H&M’in Balık Ağı ve Şamdandan Yapılan Moda Ürünleri

H&M ismini duyduğunuzda, aklınızda olumsuz düşünceler beliriyor olabilir. Zira İsveçli giyim markası, son dönemde çok sayıda olumsuz haberle gündeme geldi. Aralık ayının sonunda paylaştığımız bir haberde, Polonyalı bir sanatçının hazırladığı, H&M ve Zara markalarının ürünlerinin üretildiği fabrikalardaki kabul edilemez çalışma koşulları, düşük ücretler ve çocuk işçilere dikkat çeken reklam panolarından sizlere bahsetmiştik. Bunun hemen ardından, marka ırkçılık suçlamalarına maruz kalmıştı. Ve son olarak markanın çocuk çoraplarının üzerinde, Arapça Allah yazısına benzer figürlerin bulunması son derece büyük bir tepkiye neden olmuştu.

Bütün bu olumsuz haberlere rağmen, marka bazı olumlu işler yapmıyor da değil. İsveçli giyim markası, her sene çıkarttığı ve bu sene 7. kez çıkartacağı Conscious Exclusive (Bilinçli Özel) koleksiyonunun 2018 kreasyonunu duyurdu. Bu koleksiyonun özelliği ise sürdürülebilir modaya dikkat çekiyor olması.

PSFK’nın yaptığı habere göre, koleksiyonda yer alan kıyafetlerden bazıları, tamamen balık ağı ve diğer naylon atıkların geri dönüştürülmesiyle üretilmiş iplikler kullanılarak üretilmiş. Ayrıca koleksiyonun içerisinde, şamdan gibi şeylerden elde edilmiş hurda metaller kullanılarak üretilen akseuarlar ve geri dönüştürülmüş polyester ve organik ketenden üretilen giysiler, ayakkabılar ve akseuarlar yer alıyor.

İsveçli giyim markasının, İsveç’teki sanat ve zanaat hareketine saygı gösteren bu yılki Conscious Exclusive koleksiyonu, 19 Nisan tarihinde dünya genelindeki belirli H&M mağazalarında satışa sunulacak. Bununla birlikte bu ürünler, H&M’in internet sitesi üzerinden de satın alınabilecek.

Markanın bu koleksiyonu, sürdürülebilirlik kaygısıyla ortaya çıkartıldığı için büyük önem taşıyor. Zira sürdürülebilirlik, günümüz dünyasında her markanın göz önünde bulundurması gereken bir kavram. Bu nedenle, ilerleyen zamanlarda çok daha fazla sayıda markadan bu tarzda hamleler göreceğimizi umut ediyorum.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon Pazarlama, Sosyal medya, Marka Yönetimi, Pazarlama İletişimi, Dijital Pazarlama ve İş Dünyası konularına odaklı bilgi kaynağı.

Bir Cevap Yazın

AVM’lerin Varlıklarını Sürdürmek İçin Uygulayabilecekleri 4 Temel Model

  • E-ticaretin son yıllardaki hızlı yükselişiyle birlikte alışveriş merkezleri de önemli bir darbe aldı.
  • A.T. Kearney isimli global yönetim danışmanlığı şirketinin yaptığı yeni bir araştırmaya göre, 2030 yılı itibarıyla toplam perakende satışının üçte biri online olarak gerçekleşecek.
  • A.T. Kearney, yarının alışveriş merkezlerinin dört temel modelde başarılı olabileceklerini ifade ediyor.
  • İlgili Yazı: Perakendenin Geleceğinde Pop-up Mağazalar mı Var?

