IKEA’nın Başarısının Ardındaki 10 Yenilikçi Fikir

Bildiğiniz gibi geçtiğimiz hafta İsveçli mobil üreticisi IKEA’nın kurucusu Ingvar Kamprad hayatını kaybetti. Mimari ve tasarım dergisi Dezeen da bu üzücü olay sebebiyle IKEA’nın bugünkü başarısına ulaşmasını sağlayan kilometre taşı niteliğindeki yenilikçi fikirleri sıraladı. Demonte mobilyanın ortaya çıkışından artırılmış gerçeklik teknolojisiyle alışverişe kadar pek çok yeniliğin yer aldığı listeye bir göz atalım.

Demonte Mobilyanın Ortaya Çıkması

Bir efsaneye göre IKEA tasarımcısı Gillis Lundgren’in arabasına sığdırmak için bir masanın ayaklarını kesmesi sonucunda demonte mobilya fikri ortaya çıktı. Bu olaydan sonra IKEA, odağını demonte mobilyalara doğru kaydırdı. Şirket, demonte mobilyalara geçiş yapması ürün maliyetlerini de düşürebilmesine olanak sağladı.

IKEA Mağazalarının Kendine Özgü Tasarımı

IKEA ürünlerinin büyük kısmının demonte olarak satılmaya başlanması, büyük ihtimalle mağazaların tasarımının da tamamen yeniden düşünülmesine neden oldu. Bu da depo tarzında IKEA mağazalarının ortaya çıkmasına neden oldu. IKEA mağazalarının mevcut tasarımında, müşteriler bütün koleksiyonu gördüklerinden emin olmak için mağaza içerisinde belirlenmiş bir rotayı izliyorlar ve daha sonra beğendikleri ürünleri depodan kolay bir şekilde alıp evlerine götürebiliyorlar.

Birleşik Krallık’ta Modern Tasarımın Başlangıcı

IKEA, 1996 yılında Birleşik Krallık’ta yaptığı bir reklam kampanyasında, insanlara evlerinde bulunan şintz isimli renkli desenli pamuklu kumaşları atmaları çağrısında bulundu ve bu reklam kampanyası, Birleşik Krallık’ta insanların tasarım konusundaki bakış açılarının değişmesine neden oldu. Reklam sloganını yazan Naresh Ramchandani’ye göre bu kampanya, ortalama Birleşik Krallık hanelerinde, modern tasarımda yeni bir dönemin başlamasına vesile oldu.

Genç Şehir Sakinleri İçin Farklı Tasarıma Sahip Mobilyalar

IKEA, son on yıl içerisinde bir dizi kapsül koleksiyonu çıkarmaya başladı. Bu koleksiyonlardan biri olan ve genç şehir sakinlerini hedefleyen PS koleksiyonları, kısıtlı alana sahip evler için son derece ideal tasarımlar sunuyor. Bu koleksiyonlar, ilgi çekici olması için çeşitli güncel trendlerden istifade ediyor.

Mülteciler İçin Çadırlara Alternatif Barınak İmkanı

IKEA’nın yardım kuruluşu, 2013 yılında mülteciler için barınak yapma planlarını duyurdu. Bu barınaklar, mültecileri barındırmak için yaygın olarak kullanılan ve kilitlenemeyen çadırlara bir alternatif sunuyordu. Ürünün ateşe karşı dayanıksız olması konusunda endişelere ve birtakım aksiliklere rağmen, proje 2017 yılında “yılın tasarımı” ödülünü kazandı.

Müşterilerin Sağlıklarını ve Refahlarını Artırmak İçin Çalışan İnovasyon Laboratuvarı

IKEA’nın, Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da yer alan Space 10 isimli inovasyon laboratuvarı, şirketin müşterilerinin sağlıklarını ve refahlarını artırmanın yollarını araştırıyor. Bu inovasyon laboratuvarı, bu zamana kadar geleceğin sürdürülebilir süper mahsulü olarak potansiyel su yosunu keşfi gibi birçok araştırmaya imza attı.

Geri Dönüştürülmüş Malzemelerden Yapılan Ürünler

IKEA, sürdürülebilirliğe olan bağlılığını göstermek için 2017 yılında geri dönüştürülmüş plastik şişelerden ve kullanılmış ahşaptan yapılan mutfak ürünlerini piyasaya sürdü. Bunun hemen ardından şirket, PS 2017 koleksiyonu için bir dizi “israf yok” ürünleri ortaya çıkardı.

Mobilyaların Daha Kolay Monte Edilmesini Sağlayan Birleşme Yeri

IKEA, kısa bir süre önce mobilyalar için yeni bir tür birleşme yeri geliştirdi. Bu birleşme yeri, ahşap mobilyaların daha çabuk ve daha basit bir şekilde monte edilmesine imkan tanıyor. Üstelik mobilyaları monte ederken vida, tornavida, cıvata ve alyan anahtarı gibi şeyleri kullanmak gerekmiyor.

