Her Marketi Amazon Go’ya Dönüştürebilen Yapay Zeka Teknolojisi

Özellikle milenyum çağına girmemizle birlikte, teknoloji inanılmaz bir hızla gelişmeye başladı ve bu gelişim, her geçen gün daha da artan bir hızla devam ediyor. Teknolojideki bu hızlı gelişim, doğal olarak hayatımızın birçok alanına etki ediyor. Bu alanların en başında da hayatımızın çok büyük bir parçası haline gelen alışveriş geliyor.

Bildiğiniz gibi birçok büyük şirket, son dönemde fiziksel alışveriş konusunda devrimsel teknolojiler deniyor. Bu şirketlerin başında ise Amazon ve Walmart geliyor. Uzun bir süredir kasiyersiz alışveriş teknolojisi Amazon Go üzerinde çalışan e-ticaret devi Amazon, geçtiğimiz günlerde Amazon Go teknolojisini barındıran ilk marketini Seattle’da hizmete açtı. Bununla birlikte Amazon ile rekabet etmek için var gücüyle çalışan Walmart da birçok yeni alışveriş teknolojisi üzerinde çalışıyor. Mağazalarında raf tarama robotları kullanan şirket, ayrıca Amazon Go benzeri bir kasiyersiz alışveriş teknolojisi ve mutsuz müşterileri tespit eden bir yüz tanıma teknolojisi geliştiriyor.

Bu tarz alışveriş teknolojileri geliştirilmeye devam ederken San Francisco merkezli Aipoly isimli teknoloji şirketinin geliştirdiği yeni teknoloji ise alışveriş teknolojilerinin geldiği son noktayı ve ilerleyen yıllarda marketlerdeki her hareketimizin nasıl izleneceğini gözler önüne seriyor. Yazının devamında paylaşmış olduğum dört farklı videoyu izleyerek ne demek istediğimi daha iyi anlayabilirsiniz.

Aipoly, geliştirdiği “Otonom Mağaza Platformu” isimli yapay zeka tabanlı teknolojiyle marketleri kendi kendini idare edebilen, yani kısaca otonom hale getirmeyi vadediyor. Market sahipleri bu yeni teknoloji sayesinde anlık olarak stoğu biten ürünler ve satışlar hakkında bilgi sahibi olmak ve kapsamlı bir analiz elde etmek için gerçek zamanlı olarak ürünlerin hareketlerini görüntüleyebiliyor. Bununla birlikte Aipoly’nin geliştirdiği yapay zeka reyonların ideal düzeniyle ilgili önerilerde bulunuyor, hızlı A/B testlerine imkan tanıyor ve ısı haritaları oluşturuyor.

Otonom Mağaza Platformu, markete yerleştirilen kameralar sayesinde her 50 milisaniyede bir envanter taraması gerçekleştiriyor. Bu sayede gerçek zamanlı olarak raflarda hangi ürünlerin yer aldığı biliniyor ve ürünlerin raflarda ne kadar süre kalacağı da tahmin edilebiliyor. Ayrıca platform, Aipoly uygulamasını kullanan kişilerin tercihlerini öğreniyor ve buna göre ideal ürünleri birbirleriyle eşleştiriyor. Müşteriler belirli bir ürünü arıyorsa, doğrudan o ürünün yer aldığı rafa yönlendiriliyor. Kullanıcılar, markette bulamadıkları ürünleri Aipoly uygulaması aracılığıyla talep edebiliyorlar.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon İçerik Editörü

Bir Cevap Yazın

Tüketiciler, Daha Basit ve Daha Sağlıklı Ürünler İstiyorlar

Markalar, sürekli olarak tüketici beklentilerini anlamaya yönelik araştırmalar yapıyorlar. Çünkü bu araştırmalardan elde edilen veriler, markaların ürünlerini ya da hizmetlerini şekillendirmesinde önemli bir rol oynuyor. Tüketici beklentilerine yönelik olarak yapılan yeni ve kapsamlı araştırmalardan biri ise dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu.