Her geçen gün ülkemizde -özellikle de İstanbul’da- yeni bir alışveriş merkezi açılıyor olsa da, genel olarak e-ticaretin son yıllardaki hızlı yükselişiyle birlikte geleneksel mağazacılığın ciddi bir güç kaybettiği bir gerçek. Bu durumdan dolayı son yıllarda özellikle ABD’de birçok alışveriş merkezi kapandı. Hatta TESK (Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu) Genel Başkanı Bendevi Palandöken’in geçtiğimiz yıl yaptığı açıklamaya göre, daha şimdiden Türkiye’de de çok sayıda işlevini yitirmiş alışveriş merkezi alanı bulunuyor. Ve geleneksel mağazacılıkta köklü değişiklikler yapılmadığı takdirde, çok sayıda alışveriş merkezinin bulunduğu diğer ülkeler de er ya da geç bu gerçekle yüzleşmek zorunda kalacaklar.

A.T. Kearney isimli global yönetim danışmanlığı şirketinin yaptığı yeni bir araştırmaya göre, 2030 yılı itibarıyla toplam perakende satışının üçte biri online olarak gerçekleşecek. Bu nedenle perakende markalarının, vakit kaybetmeden fiziksel mağazalarını geleceğin müşterilerinin ihtiyaçlarına uygun bir şekilde dönüştürmeleri gerekiyor.

A.T. Kearney şirketi, alışveriş merkezlerinin hızlı ve agresif inovasyon ve müşteri odağı ile birlikte, birer tüketici katılım alanına dönüştürülebileceğini ve yeni ve gelecek nesil müşterilerinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere tasarlanmış olan bu tüketici katılım alanlarının, çok çeşitli imkanlar sunabileceklerini ifade ediyor. Yarının fiziksel perakende dünyasında sadece tüketici odaklı bir anlayışı benimseyen markaların başarılı olabileceğini belirten yönetim danışmanlığı şirketi, tüketici katılım alanlarının dört temel model halinde var olabileceklerini düşünüyor.

Destinasyon Merkezleri: Büyük Bir Cazibe Merkezi Etrafında Yer Alan Geniş Mekanlar

Bunu geleneksel amiral gemisi mağaza deneyimini üstlenme olarak düşünün. Bir perakendecinin yerine buradaki dayanak noktası belki de kapalı bir kayak pisti, lunapark treni, konser alanı ya da müze gibi sürükleyici bir eğlence sunan, ilgi uyandıran bir sosyal deneyimdir. Bu mekanlar; keşif, eğitim ya da deneyimin, marka deneyiminin temel bileşenler olduğu yerlere ev sahipliği de yapabilir. İspanya’daki Xanadu, Dubai’deki Mall of the Emirates ve ABD’nin New Jersey ve Miami şehirlerinde inşa edilen American Dream Center, günümüzde faaliyet halinde olan bu tarz destinasyon merkezlerinden sadece bazıları.

İnovasyon Merkezleri: Hedeflenmiş Teklifler Oluşturmak İçin Toplanmış Kiracı Verilerinin Kullanıldığı Akıllı Mekanlar

Antropologlar, kültürel psikologlar ve alışveriş merkezi etnografları alandan alana ilerledikçe ve kiracılara gerçek zamanlı geri bildirim sağladıkça sürekli olarak alışveriş yapan kişileri gözlemleyecek, kaydedecek ve analiz edecek. Bu formatta, beta testi bir iş haline dönüşür. Alanın belirli bir yüzdesi, yeni konseptlerde toplanan verileri kullanan test mağazaları için tasarlanmış olabilir. Bunların yanı sıra tüketiciler, yeni teknolojileri test etme, uzmanlara erişme ve yeni ürünlerde indirimler için kişisel alışveriş ve ürün değerlendirme verilerini takas etme fırsatına sahip olacaklar.

