına düşen milli gelir ve mutluluk ilişkisi saptanamamaktadır.

TÜİK’in 2017 yılı için 23 Şubat 2018’de yayınladığı Yaşam Memnuniyeti Araştırması’na bakıldığında mutlu olduğunu söyleyen bireylerin oranının %58 olduğu görülmektedir. Bu oran 2016 yılında %61.3 iken 2017 yılında %58’e düşmüştür. Mutsuz olduğunu söyleyen bireylerin oranı ise %10,4’ten %11,1’e yükselmiştir. TÜİK Yaşam Memnuniyeti Araştırma raporunda; kadınlardaki mutluluk oranının 2016 yılında %64.5 olan oranın 2017 yılında %62,4 olarak düşüş yaşandığı gözlemlenmiştir. Erkeklerde ise bu oran yine 2016 yılında %58,1 olan oranın 2017 yılında %53,6 olarak düştüğü görülmektedir. Yaş gruplarına göre mutluluk düzeyine bakıldığında, 2016 yılında en yüksek mutluluk oranı %65,1 ile 18–24 yaş grubunda iken 2017 yılında en yüksek mutluluk oranının %66,1 ile 65 ve üzeri yaş grubunda gerçekleştiği görüldü. En düşük mutluluk oranı ise 2017 yılında %53,1 ile 45–54 yaş grubunda gerçekleşmiştir.

Hal böyleyken çevremizde, reklamlarda, afişlerde gördüğümüz, neredeyse her gün tükettiğimiz yiyecek-içecek markalarında bile sıkça duyduğumuz bize aşılanan ‘’mutluluk’’ nedir yahut nerededir?

Ülker’in söylediği gibi mutluluk her yerde midir, mutluluk denince akla Eti mi gelir, Coca Cola’nın dediği gibi mutluluğa kapak mı açıyoruz? Mutluluk konumlandırması yapan markalar hakkında detaylı bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?


8 Haftada Dijital Mükemmeliği Yakalayın!
Eğitimi İncelemek İstiyorum
Digital Excellence Program'da Erken Kayıt Fırsatından Yararlanın
close-link