Artırılmış Gerçeklik ile Alışveriş Deneyimi

IKEA, 2014 yılında kataloğuna artırılmış gerçeklik özelliği ekledi ve bu özellik sayesinde müşteriler, eşyaların evlerinde nasıl görüneceğini görebildiler. Şirket, o zamandan beri artırılmış gerçeklik tabanlı bir alışveriş uygulaması geliştirmek için Apple ile birlikte çalışıyor. Bu alışveriş uygulamasının, yeni ürünlerin piyasaya sürülmesinde önemli bir rol oynaması bekleniyor.

Geleceğin Akıllı Evlerine Yönelik Ürünler

Nesnelerin internetinin gittikçe günlük hayatın daha önemli bir parçası haline gelmesiyle birlikte, IKEA bir uzaktan kumanda ya da uygulama aracılığıyla uzaktan kontrol edilebilen bazı akıllı aydınlatma ürünleri ve kablosuz şarj cihazları piyasaya sürdü. Bu ürünler, IKEA’nın “Akıllı Ev” programının bir parçası niteliğinde. Şirket, gelecekte bu ürün yelpazesini genişletmeyi hedefliyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon Pazarlama, Sosyal medya, Marka Yönetimi, Pazarlama İletişimi, Dijital Pazarlama ve İş Dünyası konularına odaklı bilgi kaynağı.

1 Comment

Bir Cevap Yazın

Çılgın Gıdalar: Gelecekte Ne Yiyeceğiz?

Dünyada hızla artan nüfus yoğunluğuna karşılık azalan doğal kaynaklara alternatifler geliştirilmeye başlandı. Geleceğin dünyasında geleneksel beslenme alışkanlıklarımızda devrim yapacak yüksek protein içeren böcekler, farklı meyve ve sebzelerin sentezlendiği genetiği değiştirilmiş gıdalar (GMO), müzikle yetiştirildiğinde tadı değişen besinler, laboratuvar ortamında üretilmiş et ve deniz ürünleri, çiğnenebilir kahve gibi yeni nesil gıdalar geliştiriliyor. Bunların yanı sıra doğada kendi kendine kaybolan gıda ambalajları, yiyecekleri detaylı analiz eden tayfölçüm cihazları , DNA temelli diyet programları sunan uygulamalar ve evde kendi balınızı yetiştirebileceğiniz dijital arı kovanı gibi inovatif ürünler de geleceğin gıda sektörüne dair konuşulanlar arasında.

 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Peki gelecekte yiyeceğimiz bazıları tuhaf tasarımlara sahip olan bu çılgın gıdalar neler?

Algler

Algler (su yosunları) bünyesinde yüksek miktarda Omega – 3, 6, 9 yağ asitleri barındırır, sütten 26 kat daha fazla kalsiyum oranına sahiptir ve besin değerleri açısından da oldukça zengindir. Bir gün içinde ağırlıklarının 3 – 4 katına çıkabilen algler, günümüzde daha çok biyoyakıt kullanımına yönelik araştırmalara konu oluyor. Tasarımcı ve mucit Michael Burton ve Michiko Nitta, gelecekte insanların özel bir maske takarak kendi nefesleri ile kendi alglerini yetiştirmelerini öneriyorlar. Hatta bu konuda Londra’daki Victoria ve Albert Müzesi’nde gerçekleştirdikleri performans gösterisinde, bir opera sanatçısının nefesiyle alglerin büyümesine yakıt sağlamasını sergilediler.

3 Boyutlu Yazıcılarla Hazırlanan “Yaşayan” Gıdalar

Günümüzde 3 boyutlu yazıcılarla yapılmayan pek bir şey kalmadı neredeyse. Plastik ya da metal objeler, yapay organlar, kıyafetler hatta dünyanın 3d yazıcı ile tek seferde inşa edilmiş evi derken yiyecek üretiminde de kullanılır hale geldiler. Her ne kadar Star Trek filmindeki gibi tek bir komutla istediğimiz yiyeceği hazırlamaları henüz mümkün olmasa da, Alman tasarımcı Chloe Rutzerfeld özel bir 3d yazıcı ile yenilebilir toprak ve çeşitli tohumları bir araya getirerek ekolojik sisteme katkı sağlayan bu konsept fikriyle ödüller kazandı. Yazıcıdan alınan hamur bazlı gıdaya ekilen tohumlar birkaç gün içerisinde büyüyerek yepyeni bir lezzetin kapılarını açıyor. Ürün şu anda Ar – Ge aşamasında.