Değer Merkezleri: Tüketicilerin Ortak Değerlerinden Kimliklerini ve Kiracılarını Alan Mekanlar

Değer merkezleri bir perakende tabelasına değil, bir fikre dayanır. Hayvan hakları, etnik kimlik ya da topluluk kimliği gibi politik ya da bir spor takımı gibi olabilir ve tüm kiracılar buna bağlı bir deneyim sağlayabilir. Dinamik pop-up lokasyonları ve sanal ya da grup showroom’ları, yerel tüccarların dönen bir temelde tekliflerini sergilemelerine imkan tanıyabilir ve yerel zanaatkar ve tasarımcılara müşterilerle etkileşim kurma, ortak ürünler tasarlama ve ürünleri gerçek zamanlı olarak üretme imkanı sağlayabilir. Bugün bu modelin uluslararası örnekleri arasında Çin’deki Büyük Gıda Hali, Portland’daki Meyve-Sebze Hali, Hollanda’daki Markthal ve Eataly yer alıyor.

Belirli Demografikleri Hedefleyen Yaşam Tarzı Merkezleri

Bu tarz perakende mekanları genç şehir hipster’ları ya da emekliler gibi belirli bir tüketici segmentini hedefler. Bu fazlasıyla düzenlenmiş yaşam tarzı merkezleri, ilerleyen zamanlarda insanlara demografiğe özgü ve uygun bir perakende, restoran, eğlence ve hizmet grubu sunacak. Örneğin yaşlı odaklı alışveriş merkezlerinde, üst düzey konutlar; medikal servisler, eczaneler, egzersiz tesisleri, yaşa özgü yasa konusunda uzmanlaşmış avukatlar ve emlak planlaması konusunda uzman muhasebeciler ve topluluk odaları tarafından desteklenecektir. Japonya’da Aeon Co. gibi geliştiriciler, modern ve yaşlanan nüfusun ihtiyaçlarını karşılamak için alışveriş merkezlerinin bir kısmını buna uygun hale getiriyorlar.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Kola Savaşları: Coca-Cola vs Pepsi

  • Kola denilince akla gelen ilk iki marka olan Coca-Cola ve Pepsi arasında yıllardır süren bir rekabet var.
  • Global pazar payı anlamında Coca-Cola rakibinden üstün olsa da, tadım testlerinde genel olarak Pepsi galip geliyor.
  • Coca-Cola’nın rakibine karşı üstünlüğünde başarılı pazarlama ve reklam kampanyalarının etkisi büyük.
  • İlgili Yazı: Fast Food Savaşları: Burger King vs McDonald’s

İçecek sektörünü göz önüne aldığımızda, buradaki en köklü rekabetin Coca-Cola ve Pepsi arasında olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Tabii bu iki dev marka çok çeşitli içecekler piyasaya sürseler de, aralarındaki rekabet genel olarak kola üzerinden ilerliyor. Elimizde güncel pazar payı verileri olmasa da, hem Türkiye hem de global pazarda tüketicilerin Coca-Cola’yı Pepsi’den daha fazla tercih ettiği bildiğimiz bir gerçek.

Ancak çoğu insanın Coca-Cola tercihine rağmen, genel olarak tadım testlerinde Pepsi’nin galip gelmesi de kafaları karıştıran bir durum. Gazeteci ve yazar Malcolm Gladwell, 2005 yılında çıkardığı Blink isimli kitabında iki kola markası arasında ciddi bir tat farkının olduğuna dikkat çekerek Coca-Cola’nın keskin bir kuru üzüm – vanilya tadına, Pepsi’nin ise daha çok turunçgil tadına sahip olduğunu ifade ediyor. Gladwell, Pepsi’nin genel olarak tadım testlerinde galip gelmesinin nedeninin de işte sahip olduğu bu tatlı ve turunçgil ağırlıklı tat olduğunu söylüyor.

İki kolanın içeriklerine baktığımızda da Gladwell’in bu tespitinin gayet yerinde olduğunu görüyoruz. Zira Pepsi, Coca-Cola’ya göre daha fazla şeker, kafein ve kalori içerirken Coca-Cola ise Pepsi’ye göre biraz daha fazla sodyum içeriyor. İşte Pepsi’nin Coca-Cola’ya göre daha tatlı, Coca-Cola’nın ise Pepsi’ye göre daha asitli olmasının nedeni içeriklerindeki bu fark.