Fast Company’nin paylaştığı habere göre, markaların sürdürülebilirliğine odaklanan Sustainable Brands isimli global topluluğu yaptığı bu araştırma, iki parça halinde gerçekleştirildi. İlk olarak 2.000’den fazla Amerikan’a, ucu açık bir şekilde “iyi hayatın onlar için ne anlama geldiği” soruldu. Daha sonra katılımcılara ikinci bir soru yöneltildi ve bu soruda da nicelik olarak neyin en önemli olduğu soruldu. Katılımcıların %36‘sı “dengelenmiş sadelik” cevabını verdi, %28‘i ise “çevre ile anlamlı bağ“ın en önemli şey olduğunu söyledi. %26‘lık bir kısım “para ve statü” cevabını verirken %10 ise “kariyer ve eğitimsel mevkide kişisel başarı” şeklinde yanıt verdi.

Sustainable Brands’in kurucusu ve CEO’su olan KoAnn Vikoren Skrzyniarz’a göre, bu sonuçlar markalar için bir fırsata işaret ediyor. Kendisi, gelecekte tüketicilerin derin arzularıyla bağ kurabilen markaların başarılı olacağına inanıyor.

Bu araştırmadan çıkan bir başka önemli sonuç ise katılımcıların demografik özellikleri değişse de, dengelenmiş sadeliğe olan ilginin değişmemesi oldu. Yani katılımcılar siyasi görüşlerine, jenerasyonlarına ve cinsiyetlerine göre kategorilendirildiğinde bile, katılımcıların %30 ila %40 oranındaki bir kısmı dengelenmiş sadeliği ilk sıraya yerleştirdi.

Araştırma, ayrıca tüketicilerin farklı endüstrilere ve onların, iyi bir hayata yönelik isteklerimize karşı duyarlılıklarına nasıl baktıklarını da inceledi. Bu noktada gıda firmaları ön plana çıkıyor. Araştırmaya göre insanlar, gıda firmalarının, daha basit ve sağlıklı yaşamamıza yardım ettiğini ve paralarının karşılığını verdiklerini düşünüyorlar.

Bunların yanı sıra araştırmaya katılanlar; Apple, Amazon, Google ve Procter & Gamble gibi şirketleri de iyi hayat ideallerini karşılayan şirketler olarak gösterdiler. Ayrıca araştırmaya göre, tüketiciler giderek artan bir şekilde daha basit olan ve sağlığa ve refaha katkıda bulunan ürünler ve hizmetler istiyorlar. Son olarak araştırmaya katılanların %28’inin, iyi hayat düşüncelerine uygun olduğu için bir ürünü satın aldıklarını ifade ettiğini de belirtelim.

Sustainable Brands’in araştırmasının tamamına buradaki bağlantıya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

2018’de Artacak Siber Tehlikelere Karşı Hangi Konularda Önlem Alınmalı?

Sanal dünya neredeyse gerçeğinden daha hızlı dönerken, bu hızı sağlayan teknolojik altyapılar 2018’de artan siber risklerle karşılaşacak. Innovera, yeni ve modern dünyanın güncel risklerine karşı önemli uyarılarda bulunuyor.

Dijitalleşmeyle birlikte şirketlerin varlıkları siber ağlar üzerine taşınıyor; Nesnelerin interneti, giyilebilir cihazlar, artan bulut platformu kullanımı, Endüstri 4.0, finansal dünyanın ‘sanalize’ olması derken yaşam artık arka planda sorunsuz çalışması gereken ağ altyapıları üzerinde duruyor. Ancak bu durum dijital dönüşüm yolculuğuna çıkan kurumlar için başta kişisel verilerin gizliliği olmak üzere dikkat edilmesi gereken pek çok unsuru da beraberinde getiriyor. 2018 içinde karşılaşılması öngörülen tehlikelere karşı kurumları uyaran Innovera Genel Müdürü Gökhan Say, siber tehditlerin hayatımıza giren IoT gibi yeni nesil teknolojilerle birlikte hedef büyütmesine dikkat çekiyor.

Hangi konularda önlem alınmalı?

Nesnelerin interneti (IoT): Dijital dönüşüm yolculuğunuzda Endüstri 4.0 varsa nesnelerin interneti ile yolunuz kesişecek demektir. 2018’deki küresel IoT harcamalarının 772 milyar dolar olarak öngören IDC, yazılım ve güvenliğin oranının ise 2021’de yüzde 55’e yükselmesini bekliyor. “Ağa bağlı milyarlarca cihaz” olarak tanımlanan bu alanda yapacağınız yatırımlarda güvenlik başlığını ilk sıraya almanız önem taşıyor.

Kritik sektörler: Üretim, telekom, kamu, perakende, enerji.