Yenilebilir Su Şişeleri

Londra merkezli Skipping Rock Labs adlı teknoloji girişiminin icat ettiği yenilebilir su baloncukları, hem şişeleme maliyeti açısından daha ucuz hem de doğada 400 yılda ancak toprağa karışabilen pet şişelerin yerine geçerek ekosisteme katkı sağlamayı amaçlıyor. Deniz yosunu özlerinden üretilen bu baloncukların içi çeşitli sıvılarla doldurulabiliyor ve aromalı ya da renkli olarak da üretilebiliyor. Çeşitli etkinliklerde yer alarak yatırımcıların ilgisini çeken yenilebilir su Ooho!, tüketilmediği takdirde 4 ila 6 hafta içerisinde geri dönüşümü de sağlanabiliyor. Yakın gelecekte on yüz milyon baloncuk yuttum diyebilecek miyiz merak ediyorum doğrusu. Ürünle ilgili Ted konuşmasını buradan izleyebilirsiniz.

Hap ve Tabletler

Tekno – ütopyanist geleceğin dünyasının yer aldığı 1960’ların popüler çizgi filmi Jetgiller’i hatırlarsınız. Mutfak masasında toplanan aile yemek makinesinden pizza, kızarmış tavuk, hamburger ve tatlı gibi yiyecekleri seçtiklerinde tablet / hap şeklinde servis ediliyordu. Günümüzde tüm vitamin ve mineralleri tek bir tablete sığdırabilen uzmanlar, neden hala öğünlerimizi bize Willy Wonka gibi  tek bir hap şeklinde sunamıyorlar? Bilimadamları bu soruyu yeterli kalori almamız için mutlaka yiyecekleri sindirmemiz gerektiğini söyleyerek yanıtlıyorlar. Her ne kadar bir çok insan haplarla beslenme fikrine beslenme ritüelleri gereği lezzet ve keyif kültürü açısından karşı çıksa da, bu fikre sıcak bakıp merakla bekleyenler de yok değil. Kim bilir bakarsınız yakın gelecekte biz de Jetgiller gibi hap döner yiyebiliriz.

Geleceğin gıda sektörüne dair ayrıntılı bilgilere ulaşmak isterseniz FutureFood2050 sitesini ziyaret edebilirsiniz. Günümüz gıda sektörüne daha farklı bir bakış açısı kazanmak için de eğer hala izlemediyseniz 2009 Amerikan yapımı belgesel olan Gıda Limited’i seyretmenizi öneririm. Unutmayın ki, ne yerseniz o olursunuz!

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Burberry Ürünlerini Neden Yakıyor?


Burberry’nin satılmayan stoklarını, yanlış ellere geçmesin ve ucuza satılmasın diye yaktığı ortaya çıktı. Lüks marka, 12 ay içerisinde neredeyse 38 milyon dolar değerinde ürün imha etmiş. Markanın yüksek etiket fiyatlarına rağmen bu rakam markaya ait neredeyse 20.000 trençkota tekabül etmekte.

Markanın sözcüsü “Ürettiğimiz fazla stoğun miktarını en aza indirmek için dikkatle çalışıyoruz.” Dedi. “Ürünlerin bertaraf edilmesinin gerekli olduğu durumlarda bu işi sorumlu bir şekilde yapıyoruz ve atıklarımızı azaltmaya veya  yeniden değerlendirme yollarını aramaya devam ediyoruz.” şeklinde de devam etti. 

Markanın bunu yapmasının sebebi kaba bir tabirle marka ürünlerinin indirimlerle ele ayağa düşmesini önlemek ve aslında Burberry’den alışveriş yapamayacak kişilerin markanın ürünleriyle markayı kötü temsil edecek olması.

Bu konuda siz ne düşünürsünüz bilmem ama fiyatlarıyla gerekli sınıfsal ayrımı yapan bir marka olarak Burberry zaten adını duyurdu ve bütün dünyanın gözünde prestijli bir yere sahip. Gerek etiketini çıkararak gerek ismini değiştirerek o ürünleri satabilecekken yakması hem doğaya hem de insanlığa hakaret etmekmiş gibi geldi. Açlık, susuzluk, kıyafetsizlik gibi nedenlerle temel haklarına ulaşamayan binlerce insan varken yapılan bu uygulama zaten oldukça tepki çekti.

Burberry’nin satılmayan kıyafetlerini yakılıyor olması sosyal medyayı ikiye böldü. Kimileri bu eşyaların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasını veya daha ucuza satılmasını savunurken markanın kalitesini ve prestijini korumak için bunu yapmasının çok normal olduğunu söyleyenler de var.

Üstelik, Chanel ve Louis Vuitton gibi lüks markaların da satılmayan ürünlerini değeri düşmesin diye yakarak imha ettiği ortaya çıkarken lüks markaların dışında kalan perakende zinciri H&M’in de prestijini korumak için aynı yönteme başvurduğu belirtildi.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Haftanın En Çok Okunan 10 İçeriği

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link