Tadım testlerinde genel olarak Pepsi’nin galip gelmesine rağmen Coca-Cola’nın satışlarının daha iyi olması, bu tadım testlerinin geçerliliğini sorgulatabilir. Ancak bu noktada Coca-Cola’nın başarılı pazarlama ve reklam kampanyalarının yarattığı etkiyi de unutmamak gerek. Bu alanda Coca-Cola’nın Pepsi’den daha fazla öne çıktığını ve bu sayede bir “lovemark” olma konusunda Pepsi’den daha başarılı olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Kola Harici İçecek Rekabeti

Kola rekabetinde uzun bir süredir Coca-Cola yarışı önde götürüyor. Ancak iki markanın kola haricinde birçok içecek markası bulunuyor ve o tarafta da ciddi bir rekabet var. Peki, bu rekabette durum ne?

Pepsi, geçtiğimiz ayın sonunda son satış verilerini paylaştı. Paylaşılan verilere göre, Kuzey Amerika bölgesinde Lipton, Pure Leaf, LifeWTR ve KeVita markalarının satışlarında ciddi bir artış var. Bununla birlikte şirket; Çin, Hindistan, Brezilya ve diğer uluslararası pazarlarda içecek satışlarından ciddi kazançlar elde etmiş. Pepsi’nin açıkladığı satış ve kar miktarları, Wall Street tahminlerini bile aştı ve bunun sonucunda şirketin hisse değerleri yaklaşık olarak %1 oranında arttı.

 

Pepsi tarafından gelen bu yüksek rakamlara karşılık olarak Coca-Cola da beklenen daha iyi satış ve kar rakamları açıkladı. Üstelik şirketin Diet Coke ürününün Kuzey Amerika bölgesindeki satış hacminde, yedi yıldan uzun bir süredir ilk defa artış yaşandı. Bunun yanı sıra şirket, geçtiğimiz aylarda doğru Y kuşağının hedefleyen dört yeni Diet Coke çeşidini piyasaya sürmüştü. Bu artışla beraber, Coca-Cola’nın, Y kuşağının ilgisini diyet kolaya çekme girişiminin ilk etapta başarılı olduğunu söyleyebiliriz.

2017 Yılında Gazlı Soft İçecek Pazarında Coca-Cola Galip

Global alkolsüz içecek endüstrisi hakkında paylaşımlar yapan Beverage Digest isimli yayın kuruluşunun paylaştığı verilere göre, 2017 yılında Amerikanlar alkolsüz içeceklere bir önceki yıla kıyasla 2,1 milyar dolar daha fazla para harcadılar. Coca-Cola Kuzey Amerika da bu harcamadan önemli bir pay alırken şirketin önemli içecek markalarının satışları da ciddi oranda arttı. Paylaşılan verilere göre Coca-Cola markasının satışları %1, Sprite markasının satışları %6,8, Dasani markasının satışları %2,5 ve şirketin enerji içeceği ortağı Monster’ın satışları ise yaklaşık olarak %11 oranında arttı.

Beverage Digest’in paylaştığı bilgiye göre, 2017 yılında Coca-Cola’nın gazlı soft içecek markaları, Pepsi’nin gazlı soft içecek markalarına genel olarak galip geldi. Buna karşılık Pepsi, bu farkı kapatmak için medya ve reklam bütçesini artıracağını açıkladı ve öyle oldu. Geçtiğimiz ay PepsiCo CFO’su Hugh Johnston, CNNMoney’e yaptığı açıklamada, şirketin yılın ilk çeyreğin reklam bütçesini artırdığını ifade etti. Bu kapsamda Pepsi, bu yılki Super Bowl‘da Doritos Blaze ve MTN DEW ICE markaları için Morgan Freeman ve Peter Dinklage‘in rol aldığı iddialı bir reklam yayımladı.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link