Kişisel verilerin gizliliği: Özellikle Avrupa Birliği bünyesinde alınan ve 2018 başında yürürlüğe giren MIFID II gibi yeni kriterler bu alandaki siber risklerin boyutunu ortaya koyuyor. Alacağınız önlemlerle hem uluslararası güvenlik normlarına uyumlu hem de müşterilerinizi koruyan bir BT altyapısına sahip olmalısınız.

Kritik sektörler: Finans, Bankacılık, Perakende, Sağlık

Sanal paralar: Bitcoin, Ethereum gibi sanal kripto paralar kısa sürede hızlı kazanç için cazip görünebilir. Ancak kripto para borsaları ile dijital cüzdanlar da siber saldırıların odak noktasında. 2018, dünyanın farklı bölgelerinde çalınan verilerle birlikte başladı. Dijital cüzdanını kaptıran ve şirket içi ağınıza bağlanabilen bir çalışanınız kurumunuza ait veriler için de bir risk oluşturabilir.

Kritik sektörler: Finans, Bankacılık, Perakende

Bulut güvenliği: Dijital dönüşüm, diğer etkilerinin yanında işinize ait süreçlerin bulut platformlarına taşınması anlamına da geliyor. Bulut platformu sağlayıcınızın gerekli önlemleri almasıyla yetinmeden ek güvenlik önlemleri almalısınız.

Kritik sektörler: İş süreçlerini buluta taşıyan tüm şirketler

Otomasyon güvenliği: Dijital dönüşümle eşanlamlı kabul edilebilecek otomasyon süreçleri de 2018’in riskli alanları arasında bulunuyor. Otomasyon için kullandığınız yan ekipmanlardan sistemi oluşturan ana cihazlara kadar risklerin proaktif bir şekilde izlenmesi gerekiyor. Innovera’nın kurucuları tarafından global marka olma hedefiyle çalışmalarını sürdüren Atar Labs’ın Güvenlik Operasyon Merkezleri (Security Operation Center – SOC) için geliştirdiği tipte yazılımlar güvenlik seviyenizi yukarıya taşımanızı sağlayacaktır.

Kritik sektörler: Üretim, telekom, perakende, enerji

Uygulama ve veri güvenliği: Gartner’ın 2017-2018 Siber Güvenlik Riskleri raporundaki beş ana başlıktan biri olan uygulama ve veri güvenliğinin önemi bu yıl daha da artacak. Dijital dönüşümle birlikte artan uygulama ve büyük veri miktarının güvenilirliği için önlem almayan şirketler 2018’i pek de iyi hatırlamayacak.

Kritik sektörler: Perakende, telekom, enerji

Yapay zekâ: Henüz emekleme safhasında olsa da 2017’de başlayıp 2020’de hızlanan ve 2025 sonrası olgunlaşan bir yapay zeka kullanımı söz konusu olacak. Dünya Ekonomik Forumu’nun raporlarına da yansıyan bu öngörü dijital dönüşümde önemli bir basamak olma niteliği taşıyor. Şirket içi verimlilik adına verilerinizi emanet ettiğiniz, bulut tabanlı bir yapay zekâ uygulaması ise sisteminiz için güvenliği zayıf arka kapılar anlamına gelebilir.

Kritik sektörler: Bankacılık, sigorta, telekom, danışmanlık

Phishing koruması: 2017, sistemleri kullanılmaz hale gelen fidye yazılımların son derece aktif olduğu bir yıl oldu. Bu durum, bilinçlenme ile birlikte azalsa da 2018’de sürecek. İşinizi doğrudan sekteye uğratacak bu tip saldırılar için hem kurum içi bilgilendirme hem de ağ altyapınızı koruyacak önlemleri devreye sokmalısınız.

Kritik sektörler: E-posta iletişimi yoğun olan tüm sektörler

DDoS atakları: Uzun yıllardır gündemde olan bu saldırı tipi, dijital dönüşüm ve nesnelerin interneti uygulamalarının yaygınlaşmasıyla yükselmeye devam edecek. Ağınızın güvenlik seviyesini gözden geçirmek faydalı olabilir.

Kritik sektörler: Orta ve büyük ölçekli, bilgisayar ve ağa bağlı donanım adedi yüksek tüm şirketler.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link












Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
19 Nisan'da Uniq Istanbul'da Sophia'nın da katılımı ile Marketing Meetup'ta buluşuyoruz.
close-link





Migros’un katkı ve destekleri ile
Türkiye’deki perakende sektörünü ele alıyoruz